Cennetimden Bakarken
01 Mart 2010 Pazartesi - 00:00

Alice Sebold'un çok satan romanından uyarlanan filmin çekim notlarını yönetmenden dinleyelim.

 


Alice Sebold'un çok-satan kitabından uyarlanan ve Oscar ödüllü Peter Jackson'ın yönettiği film, Aralık 1973'te okulundan eve dönerken bir cinayete kurban giden 14 yaşındaki Susie Salmon üzerinde odaklanır. Ölümünden sonra dünyada kalan ailesini izlemeye devam eder. Dikkatini özellikle de katili üzerine yoğunlaştırır. Harika ama bir o kadar da esrarengiz görünümlü öbür dünyada sıkışıp kalan Susie, kendi intikam arzusu ile dünyada bıraktığı sevdiklerini mutlu görme isteği arasında bir tercih yapmak zorundadır.



 


Prodüksiyon Notları
Alice Sebold'un ?The Lovely Bones? adını ikinci kitabı 2002 yılında okurlarıyla buluştu. Daha piyasaya çıktığı anda neredeyse günümüzün klasikleri arasına girmekle kalmayıp dünyanın her köşesindeki okurlar ve eleştirmenler arasında geniş yankı buldu. Bu kitapta sıradan bir kız çocuğunun ürkütücü ortadan kayboluşu ve öldürülmesini konu alan çağdaş bir suç / polisiye öyküsü vardır. Mezarın ötesinden anlatılan ?The Lovely Bones'ta ölüm sonrası yaşam kavramına çok özgün ve kişisel bir yaklaşım getirilir. Ölümün aslında beklenmeyen ışık, güzellik ve umutlarla dolu olduğunu anlatan bir hikayesi vardır.
Peter Jackson ekran üzerindeki etkileyici anlatımıyla ünlenmiş bir yönetmendir.

 

 ?The Lord of the Rings ? Yüzüklerin Efendisi? üçlemesinin senaryosunu yazıp, yönetmenliği ve yapımcılığını üstlenmesiyle; o filmlerde J.R.R. Tolkien'in kitaplarındaki fantastik dünyasını akıllardan hiç çıkmayacak şekilde ekranlara taşımasıyla tanınır. Üç filmin toplam gişe hasılatı 3 milyar dolara ulaşırken 30 dalda Oscar ödülüne aday gösterildi; 17 Oscar aldı. Bunların arasında serinin üçüncüsü ?The Lord of the Rings: The Return of the King? ile aldığı en iyi film Oscar'ı da vardı. Aynı filmle en iyi yönetmen ve senaryo Oscar'larının da sahibi oldu.

 

?The Lovely Bones'u ilk okuduğunda ?The Lord of the Rings: The Two Towers'ın post prodüksiyon işlemleriyle uğraşıyordu. Kitabı ona verenler ise, yıllardır beraber çalıştığı yapımcı dostları Fran Walsh ile Philippa Boyens oldu.

 

Ünlü yönetmen o günleri şöyle anımsıyor: ?İnsanlar bu kitabı okumam için ısrar ediyorlardı. Sonunda okuyacak zaman bulabildim. Neden bu kadar heyecan yarattığını kendim görmek istiyordum. Okuyunca olağanüstü güçlü ve davetkar bir öyküsü olduğunu gördüm. Yüzeyden bakınca her anne-babanın en büyük korkusu olan çocuğunu kaybetme üzerineydi. Ancak derinlemesine bakıldığında sevginin günahları bağışlayıcı gücü üzerine bir öykü gelişiyordu ki, bence insanların kitaba gösterdiği yoğun ilginin temelinde bu vardı.?
 
Kitap ilgisini çekmişti ama harekete geçebilmek için öncelikle film haklarının satın alınması ve Sebold'un onaylaması gerekiyordu. Konuyu araştırınca Wild Child Films yapımcılarından Aimee Peyronnet ve o günlerde Film4'te uzman olarak görev yapan James Wilson tarafından opsiyonlanmış olduğunu gördüler. Jackson, Walsh ve Boyens'in kitaba duyduğu büyük tutku onları Film4'ün kapısını çalmaya yönlendirdi.

 

?Alice ile tanıştığımızda aramızda gerçek bir bağlantı oluştu? diyor Boyens, ?Son derece nazik, açık yürekli ve dürüst bir insan olduğunu gördük. Sonradan bize geri dönüp de kitabını doğru insanlara teslim ettiğini söylediği için kendimizi çok talihli hissediyoruz.?



 

Jackson sözlerine şöyle devam ediyor: ?Filmin kuşku boyutu, insanın zevk alma konusundaki kapasitesi hakkında daha geniş kapsamlı ve karmaşık bir öykünün içine örülmüştür. Cinayet işlemekten zevk alan şeytani ruhlu bir adam üzerinedir. Aynı zamanda da çok büyük kaybın ardından yaşamlarını yeniden yapılandırmaya çalışan bir aile üzerinedir.?


Filmin Görsel Tasarımında Cennet ve Dünyayı Birleştirmek

Peter Jackson için ?The Lovely Bones'un en ilginç yönü, Alice Sebold'un kitabını yazarken dünya üzerindeki gerçek yaşam ile sonrasındaki yaşamın gizemini bütünleştirerek okurlarının hayal gücünde yeni ufuklar açmasıydı. ?The Lovely Bones'ta var olan ?öbür dünya? unsurları, Jackson'ın yaratmakta usta olduğu fantastik gerçeklik olgusuyla yepyeni bir tarzda oynaması için fırsat veriyordu. Ancak aynı zamanda da bu film, belki de bugüne kadar yapılmış en keskin duygularla yüklü ve sinemasal açıdan en sade filmi oldu.

 

Jackson bu konudaki yaklaşımını şöyle açıklıyor: ?Bu filmi yapmak isteyişimin sebeplerinden birisi, bir öykü anlatırken herşeyi çok sade tutabilmeyi denemekti. Susie'nin ?ara bölge? dünyası gibi büyüleyici görsellerimiz şüphesiz vardır ama filmdeki en favori sahnelerimin çoğu olağanüstü sadelikle hazırlandı.?

 

Jackson sözlerine şöyle devam ediyor; ?örneğin Lindsey karakterinin Mr. Harvey'in evine gizlice girdiği sahneyi ele alalım. Bu sahnede süper zekice hiçbir şey yoktur. Ancak o sahneyi herşeyin ses olgusuna odaklanması sebebiyle severim. Çatıdaki kiremitlerin çıtırdaması, rüzgarın esmesi ve kapının gıcırdaması o sahneyi çok etkin kılar. Aslında herşey, bir gazetenin sayfalarının çevrilmesi veya yer döşemesinden çıkan sesler gibi en küçük detaylarda gizlidir. Böyle bir sahne sayesinde drama boyutunu en sade ve en ekonomik yöntemlerle şekillendirme zorluğunu yaşadım. Böyle bir deneyimi oldukça hayat verici buldum.?

 

?The Lovely Bones'un akışı boyunca filmin modu ve atmosferi gibi konular, Jackson'un özel efekt ve bilgisayar efekti alanındaki uzmanlığının önemli bir parçası oldu. En başından itibaren Salmon ailesinin gündelik hayatı ve dünyevi mücadelesi ile Susie'nin ?ara bölgedeki? büyüleyici deneyimi arasında farklı bir görsel çizgi oluşturmayı istedi. Bunu yaparken de, daha önce ?The Lord of the Rings? ve ?King Kong'daki çeşitli peyzaj ve çevresel görünümlerin konseptleştirilmesine yardımcı olan sanatçılar ekibiyle yakın işbirliği halinde çalıştı.

 

?The Fellowship of the Ring ? Yüzük Kardeşliği? ve ?The Return of the King ? Kralın Dönüşü'ndeki çalışmalarıyla Oscar ödülü kazanan görüntü yönetmeni Andrew Lesnie, ?The Lovely Bones? için tarz değişikliğine gitti ve daha doğal ışıklandırma stili kullandı.



 


?Andrew ile aramızda zaman içinde oluşan kısa yollar vardır? diyor Jackson, ?Daima çift kamerayla çekim yapmayı severiz. Bunlardan birisi prova ve plan amaçlıdır; ?talihli kamera? dediğim diğeri ile master çekime eklemek üzere farklı detayları yakalama fırsatı buluruz.?

 

Jackson ile Lesnie ayrıca Stanley Tucci'nin hareketlerini çok küçük bir ?ruj kamera? ile çektiler. Kibrit kutusundan daha büyük olmayan bu kamera ile Mr. Harvey karakterinin dünyasındaki çok ince detayları yakalamayı hedeflediler.

Gizemli cinayetten aile dramasına ve öbür dünyayla ilgili düşüncelere kadar çok farklı tonlar içeren ve hepsini tek parça halinde toplayan ?The Lovely Bones'un kurgusunda da yepyeni bir yaklaşım uygulandı. Kurgu editörü Jabez Olssen'den tüm prodüksiyon boyunca sette kalması istendi. Teknik gelişmelerin desteğini alan Olssen, kurgu çalışmasına Pennysylvanya sokaklarında, Yeni Zelanda ormanlarında başlama fırsatı bulurken Jackson'ı yeni fikirlerle besledi.

 

Böyle bir çalışmayı daha önce hiç yapmadığını ama çok yararlı bulduğunu belirten Peter Jackson, ?Yeni bir sahnenin çekimini beklerken Jabez kucağında laptopuyla hep yanımdaydı. Son bir iki günde çektiğimiz sahnelerin kurgusunu yapıyorduk. Ritmi böylece koruduk. Filmin çekimleri tamamlandığında kurgunun önemli kısmını beraber yapmıştık.?

 

Daha sonra ekibin kurgu odasında toplanmasıyla süreç daha yüksek oranda kreatif boyut kazandı. Jackson'ın bu konudaki yorumu şöyle: ?Bu filmin kurgusu hayati önem taşıyordu. Çünkü çizgisel olmayan; geleneksel zaman kavramıyla oynayan bir öyküsü vardı. Farklı fikirler üzerinde çeşitli denemeler yaptık. Fran Walsh da kurgu odasındaydı. Öykü anlatımını şekillendirme sürecinin ayrılmaz parçası olan kurgu çalışmasına o da katıldı.?

 

Kurgu editörü Olssen için de bu deneyim daha öncekilerin hiçbirisine benzemiyordu. Neler yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: ?Kurgu odasında önemli miktarda deneme yaptık; çok şeyler keşfettik. Kurgusal açıdan yaptığımız eğlenceli şeylerden birisi, gerilim ve endişe boyutları üzerinde çalışmaktı. Aynı zamanda öykü yapısı ve tonu üzerinde de deneyler yaptık. Bu film kolayca belli bir tarza uyabilecek bir film değildir. Polis prosedürü veya ?kim yaptı?? türünde bir film olduğu söylenemez. Bundan daha karmaşık ve incelikli boyutları vardır. Kim olduğunu ve yaşamlarını nasıl devam ettireceğini çözmeye çalışan bir aile üzerinedir.?

 


 

Bir Sonrakini Hayal Etmek: Susie'nin Belirsizlikteki Araf'ını Yaratmak
Sıra ?Ara Bölge'deki limitsiz gerçekliği yaratmaya geldiğinde Jackson, Susie'nin umutlarını, sevinçlerini ve en derin korkularını yansıtacak görsel bir metafor kullanmayı tercih etti. Bu konudaki yaklaşımını şöyle açıklıyor: ?Ara Bölge'deki herşey Susie'nin duyguları tarafından yönlenir. Onun mutlu veya üzüntülü olmasına bağlı dönüşüm geçirir. Susie'nin bulunduğu modun ve canlıyken dünyada onu çevreleyen kültürün bir yansımasıdır. Şiirsel anlar da vardır, karanlık anlar da??

 

Öbür dünyayla ilgili konseptlerin geliştirilmesinde önerdiği sayısız olasılıklarla VFX sanat yönetmeni Michael Pangrazio yardımcı oldu. Peter Jackson, daha önce farklı projelerinin konsept tasarımlarını hazırlayan Michael Pangrazio'nun çalışmasını şu sözlerle tanımlıyor: ?Bizim için en iyi yöntem herşeyi sanat aracılığıyla bulmaktı. Belirli bir ağacın veya dağın nasıl görüneceğini bize göstermek için 10-12 farklı taslak çizim hazırladı. Böylece kafasındaki herşeyi bize en somut ve gerçek şekilde gösterdi. Weta bünyesindeki diğer sanatçılar ve VFX süpervizörümüz Christan Rivers da konsepte dayalı sanat katkısı yaptılar. Öyle çok fikir vardı ki, kullanmadığımız fikirlerle başlıbaşına bir film daha yapabilirdik.?

 

Pangrazio daha yapımcılarla bile tanışmasından aylarca önce çizimleri yapıyordu. Bu ilk çizimlerinin son derece yaratıcı bir beyin fırtınasına yol açtığını belirterek şöyle diyor: ?Öbür dünya kavramı öylesine açık uçlu bir kavramdır ki, en sıradışı ve gerçeküstü olabilecek şeyler üzerinde bile çalışmaya karar verdik. Belirli bir kavrama bağlı kalmadan ufkumuzu olabildiğince genişlettik. Hatta mantık sınırlarının tamamen dışında düşünmek zorunda kaldım. Böylece görsel açıdan normalde bir araya gelemeyecek herşeyi bir araya getirdik. Yaptığımız tartışmalar sırasında oluşan kreatif yogunluktan büyük keyif aldım.?

 

Susie'nin cennet gibi dünyasıyla ilgili final illüstrasyonların ortaya çıkmasından sonra Yeni Zelanda'nın ödüllü Weta Digital yapım evinin digital efekt çalışmalarıyla ünlü iki adamı kabul edilen VFX süpervizörü Christian Rivers ile baş VFX süpervizörü Joe Letteri devreye girdi.

 

Daha önce hiç keşfedilmemiş bir bölgede çalışma yapılacağının hemen farkına varan Christian Rivers, uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: ?Peter ile Fran'ın çok sinemasal birşeyler görmek istediğini biliyordum. Ancak yaptığımız şey konusunda elimizde bir referans yoktu. Sonuçta ulaştığımız görünüm, ?süper-gerçek? diye tanımlayacağım yükseltilmiş gerçek oldu. Normal dünyadakinden çok daha yükseltilmiş bir hayat sözkonusuydu. Susie'nin ?araf? diyebileceğimiz ?ara bölgesinde? hiçbir fiziksellik hissedemezsiniz. Peter ile Fran'ın isteği, o dünyanın rüyadakilere benzer bir duygu verecek şekilde düzenlenmesiydi.?

 

Dünyadan Cennete Sızanlar: Susie'nin Motifleri

Susie'nin ara dünyası gerçeküstü ve büyüleyicidir ama aynı zamanda dünyadaki yaşamından bir dizi önemli parça da vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

 

v   İlk romantik aşkı Ray Singh ile karşılaştığı alışveriş merkezi terası

  Babasıyla beraber yaptığı şişedeki gemiler

   Susie'nin hayatını kaybettiği mısır tarlası

 

Teras motifini filmde çeşitli şekillerde cisimlenir. Kimi zaman orman içindeki sulu alanda pırıl pırıl parlayan bir deniz feneri, kimi zaman da fırtınalı ormanda paramparça olmuş bir yapı olarak görürüz. Joe Letteri bu durumu şu sözlerle açıklıyor: ?Teras motifini Susie'nin gidilebilecek bir yer olarak daima aklında tuttuğu bir motif olarak gördük. Orası Susie'nin en emin yeriydi.?

Duygusal önemi olan bir başka motif de, babasının en sevdiği hobisi olan şişedeki gemiler motifidir. Susie'nin cennetinde aynı minyatür kağıt gemiler, dalgalı denizde gerçek boyutlarda yelkenliler olmuştur. Susie'nin, babasının çöküşüne tanıklık yaptığı gibi onlar da bile bile kayalık sahillere çarparak kendilerini yok etmeye çalışırlar.




 

Letteri bu dev hatıraların nasıl yaratıldığını şöyle açıklıyor: ?Bunları yaparken ince bir çizgide yürümek istedik. Gemilerin patlayan minyatürler gibi olmamasına özen gösterirken aynı zamanda gerçek gemi gibi durmamasını da istedik. Doğru görünümü tutturana kadar sıkı çalışma yaptık. Sonunda gerçek gemilerin kayalara çarpmasında olduğu gibi parçalanmalarını sağlayacak animasyon hazırlama kararına ulaştık.?


Susie'nin cennetindeki motiflerden biri de cinayete kurban gittiği mısır tarlasıdır. Burası da dönüşüm geçirerek dalgalı denize dönüşen altın rengi bereketli bir arpa tarlasına dönüşür. Rivers bu konuda neler yapıldığını şöyle anlatıyor: ?Peter'ın gördüğü bir sanat çalışmasında Susie bir okyanus halini alan bir tarlada koşuyordu. Bunu yaratmanın bir çaresini bulmalıydık. Susie rolünde oynayan Saoirse'nin çekimlerini dalgalı bir su tankındı yaptık. Görüntünün geri kalan kısmını digital ortamda yarattık. Susie'nin arpa tarlasına batması ve yatağına doğru akmasıyla olağanüstü rüya özellikleri taşıyan bu sahneyi çok seviyorum.?

Jackson ile Lesnie, Susie'nin ?ara dünyası'yla ilgili çekimlerin tamamını Yeni Zelanda'nın dünyadaki cennet olarak bilinen Güney Adasında yaptılar. Böylelikle Pennsylvanya'dan tamamen farklı görsel ortam yaratıldı. En çarpıcı ve şiirsel ortamları bulmak için adanın tamamı tarandı. Çekimlerin büyük kısmı Queenstown'daki turistik kayak tatil köyünde gerçekleştirildi. Burası yoğun ormanları, el değmemiş dağ gölü ve çarpıcı ortamıyla tercih edildi.

 

Dünya'ya Dönüyoruz: Pensilvanya Prodüksiyon Tasarımları

?The Lovely Bones'un film haklarını garantileyen Peter Jackson, kitabın yazarı Alice Sebold'un yaşadığı yer olan Pensilvanya'yı ziyaret etmesi gerektiğini hissetti. Kendine özgü doğası ve mimari yapısıyla Philapelphia'nın 25 mil dışındaki Chester County bölgesindeki toplulukları ilk elden gördükten sonra ?The Lovely Bones'un film uyarlamasını kitaba esin kaynağı olan bu yerlerde yapması gerektiğine karar verdi. Böylece Jackson kariyerinde ilk defa olarak ABD topraklarında mekan çekimi yapmış olacaktı.

 

?Philadelphia'da çekim papmak kesinlikle doğruydu? diyor yapımcı Carolynne Cunningham, ?Karanlıktı, soğuktu ve kış mevsimiydi. Bunların hepsi mod açısından mükemmeldi.?

 

Peter Jackson bu filmde prodüksiyon tasarımcısı Naomi Shohan ile ilk kez işbirliği yaptı. Daha önce ?I Am Legend? ve ?American Beauty'deki çalışmalarından tanıdığımız Naomi Shohan, cennet ile dünyayı 1970'ler banliyö gerçekliğine oturtmak istediğini belirterek şöyle konuşuyor: ?Dünya'nın oldukça masum bir duygu vermesini istedik. Bugün artık bulamadığımız güvenlik atmosferi olmalıydı. Esin kaynağım bu oldu. Salmon ailesinin evinin, böyle bir dünyada çok özel bir ailenin yaşam tonunu en somut şekilde özetlemesi gerekiyordu.

 

Salmon ailesinin çevresinin neye benzeyeceği konusunda Peter Jackson'un aklında güçlü bir resim vardı. Ancak bunu yansıtacak gerçek çevreyi bulmak o kadar da kolay değildi. ?The Lovely Bones'un mekan menejeri Patricia Taggart, detaylı haritaların da yardımıyla 100'den fazla ortam üzerinde tarama çalışması yaptı. Sonunda Victoria döneminden kalma 3.200 nüfuslu küçük bir köy olan Malvern'i keşfetti.

 

Prodüksiyon tasarımcısı Naomi Shonan, bu küçük kasabayı şu sözlerle tanımlıyor: ?Sokaklarının yayılış şekilleriyle 50'li yılları çağrıştıran bir yer arıyorduk. Malvern'e rastlayınca altın bulmuş gibi olduk. 50'li yıllara özgü evlerin büyük bölümü mucizevi bir şekilde korunmuştu. Öyküde anlatılana tam olarak uyduğu için aradığımız böyle bir çevreydi. Tamamen otantik duygusu veren gerçek atmosfere sahip olması ve banliyö sadeliğini yansıtmasıyla harika bir esin kaynağı oldu.?

 

Malvern'de film yapımcıları, Salmon ailesinin evinin yerini tutacak mükemmel bir ev buldular. Shohan'ın bu evle ilgili gözlemleri şöyle: ?Salmon ailesinin yaşadığı evin konumu çok önemliydi. Belirli bir açıdan baktığınızda diğer evlerin büyük kısmını görebilmemiz gerekiyordu. Bulduğumuz evde bu özellik vardı. Hatta rengi bile doğruydu. Sonra tuhaf bir tesadüf olarak birkaç kapı ötede, Salmon'ların evinden de görülebilen yeşil renkli çok güzel bir ev vardı. Bu ev de, Mr. Harvey'in evinin romanda tanımlanan şekline her açıdan uygundu.

Salmon'ların evinin iç mekanları ise, Hatfield'deki bir deponun içinde kuruldu. Prodüksiyon tasarımcısı Shohan burada Saoirse Ronan ve Rose Mclver ile beraber çalışarak 70'li yılların ergenlik çağındaki genç kızlarının beğenilerine uygun odalar hazırladı.

 

Susie'nin odasında parlak pembe ve mavi renkler ağırlıktaydı. Yere de kaba tüylü mor renkli halı serildi. Duvarlara o dönemin starı David Cassidy ve Snoopy posterleri yerleştirildi. Ayrıca ünlü ressam Andrew Wyeth'in ?Christina's World? isimli ürkütücü görünümlü tablosunun posteri asıldı. Lindsey'in odası ise onun kişilik yapısına uygun olarak tam zıt şekilde düzenlendi. Genç kızın kahramanları olan Joan Baez, Neil Armstrong, Mark Spitz ve Billie Jean King'in portreleri konuldu. Bunların yanısıra Love Story posteriyle John Lennon'un resmi konuldu. John Lennon'un yüzünün üstünde ?Give Peace A Chance? yazısı göze çarpıyordu.

 

George Harvey'in evine gelince, onun evi de renklerinden tonlarına kadar her açıdan Salmon'ların evinin zıttı şeklinde dekore edildi. Shohan'ın bu evle ilgili yorumu şöyle: ?Mr. Harvey'in evine bakınca, normal görünsün diye kadın dergilerine bakmış ve oradan seçerek düzenlemiş gibi bir duyguya kapılırsınız. Buna rağmen onun psikopat ruhunun yansıması olan hüzünlü yeşil tonlar ağırlıktadır ve kişiliğiyle ilgili bazı ipuçları verir.?

 

Sanat departmanını bekleyen bir başka ilginç görev de, 1970'li yılların alışveriş merkezini hazırlamaktı. Bu çalışmayı 1970 yılında Ridley Township'te inşa edilen ve günümüzde artık kullanılmayan MacDade Alışveriş Merkezi'nin içinde yaptılar. İç mekanların tasarımı sanki zaman içinde geriye doğru bir yolculuk gibiydi. Sinema salonundaki kayan reklam yazılarında ?Jesus Christ Superstar? filminin reklam yazıları geçirildi. Kitap dükkanında ?Jonathan Livingston Seagull? kitabı öne çıkarıldı. Beyaz eşya mağazasına o dönemde yeni çıkan ve adeta buzdolabı kadar büyük olan mikrodalga fırınlar konuldu.

 

Parka ve ponponlu şapka giymiş Susie'yi, Mr. Harvey'in kandırarak götürdüğü yer altı sığınağı için daha vahşi ve ürpertici bir ortam hazırlandı. Gölgeler arasındaki kandillerin aydınlattığı bu oda, giderek artan ürperti duygusu veren aksesuarlarla dekore edildi.

 

Yer altı odasını Jackson'ın talebi üzerine tamamen ahşap şekilde hazırladığını söyleyen Shohan, ?Burası çok küçük bir yerdir. Ancak ne tarafa baksanız ilginç görünmesini istedik. Bu yüzden gölgeler arasında göze çarpan raf, hücre ve diğer detayların hepsini ahşap olarak inşa ettik. Duvarlar ise beton ve toprak karışımı şeklinde yapıldı. Setin içine girdiğinizde toprak kokusunu çok güçlü şekilde hissediyordunuz.?

 

Shohan'ın ekibi ayrıca Yeni Zelanda'da da birtakım mekanlar kullandı. Bunlar arasında Jack Salmon'un ofisi olarak kullanılan eski bir tüberküloz hastanesi ve dedektif Len Fenerman'ın ofisi olarak kullanılan 40'lı yıllardan kalmış ahşap mekanlı polis merkezi vardı.

 

Kostümler, Saç ve Makyaj Çalışması

Salmon ailesinin yaşadığı 1970'ler dünyasındaki önemli bir detay da kostüm tasarımcısı Nancy Steiner'ın yaptığı çalışmalar oldu. Yakın dönemde ?Little Miss Sunshine? ve ?Virgin Suicides? gibi filmlerde aynı görevi yapmış olan Nancy Steiner'ın gençlik yılları 70'lerde geçtiği için o dönemin kıyafetlerini iyi tanıyordu.

Steiner'ın öncelikli amacı, o çağın özelliklerini abartıya ve yapaylığa kaçmadan yakalamak oldu. Otantizm arayışıyla vintaj dükkanlarını, kiralık eşya mağazalarını ve interneti gezdi. Araştırma yaparken 70'li yıllardaki Doğu Sahili'nin stillerini bulmayı hedefliyordu.

 

Steiner'ın küstüm çalışması ile makyaj süpervizörü Peter King'in çalışması her aşamada elele yürüdü. Daha önce Peter Jackson ile ?The Lord of the Rings? ve ?King Kong'da beraber çalışmış olan Peter King, bu filmdeki misyonunu şu sözlerle açıklıyor: ?Peter ile çok sayıda görüşme yaptık. Salmon ailesinde zamanın geçişi duygusunun önemini izleyiciye yansıtmanın önemini konuştuk. Zamanın geçişi olgusunu Büyükanne Lynn, Lindsey ve Abigail gibi karakterlerin fiziksel dönüşümünde net olarak görebiliriz. Onların zaman içerisinde hareket ettiğini, buna karşılık Susie'nin yukarıda iki dünya arasında asılı kaldığını izleyiciye yansıtmak için oyuncularımızın dış görünümündeki ince detaylara özen gösterdik.?

 

Steiner ile King'i bekleyen en büyük zorluk, Stanley Tucci'nin oynadığı Mr. Harvey karakterinin geniş kapsamlı dönüşümüydü. Steiner'ın bu konudaki yorumu şöyle: ?Stanley son derece işbirlikçi davrandı. Mr. Harvey karakterinin çarpık ve kötü tarafını kıyafetlerinde kullanmak istemiyorduk. Kişiliğinin o tarafını daha çok içsel dünyasına bıraktık. Çünkü Mr. Harvey sessiz ve sakin kapı komşusu gibi bilinmek ister. Sorunlu kişiliğinin deşifre olmasını istemez. Yaşamı rutin ve planlıdır. Bu yüzden çoğu zaman hep aynı giysilerin dikkat çekmeyen versiyonlarını giyer.?

 

Steiner ile King'in yaptığı bir başka keyifli çalışma da, Susan Sarandon'un oynadığı Büyükanne Lynn karakteri üzerinde oldu. Her zaman neşeli olmasıyla tanınan bu karakterin kürk mantosu ve gösterişli makyajıyla odaya girdiğinde varlığıyla göz doldurması gerekiyordu. Kostüm tasarımları yapılırken 70'li yılların güçlü kadın figürleri olarak bilinen Jackie O, Faye Dunaway ve Elizabeth Taylor'un giydiği kıyafetlerden önemli ölçüde esinlenildi.

 

Susie'nin öbür dünya kıyafetleri ile orada yeni bulduğu arkadaşı Holly'nin kıyafetleri için farklı bir tasarımcı görevlendirildi. Yeni Zelandalı tasarımcı Kate Hawley, bu iki karakter için keskin kontrastlara dayalı kıyafetler hazırladı. Öbür dünya ile ilgili kıyafet görünümlerinde rüyalardan esinlenirken ayrıca Londra'daki Carnaby Street'ten 70'li yıllar Vogue dergilerine kadar çeşitli tasarımlardan etkilendi.

 

Kate Hawley yaptığı çalışmayı şu sözlerle açıklıyor: ?Kostümleri hazırlarken ergenlik çağındaki kızların geleceğe yönelik hayalerinden esinlendim. Bilindiği gibi o yaştaki kızlar, büyüyünce nasıl giyineceklerine dair hayal kurmaya bayılırlar. Sonuçta ortaya çıkan giysiler de, büyüdüklerinde nasıl giyinecekleri konusundaki hayallerini yansıttı.?
Yorumları gör

Yorumlar

En Popüler Fragmanlar
King's Man Orijinal Fragman
217 gösterim
3 From Hell Orijinal Fragman
Hadi Gidelim Dublajlı Fragman
2.438 gösterim
The Hunt Orijinal Teaser
180 gösterim
Siccin 6 Fragman
7.225 gösterim
The Operative Orijinal Fragman
790 gösterim
Tüm fragmanları görüntüle