Filmleri oyla!
Beyazperdem
    Öldürme Üzerine Kısa Bir Film
    Öldürme Üzerine Kısa Bir Film
    Vizyon tarihi belirsiz / 1s 24dk / Dram
    Yönetmen Krzysztof Kieslowski
    Oyuncular: Miroslaw Baka, Krzysztof Globisz, Jan Tesarz
    Ülke Polonya
    Puanım :
    0.5
    1
    1.5
    2
    2.5
    3
    3.5
    4
    4.5
    5
    İzlemek İstiyorum

    Özet ve Detaylar

    Toplumdan son derece kopuk bir hayat süren Jacek, insanlarla iletişim kurmakta zorlanan bir insandır. Bir gün bindiği bir taksinin şoförünü öldürür ve yakalanarak mahkemeye çıkartılır.

    Görünüşte, cinayeti tamamen sebepsiz yere işlemiştir. Lehine olabilecek de tek bir delil dahi yoktur. Avukatlık belgesini yeni kazanmış idealist avukat Piotr, bütün bu alehte durumlara rağmen Jacek’in savunmasını üstlenir. İdealizm mi gerçekler mi galip gelecektir? Tüm yaşananlar sonucunda, ’soğukkanlı bir şekilde idam emri veren sistemin de, sıradan katillerden bir farkı var mı?’ sorusu tüm ağırlığı ile ortada durmaktadır.

    Polonya’nın ve dünya sinema tarihinin en usta sinemacılarından olan Krzysztof Kieslowski’nin en unutulmaz filmlerinden olan A Short Film About Killing, aşk üzerine olan çalışması A Short Film About Love ile arka arkaya çekildi. On Emir’den hareketle yola çıktığı on kısa filminden ikisini bu şekilde uzun metrajlı olarak filmleştiren yönetmen, bu filmi ile sadece ölümü değil, toplumsal değerleri de sorguluyor.
    Orijinal adı

    Krótki film o zabijaniu

    Dağıtımcı -
    Daha fazla
    Yapım yılı 1988
    Metraj uzun metrajlı film
    İlginç Detaylar -
    Bütçe -
    Dil Lehçe
    Görüntü formatı -
    Renk Renkli
    Ses formatı -
    Yapım formatı -
    Viza numarası -
    Öneriler

    Oyuncular

    Miroslaw Baka
    Rolü : Jacek Lazar
    Krzysztof Globisz
    Rolü : Piotr Balicki
    Jan Tesarz
    Rolü : Waldemar Rekowski
    Zbigniew Zapasiewicz
    Rolü : Przewodniczacy Komisji
    Tüm oyuncular ve teknik ekip

    Fotoğraflar

    Son Haberler

    Ercan Kesal Seçkisi, 23'üncü Gezici Festival'de
    HABERLER - Festival ve Ödüller
    14 Kasım 2017 Salı

    Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

    Tüm benzer filmler

    Yorumlar

    • UGUR-TAZEG?L
      CİNAYET SAHNESİYLE SİNEMA TARİHİNE GEÇEN BİR BAŞYAPIT 10/10Krzysztof Kieslowski'den Ölüm ve Öldürme Üzerine Bir Serzeniş. Üç Renk serisiyle gönlümde bambaşka bir tahta oturan Kieslowski'nin bu filmini görünce hayatta olmadığına çok ama çok üzüldüm.. Onun gibi bir sinema filozofu yaşasaydı daha nice müthiş şeyler yapardı. Üstad çok naif ve bir o kadar da etkili bir filme imza atmış.. Derdini sessiz sedasız anlatan ve bunu çokta iyi başaran bir film olmuş. Kieslowski'nin on emirden yola çıkarak çektiği on kısa filmden birisi Krótki Film O Zabijaniu. Daha sonra Polonyalı usta sinemacı "A Short Film About Love" ile birlikte bu filmleri uzun metrajlı olarak çekti. Bu iki film de çok başarılı oldu. Uzayıp kısalan gölgelerin ardında kalan puslu simalar vardır ya bir yerden bir başka yere gitmek için yola çıkmış ama kaybolmuştur ya da kendinden kaçmak için yola düşmüş ve zamandan, gerçeklikten, suretinden ve hayatından bir nebze olsun kaçıp uzaklaşmak için kendini kaybetmek istercesine bilmediği ve daha önce hiç yürümediği yollara sapıp yürümeye niyetlenirler ve her iki durumu yansıtıp bireyin kayboluşunun gerçekçi resmini çeken eserler vardır, sadece kendi içlerinde hayat verdiği karakterlerin kayboluşunu betimlemezler o karakterlerin şahsında aslında toplum içinde yalnızlaşan, sevgisiz kalan ve içinde tıkanıp kalmış bir şekilde dışa atılmaya çalışılan öfkeyle kıvranan fertlerinde portresini perdeye yansıtırlar ve bu yansıtış kimi usta ellerde daha bir etkin olur ve vuruculuğu artar, işte bu ustalardan biri olan Krzysztof Kieslowski, tüm sarsıcılığı ile Krótki film o Zabijaniu da bu ustalığı maharetli aklı ile şekillendirdiği 1988 tarihli yapımında tüm sarsıcılığı ile sergileyerek, bireyin içine düştüğü amaçsızlık neticesinde, biriktirdiği öfkesini bir şekilde dışarıya kusması ve rahatlayarak, nedensizce yaptığı ve bu yaptığından pişman olmadığı şiddeti irdelemiş, irdelemekle de kalmayarak bir sonraki aşaması olan öldürmeye bakış atarak, ölümün geldiği ellerin farklı iki suretini ve arasındaki benzerliği ifşa ederek izleyiciyi seyri zor bir yapımla baş başa bırakmıştır. Usta yönetmen, Dekalog serisinin içindeki Krótki film o Milosci'den sonra uzun metrajlı olarak tasarlayıp çektiği bu ikinci yapıtında, insan ruhunun derinliklerine bizlerinde eşliğinde bir yolculuğa çıkarak, farklı kavramların kıyısında türlü açmazları açıp kapatarak seyr-i sefer düzenliyor. Bir yandan bireyi işaret ederek, o bireyin hislerindeki ya da duygularındaki dalgalanmaya kapı aralayıp, arayışların çekimine kapılmanın insana yaşatacağı, akla gelmeyecek düşünceleri hayata geçirme kararı verdireceğini belki de anlatılması kolay olmayan bir hikaye ile sunuyor. Bu sunumun çerçevesi ise; sevdiği bir canı yitirmenin kendisine miras bıraktığı, insanlara ve hayata nefret dolu bakışların bir müddet sonra keskinleşip can alıcı bir eyleme evirilmesiyle, beraberinde insana yöneltilen; bilinç altında yer edip bir yolunu bularak dışa atılan şiddetin neden var olduğu buna nasıl dur denileceği ve bunun yapılabilmesi için o şiddete eş bir şiddetin kullanılmasının doğru olup olmadığı yollu yöneltilen sualler, filmin kareleri arasına serpiştirilmiş diyaloglarda bir hayli sert ve kemiğe dokunur bir kararlılıkla dillendiriliyor. Bireyi işaret ederken kullandığı yöntemle sadece görsellik değil, bilakis akla ve vicdana savurduğu oklarla da Kieslowski bu filminde; işlenen bir cinayetin ama ortada herhangi bir görünür sebep yokken gerçekleştirilen şiddetin; filmin giriş sekanslarına yansıyan ve ölümün sadece insan bedeni için değil insan dışı canlılar içinde bizzat insan eliyle var edildiğini betimleyen karelerinde, amaçsızlığına, yersizliğine, çirkinliğine ve iğrençliğine gönderme yapıyor. Filmin baş karakteri olan cellat ettirilen gencin kayıp bir zamanda amaçsızca dolaştığı ve bu kaybolmuşluktan kurtulmak için bir çıkış yolu aradığı, aradığı yol ise; gözüne kestirdiği lakin, aslında diğer insanlar gibi kendi içinde hiçte masum olmayan bir taksi şoförünü kurban seçmesiyle netlik kazanıyor. Filmin içinde iki farklı insan portresi de resmediliyor. Bir yanda katilin soğukkanlı bir şekilde tüm insani duygularının yarı yarıya donmuşluğu, diğer yanda ise; ne bireyin bir diğer bireyi öldürmesine ne de bireyin düzenin başında bulunanlar tarafından öldürülmesine anlam veremeyen ve bunu reddeden avukatın portresi. Yönetmenin sadece bir öldürmeyi resmetmediği, bunun yanında yaşatma duygusunun hakim olduğu bir karakteri filme katarak, birbirine karşıt gelen iki kavramın ve bu kavramlarla yoğrulup hayat bulan iki görünümün içten dışa var ettiği yansımalarını da aktarmayı, böylece bir karşılaştırma yapmaya imkan sağlama niyetinde olduğu anlaşılıyor. Öldürme üzerine belki de yapılanlar arasında çok saydam ve karmaşık olmayan bir anlatım içeren film, içerdiği olay örgüsünün biraz iç karartan, biraz insanı sıkan, biraz seyri zorlaştıran, biraz donukluk içren akışı ile sabrı zorlayan ve çokça açığa çıkarttığı muhakeme yetisini harekete geçirip insanın kendi kendisini sorgulamasına zemin hazırlayarak, seçimlerinin ve adım atışlarının her zaman dengeli ve sağlam zemin üzerinde gerçekleşmeyeceğini ortaya koyuyor. Yaşamı bedeninden çekip alınan kişi ile o yaşamı o bedenden çekip alan kişinin aslında yok birbirlerinden farkları, diye bize söylettirilen benzerlikleri ile masumiyetin kime göre ve neye göre bir ifade olduğunu ve aslında hiç kimsenin masum olmadığını, bir şekilde her bireyin farklıda olsa türlü yanlışlar yaptığının altını çiziyor. Tabi hiç kuşkusuz cellat edilen gencim işlediği suçun en büyük günah olduğu ve bu günahtan arınmanın belki de hiçbir zaman mümkün olamayacağına vurgu yapılıyor. Filmin karelerine yansıyan ve ufaktan kendini belli eden, katilin şiddeti açığa çıkartma dozundaki artış, bireyin nasıl bir seyir izleyerek o seyir sonunda öldürmeye varan kafa karışıklığının ve ruhsal bunalımının başarılı bir aktarımı oluyor. Diğer bir karakter olan avukatın durumu ise; filmin tek günahsız kılınan, içi insan sevgisi ve yaşama arzusu ile dolup bunu diğer insanların yaşamlarına kan alize etmeyi bir amaç olarak belirlemiş, idealist bir insanın betimlenişi olarak karelere yansıtılıyor. Mesleğe başlamadan önce sahip olduğu; suçun cezasının sadece suçlu üzerinde değil toplum üzerinde de caydırıcı olması için set ve kararlı bir karşılık içermesi gerektiği yollu fikri, aradan geçen bir yıl sonrasında, cellat edilen gencin avukatı oldurulması neticesinde değişerek, kendi içinde fikirsel ve vicdani bir çatışmanın ortasında kalıyor. Suçlunun işlediği suç sonucunda, o sucu bir daha kimsenin işlememesi için ibretlik bir cezaya çarptırılması yollu yaklaşımı, suçu işleyen bireyin, o suçu işlemesine neden olan etkenlerin kökenine yaptığı yolculuk ve karşılaştığı gerçekler neticesinde son buluyor. Oyunculuğun başta cellat edilen nazarındaki sergilenişi göz doldurmakta ve diğer karakterlerin oyunculukları da filmin işleyişini yavaşlatmamaktadır. Tabi film, az ve öz diyalogları ile çoğu yerde karelerin yavaş akması ile ölümü ve öldürmeyi anlatmayı amaçlamasının yansıttığı insanın içine sıkıntı veren olay örgüsü ile özde olmayan sinema izleyicisini sıkacaktır lakin bunun tam tersi yani özde bir nitelik ve duruş belirleyen sinema izleyicileri için geçerlidir. Öldürmenin ve ölümün gerçek resmine bakış atmak ve son fırça darbesini atmak için bu filmi seyretmeniz, resmi tamamlamanız için size öneriyorum
    Yorumları göster
    Back to Top