Beyazperdem
Ölümcül İçgüdü
facebookTweet
Fragmanlar Oyuncular Üye Eleştirileri Basın Eleştirileri Beyazperde Eleştirisi Fotoğraflar
İlginç Detaylar Box Office Benzer Filmler Haberler
Ölümcül İçgüdü
Vizyon tarihi 27 Mart 2009 (1s 53dk)
Oyuncular: Vincent Cassel, Cécile de France, Gérard Depardieu devamı
Tür Biyografik , Polisiye, Dram
Ülke Fransa, Kanada, İtalya
Fragmanı izle
Üyeler
3,6120 Puanlama ve 31 Eleştiri
Beyazperde
4,0

Özet ve Detaylar

Fransız gangsterlerin sonuncusu Jacques Mesrine, yaşamı boyunca 1 numaralı halk düşmanı ilan edilmişti. Düzenli olarak kamuoyu anketlerinin zirvesinde yer aldı. Paris'in göbeğinde polisin yakın mesafeden yoğun ateşi altındaki görkemli ölümü onun efsane statüsünü taçlandırdı.

Öyle ki, 1979 yılındaki ölümünden 30 yıl sonra bugün bile Jacques Mesrine efsanesi hala capcanlı? Onun hayatı sinema tarihinde ilk kez olarak tutkulu bir projeyle beyazperdeye getiriliyor.

Aynı anda hem bir gerilim filmi, hem de biyografi çalışması olan projenin çekimlerinde tarihi gerçeklere olabildiğince sadık kalındı. Mesrine'den bir süper kahraman yaratmak gibi bir amacı olmayan filmde, en karanlık yönleri de dahil olmak üzere bir karakter portresi çizildi. Öykünün çıkış noktası ise, bir ikonun arkasındaki insan oldu.
Orijinal adı

Mesrine : L'Instinct de mort

Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 2008
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar -
Bütçe -
Dil Fransızca, İngilizce, Arapça, İspanyolca
Görüntü formatı 35 mm
Renk Renkli
Ses formatı DTS, Dolby Digital
Yapım formatı 2.35 : 1 Cinemascope
Viza numarası -

Beyazperde Eleştirisi

4,0
Çok İyi
Ölümcül İçgüdü

Ölümcül İçgüdü

Melis Zararsız
İki ayrı bölüm olarak vizyona girecek olan ve gerçek bir hayat hikayesini anlatan bu filmin yapımında Fransız gangster Jacques Mesrine'in yazmış olduğu otobiyografik çalışma "L'Instinct de Mort - Death Instinct" (Ölümcül İçgüdü) adlı kitap temel alınmış. Gene de filmin başında bir uyarı yazısı var, her film bir hayal ürünüdür, gerçek hayata da dayansa, her filmin, bir "film" olduğunu unutmamamız gerektiğini hatırlatarak başlıyor. Jacques Mesrine'in cezaevinde kaleme aldığı otobiyografisinde saygın bir aileden gelen bir çocuğun nasıl da adım adım isyancı ve gangster bir karakteri inşa ettiğinin, gerçek olduğuna inanmakta zorlayan öyküsü anlatılıyor.Bu otobiyografiden uyarlanmış olan filmin 27 Mart Cuma günü ülkemizde gösterime giren ilk bölümü, bize Jacques Mesrine'nin ailesini, arkadaş çevresini ve hayata bakış açısını, yaşam tarzını göstererek başlar. Gençtir Mesrine, kendini keşfetmekt...
Eleştirinin tamamı
Ölümcül İçgüdü Orijinal Fragman 1:24
Ölümcül İçgüdü Orijinal Fragman
793 gösterim

Ekstra Videolar

Interview 1 - English 2:16
Interview 1 - English
39 gösterim

Oyuncular

Vincent Cassel
Vincent Cassel
Rolü : Jacques Mesrine
Cécile de France
Cécile de France
Rolü : Jeanne Schneider
Gérard Depardieu
Gérard Depardieu
Rolü : Guido
Gilles Lellouche
Gilles Lellouche
Rolü : Paul
Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

UGUR-TAZEGÜL
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: UGUR-TAZEGÜL, Tarih: 06/01/2017

5,0Kusursuz!

10 ÜZERİNDEN 10 'LUK KUSURSUZ BİR SUÇ FİLMİ Jacques Mesrine’in otobiyografik "L'ınstinct de mort" kitabından sinemaya... Devamını oku

JeanClaudeVanDamme
Yapılan son negatif yorum

Yazar: JeanClaudeVanDamme, Tarih: 07/11/2012

2,5Kötünün İyisi

Hollywood filmi sığlığında ve tam bir hayal kırıklığı.Vincent Cassel'in abartılmaması gereken performansı dışında akılda... Devamını oku

Tüm üye eleştirileri
13% 4 Eleştiri
39% 12 Eleştiri
6% 2 Eleştiri
35% 11 Eleştiri
6% 2 Eleştiri
0% 0 Eleştiri
31 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

15 Fotoğraf

Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

Tüm benzer filmler

Yorumlar

  • UGUR-TAZEG?L

    10 ÜZERİNDEN 10 'LUK KUSURSUZ BİR SUÇ FİLMİ

    Jacques Mesrine’in otobiyografik "L'ınstinct de mort" kitabından sinemaya uyarlanan filmin yönetmenliğini Jean-François Richet yapıyor. Film iki bölümden oluşmaktadır. L'ınstinct de mort (2008) ve L'ennemi public n°1 (2008). Vincent Cassel, Ludivine Sagnier, Mathieu Amalric gibi başarılı oyuncuların yer aldığı film, son dönemlerin en iyi mafya üzerinden sistem eleştirisi yapan filmi diyebilirim. Kimin gözünde devrimdi kiminin gözünde ise banka soyguncusu olarak nitlendirilen Jacques Mesrine, oldukça farklı bir karaktere sahip birisi. Fransa’da bir çok tartışmaya neden olduğu için, yönetmen uygun bir not ile filme başlamış. “Filmdeki bazı olaylar hayal ürünüdür. Herkesin farklı duygular beslediği bir insanın hayatını doğru bir şekilde filme aktarmak da mümkün değildir” sözleriyle başlayan film, hem kendisine yöneltilecek eleştirilere tokat gibi cevap vermiş hem de “biz gerçekleri yansıttık” edasıyla çekilen biyografik filmlere göndermesi yapmıştır. Bu filme salt aksiyon gözü ile bakanları anlamak mümkün değil. Adamlar sadece silah, araba patlaması, iki cinayet görmek için film izliyor! Ne tarih araştırması var, ne dönemin devrimci kültürünü tanıma var, yok iki tane silah çekilsinde.. neyse… Filme başlamadan önce Jaques Mesrine’in biyografisini okumakta fayda görüyorum. Biyografiyi önceden okumak filmden alınacak keyfi düşürebilir bu yüzden filmden sonra da okuyabilirsiniz. Sadece kendi kurallarına göre yaşayan ve ülkesinde bir numaralı halk düşmanı ilan edilen Jaques Mesrine’in sistem ile olan kavgasına tanıklık ediyoruz. Cezayir yıllarından, ailesi ile olan ilişkilerine, sosyal çevresinden kadınlara olan tutumuna ve hapishane yıllarından ölümüne kadar olan bir hayatı ince ayrıntıları ile mercek altına alıyoruz. Jaques Mesrine profilini “etki-tepki” ya da “ne ekersen onu biçersin” sözleriyle açıklayabiliriz. Kanunlara inanmayan ve hukukun kurallarına değil kendi kurallarını hukuka uyduran birisinin doğumu dönemin şartlarından ileri geliyor. “Jaques Mesrine” karakteri devrim yıllarında ortaya çıkan salt bir banka soyguncusu değildir. Gerek verdiği röportajlarda gerekse mahkemedeki savunmasında anarşinin önemine dikkat çekiyor. "Ben sistemden çalıyorum" diyerek, aslında trajikomik bir gerçeği yüzümüze vuruyor. Jaques Mesrine’in 60’lar ve 70’lerdeki kılık değişimleri neredeyse birebir aktarılmış olması, yönetmenin filme ne kadar iyi hazırlandığını gösteriyor. Filmin başındaki kamera açılarının farklı şekilde yansıtılması ve kurgusu ile dikkat çekiyor. Filmin ikinci bölümünü izlediğimizde de zaten bu kamera tekniğinin önemini daha iyi anlıyoruz. İkinci bölümde Jacques Mesrine’in gangsterlik yıllarının daha aktif olduğu dönemi izliyoruz. Kanada yılları ve beraberinde gelen hapishane dönemi de iyi bir şekilde ele alnmiş. Public Enemies (2009) filminin bu filmle benzerlikler içerdiğini de hatırlatalım. Konu itibarı ile farklı olmasına rağmen bazı yerleri birebir aynıdır. Mesrine herkesin kolay kabul edebileceği bir karakter değildir, kendi kuralları olduğu için kimine ters kimine doğru gelebilir. Genellikle kuralların sonuçları bize dokunmadığı sürece her şeyi uygun görür hatta sempati bile duyarız. Dönemin şartlarını düşünecek olursak, zarar görmüş insanların antipati beslemesini hoş karşılıyorum. Filmin genel havası bir aksiyon filminin tüm özelliklerini taşısa da yaşanılanlar gerçek hikayelere dayandığını unutmayalım. Filmin özellikle ikinci bölümünde sistem eleştirisi açıkça dile getirilmekte ve dönemin “adalet-suç” dengeleri masaya yatırılırken “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” mesajı da leylekler aracılığı ile gönderilmiştir. "Ben sadece adaletin arkasına sığındım" esprisi de baya güzeldi. Mahkemede anahtarı göstererek siz ve savcının savunduğu bu, sizin sisteminiz” diyerek, dönemin adalet sisteminin ne kadar bozuk olduğunu ve isterse oradan kolaylıkla kaçabileceğini belirtmiştir. Jacques Mesrine karakter olarak sempati duyulası birisidir. Gerek konuşması gerekse hal ve tavırları ile cana yakın olduğu için yaptığı eylemler, cinayetler ve banka soygunları suç olmaktan çıkıp, halkın bir kesimi tarafından normal bir şeymiş gibi algılanıyordu. Mahkemede buna dikkat çeken savcı, Mesrine için “vahşi bir hayvanı gizleyen maske” taktiğini söylemiştir. “Suçluları cezalandırmayan bir toplum adil sayılmaz” diyen savcı, hukukun üstünlüğüne dikkat çekerken, Mesrine tezgahın nasıl döndüğünü “içerden” gelen birisi olarak iyi bildiği için, “Ben hükumetin, bankaların düşmanıyım onlardan çalarım bu yüzden beni sevmezler” diye cevap veriyor. Mesrine asıl suçlunun kim olduğuna dikkat çekerken, aslında “soygunculuk oyunu” üzerinden adalet sistemini sorguluyor. Kendisi bir felsefeci değil, tarihçi, yazar ya da politikacı da değil. O “bir numaralı halk düşmanı” ve gerçekleri yaşayarak sistemin pisliklerini herkesden daha iyi dile getiren birisi.

Yorumları göster
Back to Top