Beyazperdem
Barry Lyndon
facebookTweet
Fragmanlar
Oyuncular
Üye Eleştirileri
Basın Eleştirileri
Beyazperde Eleştirisi
Fotoğraflar
Barry Lyndon
Yönetmen
Oyuncular: Ryan O'Neal, Marisa Berenson, Patrick Magee devamı
Tür Tarihi, Macera, Dram
Ülke İngiltere
Fragmanı izle
Üyeler
4,0155 Puanlama ve 28 Eleştiri

Özet ve Detaylar

Redmond Barry'nin babası tartışmalı bir at pazarlığı sırasında öldürülür, annesi ise tüm yaşamını oğluna adar. Genç bir adam olduğunda kuzeni Nora'ya aşık olan Barry genç kadından beklediği karşılığı göremez. Fakirlikten kurtulmak için ailesi Nora'yı İngiliz bir kaptan olan John Quin'le evlendirmeye karar verir, Barry durumu kabullenemeyip Quin'i bir düelloda öldürür. Barry en az zamanın kendisi kadar hızlı yaşar zamanı... Yeni bir hayat sürmek için kasabadan kaçar, kendini acımasız bir savaşın tam ortasında buluverir. Bu savaştan bile sağ çıkar ve casusluk kariyeri başlar. Ancak işler bu kadarla da sınırlı kalmayacak, yaşam onu bambaşka maceralara sürükleyecektir.
Sinema dahisi Stanley Kubrick'in Thackeray'ın romanından uyarladığı filmi, yaptığı birbirinden kült filmler arasında kendine özel bir yer edinmiştir.
Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 1975
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar 1 başlık
Bütçe 11 000 000 $
Dil İngilizce, Almanca
Görüntü formatı -
Renk Renkli
Ses formatı -
Yapım formatı -
Viza numarası -
Barry Lyndon Orijinal Fragman 2:08
Barry Lyndon Orijinal Fragman
771 gösterim

Oyuncular

Ryan O'Neal
Ryan O'Neal
Rolü : Redmond Barry / Barry Lyndon
Marisa Berenson
Marisa Berenson
Rolü : Lady Lyndon
Patrick Magee
Patrick Magee
Rolü : The Chevalier
Hardy Krüger
Hardy Krüger
Rolü : Captain Potzdorf
Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

jamesbond-2
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: jamesbond-2, Tarih: 18/02/2015

4,0Çok İyi

Tarihi film çekmek oldukça zordur ama Kubrick bu işin de üstesinden gelmiş.Barry Lyndon mükemmel manzaraları,oyunculukları... Devamını oku

sinema
Yapılan son negatif yorum

Yazar: sinema, Tarih: 28/10/2011

3,0Ortalama

Kubrick pek sevdiğim yönetmen değildir.."Shining"*le kendisinden nefret ettim, "Otomatik Portakal" ile büyüklüğünü kabul... Devamını oku

Tüm üye eleştirileri
21% (6 Eleştiri)
57% (16 Eleştiri)
11% (3 Eleştiri)
11% (3 Eleştiri)
0% (0 Eleştiri)
0% (0 Eleştiri)
28 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

22 Fotoğraf

Bunları Biliyor musunuz?

Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film (1970-1985)

Yapım, "Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film" listesinde yer alıyor.

Son Haberler

Zamanınıza Değecek En Uzun Filmler!
HABERLER - Özel Dosyalar
9 Mart 2017 Perşembe

Zamanınıza Değecek En Uzun Filmler!

21 Aralık Gecesi Seyredilecek Filmler!
HABERLER - İnternetten Seçtiklerimiz
21 Aralık 2016 Çarşamba

21 Aralık Gecesi Seyredilecek Filmler!

Madem bu gece, yılın en uzun gecesi dedik ve geceye yakışır en uzun süreli, en iyi filmleri posterleriyle derledik! Sizin...

Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

Tüm benzer filmler

Yorumlar

  • UGUR-TAZEG?L

    Sinemada -tüm sanat dallarında olduğu gibi- “biçim mi daha önemlidir içerik mi?” sorusu hep tartışılan ama tabi ki kesin bir cevabı olmayan bir sorudur. Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biri olan Stanley Kubrick’in bu muhteşemliğinin arkasındaki sebep belki de ne yardan ne serden geçmiş olmasıdır. Mükemmeliyetçiliğiyle tanınan Kubrick’in tüm filmografisi, olağanüstü bir titizlikle planlanmış kadrajları ve her biri diğerinden farklı görünen filmlerindeki temel ortak tema olan insan varoluşuyla hem biçimde hem içerik yaratmada usta olduğunu tekrar tekrar gösteriyor. Barok resim sanatından esinlenerek çektiği ve görsellikte bir benzeri daha olmayan Barry Lyndon da bunlardan biri.

    Kubrick’in neredeyse tüm filmleri gibi Barry Lyndon da bir roman uyarlaması. Ama William Makepeace Thackeray tarafından 1844 yılında “Barry Lyndon’ın Anıları” adıyla yazılmış kitaptan uyarlanan filmin önemli bir farkı var; romanda olaylar Barry’nin ağzından anlatılırken bu uyarlamada Tanrısal bakış açısıyla anlatmayı tercih etmiş Kubrick. Bunun sebebi olaylara daha tarafsız ve soğuk bir bakış açısıyla yaklaşmak istemesi olmalı. Bir yandan da Tanrısal bakış açısının bir avantajını kullanarak bizi olacaklara karşı önceden bilgilendirebiliyor tabi -günümüz tabiriyle filmin sonundan spoiler veriyor. Yani başına gelecekleri biz Barry’den de önce biliyoruz. Bu durumda Kubrick bize belki önemli olanın sonuç değil, o sonuca giden yol olduğunu, o kısma odaklanmamız gerektiğini söylüyor.barry lyndon birdunyafilm1

    “…Zira bir adamın servete ulaşmasını sağlayan nitelik ve güdüler, çoğu zaman sonradan mahvolmasının da sebebidir.” Kubrick’in filmin sonlarına doğru anlatıcıya söylettiği bu cümle filmin bel kemiğini oluşturan fikirlerden biri. Redmond Barry isimli fakir bir gencin önce yükselerek Barry Lyndon adını alması ve sonra yükseldiği kadar hızlı bir şekilde dibe vurmasının hikayesi bu. Redmond’la tanıştığımız ilk sahnede onun en önemli iki özelliğini görürüz: saf ve aşık olması. Yükselmesini konu alan birinci bölümde zamanla ikisini de yitirişini izleyeceğiz, ve Redmond Barry Lyndon’ın bir düello ile başlayan yolculuğu yine bir düelloyla sona erecek. Yer yer bir Shakespeare trajedisine benzeyen filmin bir yerinde Hamlet’ten bir alıntı da var (- Lord Bullingdon babanıza hakeret ettiniz. -Madam, babama hakaret ettiniz.) Bir çıkış-iniş öyküsü olmasından dolayı aynı dönemde çekilen Francis Ford Coppola’nın tüm zamanların en iyilerinden kabul edilen Godfather’ını da hatırlattığı söylenebilir. Doğal olarak adı geçen eserlerde de olduğu gibi burada da güce ulaşmak için yozlaşan baş karakterin yozlaştığı için çöküşüne şahit oluyoruz.

    Kubrick’in biçim ve içeriği dengede tuttuğunu belirtsem de Barry Lyndon için biçimin daha ağır bastığı görülüyor. Filmin geçtiği 18.Yüzyılın sanat eserlerinden oldukça yararlanmış. Öyle ki bazı sahnelerde bir filme değil bir Rembrandt tablosuna bakıyormuş gibi hissetmek mümkün. Dönemin resim sanatının en önemli özelliklerinden olan doğal ışık kullanımı filme de taşınmış. Gün sahnelerinde sadece güneş ışığı ve gece sahnelerinde sadece mum ışığı kullanması filmin görselliğinin en önemli elementlerinden biri.

    Bir Kubrick filmi izlerken aklımızda tutmamız gereken en önemli şey, sahnedeki hiçbir nesnelerin orada “öylesine” yer almadığıdır. Bu yüzden filmlerini tekrar tekrar izleyip gözümüzden kaçan detayları yakalamamız çok olası. Bu filmdeki en önemli ögeler ise arka plandaki resimler ve oyun kartları; resimler filmin biçimini aldığı tarza bir saygı duruşu niteliğindeyken kartlarsa filmin ana temalarından biri olan şans/kader/rastlantısallık kavramını vurgulamak için var. Kubrick burada kumarı bir varoluş metaforu olarak kullanıyor zira kumarda başarılı ya da başarısız olmak talih ve tercihlerin ortak bir sonucudur. Görüldüğü gibi ister uzayda geçsin ister 18. yy Avrupasında veya bir savaş alanında Kubrick filmlerinin merkezinde her zaman insan doğasını anlama isteği yatar. Kubrick’in bir diğer özelliği ise bir türde uzmanlaşmayı reddetmiş olması. Bu nedenle bilim kurgudan korkuya film-noirdan biyografiye pek çok türde eserler vermiştir fakat yine de Paths Of Glory, Full Metal Jacket ve Dr Strangelove göz önüne alındığında savaş filmlerinin filmografisinde önemli bir yer tuttuğunu söylemek yanlış olmaz. Barry Lyndon’ın ana teması savaş olmasa da özellikle ilk yarısında savaş sahnelerine yoğun olarak yer veriliyor ve militarizme dokundurmadan geçilmiyor.

    Filmin en önemli özelliği görselliği olsa da film müziklerinin önemi de aşağı kalmıyor. Kubrick’in önceki iki filmi 2001: Bir Uzay Macerası ve Otomatik Portakal’a da baktığımızda onun klasik müziklere olan tutkusunu daha iyi görebiliriz. Barry Lyndon’da özellikle dönemine uygun olarak seçilmiş müzikler arasında Bach’tan Vivaldi’ye, Shubert’ten Mozart’a birçok ünlü ismin eseri yer alıyor. Fakat Handel’in açılış sahnesinden itibaren bizi büyüleyen Sarabande’si filmin asıl yıldızı. Müziği bir anlatı dili olarak kullanmayı seven Kubrick Sarabande’nin farklı aranjelerini filmin birçok önemli sahnesinde kullanıyor.

    Vizyona girdiğinde aldığı bazı eleştiriler Barry Lyndon’ın müthiş görselliğinin yanında hayata dair fazla bir şey söylemediği yönündedir, özellikle yönetmenin diğer sansasyonel filmleriyle karşılaştırıldığında. Yazıyı Kubrick’in filmini bitirdiği “epilogue” yazısıyla bitirelim: “Bu kişiler 3. George döneminde yaşamış ve mücadele etmiştir. İyi veya kötü, yakışıklı veya çirkin, zengin veya fakir; şimdi hepsi eşittir.” Bu son söz ile Kubrick birçok filminde olmadığı kadar açıkça dile getirmiştir filmin derdini aslında.

Yorumları göster
Back to Top