2000'li Yılların En İyi 10 Yabancı Filmi

28 Aralık 2009 Pazartesi - 00:00

 

OKTAY EGE KOZAK:


 


10- The Weather Man/Fırtınalı Hayatlar: Kanımca 00'lı yılların en hakkını alamamış filmi. 2005 yılında sessizce vizyona girip çıkan Weather Man, Nicholas Cage ve Michael Caine'in kariyerlerinin belki de en başarılı performanslarını sunuyor. Gore Verbinsky'nin yönetimi, gerçekçi ve karanlık yaşam gözlemini karakterlerine getirdiği empatik yaklaşımla mükemmel bir biçimde bileştirerek kendine özgü bir dramadi sinejisi yaratıyor. The Weather Man, yeniden keşfedilmeyi hakeden bir film.


 


9- Almost Famous / Şöhrete İlk Adım: Jerry Maguire ile 90'lı yıllara damgasını vuran Cameron Crowe, 2000 yılının Almost Famous'u ile yeni milenyumun ilk yılına da damgasını koyuyor. Crowe'un 70'li yıllarda Rolling Stone dergisi için Led Zeppelin ve The Who gibi efsanelerle tura katıldığı yıllardan etkilenen film, 15 yaşında bir gencin Stillwater isimli bir rock grubuyla tura katılması etrafında kurulu.. Kişisel sinema arıyorsanız, daha fazla aramanıza sebep yok.


 


8- There Will Be Blood / Kan Dökülecek: Bu listede 50 sene sonra film okullarında gerçek bir klasik olarak tartışılacak ve incelenecek tek film olacak sanırım There Will Be Blood. Sinema dünyasının modern dahisi Paul Thomas Anderson'un genç bir Kubrick'i hatırlatan obsesif-kompulsif yönetimi ile Daniel Day Lewis'in muhteşem performansı bir araya geliyor ve ana karakteri kadar acımasız bir şaheser yaratıyor. Sonsuz yaratıcı müziği ve ?rasgele bir kare seç, duvarına as? tarzı sinematografisinin de yardımıyla There Will Be Blood, adeta ölümsüz sinemaseverlerin eroini.


 


7- Up / Yukarı Bak: 2000'li yılları gerçek bir animasyon klasiği olan Up ile bitiriyoruz. Film, her daim heyecan veren, nefes kesen bir macera sunmakla kalmıyor, modern Amerikan animasyonundan beklenmedik bir başarı yakalıyor: Gerçek hislere, rüyalara ve motivasyonlara sahip insanlar (ve köpekler) yaratıyor. Tek kelimeyle mükemmel bir film.


 


6- Adaptation / Tersyüz: Senarist Charlie Kaufman ve yönetmen Spike Jonze ikilisinin son ve en iyi filmi. Kaufman, Susan Orlean'in ?Orkide Hırsızları? kitabını uyarlamanın bir yolunu bulamayınca kendini senaryoya sokuşturuyor, Donald adında yapmaca bir ikiz kardeş yaratıyor ve sonuç belki de son on yılın en çılgın ve en orjinal senaryosu oluyor. Makyaj yardımı olmadan her an hangi ikizi izlediğimizi farkına vardıran Nicholas Cage, Charlie ve Donald karakterleri ile 2000'li yılların bir diğer şahane performansına daha imza atıyor.


 


5- Michael Clayton / Avukat: Son on yılın en büyük sürprizi. Bourne üçlemesinin yazarı Tony Gilroy'un yazıp yönettiği film, yüzeyde John Grisham tarzı klasik bir komplo gerilimi. Fakat alttan alta acımasız büyük şirket yaşamının insan ruhu üzerindeki etkilerini inceleyen, yetmişli yılların karanlık ve gerçekçi Hollywood'unu hatırlatan, düzeyli bir insan incelemesi sunuyor. Eleştirimde de belirttiğim gibi bizim gibi sinemaseverler Michael Clayton gibi filmler için yaşıyor.


 



 


 


4- Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü / Lord of the Rings: The Return of The King: Eğer 00'lı yıllara damgasını vurmuş tek bir film türü varsa, o da çok satan kitaplardan uyarlanan yüksek bütçeli fantazi sinemasıdır. Yeni milenyumun ilk on yılında fantazi türü, sinemaları tekeline aldı. Fakat türden kolayca para kazanmayı amaçlayan yüzlerce filmin hiçbiri Peter Jackson'un Tolkien'in efsanesini uyarlamaya çabaladığı devasa Yüzüklerin Efendisi projesinin görkemi ve heybetine yaklaşamadı. Üçlemenin her filmi listede yerini hak ediyor. Fakat tek bir bölüm seçmem gerekirse, o da Jackson'un bize ağızları açık bıraktıran, Blockbuster sinemasında çıtayı bir kaç kilometre yükseğe çıkaran bir final sunduğu Kralın Dönüşü'dür.


 


3- Children of Men / Son Umut: Alfonso Cuaron'un sert ve güçlü şaheseri benzeri görülmemiş bir mücevher. Film, gelecek dünyasını günümüze ayna tutmak için kullanırken, gerçek anlamda yetişkin bir bilim-kurgu yaratıyor. Yaratılan çocuksuz dünya, bize insanların ne kadar çirkin ve acımasız olabileceklerini gösterirken aynı zamanda bitmek bilmeyen korku ve paranoyanın ortasında çıkabilecek minnacık bir umudun önemini aktarıyor. Sinema tarihinin bir değil, tam üç adet unutulmaz tek çekim sekansı bu filmde mevcut. Theo'nun savaşın ortasında dünyadaki tek hamile kadını aradığı on dakikalık çekim, karesi karesine incelenmeli.


 


2- Yapay Zeka / A.I.: Eğer Weather Man son on yılın en hakkını alamamış filmi ise, Yapay Zeka 00'lı yılların en yanlış anlaşılmış filmidir herhalde. ?Spielberg, şeker katıp Kubrick'i bozdu? gibi muhabbetlere girmeden önce aklınızda tutun ki, Kubrick, kişisel olarak Spielberg'in Yapay Zeka'yı yönetmesini istedi.. Son 20 dakika hakkında halen şikayet edenler varsa iki gerçek aklınızda bulunsun: Bir, o sonu Spielberg değil, Kubrick istedi ve iki, filmin finali kesinlikle mutlu bir son değil. Bu gerçeği anlayana kadar Yapay Zeka'yı tekrar tekrar izlemenizi tavsiye ediyorum. Yapay Zeka, zaman geçtikçe 2001: Bir Uzay Macerası'nın yanında yerini alacak, birinci sınıf kalite bir bilim-kurgu olarak anılacaktır.


 


 


 

1- Wall-E: Wall-E neden mi son on yılın en iyi filmi? Çünkü son on yılın en iyi animasyonu, bilim-kurgusu, macerası, romansı, tüketim kültürü eleştirisi, çevre mesajı ve her anlamda 00'ların en eğlenceli ve nefes kesen yapımı. Andrew Stanton ve Pixar ekibi, Wall-E isimli bir temizlikçi robot ile son on yılın belki en insani karakterini yaratıyor. Wall-E'nin parlak araştırma robotu EVE ile olan romantik ilişkisi son yılların en düzeyli olduğu kadar duygusal, en içten aşk hikayesini yaratıyor. Wall-E, görülmesi gereken bir mucize, ve son on yılın en iyi filmi.

 


 


SERDAR KÖKÇEOÐLU:


 


28 Gün Sonra (28 Days Later): Godspeed You! Black Emperor'ın müziği eşliğinde zombiler bu çağın bir metaforuna dönüştüler; bu dönüşüm aynı zamanda bir alt türün yeniden uyanışıydı.


 


 


 

Antichrist: Korku sinemasının üzerinden klişeler dökülen klasikleşmiş hikayelerini arada bir başka yönetmenlerin eline bırakmak gerek.


 


Decasia: Avangard sinemada found footage'ın önemini hatırlatan, hipnotize edici bir ?toplama film?.


 


Gir Kanıma (Let the Right One In): Neredeyse tüm romantik vampir filmlerini temize çeken esaslı bir çalışma.


 


Görkemli Hayatım (American Splendor): Yetişkin çizgi romanları (grafik roman da diyebiliriz) üzerine olgun bir kurmaca/belgesel.


 


Inland Empire: David Lynch bilinçaltından sinema sanatına yeni yollar açmaya devam ediyor.


 


 

Mulholland Çıkmazı (Mulholland Drive): David Lynch bilinçaltından sinema sanatına yeni yollar açmaya devam ediyor.

 

Ölüm Oyunu (Battle Royale): 2000'lerde bir uzakdoğu sineması çılgınlığı yaşadığımıza şüphe yok. Öte yandan gençleri tehlike olarak algılayan bir kültürü en iyi deşifre eden çalışma buydu.

 


Saklı (Cache): Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste diyen Haneke'ye listede yer vermemek olur mu? Şüphesiz başka bir filmi de olabilirdi.


 


Visitor Q: Son on yılda sinema serüvenini yakından takip ettiğim Takashi Miike'nin en bilinen filmi veya en çarpıcı korku denemesi değil. Ve fakat burada geleneksel kurumlara Pasolini tarzı tekmeler atıyor.


Voir les commentaires

Yorumlar