Beyazperdem
    Annemin Yeni Sevgilisi
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    1,0
    Çok Kötü
    Annemin Yeni Sevgilisi

    Annemin Yeni Sevgilisi

    Ayşegül Kesirli
    Uzun zamandır hakiki bir romantik komedi filminde izleme imkanı bulamadığımız Meg Ryan'ı ait olduğu türe geri döndüren "Annemin Yeni Sevgilisi"nin tek bir sürprizi var; O da "Sevginin Bağladıkları" ve "Mesajınız Var"da Tom Hanks'le birlikte rol alan Ryan'ın bu kez Hanks ailesinin bir başka ferdiyle, yani Tom Hanks'in oğlu Colin Hanks'le beraber kamera karşısına geçmesi ve sanırım filmin izleyenlere vaat edebileceği bundan başka bir muzipliği de yok.

    "Annemin Yeni Sevgilisi"nin öyküsü, üç yıl boyunca FBI tarafından yürütülen gizli bir harekatta görev alan ve geride bıraktığı kilolu, yaşama sevincinden yoksun annesinden hiç haber alamayan Henry'nin geri döndüğünde bambaşka bir anne figürüyle karşılaşması üzerine kurulu. Esasında Henry ve annesi Marty arasındaki eğlenceli gerginlik, büyük bir espri potansiyeline sahip. Ancak bu ilişki ya içindeki espri potansiyeli ortaya çıkarılamayacak kadar hassas ya da filmin hem yönetmenliğini üstlenen hem de senaryosunda imzası bulunan George Gallo, bahsettiğimiz potansiyeli yeterince iyi değerlendirememekte. Çünkü "Annemin Yeni Sevgilisi" inanılması güç tesadüfler ve bayat sürprizler üzerine kurulu içi geçmiş esprileriyle, gidişatında komedi namına hiçbir şey barındırmamakta.

    Hikayenin romantizm yarısında ise durum, komedi yarısında olduğundan daha vahim. Çünkü filmde Marty ve Tommy arasında gelişen romantik ilişki, beklendiği gibi duygu yüklü bir tona hiçbir zaman erişememekte. Henry'nin annesine olan aşırı düşkünlüğünün etkisi, Tommy'nin yaptığı soygun planları ve Henry'nin FBI ajanı kimliğiyle bu soygun fikrine olan müdahalesi Marty ve Tommy'nin ilişkisini bütünüyle yüzeyselleştirip, hikayenin romantizm potansiyelini resmen sabote etmekte.



    Aslına bakarsanız, ne komik ne de romantik bir film olmayı başarabilen "Annemin Yeni Sevgilisi"nin en büyük problemi, hangi telden çalması gerektiğine bir türlü karar verememesi zaten. Bir yandan yetişkin bir erkeğin annesinin cinsel hayatına tanık olmasıyla şekillenen sulu bir komedi olduğunu hissettiren film, diğer yandan entelektüel hırsızların planladığı 'klas' bir soygun olayına odaklanarak bambaşka bir çehreye bürünüyor. Bütün bu olay karmaşasının ortasında yer alan Meg Ryan ise eski dönem filmlerinde görmeye alıştığımız bilindik performansı ile öyküyü romantik komedi türünün sınırları içine çekmeye uğraşıyor. Ancak Meg Ryan'ın bu uğraşı çoğunlukla 90'lı yıllarda canlandırdığı karakterlere öykünen ve ikinci baharını yaşamakta olan Marty'e has hiçbir özellik barındırmayan sönük performansının etkisiyle tamamen boşa gidiyor.

    Diğer yandan, sadece derinliksiz oyunculuğuyla değil, plastik dış görünüşüyle de izleyenleri hayal kırıklığına uğratan Meg Ryan, "Annemin Yeni Sevgilisi"nin keyifli bir seyirlikten çok yürek burkan bir sinema deneyimine dönüşmesinin önde gelen sebebi esasında. Çünkü "Annemin Yeni Sevgilisi," eninden sonunda yaşı ilerleyen bir Hollywood yıldızının 'yıkılmadım ayaktayım' mesajını vermek amacıyla tüm enerjisini ve formda fiziğini izleyenlerin gözlerine soktuğu can sıkıcı bir yapım. Ancak bu formül Michelle Pfeiffer'ın başrolünde yer aldığı "Kadının Olamam"da ne kadar işe yarıyorsa "Annemin Yeni Sevgilisi"nde o kadar ters tepiyor.



    Meg Ryan'ın estetik ameliyatlardan dolayı samimi ifadesini kaybedip, neredeyse cansız bir maske kıvamını almış yüzü, hayranlarının resmen içini acıtıyor. Hemen hemen bütün filmlerinde doğal güzelliği, sadeliği ve dış görünüşüne önem vermeyen sallapati haliyle kalbimizi kazanan Ryan'ın, kendisini bu şekilde plastik bir maskenin arkasına saklamış olması seyredenleri büyük hayal kırıklığına uğratıyor. İşte tam da bu yüzden, Meg Ryan'ın film boyunca eski filmlerinde canlandırdığı karakterlere özgü beden dilini Marty'nin üzerine giydirmeye uğraşması rolüne eskisi gibi sevimlilik değil iticilik katıyor.

    Anlayacağınız, "Annemin Yeni Sevgilisi," hem alelade gidişatı, hem de oyuncularının özensiz performanslarıyla sınıfta kalan bir yapım. Antonio Banderas'ın tüm banalliğine rağmen 'gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım' düsturuyla filmin karaktersiz ortamına olabildiğince ayak uydurduğu filmde, Colin Hanks'in "Amerikan Pastası" tarzı gençlik filmlerine yakışacak olgunlaşmamış oyunculuğu ve Selma Blair bir filmden çok bir iç çamaşırı reklamında rol aldığını hissettiren işlevsiz performansı büyük hayal kırıklığı yaratmakta. Meg Ryan'ın eski filmlerindeki samimi tadı yeniden yakalamayı uman izleyicilere şiddetle uzak durmalarını tavsiye edilir.
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top