SÖYLEŞİ: Ümit Ünal - 9 Kaplan Gücünde Bir Yönetmen (Bölüm 1)
19 Kasım 2002 Salı - 00:00

SÖYLEŞİ: Ümit Ünal - 9 Kaplan Gücünde Bir Yönetmen (Bölüm 1)


Sansür tehlikesinin ardından, vizyona girip giremeyeceği belirsizleşen Ümit Ünal filmi 9, Türkiye'den 2002 Oscar'larına gönderilecek film olarak seçilince, paldır küldür gösterime girdi. İyi ki de girdi, çünkü Türk Sinemasının en ilginç filmlerinden birini izleme şansı bulduk böylece. Daha çok senaryolarıyla Türk Sinemasında sağlam bir yer edinmiş olan Ümit Ünal ile, beyazperde.com okuyucuları için uzun bir söyleşi yaptık.

Sansür, Türk Sineması, film müziği derken, ancak iki kerede yayımlayabileceğimiz döküman oluştu elimizde.

Daha ilk filmini çekmesine rağmen, Türk Sinemasının 10 kaplan gücünde yönetmenlerinden biri olduğunu ispat eden Ünal ile yaptığımız röportajın birinci bölümü aşağıda?




9, vizyona girmeden önce sansür haberleri ile gündeme geldi, filmin sansür hikayesinden başlayalım isterseniz?

O zamanki hükümet içindeki çelişkilerden kaynaklanan saçma bir durum bence. Eser İşletme Belgesi almak gerekiyor. Onu da veren bir kurum var. Sanırım, o kurulun üstünde bir baskı vardı. Büyük Adam Küçük Aşk, üst kurul tarafından yasaklanmıştı. Bu kurul da biraz tedbirli davranalım dedi herhalde.

Benim filmime baktığınız zaman, siz de gördünüz, suç unsuru oluşturabilecek bir şey yok. Fakat çok aykırı bir film. Hem üslubuyla, diliyle, hem de anlattıklarıyla. Görenlerde bir irkilme uyandırıyor.

Başka bir röportajınızda siyasi bir gruba saldırım yok diye belirtmişsiniz. Aslında genel olarak bütün sistemin işleyişine dair bir sorgulama var.

Tabii tabii. Ben bütün karakterlere eşit uzaklıkta bakıyorum. Tabii ki filmin bir politik görüşü var, ama o politik görüş, kesin hatlarıyla çizilmiş değil. Daha genelde iktidar meselesiyle sorunu var.

9, 21. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Kadın Oyuncu ödülleri aldı. Yurtdışındaki festivallerde nasıl tepki gördü?

On küsur kadar festivale gitti şimdiye kadar. Genelde çok iyi tepkiler aldığını söylüyorlar. New York Türk Filmleri festivalinde gösterildi. Oradan çok iyi tepkiler geldi. Ayakta alkışlandı. Ondan sonra Seul'de ödül aldı.








9, deneysel bir film. Türkiyede henüz klasik sinema adına yapılan denemeler bile çok olumlu sonuçlar vermiyorken, siz böyle ilginç bir filmi nasıl tasarladınız?

Okul sıralarında da deneysel denebilecek filmler yapıyordum. Mesela bizim okulda ( 9 Eylül Üniversitesi / Sinema Tv) ilk defa 8 mm ile sesli film yaptım. Okulda kısa filmleri açı-ters açı gibi klasik sinema dili üzerine kurmak isterler. Bense, o sırada uzaktan aşık olduğum birine ilan-ı aşk yapmak için sanatsal bir çalışma yapmaya uğraşıyordum. Benim tarzım o yani. Ama okul bittikten sonra geldim ticari sinemada yer aldım. Yazdığım senaryolarda, kendime dair, kendi anlatımım diyebileceğim bir şey yoktu.


Çok az parayla 9'u yaptık. Kaybedeceğimiz bir şey yoktu. Ben de kendimi üslup konusunda tamamen serbest bıraktım. Seyirciyi bile düşünmedim diyebilirim. Sadece hikayeye odaklandım. Üslup da zaten o hikayeden doğdu. Şöyle bir üslup yapayım diye karar verip de yola çıkmadım.

Senaryoyu da zaten daha önceden yazdığım senaryolar gibi yazmadım. Amatör kamerayla çekilecek görüntüleri planladım. Bir de sorgu sahnelerini, görsel bir şey yazmadan tümüyle diyalog olarak yazdım.

Oyuncularla ön çalışma yaptınız mı? Yoksa doğaçlama mı gelişti?

Oyuncularla senaryo üstünde çok konuştuk. Prova gibi değil. O şekilde sevmiyorum. Cezmi (Baskın) ve Ali (Poyrazoğlu) ile karakterler üzerine çok konuştuk. Ali'ye ilk önce Amerikalı rolünü önermiştim. O, Firuz'u beğendi. Ondan sonra o karakteri bir kere daha yazdım. Cezmi senaryoya hikayenin gelişimi açısından çok katkıda bulundu.

Fikret (Kuşkan) ve Ozan (Güven) ile çalışmak istiyordum. Ozan'ı ilk görüşte hah bu çocuk dedim. Ama rollerini ters önermiştim. Fikret'in rolünü Ozan'a, Ozan'ın rolünü Fikret'e önermiştim. Ozan ilk okuduğunda, hayır ben öbürünü oynamak istiyorum dedi. Orada da birden karakterlere bakışım değişti. Bu bağlamda ön çalışması çok oldu, ama oturup hadi şu diyaloğu oynayalım şeklinde bir şey olmadı.

9 filmini çekmeden önce senaryo yazdığınızı biliyoruz. Başka hangi alanlarda çalıştınız?

Okulda kısa filmler yapıyordum. Okuldan mezun olduktan sonra İstanbul'a geldim. Önce asistan olarak çalıştım. Adı Vasfiye ve Bir Avuç Cennet gibi filmlerde. Sonra Teyzem?i yazmaya başladım. Okul sırasında yazmaya başlamıştım daha doğrusu. Müjde Ar?ın oynamasını istiyordum yazmaya başladığımdan beri. Adı Vasfiye'de Müjde'yle tanıştım, ona verdim senaryoyu, o çok beğendi. O sırada Milliyet gazetesinin senaryo yarışmasından birincilik ödülü kazandım. 85'te gelmiştim İstanbul'a, 86'da film çekildi. 5 sene sadece senaryolar yazdım. Sonra reklamcılığa başladım. Metin yazarlığı yapmaya başladım. Kreatif direktör oldum. Bir ara 2 sene kadar ara verdim. Yine senaryo yazdım. En son 96’da ajans içinde reklam filmleri çekmeye başladım. Kreatif direktör olarak. Kendim yazıp çekiyordum. 99’un sonundan beri de freelance çalışıyorum.








Tiyatro oyunu yazdınız mı hiç?

Kerem Kurdoğlu'yla ortak yazdığım bir oyun var. Ama kendi projem olarak görmüyorum. Kerem'in projesinde bir nevi yardımcı yazarlık yaptım. Diyalogları yazdım. Hikaye, kurgu hepsi Kerem'indi.

Senaryo yazarken yönetmenlerle beraber mi çalışıyordunuz, yoksa bağımsız mı?

Teyzem, tamamen bağımsız yazılmış bir senaryo, ama o da çekilmeye karar verildikten sonra Halit beyle oturup tekrar yazdık. O da benim için öğretici bir süreç oldu. Ama Teyzem'in çekiminden memnun değilim. Bir iki sene sonra tekrar çekmeyi bile düşünüyorum. Ya da ona benzer bir şey... Onun dışında bütün senaryolar ısmarlama olarak geldi.

Hayallerim, Aşkım ve Sen de benim fikrimdi ve ben Atıf beye götürdüm. Sormuştu Türkan Şoray'a uyacak bir rol var mı diye. Hemen hemen hepsi ısmarlama geldi. Şöyle bir hikaye var, yazar mısın diye. Ve hepsi yönetmenle ortak çalışılarak gelişti. Zaten bir ekip halinde çalışılırdı. 20 gün, bir ay her gün toplanılır ve tretman üzerine konuşulur. En son bir kişi oturur yazar.


Sonuçları ve çalışma ortamı bakımından hangilerinden memnun kaldınız?

Beğendiğim senaryolarım Teyzem ve Hayallerim Aşkım ve Sen diyebilirim. Diğer çekilenlerin içinden beğendiğim yok. Piano Piano Bacaksız da iyi bir film, ama o da benden çıkmıştı artık ilk yazımdan sonra.

Sekiz senaryo üzerinde çalıştım. Hala bakınca Teyzem iyi bir senaryo ama ondan da film olarak memnun değilim. Hayallerim, Aşkım ve Sen daha güzel bir film.

Söyleşinin 2. bölümü için buraya tıklayın...

Söyleşi
Nur Özgenalp
Serdar Kökçeoğlu

Fotoğraf
Levent Türkan

Yorumları gör

Yorumlar

En Popüler Fragmanlar
Deliler Fragman
16.787 gösterim
Ophelia Orijinal Fragman
174 gösterim
Alita: Savaş Meleği Altyazılı Fragman (6)
534 gösterim
Gloria Bell Orijinal Fragman
Fighting with My Family Orijinal Fragman
123 gösterim
Dumplin' Orijinal Fragman
Tüm fragmanları görüntüle