Deccal/Antichrist Geliyor!
18 Mayıs 2010 Salı - 00:00

Ünlü yönetmen Lars von Trier'in 2009 yapımı filmi 11 Haziran'da ülkemizde gösterime girecek. Şimdiden heyecanlıyız. İşte filmden notlar ve yönetmenle yapılmış bir söyleşi...

 

 


 

 

Hoşgeldiniz
?Sizi karanlık hayal gücümün perdelerini aralayıp, ardındaki anlık bir görüntüyü algılamaya: korkularımın doğasına ve Anthichrist'ın derinliğine davet ediyorum.?
Lars von Trier

Zemin
Umutsuzca acı çeken evil bir çift, orman içinde ?Cennet? i andıran, herşeyden uzak evlerine çekilir. Kırık kalplerini ve problemli evliliklerini tamir etmeyi umut etmektedirler. Fakat doğa olaylara yöne verecek ve herşey daha da kötü olacaktır?


Yönetmenin İtirafları


İki yıl kadar once ağır bir depresyona girdim. Bu benim için yepyeni bir deneyimdi. Herşey gözümde değersiz ve önemsizdi. Çalışamıyordum.
Altı ay sonra yalnızca egzersiz olsun diye bir senaryo yazmaya başladım. Bu benim için bir çeşit terapi olacaktı , aynı zamanda da yeniden film yapıp yapamayacağımı test ediyordum kendi kendime..


Senaryo, büyük ilgi görmeden yazıldı ve filme alındı. Fiziksel ve entellektüel kapasitemin yarısını kullandım.


Senaryoyu yazma süreci çalışma metodlarımın doğrultusunda olmadı. Sebepsiz sahneler  ekledim . Görüntülerde mantıktan ve dramatic düşünce yöntemlerinden esinlenilmedi. Bir çoğu o dönemde ya da hayatımın daha önceki dönemlerinde gördüğüm rüyalardan kaynaklanıyordu.


Bir kez daha konu ?Doğa? ydı, fakat bu kez daha öncekilerden farklı ve daha kişisel ve direkt bir şekilde anlatıldı.


Gençken Strindberg okurdum. Paris'e gitmeden önce yazdıklarını, büyük bir beğeni ve iştahla, simyacı olmadan önceki notlarını okurdum. O dönemini, cehennem krizi olarak adlandırırdı. ?Antichrist? de benim ?Cehennem Krizi?mdi. Strindberg'e olan eğilimim bu filmde ortaya çıkmıştı.


Hiçbir durumda Anthichrist için bir özrüm yok. Aksine,  sinemaya olan inancım bu filmle ortaya çıkıyor. Ve bu filmi kariyerimin en önemli filmi olarak görüyorum.
Lars von Trier, Copenhagen, 25/03/09.

 


 


Şarkı Sözleri
Rinaldo, Lascia ch'io pianga, HWV7, Georg Friedrich Händel
Lascia ch’io pianga
mia cruda sorte,
e che sospiri la libertà.
Il duolo infranga queste ritorte
de’ mei martiri sol per pietà.

Leave me to weep
over my cruel fate
and let me sigh for liberty.
May sorrow break
the bonds of my anguish,
if only for pity’s sake.


Bırak ağlayayım
insafsız kederime
iç çekerek
özgürlük için.
Eğer aralanacaksa
hüznümün perdeleri.


 

Danimarka  Film Enstitüsü tarafından  Mayıs 2009'da yayınlanmıştır

1998'de Lars von Trier'in  The Idiots filminde rol alan  Knud Romer, Trier ile Nisan 2009'da bir röportaj yaptı. O günlerde yönetmen son filmi Anthichrist'ın son düzenlemelerini gerçekleştiriyordu.


Son filmi Anthichrist'ı da izleyeceğim  Filmbyen'in önünde elimi sıkarken, Lars Von Trier  bana  ?Bir papaza benziyorsunuz? dedi. Film kefen gibi sade fakat ulaşılmaz bir örtü ile büyük bir sır olarak saklanıyordu. Alınan güvenlik önlemleri sayesinde kendimi bir tapınağın içindeki hazineye götürülüyormuş gibi hissettim. ?Ölümsüz ruhlarınızı kurtarmak için buradayım,?dedim . Doksan  dakika sonra oturduğum yerden kalkarken derinden sarsılmıştım. Arabayla eve dönerken ruhumu yakalayan paranoya yol boyunca peşimi bırakmadı .


Trier ile röportaj yapabilme olasılığım cesaretimi kırmıştı.  İroni ve alaycılığın ustasıydı ve her diyaloğu,  bir kaç dakika içinde sizden ve en acıtacak dertlerinizden zevkle bahseder hale gelebilecek birinden bahsediyoruz? Filmbyen'de onu beklerken geç kalacağını söylediler. Ofisinin kapısında bana kan lekelerini anımsatan bir yazı karakteri ile kırmızı ?Kaos hüküm sürüyor? yazıyordu.  Bir saat sonra röportajı evinde yapmak istediğini söylediler. Bulunduğum yerden 20 km kuzeydeydi. O kadar heyecanlı ve gergindim ki, yolun sonundaki evine varmadan önce yalnış tarafa yönelmiş ve yanlış bir evin önünde durmuştum. ?Knud burdayım!? diyen sesini duyana dek yürümeye devam ettim. 


Von Trier, nazik bir kişiliktir. Eşi Bente, bize waffle ve bitki çayı hazırlamıştı. Dünya üzerindeki en rahatlatıcı iki nesne.. Her ikisinin de elini sıktım. Görüşmeyi bodrum katında yapacağımızı söylediler. İki yumuşak koltuk üzerinde otururken Trier, siyah çorapları, siyah çamaşırı ve siyah fanilesiyle çok rahat görünüyordu. Bir anda neler olacağından hiç de emin olmadığımı fark ettim. Çünkü diğer tüm muhteşem yönetmenler gibi onun da her filmini tekrar tekrar daha da radikal versiyonlarla kafasından geçirebileceğini hissetmiştim. Bu durumda Breaking The Waves filmindeki pasif, paranoid, megalomanyak karakter gibi mi olacaktım; yoksa Anti Christ'taki gibi diri diri mi gömülecek ya  da seksüel açıdan takıntılı ve hasta bir kadının, kendini çıpaklığını sergileyerek tatmin etmesine alet mi olacaktım. 

Olmadım tabii ki.. Antichrist film setinde değildim; yalnızca çıplaklığı ile sempatik görünen, ölümün ve hayatın gerçekliğini şiddetli bir biçimde hisseden ve o ince çizgide duran;  bulunduğu noktayı anlatmak için kıyamet günü kadar zengin görüntüler kullanan bir ustanın karşısındaydım. Bir buçuk saat sonra neden daha iyi bir röportajcı olmadığımı düşünerek hayıflanıyordum. Bu benim ilk seferimdi ve gerçekten fazla konuşmuştum.  Oradan çıkarken, yapılmaması gereken bir şeyi yapıp, von Trier'e şükranımı iletebilmek için sarıldım. Tüm korkularım, heyecanım ve paranoyam kaybolup gitmişti. Yolda tarfikte küfür ettim ve bir cenaze arabasını solladım.




 

Lars von Trier: İlk sorunu duymak için çok heyecanlıyım. Unutma, uzun bir soru olmalı!

Knud Romer: Bir çok kavramsal film yaptınız. Ve bunlarda kendinizi tıkamış oldunuz. Şimdi ise , von Trier  kıyamet gününü andıran muhteşem görüntülerle geri döndünüz. İlk yaptığınızı neden yaptınız ve sonra neden vazgeçip geri döndünüz?


LvT: Yerdeki tebeşir tozu bile olsalar herşey benim için görüntülerden ibaret. Fakat ben? (tereddütlü) kendimi depresyonda hissediyordum ?gerçekten dibe vurmuştum- ve bir daha film yapıp yapamayacağım konusunda ciddi endişelerim vardı. Fakat gençliğimden hatırladığım bazı materyallere geri döndüm. O dönemden sonra tekrar Strindberg ile ilgilenmeye başladım. Kişisel olarak. Bence inanılmazdı. Bir film yapmaya çalıştım.-bunları kelimelere dökmek gerçekten zor, daha önce bu konuda hiç konuşmamıştım - kıyıya tutunacak bir sebep bulmuştum.


KR: ?Kaos hüküm sürüyor?


LvT: Evet. Bir araya getirmeye çalıştığım bir sürü görüntü vardı. Ayrıca yalnızca iki karakterle film yapmak benim için oldukça ilginç olacaktı.


KR: Evlilikten sahneler.


 LvT: Evet, Evlilikten sahneler. Fakat var olandan başka bir formda . O günlerde çok severdim benim için muhteşemdiler.


KR: Fakat bu evlilik  Strindbergian'dan çok  Bergmanesque.


LvT: Evet, Strindberg olsaydı birbirlerini merdivenlerden aşağı atarlardı..


KR:Filminizdeki kadın görseli Strindberg ?den çok  Bergman kadınını mı  hatırlatıyor?


LvT: Evet sanırım bu soru bana sıkça sorulacak. Ben cinsiyetlerin çarpışmasına hep romantic bir bakış açısıyla yaklaşmışımdır. Strindberg de öyle yazar. Biz iki cinsiyet arasındaki ilişkiyi anlatmaya ve betimlemeye çalışırız. Şüpheli olmayan bir gerçek var mı bilemiyorum.


FARKLI TÜRDEN FİLMLER


KR: Şimdi , ?farklı türden filmler?  yapıyorsunuz. Bir çok yazar gibi aynı hikayeyi , kendi hikayenizi farklı varyasyonlarda, farklı bakış açılarıyla anlatmaya devam ediyorsunuz.  Türlerle ilişkiniz nasıl?  Breaking The Waves,  bir  melodram;  Dancer in The Dark, bir müzikal. Antichrist, gerilim ve korku .Farklı türlerde iş yapmak sizin için romantik ve eğlenceli mi?


 LvT: Türler ilham kaynağımdır. Pratikte dediğiniz gibi hikayem her zaman aynı.. Tabii bunu şimdi şimdi daha iyi anlıyorum. Fakat bir türde bir iş yaptığınızda - ki bu güne dek hiç bir türü doğrudan zorlamadım - bence kendinizden bir şeyler eklemeniz gerekiyor.  Eğer bir şef olsaydım bu benim klasik domuz rostosu tarifim olurdu.


KR: Geleneksel anlatımları oyuncak dolabınıza yerleştirip orada karıştırıyor ve sonra çıkarıp bambaşka şekilde tekrar oynamaya başlıyor gibisiniz.


LvT: Üniversitede sinema eğitimi aldım ve sonra fark ettim ki değişik türlerde çalışmayı çok seviyorum. The Asphalt Jungle! Bir kara filmdi örneğin? Hepsi de benim için muhteşem çalışmalardı.


KR: Tembel biri filmlerinizi izleyerek her türe bir örnek bulabilir.


LvT: Evet, bazen hepsini aynı filmde bile bulabilir... Ama ben, farklı türlere sadık kalan biri değilim. Bunu söyleyemem. Bence türler birbirlerine destek olmalılar.


KR: Bazıları sizin gitgide  en trans agresif türlere hatta tabu olarak kabul edilen pornografiye bile yakınlaştığınızı söylüyorlar.

LvT: Aslında biraz flört etmedim değil. .. özellikle de  The Idiots'da. Nasıl oluyor bilmiyorum; ama seks ve korku türleri garip bir şekilde birbirleri ile bağlantılılar. Ama pornografi? Belki de? Porno filmler genelde beni rahatsız etmiştir. Onlar fayda sağlamak amacıyla yapılırlar ve inceliksizdirler.


 


 


 

EKSTREM HEYECAN

KR: Korku filmleri ve porno filmler,  seyirciyi en uç noktada heyecanlandırmaya çalışırlar. Korku filmlerinde bu korkutarak pornoda ise şehvetle yapılır. Bu ikisi en uç noktada birbirlerine çok yakın duygulardır ve kodlarına ayırmakta zorlanırsınız. Ne zaman acı ne zaman şehvet hissettiğinizi ayırmak zordur.
 
LvT: Çok güzel ifade ettiniz.. Ben asla bu cümlelerle açıklayamazdım.
 
KR: Biri pozitif olarak arzu etme tecrübesi diğeri negatif olarak korkma tecrübesi hissettirir. Filmlerinizin seyirci üzerinde çok benzer bir etkisi var. Bu bilinçli olarak  filmlerinizde kendinizi ifade etme şeklinizle mi ilgili?


LvT: Zor sorular soruyorsunuz; ama tabii ki bu bakış açısı da çok ilginç. Filmlerimin izleyicinin duygularını etkilemesini istiyorum. Bu yüzden de beni en çok etkileyen imajları ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Belki biraz yalan olsa da ? filmi yaparken aklımda seyirci burada ne tepki verecek kaygısı olmuyor. Öncelikle beni etkilemeli yaptığım iş diye düşünüyorum.


KR: Bu film, kesinlikle bende korku yarattı. Benim irkilmem zordur. Fakat beni yakaladı .. öncelikle gördüklerim duygusal açıdan sarsıcıydı ve  sinir krizi geçirtecek kadar da sertti.
 
LvT: Film gerçeğin aynasıdır. Sinema koltuğunda otururken hissettikleriniz gerçek hayatta hissettiklerinizin imitasyonel çağrışımlarıdır. Bu yüzden, film ne kadar iyi olursa olsun gerçek hayattaki hislerinizin ancak birazı için ayna efekti olabilir? Fakat filmin hisleri harekete geçirmekten başka görevleri de vardır.  Munch'ın Scream filmini örnek alın. Çığlık atmak yüksek duygusal bir tepkidir; ama hiç kimseyi müzeden çığlık atarak çıkarken görmezsiniz.


KR:Filmleriniz çığlıklar mı?


LvT: Hmm. Antichrist, bir çığlığa en yakın filmim. Hayatımın kendimi en kötü hissettiğim döneminde yapıldı.



©2009 Zentropa Entertainments23 ApS, Zentropa International Köln GmbH, Slot Machine Sarl., Liberator Productions Sarl., Arte France Cinéma, Memfis Film International AB, Trollhättan Film AB, Lucky Red SRL.


 


www.antichristthemovie.com


 


 

Yorumları gör

Yorumlar

En Popüler Fragmanlar
The Red Sea Diving Resort Altyazılı Fragman
157 gösterim
Hustlers Orijinal Fragman
446 gösterim
Suç Kraliçeleri Orijinal Fragman (2)
Don't Let Go Orijinal Fragman
King's Man Orijinal Fragman
865 gösterim
3 From Hell Orijinal Fragman
267 gösterim
Tüm fragmanları görüntüle