Türkiye'nin en çok, dünyanın 8. en çok okunan Sinema sitesine Hoşgeldiniz.
Ana Sayfa Sinekritik Sinemasal Sinegişe Pek Yakında Haberler Arşiv Forum BeyazPerdem Fragman TV
Vizyondaki En Yeniler   |  Box Office TR   |  Box Office US   |  SinePuan
Mesaj Kutum   |   Film Listelerim
 bordeR=

Üçüncü Adam

The Third Man


SinePuan: 8,2    134 kişi puan vermiş
Üçüncü Adam - The Third Man Tür : Gerilim
Yönetmen : Carol Reed
Senaryo :
Graham Greene , Alexander Korda
Görüntü Yönetmeni : Robert Krasker
Müzik : Anton KarasHenry Love
Yapım : 1949, İngiltere , 93 dk.

Oyuncular

Joseph Cotten (Holly Martins) , Valli (Anna Schmidt) , Orson Welles (Harry Lime) , Trevor Howard (Binbaşı Calloway) , Paul Hoerbiger (Kapıcı) , Ernst Deutsch (Baron Kurtz) , Erich Ponto (Dr. Winkel) , Siegfried Breuer (Popescu) , Bernard Lee (Çavuş Paine) , Wilfrid Hyde-White (Crabbin)
Amerikalı ucuz roman yazarı Holly Martins, eski dostu Harry Lime'in çağrısı üzerine savaş sonrası Viyana'sına gelir. Gelir gelmez de arkadaşının bir trafik kazasında öldüğünü öğrenir. Fakat göremediği arkadaşının sevgilisiyle tanıştıktan sonra, Lime'in kayboluş öyküsünü araştırmaya karar verir.

Graham Greene'in kısa öyküsünün etkileyici ve unutulmaz bir uyarlaması. Tüm oyuncu performanslarının birbirinden etkileyici olduğu filmde, özellikle Orson Welles'in oyunu sinema tarihindeki yerini almıştır. Pek çok kaynağa göre İngiliz Sineması'nın en iyi filmi olarak kabul edilir. Atmosferi ile de kara film türünün doruk noktalarından birini sunar.
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. - Kısıtlamalar için tıklayın.
Anneler ve Kızları
Mother and Child
4
Başlangıç
Inception
7,8
Yepyeni Bir Hayat
A Brand New Life
5,6

( 15 adet )
%80 %7 %13
misspeerless Bu kişiye Web Mesaj atmak için tıklayın!
(18 Haziran 2010 Cuma, 19:01)
fimin başında kendi kafamda dha farklı senaryo hayal etmiştim ya da dha farklı bi son belki de.film bni şaşırtmadı ve etkilemedi açıkçası.evet fena değildi ama "en iyi ingiliz filmi" fikirlerine katılmıyorum. 6/10
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
{Jef_Costello} Bu kişiye Web Mesaj atmak için tıklayın!
(6 Mayıs 2010 Perşembe, 16:39)
film kült olabilir fakat bn hiç sevmedim;birkere çok ağır aktı film,darlandım,sıkıldım,uyuz oldum..bunun yerine vertigo*yu tavsiye ederim..üçüncü adam en iyi ingiliz filmi görüşlerine katılmıyorum,izlediğim en iyi ingiliz filmi "naked"*dir..

üçüncü adam;

6/10
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
kadir503 Bu kişiye Web Mesaj atmak için tıklayın!
(9 Aralık 2009 Çarşamba, 12:20)
- Kim Bu Üçüncü Adam? -

Özellikle 40’lı, 50’li yıllarda Hollywood’da altın dönemini yaşamış ‘film-noir’ türünün başyapıtlarından biri olarak görülen İngiliz yönetmen Carol Reed’in elinden çıkmış “The Third Man”; üç Akademi adaylığı ve Cannes’da aldığı büyük ödül ile çekildiğindeki gibi hala ilgiye karşılanan gerçek bir klasik.

Kara film dediğimizde aklımıza gelen unutulmaz diyaloglar, dar sokak arası kovalamacaları, entrikalar ve aşk hepsi “The Third Man”de mevcut. Tabii kullanılan mekan olarak türdeşleriyle oldukça ayrı bir yerde duruyor. Aşina olduğumuz ABD yerine Avrupa’nın ve Avrupa sinemasının da kokusunu film boyunca ciğerlerimize kadar çektiğimiz; buruk, hüzünlü, üzerinden büyük bir savaş geçmiş, salaş bir Viyana var karşımızda. Savaşın yıkıcı etkisi sonucu mafyanın, karaborsanın hakim olduğu solgun kent hemen film başlar başlamaz tasvir ediliyor. Sözcüklerle önbilgi sahibi olduğumuz kentin melankonisi ileriki dakikalarda olağan üstü bir sinematografiyle gözlerimizle görerek daha bir içimize işliyor.

Tür için mükemmel mekan seçiminin yanında yine türe tamamıyla uygun bir hikaye ve muazzam yazılmış bir senaryo filmin neden başyapıt olduğunu kanıtlıyor gibi. Graham Greene’nin yazdığı öyküden uyarlanan senaryo ki (Filmden sonra öykü kitap haline de getirilmiş) senaryo ekibinde Greene’nin yanında Orson Welles ile Carol Reed de yer alarak filmin parıldayan her isminin dokunuşu filmi mükemmeliyete taşıyan sebeplerden biri. Filmden sonra bir efsane olan Welles’in bizzat yazıp filme koyduğu lunaparklı sahnede Henry Lime tarafından söylenen ünlü replik de şöyledir: “İtalya’da otuz yıl boyunca Borjiyalar vardı. Yani savaş, kıyım, cinayet vardı; ama Michalengelo, Leonardo ve Rönesans da aynı dönemde var oldular. Oysa İsviçre’de kardeşlik, beş yüz yıllık köklü demokrasi ve barış vardı; ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat.“

Pek de popüler olamamış, ucuz western çizgi romanları yazan Amerikalı Holly Martins arkadaşı Henry Lime’i görmek üzere Viyana gelir; ancak arkadaşının bir trafik kazası sonucu arkadaşının öldüğünü öğrenir. Sorduğu hemen her kimseden kaçamak ve çelişen cevaplar alan Martins arkadaşının cinayete kurban gittiğinden ve tüm kentin bunu ört bas etmeye çalıştığını düşünmeye başlar ki izleyicinin aklındaki de Martins bu düşüncesiyle aynıdır doğrultudadır. Ta ki Orson Welles ‘gözükene’ kadar. Hollywood kara filmlerinden aşina olduğumuz entrika kokan bu hikaye müthiş bir senarist dokunuşuyla filmi bambaşka bir noktaya götürüyor. Henry Lime’in nemli Viyana sokaklarının birinde ayağına dolanan bir kedinin hışırtısıyla yüzüne vuran ışıkla ortaya çıkışı kanımca sinema tarihinin en unutulmaz ve en güzel anlarından biridir. Filmin başından beri benimsediğimiz, bir hüzünle yaklaştığımız Henry Lime’i ile karşı karşıya kalırken yaşayan bir ölü görmüşcesine hem büyük bir şaşkınlık yaşar hem de karakterin ‘kötücül’lüğüyle tanışır izleyici ve Martins. Başından beri arkadaşının ölümünü araştırmasıyla vefakar arkadaş portresindeki Martins ile zaten bir gönül bağı kurmuş olan izleyici Henry Lime gerçeği sonrası Lime’in sevgililerinden biri olan ve hikayenin başından beri Martins’e yardım etmeye çalışan, ne olursa olsun Lime’e tutkulu bir aşkla sarılan Anna Schmidt ile Martins arasında olan duygusal bağ ile olaylar ve karakterlerle film daha içsel ve hüzün dolu bir hal alır. Böylece yaşan(a)mayan, karşılıksız aşk gibi bir kara film miti de filmde cereyan ederken türün olmazsa olmaz unsurlarından olan heyecan dolu bir çatışma sahnesi de finalde yer bulurken, çok anlamlı ve etkili bir şekilde kendisini gösterir. Filmin son görüntüsü olan odamızın en güzel yerinde durmasını isteyeceğimiz bir tabloyu andıran ağaçlar altında, buruk Viyana görünümü de izleyenin ve karakterlerin film boyunca çektiği o melankoninin perdeye yansıması gibidir.

Holly Martins rolünde vefakar arkadaş olarak izlediğimiz Joseph Cotten ile Lime’in aşığı rolündeki İtalyan oyuncu Alida Vali başta olmak üzere tüm oyuncular göz doldururken; kısa süreli performansıyla Orson Welles de unutulmayacak bir kompozisyon çizer. İzlerken beyin jimnastiği yaptıran senaryosu, Akademinin ödüllendirdiği muhteşem sinematografisi ve Carol Reed filmin müziklerini yapması için keşfedene kadar barlarda sıradan bir müzisyen olarak çalışan Anton Karas’ın unutulmaz tınılarıyla, Alman dışavurumculuğunun film-noir türüne yansıması olarak gözüken “The Third Man”; hiçbir kara filmin olmadığı kadar hüzünlü ve anlamlı bir baş eser…

- ‘The Third Man’ {Üçüncü Adam, 1949} / Carol Reed -
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
erdemmarasli Bu kişiye Web Mesaj atmak için tıklayın!
(27 Mart 2009 Cuma, 20:29)
Kült filmlerin birçoğunu izledim ve eski filmlerin büyük bir hayranıyım. Lakin bu filmin fazlasıyla abartıldığını düşünüyorum. Jenerik birkaç sahnesi ve birkaç diyalogdan başka izlenmeye değer birşey olduğunu düşünmüyorum. Sırf Orson Welles var diye olumlu konuşmayı etik bulmuyorum...
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
klabatron Bu kişiye Web Mesaj atmak için tıklayın!
(23 Aralık 2008 Salı, 22:46)
orson welles yani harry sahnede o kadar çok görünmedi ama göründüğü kadarıyla bile beni benden etmeyi bildi...
tabi bu arada o isviçre-guguklu saat muhabbetide bana öldürücü darbeyi vurdu:)
forza siyah beyaz ekran.ileriiiiii...
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
    
1.@LPERO
2.halileryilmaz
3....nymph...!
4.Padme Amidala
5.ero_sennin
6.thuglife
7.su_sisesi
8.lahana
9.pinarr173
10.tracymacgrady
11.kartalmurat
12.hrn002
13.flowerblu
14.ozlembloom
tüm üyeler