Beyazperdem
    Sucker Punch
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    2,5
    Geçer
    Sucker Punch

    Sucker Punch

    Oktay Ege Kozak
    Sucker Punch ile anlıyoruz ki Zach Snyder'ın kendi hikayelerini sinemaya uyarlamaması lazım. 300 ve Watchmen gibi çizgi roman dünyasında önemi tartışılmaz eserlerin sadık film versiyonlarından sonra "Grafik roman uyarlamalarının aranılan yönetmeni" olmuş Snyder, hikaye ve hatta bazen görsel bakımdan popüler kültürde önceden yer edinen materyali sinema formatına neredeyse gördüğü gibi aktaran bir iletken olarak yeteneğini gösteriyor.


    Synder'ın markası olmuş karanlık çizgi-roman görselliklerinin artık ustası olduğu ortada. Sucker Punch da 300 ve Watchmen'de olduğu gibi yer yer nefes kesen, yer yer hayret uyandıran görüntülere sahip. İşte bu yüzden Sucker Punch, son yılların en güzel görünüşlü rezaletlerinden biri. Problem Snyder'ın yönetiminde değil, Snyder ve Steve Shibuya'nın umarsız, mantıksız, dağınık senaryosunda, veya senaryosuzluğunda.


    Bahtsız bir genç kız (Emily Browning), aşağılık üvey babasını öldürmeye kalkışırken yanlışlıkla kız kardeşini öldürür. Kazayı avantajına kullanan üvey baba, kızı bir akıl hastanesine kapattırır. Akıl hastanesine girdikten hemen sonra birden kendimizi kızın adının Baby Doll olduğu, Sweet Pea (Abbie Cornish), Rocket (Jena Malone) ve Blondie (Vanessa Hudgens) gibi diğer seksi kızlarla üst kalite bir dans (veya striptiz, belli değil) kulübünde çalıştığı bir fantazi dünyasında buluruz.





    Birden nereden oluştuğunu bilmediğimiz bir fantazi yetmiyormuş gibi Baby Doll ne zaman dans etse, bu sefer de kızların lise kızı fetişi kostümleri, samuray kılıçları ve taramalı tüfeklerle dev samuray heykellerini, zombi nazileri ve Yüzüklerin Efendisi'nden direkt aşırılmış orkumsu yaratıkları alaşağı etmelerini izleriz. Bu fantazilerin arasında Baby Doll'un amacı 5 değişik nesne edinip akıl hastanesi/striptiz klübünden kaçmaktır.


    Senaryonun ilk büyük hatası daha gerçek hayatın dünyasını adamakıllı kurmadan bizi Baby Doll'un fantazi dünyasına fırlatması. Bu yüzden gerçek hayatta belli bir referans ile tanımadığımız mekanlara ve karakterlere alışmamız ve bu sayede onlara belli bir sempati duymamız zor. Daha ilk dakikadan bütün karakterler canlı kanlı insanlar olarak oluşmak yerine Snyder'in lise öğrencisi fantazilerini gerçekleştirmek için kullandığı striptizci piyonlara dönüşüyor.


    Tabi ki dans klübü fantazisinin daha ilk sahnesinden anlıyoruz ki hikayenin izlediğimiz versiyonu Baby Doll'un akıl hastanesindeyken acı çekmekten kaçmak için yarattığı bir rüya dünyası. Fakat eğer Baby Doll'un amacı buysa, neden gerçek hayattan kaçmak için kendinin ve arkadaşlarının birer cinsel obje olmaktan ileriye gidemediği, patates soyarken bile striptizci kostümü giydiği bir rüya alemi kursun kendine?


    Çünkü bu fantazi, Baby Doll'a değil, Snyder'a ait. Ne zaman hikaye tarafından değil de yönetmenin rastgele cinsel fantazileri ile manipüle edildiğimizin farkına varıyoruz, işte o zaman Sucker Punch'a kendi ayakları üzerinde duran bir film olarak duyabileceğimiz en küçük inandırıcılık hissi bile kayboluyor.





    Sıra Baby Doll'un hikayeye olan bağlantısını açıklaması dans klübünden daha bile zor olan bilim-kurgu/fantastik aksiyon sekanslarına geldiğinde ise kendimizi birden kontolünün elimizde olmadığı bir konsol oyununda buluyoruz. Bu sahnelerin filmde bulunmasını açıklamanın tek yolu şu: Belli ki Snyder bir avuç seksi kızın ejderhalara ve robotlara karşı savaştığı "canlı oyunculu Anime" tarzı bir kaç kısa film yaratmış kafasında. Sonradan bu kısa filmleri "en kolay yoldan uzun metraj bir hikayeye nasıl uydururum"un sonuçlarını aramış.

    Fakat eğer amaç etkileyici çizgi romanımsı görselliklerle dolu, abartı aksiyon, Japon lise kızı etekleri ve zıplayan dekolteleriyle bir Anime eğlenceliği yaratmaksa Alis Harikalar Diyarında'nın damardan speed çekmiş versiyonu olan akıl hastanesi/dans klübü hikayesinin ne gereği var? Snyder, gayet kolayca gelecekte, ne bileyim, yarı insan, yarı syborg seksi kızların nazi zombilere ve robotlara karşı savaştığı ipince konulu ama muhteşem aksiyon dolu basit bir hikaye yaratabilirmiş. Fakat bu haliyle Sucker Punch lezzetsiz bir karışım sunuyor.

    Sucker Punch veya diğer adıyla "Dekolte Harikalar Diyarında" ile Zach Snyder Watchmen'in başarısından sonra büyük bir geri adım atıyor. Fakat buna rağmen başarılı bir Süpermen ortaya koyacağına güvenim var. Neden mi? Yeni Süpermen'in senaryosu kendisine ait değil.


    Oktayegekozak.wordpress.com
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top