Beyazperdem
Devlet Oyunları
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Devlet Oyunları

Devlet Oyunları

Ayşegül Kesirli
Gazeteci filmleri, 1930'lu ve 1940'lı yıllarda "It Happened One Night"(1934) ve "His Girl Friday"(1940) gibi popüler örneklerin izinde screwball komedinin bir alt türü olarak ortaya çıktılar. Zaman içinde macera ve gerilim türleriyle de kaynaşarak romantizm dozu düşük, gerilim dozu yüksek çalışmalara dönüşen bu filmler, 90'lı yıllarda "The Pelican Brief" (1993) ve "I Love Trouble" (1994) gibi yapımlar aracılığıyla gündemde kalmaya devam ettiler. Dönemin paranoyak siyasi atmosferini ve acımasız rekabet ortamını ön plana çıkarmaya özen gösteren yeni dönem gazeteci filmleri, "The Shipping News" (2001), "Zodiac" (2007) ve hatta "Spiderman" gibi nispeten yeni örneklerde ise psikolojik hesaplaşmaların ve karakter çatışmalarının içine yedirilerek, karşımıza bir alt türden çok bir tema olarak çıkmaya başladılar.

"Devlet Oyunları," gazeteci filmlerinin olmazsa olmaz özelliklerine sadık kalarak, bu alt türe geçmişte sahip olduğu önemi ve heyecanı geri getirmeye çalışan oldukça başarılı bir film. Gazeteci filmlerinin vazgeçilmez karakter tiplemelerini ustalıkla bir araya getiren çalışma, başkarakter olarak seçtiği umursamaz gazeteci Cal McAffrey, çaylak muhabir Della Frye ve otoriter editör Cameron Lynne arasında kurduğu bağ sayesinde geleneklere sadık bir biçimde hareket ediyor.



Cameron'ın Cal'e karşı takındığı agresif, küfürbaz ve tahammülsüz tavırlar, gazeteci filmlerinde başkarakterin editörü ile kurduğu sevgi-nefret ilişkisini içtenlikle yansıtıyor. Cal ve Della'nın rekabete ve karşılıklı sürtüşmeye dayalı mesleki ilişkileri de "Devlet Oyunları"na tipik bir gazeteci filminde rastlanabilecek kadın-erkek çekişmesinin esprili havasını kazandırıyor. Peşine düştükleri haberi, bir sonraki baskıya yetiştirmek için canla başla savaşan, bu esnada sürekli yeni ipuçlarına ulaşarak baskıyı erteleyen ve beraberinde editörlerini öfkeden deliye döndüren Cal ve Della üzerine kurulan gidişat ise, gazeteci filmlerinin alışıldık dramatik yapısını yeniden hayata döndürüyor.

Diğer yandan, "Devlet Oyunları," gazeteci filmlerinin temel özelliklerine sadık kalmakla birlikte, bir yandan da, bu alt türün izleyiciler üzerinde yarattığı beklentilerle oynayarak 1930'lu yılların sinema dilini kırmaya çalışan bir yapım. Özellikle kadın-erkek ilişkilerine olan farklı yaklaşımıyla, 1930'lu yılların ve bugünün romantizm anlayışını karşılaştırma imkanı bulan "Devlet Oyunları," böylelikle kendine ihtiyacı olan eleştiri alanını da açabilmekte.

Bununla birlikte, Kevin Macdonald yönetmenliğindeki film, 1930'lı yıllarla bugünün kadın-erkek ilişkilerini karşılaştırmanın yanı sıra hem teknolojiyi kullanış biçimleri hem de çalışma disiplinleri açısından eski nesil-yeni nesil gazeteci farkını da gözler önüne sermeyi amaçlıyor. Süresi boyunca 90'lı yıllardan kalma eski kasa bir bilgisayar kullanan Cal ile LSD ekran yepyeni bir bilgisayara sahip olan Internet gazetecisi Della'nın farklılıklarını vurgulayan film, gazete endüstrisinin geçmişten bugüne olan yolculuğu hakkında da çarpıcı sözler söylüyor.

Ayrıca karşılaştıkları suç olaylarına birer 'hikaye' olarak bakan gazetecilerle, aynı olayları birer 'vaka' olarak ele alan polislerin mesleklerini icra ediş biçimlerini de karşılaştıran "Devlet Oyunları"nın gazeteci ve polis karakterler üzerinden gazeteci filmlerinin macera/gerilim türleri ile olan göbek bağını da araştırdığını söyleyebiliriz.

Cal ve Della'yı tehlikeli bir cinayet ve yolsuzluk olayı ile korkutucu bir siyasi savaşın içine konumlandıran film, karakterlerin bu riskli konumdaki savunmasızlığını her fırsatta vurgulamaktan yana. Hikaye içerisinde gizli bir davayı çözmeye uğraşan birer dedektif işlevi görseler de, polis karakterlerin aksine Cal ve Della'nın yüzleştikleri tehlikelere karşı kendilerini savunmak için kalemlerinden başka silahları yok. Bu nedenle silahlı katillere ve profesyonel askerlere karşı verdikleri mücadelede attıkları her adım onlar için büyük bir tehdit oluşturuyor. "Devlet Oyunları," Cal ve Della'nın içinde bulunduğu bu durumu hem macera/gerilim türlerinin gazeteci karakterlerin doğasına uygun olup, olmadığını sorgulamak hem de gidişatın ritmini ayakta tutmak için kullanıyor.



Kevin Macdonald'ın filmi, her ne kadar önceden tahmin edilmesi son derece olası manevralarla süslü bir hikaye anlatıyor olsa da, karakterlerin gazeteci kimlikleri ve savunmasızlıkları üzerinden yaratılan heyecanla gidişatı sürükleyici kılmayı başarıyor. Özellikle Cal karakterinin, anlatılan siyasi skandalın merkezinde yer alan Stephen Collins ile olan arkadaşlığını ve araştırdığı skandala olan duygusal yaklaşımını kullanarak izleyicilere birçok sürpriz hazırlayan "Devlet Oyunları," en bilindik manevraları bile seyredenlerin heyecanını ayakta tutacak bir üslupla anlatmanın üstesinden geliyor.

Böylelikle film, eski gazeteci filmlerinin en kalıplaşmış özelliklerini bile heyecan verici bir anlatımla yeniden ayağa kaldırabileceğini kanıtlamakla kalmayıp, bu özelliklerin günümüzün siyasi ve sosyal ortamını yeniden yorumlamak için de kullanılabileceğini vurguluyor. Anlayacağınız "Devlet Oyunları," her şeyiyle izlenmeye değer. Bunun yanında Russell Crowe'un sürekli abur cubur tüketen eski toprak gazeteci Cal'i canlandırırken verdiği karikatürize performansı ve Helen Mirren'ın her kadına ilham verecek dozda bir güçle donattığı otoriter Cameron rolündeki muhteşem oyunculuğu da yanınıza kar kalıyor.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top