Filmleri oyla!
Beyazperdem
    Siyah Kuğu
    Ortalama puan
    4,1
    1317 Puanlama ve 220 Eleştiri
    dağılımı 220 Eleştiri notla
    37 Eleştiri
    95 Eleştiri
    19 Eleştiri
    50 Eleştiri
    10 Eleştiri
    9 Eleştiri
    Siyah Kuğu hakkında görüşlerin ?

    220 kullanıcı eleştirisi

    mesuttas42
    mesuttas42

    Takip Et! 15 Eleştirisini Oku

    0,5
    1 Şubat 2015 tarihinde eklendi
    berbat bu puanı hak etmiyor. berbat bu puanı hak etmiyor
    Ugur T
    Ugur T

    Takip Et! 193 Takipçi 666 Eleştirisini Oku

    4,5
    11 Mart 2011 tarihinde eklendi
    2010'un tartışmasız en iyi filmlerinden biri olan Siyah Kuğu, her şeyden önce bir doppelgänger hikâyesi. Bu Almanca sözcük, tarih boyunca sayısız mitoloji ve halk hikâyesinde örneğine rastlayabileceğimiz tüyler ürpertici bir temaya işaret ediyor: İnsanın kendisinin tıpatıp aynısıyla karşılaşması. Franz Schubert'in öldüğü sene bestelediği Der Doppelgänger (1828) adlı unutulmaz eserde, gecenin karanlığında bir yabancıya rastlayan kahramanımızın dediği gibi: "Dehşete düştüm görünce onun çehresini / Ay ışığı gösterdi bana kendi suretimi." Kelimenin Türkçeye birebir çevirisi 'çift-gezer' anlamına geliyor, zira Alman halk efsanesine göre doppelgänger, yaşam boyunca insana eşlik ettiğine inanılan eş ruhun, gölgenin adıdır. Kendi eşini görme fikrinin çoğu kültürde ölüm habercisi, ya da hastalık, uğursuzluk ve tehlike emaresi olarak addedilmesi bu yüzdendir. Bireyci bir dünya görüşü üzerine kurulan modern burjuva toplumunda ise, doppelgänger belki de en büyük kâbusumuza işaret ediyor bugün: Öznelliğimizin, biricikliğimizin, "kendini bilen" rasyonel benliğimizin yitimi. Bireyin hem "keşfedilip" hem de sorgulanmaya başlandığı 18. ve 19. yüzyıllarda, özellikle de Romantizm akımı ile beraber, doppelgänger'in edebiyatta "kötücül ikiz" hikâyeleri üzerinden hararetle işlenir olması, tarihsel anlamda tesadüf değil. Edgar Allen Poe'nun 'William Wilson' (1839), Fyodor Dostoyevski'nin 'Öteki' (1846), Robert Louis Stevenson'un 'Dr. Jekyll ve Mr. Hyde' (1886), ya da Oscar Wilde'ın 'Dorian Gray'in Portresi' (1890) adlı eserleri, insanın kendi içinde yaşadığı hesaplaşmayı, mücadeleyi, yani adına bilinçdışı dediğimiz modern çağın doppelgänger'ini irdelemeye çalışan örneklerden bazıları. Darren Aronofsky'nin Siyah Kuğu filmini de işte bu geleneğin sinemadaki temsillerinden biri olarak görmek gerekiyor.
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! 914 Takipçi 1 668 Eleştirisini Oku

    2,5
    5 Şubat 2011 tarihinde eklendi
    bir şaheser.kesinlikle zamanımızın klasikleri arasında yerini şimdiden aldı.aronofsky inanılmaz bir işe imza atmış.zaten hiç uzatmadan,lafı gevelemeden,gereksiz tanıtımlara falan dokunmadan,doğrudan başlıyor film.olaya anında giriyorsunuz.ve ilk saniyesinden son saniyesine değin gerek yönetmenin gerekse tüm oyuncu kadrosunun insanüstü performanslarıyla son saniyeye kadar filmin etkisinden kurtulamıyor,ve ninanın yaşadıklarını neredeyse siz de yaşamış kadar oluyorsunuz.iliklerinize kadar hissediyorsunuz tüm filmi.konu harika,atmosfer mükemmel oluşturulmuş,ve natalie portman.ay sonunda bu genç kadın o oscarı almazsa bizzat gidip akademiye nedenini sormayı düşünüyorum.diğer adayların performanslarını izlemeden söylüyorum bunu.o derece insanlık dışı bir performans.şimdiye kadar neredeyse tüm filmlerini izlemiş ve zaten hayranı olmuştum.fakat bu kez tarif edilemez bir durum bu.oyunculardan devam edersek,muteşem bir vincent cassel,muhteşem bir mila kunis ve kısa ama akılda kalıcı performansıyla barbara hershey.yani söylenecek,övecek sayısız şey var eserle ilgili,fakat muhakkak izlenmesi ve şahsen tecrübe edilmesi gereken filmlerden black swan.bu yüzden burada çok da anlatmaya gerek yok.bir başyapıt.uzun zamandır merak ediyordum,harika olduğunu biliyordum,ama bu kadarı fazla.bir "yönetmen" filmi.
    l-i-l-a-H
    l-i-l-a-H

    Takip Et! 1084 Takipçi 2 129 Eleştirisini Oku

    5,0
    4 Nisan 2011 tarihinde eklendi
    Portman, Oscar hakk ile alm...
    MojoRising
    MojoRising

    Takip Et! 58 Takipçi 380 Eleştirisini Oku

    3,0
    10 Ağustos 2011 tarihinde eklendi
    Portman'in oyunculugu, filmin dans sahneleri ve müzigine lafim yok. Hatta genel anlamda eli yüzü düzgün iyi bir film oldugunu düsünüyorum ama; -Spoiler- Bu filmde bu kadar erotik içerik olmasaydi, bu kadar begenilir miydi? Emin degilim. Ayrica bu çifte gezer, alter ego olaylarinin artik baydigini düsünmekteyim. Not: Bu filmi çok begenememe sasiran arkadaslara Roman Polanski'nin Repulsion (Tiksinti) filmini izlemelerini tavsiye ediyorum. Saniyorum o zaman beni daha iyi anlayacaklardir.
    Figen-Ay-e
    Figen-Ay-e

    Takip Et! 28 Takipçi 88 Eleştirisini Oku

    2,5
    13 Ekim 2010 tarihinde eklendi
    Konusu ilginç, ama beni asıl çeken filmin afişi oldu, oldukça etkileyici...umarım filmde öyledir...
    Ilknur K
    Ilknur K

    Takip Et! 422 Takipçi 1 112 Eleştirisini Oku

    3,0
    11 Mayıs 2011 tarihinde eklendi
    Sanat kokan başarılı bir film. Hırs ve bastırılmış duyguları bir arada yaşayan bir kızın hikayesi.
    ozzy-badd
    ozzy-badd

    Takip Et! 175 Takipçi 831 Eleştirisini Oku

    2,5
    24 Ocak 2011 tarihinde eklendi
    Psikolojik-gerilim-dram bu üç türün başarılı bir şekilde harmanlandığı , ortalama bir film olmuş . Aronofsky nin yönetimi çok iyiydi . Bale sanatı oldukça estetik bir şekilde görüntülenmiş . Natalie Portman da sinema tarihinin en sağlam kadın performanslarından birine imza atmış . Ancak konu olarak tatmin edici bulmadım ben filmi . tek eksisi budur gözümde . Genel olarak bu sene Oscarda da iş yapacağına inandığım , başarılı bir yapım . 10/7 .
    Burakrises
    Burakrises

    Takip Et! 79 Takipçi 687 Eleştirisini Oku

    5,0
    25 Şubat 2011 tarihinde eklendi
    Oscarı alıcak gibi görünüyor zaten 5 dalda aday ya 5 yada 4 oscarı alır.
    Ismail S
    Ismail S

    Takip Et! 24 Takipçi 132 Eleştirisini Oku

    5,0
    3 Mart 2011 tarihinde eklendi
    Darren Aronofsky nin "Requiem for a dream" den sonraki en iyi filmi...Natalie Portman dan kusursuz bir performans..Ciddi ciddi yönetmenlik ve oyunculuk isteyen bir film!Beyaz kuğu - Siyah Kuğu durumu,o andaki psikoloji,karakterin kendisiyle olan iççatışması çok iyi anlatılmış.Kesinlikle izlenmeli...10/10
    dolunay946
    dolunay946

    Takip Et! 24 Takipçi 106 Eleştirisini Oku

    5,0
    28 Nisan 2012 tarihinde eklendi
    Black Swan (Siyah Kuğu) 2010 Yönetmen : Darren Aronofsky Siyahla beyazı ruhunuzda iç içe geçirdiğinizi,duygularınızdan baskın olanını bir kenara koyup karanlıkta kalan yanınıza ışık tuttuğunuzu "hissettiğiniz" zaman dilimleri oldu mu hiç ? Filmin konusu kısaca şöyle; Nina (Natalie Portman) hayatını baleye adamış oldukça yetenekli bir balerindir. Balede oyun yönetmeni Leroy (Vincent Cassel),yeni sezonda "Kuğu Gölü Balesi" ni yeniden sahneye koymak ister ve bunun için de hem saflığı,naifliği temsil eden Beyaz Kuğu hem de hırsı ve şehveti temsil eden Siyah Kuğu'yu canlandırabilecek bir balerine ihtiyaç duyar. Baş balerin Beth'i (Winona Ryder) değiştirmeye karar veren Leroy'un ilk tercihi kırılganlığı ve masumluğundan ödün vermeyen Nina olur. Beyaz Kuğu için oldukça uygun olan isim Nina'dır fakat Siyah Kuğu için ise Lilly (Mila Kunis) biçilmiş kaftandır. Nina'nın içinde büyüttüğü rekabet duygusu ve hırsı ikili arasındaki ilişkiyi ilginçleştirecektir. Nina,kendisi gibi balerin olan annesi ile yaşamaktadır. Annesi,Nina'ya hamile kalınca baleyi bırakıp,yarım kalan hayalini kızının omuzlarına yükleyerek biryerde kendi hayalini tamamlamaya çalışmaktadır. Bu yüzden her şeyin mükemmel olmasını istemekte, kızının mutlu olmak istemesinden çok kendi hayallerinin yıkılma ihtimaline karşı çabalamaktadır. Bu da anneyi dominant bir karakter yapmaya yeterli bir sebep tabi ki. Hayallerdir insanı ayakta tutan çünkü. Annenin dominantlığı Nina'ya resesiflik olarak geri dönüyor. Nina karakterine baktığımızda;ürkek, masum,baleden ve annesinden başka hayata kapılarını kapatmış birini görüyoruz. Tüm çıkıntı duygularını, aşırılıklarını sümen altı etmek zorunda kalan biri dış dünyasında kendini sadece biryere odaklar,bu da muhtemelen işi olur. Nina için kendini ispatlayabileceği,annesinin takdiriyle özgüven noktasında bir adım ileriye gidebileceği tek durum annesinin yarım kalan hayalini tamamlayacağı 'bale'. Aşk, baştan aşağı uçarılık,aklına eseni yapmak,bedenin kontrolünü kaybetmek,bu duyguyla kendinden geçmek demek. Bu da Nina için birkaç beden büyük bir hadise. Bu mükemmel duyguyu yaşamayı istemek bile onu korkutmaya fazlasıyla yetiyor. Yaşamaya korktuğu bu duygu aslında onu Siyah Kuğu rolüne sokacak olan duygu. Nina'nın iç dünyası daha karışık; içinden geldiği gibi davranamadığı için belki de sürekli bir sıkıntı ve stres halinde. Bazen öyle bir hale geliyor ki kendi vücuduna eziyet etmekten geri kalmıyor ama bunu öyle bir halüsinasyon haliyle yapıyor ki kendisi bile farkına varmıyor. Siyah kuğu rolüne adapte olma olayı tam olarak burada başlıyor. İçindeki şehvetin ortaya çıkması için ilk adımı Leroy atıyor. (Nina'nın Leroy'un dudağını ısırdığı an,Leroy içindeki siyahı çıkarabileceğini anlayıp onu seçmeye karar veriyor bence). Kendi vücudunu tanımasını istediğinde Nina mastürbasyonla adım adım bu yönüne eğiliyor. Korktuğu,görmeye çekindiği yanını en dişli rakibi Lilly ile keşfediyor ve Lilly'nin şehvet yönünün Nina'daki hırsı azami düzeye çıkarışı Nina'da daha fazla strese ve halüsinasyonlara neden oluyor. Nina'nın bastırdığı yönüyle ilgili halüsinasyonlar oyunun sahne alışı yaklaştıkça hat safhaya çıkıyor. Bu da kendisini psikolojik olarak Siyah Kuğu rolüne adapte edişinin göstergesi. Çünkü beyaz kendi,siyah bastırdığı kişiliği. Film afişi Aronofsky insan psikolojisindeki bölünmeyi andırırcasına göz kırparak film hakkında bir önbilgi veriyor bize. İnsanın kendisiyle mücadelesi,bastırdığı,gizil kalmış yanına eğilimi,hırslarıyla cebelleşmesi bu kadar sakin ve aynı zamanda keskin ifade edilebilirdi. Filmde her oyuncu rolünün hakkını fazlasıyla verirken Natalie Portman tapılası bir performansla seyirci karşısına çıkıyor. Özellikle Kuğu Gölü Balesi'nin sahne aldığı son 20 dakika tadından yenmiyor. Bakışlar,halüsinasyonlarla gerçeğin iç içe geçişi muazzam ! Film müzikleri Clint Mansell in elinden çıkma ve filmle 4-4 lük uyum içinde. Natalie'nin oscarı alması farz. Yönetmen Aronofsky birkez daha başımı ağrıtmayı ve insan psikolojisini nüanslarıyla irdelemeyi başarıyor. Görmezden geldiğimiz kaç yüzümüz var bizim ? Kaç kırılma noktasından sonra yüzümüz döner karanlıkta kalmış yanımıza ?İnsanın karanlıkta kalmış yanını hırsı ile nasıl keşfettiğini "rağmen"lerine rağmen nasıl gün yüzüne çıkardığını görmek istiyorsanız bu filmi kaçırmayın derim.
    Alp T.
    Alp T.

    Takip Et! 24 Takipçi 301 Eleştirisini Oku

    4,0
    21 Aralık 2015 tarihinde eklendi
    Black Swan, temposu yoğun, baş döndüren, heyecanlandıran, kafa karıştıran, Birdman tarzında bir sonra ve Whiplash'e benzer bir işleyişe sahip olan ve de en önemlisi, Mila Kunis ile Natalie Portman gibi 2 büyük oyuncuyu daha da büyüten bir film. Sürükleyici ve izlediğinize pişman olmayacağınız bir film. Kunis oldukça sade ve doğal oynamış (bir Oscar adaylığı iyi olurdu doğrusu onun için) ve Portman her ne kadar biraz durağan gözükse de aslında onun performansını daha yükseltmiş. Oyunculuklar ve işleniş konusunda bir sıkıntı yok filmin. Sadece senaryonun varmak istediği yeri ve verdiği mesajı pek gözüm tutmadı. Ama bunun dışında bu film, size heyecanlı ve sürükleyici dakikalar vaat ediyor. İzlenebilir. TOPLAM PUAN: 8/10
    jamesbond-2
    jamesbond-2

    Takip Et! 500 Takipçi 1 684 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Şubat 2011 tarihinde eklendi
    Eleştirmenler tarafından çok beğenildiği bir gerçek ve oskar konusunda da iddialı yapımlardan biri kings speech ile birlikte iki filmi de izlemiş biri olarak kings speechi daha çok beğendiğimi ve daha fazla etkilendiğimi söyleyebilirim bu black swanın kesinlikle kötü olduğu anlamına gelmez bence gayet iyi ve etkileyici bir yapım hele hele portmanın oyunculuğu almış başını gitmiş ama öyle bir başyapt da değil izleyin ve kendiniz kararınızı verin benim notum 8/10
    volkanick
    volkanick

    Takip Et! 67 Takipçi 679 Eleştirisini Oku

    4,0
    16 Mayıs 2011 tarihinde eklendi
    Böylesine bir hikayeyi bu kadar güzel anlatmak yönetmenlik başarısı değil de nedir.Özellikle final sahnelerinde ki o tutku, perdeden yüreğinize akıyor sanki..
    Rollercoaster
    Rollercoaster

    Takip Et! 33 Takipçi 382 Eleştirisini Oku

    3,5
    6 Ocak 2012 tarihinde eklendi
    Portman mükemmel ötesi oynamış.Yönetmen de çok iyi iş çıkarmış diyebiliriz.Teknik açıdan filme hata bulmak imkansıza yakın.Ama işin senaryo kısmına gelince tereddüte düşmemek elde değil.Psikolojik hastalıklar temel alınarak yapılan filmler kervanına bir yenisi eklenmiş.Öyle ki artık filmin finaliyle ilgili en ufak bir şüpheye düşmeden ilk yarım saatte yazıyorum senaryoyu.Sözün özü Siyah Kuğu iyi film ama kesinlikle türüne yeni birşeyler kazandırmış bir yapım değil,hele bir başyapıt hiç değil...7/10
    sadıka
    sadıka

    Takip Et! 15 Takipçi 25 Eleştirisini Oku

    4,5
    14 Mayıs 2011 tarihinde eklendi
    2010nun en iyilerinden biri.İzlenmeyi fazlasıyla hak ediyor. İnsan!! ne kadar masum ve temizse bir o kadar karanlık ve kirli...!!!!
    kuzularynsessizli-i
    kuzularynsessizli-i

    Takip Et! 78 Takipçi 804 Eleştirisini Oku

    4,0
    14 Ocak 2011 tarihinde eklendi
    Çok güzel ve farklı bir filmdi. Finali ise gayet başarılıydı. Oscara aday olursa kazanma ihtimali ne kadar olur bilmiyorum ama Natalie Portman muhteşem bir performans sergilemiş. Daha sonra ayrıntılı bir kritik yazacağım...10/9
    yuzbasiyulaf
    yuzbasiyulaf

    Takip Et! 28 Takipçi 393 Eleştirisini Oku

    4,0
    24 Aralık 2010 tarihinde eklendi
    Kesinlikle nefes kesici sahnelerle dolu, çok etkileyici, çok başarılı bir görsel şölen olmuş film. Natali Portman çok çok başarılı ve filmi tek başına omuzlamış.
    mehtap6
    mehtap6

    Takip Et! 29 Takipçi 385 Eleştirisini Oku

    4,5
    23 Mart 2011 tarihinde eklendi
    Filmi ödül almadan önce izledim, ödülü almasa oscara olan inancım yerle bir olurdu. muhteşem oyunculuk, muhteşem bir psikolojik gerilim, çekimler harika olmuş, mutlaka izlenmeli.
    begumm-
    begumm-

    Takip Et! 11 Takipçi 55 Eleştirisini Oku

    2,5
    13 Ocak 2011 tarihinde eklendi
    Nefis bir film...Sinemaya neden aşık oldugumuzu,neden tutkunu olduğumuzu en iyi gösteren filmlerden...İzledikten sonra bile bir kaç gün etkisi altında kalacağınız türden filmlerden.Natalie Portman bence Closerdan sonraki en müthiş oyunculuğunu oynamış.Film gerilimli ve kastevetli ama asla sıkıcı ve yorucu değil...Sonuna kadar merakla izlenen bir konusu ama her sahnesi hayran bırakan güzellikte özellikle son yarım saat çok etkileyici...Kesinlikle Portman alır oscarı şüphem yok.İzleyin ...
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    Back to Top