Son Şarkı/The Last Song Çekim Notları
01 Haziran 2010 Salı - 00:00

Son Şarkı/The Last Song, 11 Haziran 2010'da Türkiye Sinemalarında gösterilmeye başlanıyor...

 


BİR AİLE, ARKADAŞLIK, SIRLAR VE KURTULUŞ ÖYKÜSÜ


 


 

 


1996 yılında yazdığı ?The Notebook? adlı kitabının kulaktan kulağa hızla yayılması ve fenomene dönüşmesi üzerine Nicholas Sparks bir anda edebiyat dünyasının süperstarı oldu. Sıradan insanların olağanüstü yaşamları ve aşklarını konu alan hikayeleri, dünyanın her köşesindeki okurların gönlünü kazandı. New York Times ve USA Today gazetelerinin best-seller listesine 1 numaradan giriş yapan son kitabı ?The Last Song? da aynı başarıyı tekrarladı.


Sparks'ın kimi zaman eğlenceli ve daima etkileyici kitapları, birbirinden güçlü filmler için de temel oluşturdu. Acı-tatlı aşk hikayeleriyle gişe başarılarına imza atarken aynı zamanda eleştirmenlerin de beğenisini kazandı.


Sparks'ın bugüne kadar filme çekilen yapıtları şöyle sıralanır:


  • Başrollerinde Kevin Costner ile Robin Wright Penn'in oynadığı ?Message in a Bottle?,
    Mandy Moore'un başrolde yer aldığı ?A Walk to Remember?,
    Ryan Gosling ile Rachel McAdams'ın kamera karşısına geçtiği ?The Notebook?,
    Richard Gere ile Diane Lane'in başrolü paylaştığı ?Nights in Rodanthe?,
    Amanda Seyfried ile Channing Tatum'un oynadığı ?Dear John?
    2011 yılında gösterime girmesi planlanan ?The Lucky One?.


 ?The Last Song'un özünde, birbiriyle duygusal bağlantısını kaybetmiş bir baba ile kızının yeniden iletişim sağlamak için gösterdiği çabanın yüreklere hitap eden dokunaklı yolculuğu vardır. Aynı zamanda da, duygusal açıdan kendisini çevreye kapatmış olan Ronnie adlı bir genç kızın yaz tatili sırasında tanıştığı gence ilgi duymasıyla gardını indirmeye başlamasıyla gençlik aşklarının meçhul dünyasında keşfe çıkar.



Filmde Ronnie'nin babası Steve Miller'ı oynayan Greg Kinnear, Sparks'ın kitaplarında aile bağlarının devamını sağlamanın zorluk ve keyiflerini anlattığını söylüyor. Senaryoyu okuduğu anda etkilendiğini gizlemeyen aktör, ?Nicholas Sparks'ın ailelere yönelik inanılmaz bir duyarlılığı var. Birbiriyle çok az iletişim şansı kalmış insanlar üzerine ilginç bir hikaye yazdığını gördüm. Sonuçta herşey birbiriyle mükemmel bir düzen içerisinde bağlı değildir. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi?? diyor.

?The Last Song'un bir önceki çalışması gibi bir aşk hikayesi olduğunu söyleyen Sparks, ?Ancak bu bir aşk romanı değildir. Hayalci fanteziler yoktur. Ebeveyenler ile çocuklar, ilk kez çiçeklenen genç aşklar, yetişkinler arasındaki bağlılık ve şefkat gibi farklı düzeylerde gerçek sevgi üzerine bir çalışmadır? diye uyarıyor.


İngiliz televizyonu için yaptığı çalışmasıyla üç kez BAFTA ve Altın Küre adaylığı kazanmış olan yönetmen Julie Anne Robinson, filmin sade öyküsünün, yazarın insani duyguları anlama gücünü yansıttığını belirterek şöyle konuşuyor: ?Bana ?Splendor in the Grass? gibi klasik filmleri çağrıştırdı. ?The Last Song?, ayrı düşmüş insanların yeniden birleştiği, bağışlama ve bedel ödeme üzerine, sevgi üzerine bir çalışmadır. İnsani ilişkilerin kırılgan yapısını, bir zamanlar bozulan bu kırılgan bağların nasıl tamir edilebileceğini anlatır.?


Sparks'ın yapımcılara sunduğu konu, eğlenceli olduğu kadar duygusal ağırlıklı bir baba-kız hikayesiydi. ?Senaryo ile kitabın her ikisini de yazarken aklımda Miley Cyrus vardı. Ancak bazı şeylerin dengesini kurmam gerekiyordu. Bu dengeleri gözetttiğim için ortaya çıkan ürün kesinlikle bir Hannah Montana filmi değildir. Her yaştan izleyiciye cazip gelecek yetenekli bir oyuncu kadrosunun desteğiyle çok güzel bir film yarattık. Ronnie karakteri, ergenlik çağında hepimizin içinden geçtiği süreci yaşayan cazip bir karakterdir. Filmin akışı boyunca büyüyüp olgunlaşmak zorunda kalır? diyor bu konuda?


Sparks senaryoyu yazarken uzun yıllardır dostu olan Jeff Van Wie ile işbirliği yaptı. ?Birbirimizi 25 yıldır, üniversite günlerinden beri tanıyoruz? diyor Sparks, ?Jeff iş dünyasında çok başarılı bir insandır ama hep bir senaryo yazmayı hayat etmişti. Jennifer bana senaryoyu yazmak isteyip istemediğini sorunca Jeff'le beraber yazabileceğimizi düşündüm. Daha önce de yazdığımız için çok iyi ortak çalışma yapabiliyorduk. Kendisi Kuzeydoğu'da ve ben Güney'de yaşadığımız halde her akşam telefon ve email aracılığıyla saatlerce konuşup yazışarak hallettik?


Ronnie'nin annesi Kim rolünde kamera karşısına geçen Kelly Preston'ın düşüncesine göre, ortaya çıkan sonucun ?aynı anda üzücü ve hayatı onaylayıcı? olduğunun altını çizerek şöyle konuşuyor: ?Nick'in çalışmasında büyük derinlik vardır. Gerçek hayatta meydana gelen basit şeyler; küçük anlardaki güzelliği bulmak üzerine yazar. İnsani koşullara çok güzel açıdan bakması sayesinde, yetişkinlerin dünyasının yanısıra 17 yaşındaki bir genç kızın beyninin içinden geçenleri yazma gücünü elde ettiğini düşünüyorum.?

 

 


 

 

Julie Anne Robinson Filmin Tonunu Belirliyor


Yapımcı Adam Shankman'a göre, Nicholas Sparks'ın çalışmasını ekrana aktarmak bir ayrıcalıktı ama büyük miktarda sorumluluğu da beraberinde getiriyordu. Bu konudaki düşüncesini şu sözlerle açıklıyor: ?Bu filmde onun yapıtını yorumluyoruz. Bugüne kadar hepsi mega hit olan kitaplar yazdı. Oralarda bir yerlerde hepimizden daha büyük birşeyler olduğunu hatırlatan çok duygusal bir hikaye var bu kitapta? Aşkın çok farklı formatlarda geldiğini, kişisel gelişimimizde affetmenin çok önemli olduğunu bizlere hatırlatıyor. Daha önce ?A Walk to Remember'ı yönettiğim için Nick ile çalışma geçmişimiz var. O film hepimiz için gerçekten çok iyi bir tecrübeydi.?


Sparks'ın hikayeyi yazmaya başlamasıyla beraber film de hızla momentum kazanmaya başladı. Bu noktada hikayenin duygusal ve lojistik bütünlüğünü sağlayabilecek bir yönetmen bulmak hayati önem taşıyordu. Gerisini yapımcı Jennifer Gibgot'tan dinleyelim: ?Herşey çok hızlı gelişti. Çünkü filmin yapılması için gereken heyecan ve coşku, hem Miley Cyrus'ta hem de film stüdyosunda vardı. Nick'in kararı, senaryoyu romandan önce yazmaktı. Bu nedenle o romanı yazarken biz de yönetmen arayışına başladık.?


Yapımcıların tercihi İngiliz yönetmen Julie Anne Robinson'dan yana oldu. Yapımcı Gibgot bu tercihin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: ?Julie Anne, BBC için ?Come Down the Mountain? adlı bir film yapmıştı. Down sendromlu bir kardeşi olan genç bir erkeği anlatıyordu. Bir grup genç aktörle yaptığı o filmden inanılmaz performans almıştı. Bizim filmimizdeki tüm aktörlere destek sağlayıp rehberlik yapacağına, Miley'in komedi rollerinden dramatik role geçişine önemli katkı yapacağını biliyorduk. Nitekim aktörlere tutkuyla yaklaşımı sette ortaya çıktı. Deyim yerindeyse onların performansıyla yattı kalktı diyebilirim. Tek tek her sahne için aktörlerden ne istediği konusunda son derece netti.?


Yapımcı Adam Shankman'ın yorumu ise şöyle: ?Julie Anne için ?aktörlerin yönetmeni? diyebilirim. Aralarında ?The Reader'daki rolüyle Oscar alan Kate Winslet'a rehberlik eden Stephen Daldry ile aynı şeyi ?American Beauty'de Kevin Spacey'e yapmış olan Sam Mendes'in yer aldığı başarılı yönetmenlerden çok şey öğrendi. Olağanüstü enerjisi vardır. Yönettiği aktörün oyununu kamera arkasından seyrederken bile sanki kendisi de oynuyormuşçasna sürekli hareket eder.?


Robinson'un gözünde her aktör kendine özgü bir sanatçıdır. Yönettiği aktör üzerinde keşifler yapar ve aldığı sonuçlara göre yönetim tarzını belirler. ?Greg Kinnear deneyimli bir aktör olduğu için onunla önceden uzun sohbetler yaptım. Senaryo ve karakter üzerinde bol bol konuştuk. Ancak zamanım bol olsa bile aynısını genç aktörlerle yapamadım. Çünkü çabuk sıkılıyor, yoruluyorlardı. O zaman da büyünün hızla kaybolduğunu görüyordum. İçgüdüsel olarak verdikleri performansın çok daha doğru olacağını düşündüm.?


Filmde anlatılan hikayenin aynı anda hem evrensel hem de kişisel olduğunu söyleyen Robinson, bu konudaki düşüncesini şu sözlerle özetliyor: ?Konuştuğum herkes ?The Last Song'da kendisinden birşeyler bulduğunu söyledi. Benim yaklaşımım ise, ebeveyn oluşumdan önemli oranda etkilendi. Bu filmde ebeveyenlerin çeşitli hatalar yaptığını görürsünüz. İnsan çocukken ailesinin mükemmel olmasını bekler ama büyüyüp çoluk çocuk sahibi olunca sadece bir insan olduğunuzun farkına varır, hatalar yaparsınız. Hikayenin bu yönü bana çarpıcı geldi. Herkesin anlayacağını ve kendi dünyasıyla bağlantı kuracağını düşünüyorum.?

 


 

 

Eski moda tatil noktası, mükemmel bir arka plan sağlıyor


?The Last Song? için mekan arayan yapımcılar, Georgia açıklarındaki küçük Tybee adasını seçtiler. Üç mil uzunluğundaki bozulmamış plajları, eski usul rıhtımı ve iskelesi, plaj malzemesi satan dükkanları, restoran ve barları, tatilciler için yapılmış tahta kulübeleriyle bu ada harika bir arka plan sağladı. 4.000'ün altındaki nüfusu, sadeliğe dayalı çekiciliği ve atmosferiyle, yakınlardaki Savannah halkının yanısıra dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerin tatil merkezi olarak tanınıyordu.


Yönetmen Julie Anne Robinson, Tybee adasına ilk görüşte aşık olduğunu söyleyerek izlenimlerini şöyle anlatıyor: ?Orası insanların kapılarnı hala kilitsiz bıraktığı eski usul bir toplumdur. Her yere yürüyerek gidersiniz. Artık Tybee gibi yerleri bulmak kolay değil. Daha önce hiçbir yerde görmediğim kadar verimli ve zengin bir atmosferi var. Ronnie gibi New York'tan gelmiş bir kızın dayanılmaz cazip bulacağı tropik adaları çağrıştırıyordu.?


Tybee adasının özünü temsil edecek bir ev bulma görevini prodüksiyon tasarımcısı Nelson Coates ve ekibi üstlendi. Yönetmen Robinson bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: ?Karakterlerin duygusal yolculuğu ve çevrenin bunu nasıl yansıtacağı konusunda çeşitli tartışmalar yaptık. Steve'in evi için ihmal edilmiş duygusu veren bir olsun istedik. Bulduğumuz ev ilk aşamada tam istediğimiz gibi değildi ama adada bunun gibi başka bir yer de yoktu. 1911 yılında inşa edilen bu eve zaman içinde çeşitli eklemeler yapılmıştı. Sevgi dolu bir ev gibiydi ama bizler daha az sevgi dolu görünümlü olmasını istiyorduk. Bu nedenle eskitme çalışmaları yaparak boyalarını yılların ihmal edilmişliği duygusunu verecek şekilde yıprandırdık.?


Prodüksiyon tasarımcısı Coates, evin iç ve dış mekanlarında sahibinin ruhsal durumunu yansıtacak dönüşümler yaptı. Bunu yaparken kamera ekibinin rahat ve esnek çalışmasını sağlayacak düzenlemeleri de ihmal etmedi. Yaptığı çalışmayı şu sözlerle anlatıyor: ?Bu evin uzun yıllardır orada olduğu duygusunu yansıtmak istedim. Filmin bütününde olduğu gibi Steve'in evinde de sahil kıyısınd yaşama duygusunu almak önemliydi. İdealize bir tatil mekanı görüntüsü kesinlikle istemiyordum. Bu ev rahattır ama yılların etkisiyle yıpranmış görünümü vardır. Sonuçta çok eski bir evdir ve onu yıpratan çok özgün bir atmosfer sözkonusudur. Alçı levha ve zevksiz duvar kağıtları yerine tahtadan yapılmış duvarlarıyla son derece sade bir yerdi.?


Evin dış kısımları da parlak beyaz süslemeler, siyah kepenkler ve vinyl ekranlarla düzenlendi. Binanın görünümünü yumuşatıp eskiten prodüksiyon ekipleri, ön verandanın üst kısmına otantik görünümlü ekranlar ekledi. Böylece kamera pozisyonları için rahatlık sağlandı. Steve'in vitraj atelyesine alan açmak için evdeki yaşam alanının bir kısmı verandaya kaydırıldı. Bu sayede yönetmen de sahili arka plana alan daha fazla sahne çekme fırsatı buldu.

Filmin hayati önem taşıyan sahnelerinin bir kısmı, binanın dışındaki kum tepeciğinde geçer. Burası Ronnie'nin deniz kaplumbağası yumurtalarını bulduğu ve koruma altına aldığı yerdir. ?Çevrede çok sayıda kum tepeciği vardı ama hiçbirisi bize uygun değildi. Eve yakın bir mekana ihtiyacımız vardı. Ayrıca kum tepeciklerini korumamız ve deniz kaplumbağalarını rahatsız etmemek için dikkatli olmamız gerekiyordu? diyor Coates?


Film yapımcıları bu bölgede kendi kum tepeciklerini oluşturmak için Georgia Doğal Kaynaklar Departmanı'ndan gerekli izni aldılar. Coates bu konuda yapılan çalışmayı şöyle anlatıyor: ?Onaylanmış kaynaklardan kum ve bitki materyali getirdik. Çeşitli çıplak tepeleri yeniden yeşerttik ve tam istediğimiz mekanda kendi ?kahraman? tepeciğimizi yarattık. Böylece korunmuş alana herhangi bir zarar vermeden evin ve denizin görünümlerini alabildik. Doğal Kaynaklar Departmanı yetkilileri de bizim çalışmamızdan öyle memnun kaldılar ki, çekimler bittiğinde tepecikleri ve otları bölgede bırakmamıza izin verdiler.?
Yerel karnaval ve voleybol turnuvası çekimleri için Steve'in evinin birkaç mil uzağında rengarenk ve kalabalık bir alan tasarlandı. Tybee adası halkı da bu çalışmaya yerel renkler kattı. Bölgedeki restoranlar ve dükkanlar, arka plan oluşturması için dondurma ve tişört satan kulübeler kurdu.


Coates dış mekanlardaki renk temalarına karar verirken izleyicinin yeni bir ?Hannah Montana? filmi izlediği duygusuna kapılmaması için elinden geleni yaptı. Bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: ?Bu nedenle pembe ve neon renklerinde uzak durduk. Bunların yerine bol miktarda turuncu ve yeşil kullandık. Voleybol turnuvasında ise mavi ekledik. Sahnelerimizin birçoğu ?büyülü saat? denilen günbatımında geçtiği için birbirinden güzel günbatımlarına vurgu yapmak üzere rıhtımdaki ışıkları ve ışıklı reklam tabelalarını azaltma yolunu izledik.?


Senaryodaki tanımlamaya uygun vitray camlı bir kiliseyi Tybee adasında bulamayan Coates ve ekibi, sahilden birkaç blok uzakta kiliseyi inşa etmek için ükemmel bir köşe buldular. Coates'in buradaki niyeti, öyküye hizmet eden bir kilise yaratırken aynı zamanda bu çevreye ait olduğu duygusunu vermekti.

 

 


 

 


Miley Cyrus, Maroon 5, The Ravonettes ve One Republic'ten yepyeni ve sımsıcak şarkılar


?The Last Song'un soundtrack albümünde günümüzün en popüler starlarının yepyeni şarkıları yer aldı. Bunlar arasında Miley Cyrus'un seslendirdiği iki orijinal şarkı başı çekti. ?When I Look At You? adlı şarkıyı Grammy ödüllü yapımcı John Shanks besteledi ve yapımcılığını üstlendi. Sözlerini ise Nashville'li şarkı sözü yazarı Hillary Lindsey yazdı. ?I Hope You Find It? adlı şarkıyı ise Jeffrey Steele ile Steven Robson besteledi.


Filmin belirleyici şarkısı olan ?When I Look At You'nun, Miley Cyrus'un yeni albümüne konulması düşünülüyordu. Miley Cyrus bu şarkının soundtrack albüme alınışını şöyle anlatıyor: ?Aslında ilk niyetimiz bu şarkının yeni albümümde yer almasıydı. Ancak Savannah'taki çekimler sırasında filmin bütününü tanımladığının farkına vardık. Ronnie'nin piyano çaldığını Will'e gösterdiği sahnede yer alıyordu. Bir aşk şarkısı olduğu için o sahneye çok uygundu. Aynı zamanda Tanrı üzerine, aile üzerine ve sevgi üzerine bir şarkıydı. Kısacası filmin anlattığı herşeyi temsil ediyordu. Müzik videosunun yönetmenliğini Adam Shankman üstlendi.?


Hollywood Records tarafından digital ortamda sunulan soundtrack albüm, 23 Mart 2010 tarihinde dinleyicilerin karşısına çıktı. Albümde One Republic, VHS or Bet, Eskimo Joe, Miley Cyrus, The Paper Raincoat, Ra Ra Riot, Jose Gonzales, Iron & Wine, Alpha Rev, Edwin McCain, Allstar Weekend, Valora, The Ravonettes ve Aaron Zigman'ın şarkıları yer alıyor.


The soundtrack for ``The Last Song is a Hollywood Records digital release and will be available on March 23, 2010. It features songs by One Republic, VHS or Beta, Eskimo Joe, Miley Cyrus, The Paper Raincoat, Ra Ra Riot, Jose Gonzales, Iron & Wine, Alpha Rev, Edwin McCain, Allstar Weekend, Valora, The Ravonettes and Aaron Zigman.


Şarkı Listesi:
? Tyrant - One Republic
? Bring On The Comets - VHS or Beta
? Setting Sun - Eskimo Joe
? When I Look At You - Miley Cyrus
? Brooklyn Blurs - The Paper Raincoat
? Can You Tell - Ra Ra Riot
? Down The Line - Jose Gonzales
? Each Coming Night - Iron & Wine
? I Hope You Find It - Miley Cyrus
? New Morning - Alpha Rev
? Broke Down Hearted Wonderland - Edwin McCain
? A Different Side Of Me - Allstar Weekend
? No Matter What - Valora
? Heart Of Stone - The Ravonettes

 

Yorumları gör

Yorumlar

En Popüler Fragmanlar
Asteriks: Sihirli İksirin Sırrı Dublajlı Fragman
4.250 gösterim
Aladdin Dublajlı Fragman
560 gösterim
Yesterday Altyazılı Fragman
124 gösterim
Tolkien Orijinal Fragman
677 gösterim
Düzenbazlar Orijinal Fragman (2)
349 gösterim
Ali Teaser
321 gösterim
Tüm fragmanları görüntüle