İlksen Başarır&Mert Fırat Röportajı
15 Ekim 2010 Cuma - 00:00

47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışan filmler arasında olan ve en iyi senaryo ödülü alan Atlıkarınca'nın yönetmeni ve oyuncusuyla, ödüller belli olmadan iki gün önce konuştuk...

 


 

 

 

Altın Portakal Film Festivalindeyiz. Festival nasıl geçiyor diye genel anlamda soralım önce?

 

İlksen Başarır: Yorucu geçiyor.


Ya sizin için?


Mert Fırat: Çok keyifli geçiyor. Yani 9 tane ilk film ve onların yönetmenleri, genç ekipler, biz de onların içindeyiz. İkinci filmimiz ve böyle genç bir festival, ne bileyim böyle bir heyecan getiriyor ve çok da keyifli oluyor. Böyle heyecanlı bizim için aslında.


Filminiz yarışıyor festivalde...


MF: Evet yarışıyor filmimiz.

 

Diğer filmler nasıl, sizin filminiz nasıl, ne düşünüyorsunuz?  Nasıl olcak bu yarışma? Çekişmeli mi?


İB: Çekişmeli olur bence.  (gülüşmeler)


İddialı filmler var mı sizce?


İB: Yani bence her film bir dal zaten. Burda 14 tane film var şu anda. Hepsi iddialı.


Evet hepsi iddialı. Sizin filminiz de iddialı, bir kere ilginç bir konusu var. Genelde de duyduğum kadarıyla izleyen herkes sert, biraz böyle insanı zorlayan bir konu olduğunu söylüyor. Senaryoyu da galiba birlikte yazdınız. Bu senaryo nasıl gelişti, bu hikaye nerden çıktı? Ne kadar zamandır var, genel olarak anlatabilir misiniz?


 

İB: Yani iki senedir falan çalıştığımız bir senaryo aslında. Hikaye tamamen ikimizin oturup bu konuyu anlatıcaz dediğimiz, nasıl anlatacağımızı bulup  kurduğumuz bir hikaye. Öyle başladı.


Ensesti anlatıyor değil mi?


İ.B: Evet, ensesti anlatıyor.

Mf. Evet, aileiçi ensest.


Sizi etkileyen bir konu var mıydı çevrenizde bildiğiniz ya da etkilendiğiniz bir konu var mıydı? Yoksa genel olarak rahatsızlık duyduğunuz bir konu muydu?


İ.B: Genel olarak rahatsız olduğumuz bir durum vardı. Bu yüzden bununla ilgili bir şey yapmak istedik. Onun dışında yani birebir şu kişiden ya da  ya da şu duyduğumuzdan çıktı diye bir şey yok yani.

 

 



Tamamen sizin kurgunuz.


İ.B: Evet kurmaca yani. 


MF: Evet, evet tamamen kurmaca, hiçbir karakter ya da hiçbir isim gerçek değil. Fakat zaten mesele o kadar gerçek ki bunların hiçbirinin gerçek hayattan alınmasına gerek yok. Bizi çok rahatsız eden bir konuydu. Uykumuzu kaçıran bir konuydu. Ve ne yazık ki elimizden hiçbir şeyin gelmediği bir konuydu. Bu yüzden de bunu bir tabu olmaktan çıkarıp tartışılabilir hale getirmek, dolayısıyla problemin çözümüne yaklaşmak için bir yol olabileceğini düşündüğümüz için bu projeye girdik ve gerçekleştirmek istedik. Başka Dilde Aşk kadar eski bir proje aslında.


Öyle mi? Anlatır mısınız?


Mf. Evet, nerdeyse onun süreci ile birlikte başladı. Onun süreciyle birlikte senaryosu bitmiş bir proje. Hatta Başka Dilde Aşk? ta hala daha eksikleri tamamlarken bu senaryoyu bitirmiştik biz. Evet çünkü Başka Dilde Aşk benim hikayemdi ve cinsel istismar da İlksen'in konusuydu ve birlikte oturup o hikayeyi kurduk veçok da net olduğu için kafamız,  yazdık ama tabii ondan sonra bir sürü draft'ı  oldu. 1 buçuk 2 sene boyunca araştırmalarımız oldu. Yazılmış tezler, araştırmalar, psikologlarla görüşmeler, konunun uzmanlarıyla görüşmeler yaptık. Ve sonucunda da aslında bu iş ortaya çıktı.

 

Bir ekip oldunuz sanırım bu anlamda  ve böyle de devam ediyor.

İ.B: Evet.


Peki onun dışında oyunculuklar? Diğer oyuncuları seçerken nelere dikkat ettiniz ?


İ.B: İyi olmalarına. (gülüşmeler). Yani oyunculuklar konusunda ben şanslıyım aslında yönetmen olarak. Başkalarıyla karşılaştırıldığında... Nergis Öztürk var zaten, bir de oyuncu olmayan daha önce hiç kamera deneyimi olmayan, genç bir oyuncumuz var Zeynep Ural. Sema Çeyrekbaşı var. Yani şanslıyım ben bu konuda, filmi hissedebilecek insanlarla çalışmak önemli bizim için. Benim için bu konuya, bu hikayeye bizim kadar değer verecek insanlarla çalışmak önemli ve ben bu konuda çok şanslıyım. Hem bu anlamda iyi olan hem de gerçekten  oyunculuk anlamında da iyi olan insanlarla da çalışıyoruz.


Başka Dilde Aşk ilk filminizdi sanırım. Bu da ikinci uzun metraj. Peki hazır sizi bulmuşken daha genel anlamda da konuşalım. Nasıl başladı yönetmenlik, sinema aşkı? Nerelerden buralara gelindi?

 

İ.B: Ben gazetecilik mezunuyum aslında.  Ama sonra onu okurken baktım aslında o benim yapabileceğim bir şey olmaktan uzak bir yerde duruyor. Sonra tesadüfen bir yapım şirketine girdim. Orada çalışmaya başladım, zaten ilk girdiğim anda bunu yapacağıma karar verdim ama şöyle bir süreç geçirdim tabii:  Bu işin hangi tarafında durucam ve ne yapıcam? Sonra kader yani. (gülüşmeler).  Biraz yani buraya getirdi. Yardımcı yönetmenlik yaptım, oradan da bir karar aşaması oldu. Ben bu işi yapmaya devam edecek miyim yoksa başka bir iş mi yapıcam  noktasına geldiğimde ise film çektik.


Peki kısa filmler var mıydı öncesinde? Hani genelde öyle bir yolculukla başlar ya.


İ.B:Yok direkt uzun metraj.


Harika, bu da ilginç aslında..


MF: En kısa uzun metrajı Başka Dilde Aşk. (gülüşmeler)


O film de oldukça izlenmişti ve beğenilmişti. Orda da aslında bir sağır-dilsiz olayı vardı, bir tek aşk değildi aslında, orda da bir derdiniz vardı.


Mf: ?Öteki? konusu  vardı.


Evet gene bir öteki vardı. O açıdan çok güzeldi. Bir de ben altyazı dublaj çevirmenliği okuyorum. Bu sene hatta bir ödevimde sağır ve dilsizler için altyazı çeviri nasıl yapılmalı gibi bir konuda çalıştım, hatta inceledim sizin filmi. Çok güzeldi, yani dvd'lerde bile olması çok çok güzeldi o açıdan.


İ.B: Bunda da olacak. Vizyonda da olacak. Vizyona çıkarken kopyanın üstünde olacak.


Harika çok çok güzel. Çok sevindim.


İ.B: Buraya yetiştiremediğimiz için çeviriyi, maalesef.

 



Evet çünkü o önemli ve birçok insanın duyarsız kaldığı bir konu. Sizin bu konuda duyarlı olmanız çok güzel. Oyunculuk anlamında peki Mert Bey, diziler var?


MF: Tiyatro da var.


Nasıl gidiyor oyunculuk?


Mf: Yani benim için gayet güzel gidiyor. Özellikle İlksen'in bu rolde gene beni tercih etmesi beni çok mutlu eden bir şey. Bir oyuncu için kolay kolay böyle roller gelmiyor, olmuyor.


İlk filmde de çok çok zor bir roldü gerçekten.


MF: Bu da öyle, bu zaten biraz daha zor bir rolmüş. Ben bu kadar zorlanacağımı düşünmüyordum ama çok daha zormuş bu kadar minimal oynamak.  Çok göze batmadan bir şeyleri yapmak. Yani hikayenin önüne geçmeden bir şey oynamak çünkü orda İlksen'in tercihi, hikayenin lokomotiflerinden biriydi Onur karakteri, o yüzden onu tercih etmişti. Burada da önemli olan 3 oyuncunun, 4 oyuncunun yani bütün bu oyuncu kadrosunun arasında ansambl yaratabilmekti.  Hiçbir şeyin hikayenin önüne geçmemesi meselenin, altının çizilen şeyin önüne geçmemesi gerekiyor. Ve İlksen bizi bu koşullar içinde hazırladı. Gerek oyuncunun ön hazırlığında çalışırken, gerekse sette. Ben bundan dolayı da inanılmaz bir şey yaşadım. Sanki başka bir yönetmenle çalışmışım gibi. Çünkü başka dilde aşkta böyle değildi bu. (gülüşmeler)


Bir anda bambaşka biri mi oldu?


MF: Evet,burada başka bir deneyim oldu. Eminim onun için de öyle olmuştur. Ve beni çok geliştirdiğini söyleyebilirim. Ben bu rolden çok şey öğrendim.


Ne açıdan mesela?


Mf: Oynarken, oyunculuk adına çok şey öğrendim. Bu da beni çok sevindiriyor. Çünkü bizim iş sadece hani bir ego tatmini için, ya da para tatmini için değil.  Dolayısıyla böyle tatminler ve böyle kazanımlar önemli doğrusu. Bu kazanımlar beni çok mutlu ediyor.


İ.B: Her seferinde bir gelişme, tabii hepimiz için.


Çok güzel. Tiyatro şu anda var mı?


MF: Var. Testosteron var, Oyun Atölyesi’nde oynuyorum. Ekim ayında 13-14-15-16-17'de Kasım ayında 18 19 20 21 tarihleri arasında ve yıl boyunca da oynıcaz.


Peki filmin vizyon tarihi?


İ.B:Daha belli değil.


MF: Aralık ya da Mart.


Ooo, 2011'e sarkıyor gibi?


MF ve İB: Evet.


Peki filmde rahatsız edici sahneler var mı ensestle ilgili? Bu konuda nasıl bir tutum sergilediniz?


İB: Film kendi kendine başlı başına rahatsız edici. Yani böyle rahatsız edici bir sahne yok. Şimdi tabii ki göreceli bişey. Bence birçok sahne benim için çok rahatsız edici...


MF: Cinsel istismar sahnesi yok ama.


İB:Yok yok evet.


MF:Yani biz çocuğun arzu nesnesi olmaması ve bu konu sömürülmeye çok müsait olduğu için konunun kendisini sömürmektense ya da bir çocuğu cinsel istismar nesnesi  yapıp onu o şekilde göstermektense bu biçimde anlatmayı tercih ettik. Tabii ki her film, her yönetmen kendi tercihini uygular, her senarist kendi tercihini uygular, biz senaristleri olarak böyle yazdık.

 



 

Bunun altını çizseydik, belki biz de buna hizmet etmiş olacaktık gibi bir tutum mu sergilediniz?


MF: Aynen öyle. Çünkü bir filmi yaparken, diyelim hayatın sıkıcılığını sıradanlığını anlatırken o filmin sıradan ve sıkıcı olması gerekmez. Dolayısıyla bu filmde de biz ensest konulu bir şey, aile içi cinsel istismarı anlatırken filmde onun kendisi olmamalıyız. Yer yer öyle hatalara çok bıçak sırtı konularda düşülebiliyor. Farkında olmadan. Biz ona düşmemek için çok büyük çaba harcadık hem yazarken hem İlksen çekerken, hem biz oynarken. Ekip olarak bunu çok göz önünde tuttuk.

 

Filmin gişe başarısı sizce nasıl olacak? Önemli mi sizin için?


İB: Hiç değil.


MF:  Hiç önemli değil, ve bir tahminde de bulunmuyoruz. Yani Başka Dilde Aşk için onbini geçmez diyorlardı biz çektiğimizde, senaryosunu götürdüğümüzde, bu kopya sayısıyla 39-40 kopyayla onbini geçmez diyorlardı. 150.000 yaptı. (gülüşmeler)


Tahmin edilemez şeyler oluyor gişede değil mi?


İB: Gişe çok değişken bir şey.  Vizyona girdiğiniz tarih, o andaki diğer filmler, dünyada neler oluyor bile durumu etkileyen bir şey. Kar mı yağıyor yağmur mu? Yani o yüzden böyle bir tahminimiz yok ama zaten sinemadan böyle bir para kazanmayı beklemiyoruz. Gişeyle çok ilgilenmiyoruz.

MF: Kazanmayı beklesek böyle filmler yapmamamız gerekirdi.


Peki, başka bir proje var mı , bununla birlikte giden bir proje var mıydı?


İB:
Var, böyle bir sürü hikayemiz var, bir iki tane senaryomuz var ama şimdi hangisini yapacağımızı daha bilmiyoruz.


Mf: 2011'de bir film daha çekicez


İB: : İnşallah.


Mf: 2012'de bir projemiz var, böyle gidiyor.. (gülüşmeler)


Yakında başka festivallerde de olacak mı film?


İB:İnşallah daha henüz gelmedi cevapları ama...


İstiyorsunuz yani bu şekilde festivallerde devam etmek...


MF: Evet, birçok festivale başvuruda bulunuyoruz. Başka Dilde Aşk şu anda Güney Kıbrıs Rum kesiminde yarışıyor  ve pazar günü belli olacak, pazartesi günü de töreni yapılcak. Güney Kıbrıs'tan ilk defa bir Türk filmi aldılar ve yarışıyor şu anda. Floransa Kadın Filmleri Festivali  32.si düzenleniyor, dünyanın en eski film festivallerinden biri orda açılış filmi filmimiz, açılış filmi olmasının yanı sıra yarışıyor da. O da 4-12 kasım tarihleri arasında, 12 kasımda ödül töreni var. İlksen ile gideceğiz biz de. Bir çok festivalde bulundu zaten Başka dilde aşk, dünyanın çeşitli festivallerde bulundu. Umarız Atlı Karınca'dan da aynı performansı bekliyoruz.

 



Orda zaten ödüller de vardı değil mi? Başka Dilde Aşk’ta oyuncu ödülü de almıştınız.

MF: Evet evet, ben dört tane erkek ödülü aldım. Saadet aynı şekilde. İlksen’in aldığı ödüller var. Toplamda 16 tane ödül aldık.

 

Bakalım Atlı Karınca da neler olacak. Atlı Karınca ismi eğer sürprizi bozmayacaksa neden tercih edildi onu söyleyebilir misiniz?


Mf: Filmin içindeki şiirlerden birinin ismi.


Şiir, bunda da şiir var. İlkinde de vardı.


İB: Evet


MF: Şiirsiz film olmaz.

 

Oooo harika. (gülüşmeler)


MF:Başlık bu olmasın ama ? şiirsiz film olmaz?...


 

? Şiirsiz film olmaz? dediler. (gülüşmeler) Peki başka söylemek istediğiniz bir şey var mı festivalle ya da filminizle ilgili?


MF: Bütün seyircileri bekliyoruz bu filme. Başka dilde aşktaki bütün seyircilerimizi bekliyoruz. Onları rahatsız etmeyeceğiz, sadece gerçeklele yüzleştireceğiz. Eminiz yani, mutluyuz böyle.


Bu arada gene sizi bulmuşken genel bir soru daha sormuş olayım, son zamanlarda sizi çok etkileyen filmler var mı, Türk ya da yabancı olabilir, Hollywood ya da bağımsız sinemadan olabilir?


MF: Festivaldeki bütün filmleri merakla bekliyorduk ve aslında ilgiyle de seyrediyoruz.


İB: Ben düşünüyorum şimdi, çalışmaktan pek film seyredemiyorum. (gülüşmeler.) Hatırlayamadım.  En son ?Köpek Dişi? diye bir Yunan filmi seyrettim galiba. Beni en çok etkileyen film o oldu. Başka bilmiyorum, uzun zamandır film seyretmiyorum.


MF: En son beni etkileyen film, hah, Serious Man'ı çok beğendim.  Bir de hani modacının çektiği, hah Single Man.


Single Man'i ben de çok beğendim.


İB: Evet çok güzel filmdi.


Mf: Serious Man, Single Man


Bu adamlar neymiş?  (gülüşmeler) Çok teşekkür ediyorum...


İB ve MF: Biz de çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj. Melis Zararsız


 

Yorumları gör

Yorumlar

En Popüler Fragmanlar
Seberg Orijinal Fragman
1.493 gösterim
Görünmez Adam Altyazılı Fragman
6.111 gösterim
Küçük Şeyler Fragman (2)
919 gösterim
Soul Orijinal Teaser
3.907 gösterim
Güzelliğin Portresi Teaser
4.149 gösterim
Lanetli Kardeş Orijinal Fragman
1.189 gösterim
Tüm fragmanları görüntüle