Beyazperdem
Üç Maymun
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,5
Muhteşem
Üç Maymun

Üç Maymun

Ali Ercivan
Nuri Bilge Ceylan, Türk sinemasına uluslararası platformda en büyük başarıları getirmiş olan yönetmen; Yılmaz Güney'den bile daha fazla. Burası kesin. İklimler ile birlikte dijital teknolojiye geçiş yapan Ceylan, artık kayda değer bütçelerle de çalışıyor. Ve yönetmenin fotoğraf kökeninden dolayı filmlerine zaten hakim olan görsel yapı, yeni filmi Üç Maymun ile iyice sofistike bir hal alıyor.

Üç Maymun, Ceylan'ın önceki filmlerine kıyasla dramatik yapısı çok daha güçlü, çelişkisi sağlam bir iş. Bu zaten şimdiden sıradanlaşmış bir tespit. Ama Ceylan, yoğun biçimde kestirmelerle ilerleyen filminde, öykünün içindeki kimi kilit olayları, aksiyonu değil de onları hazırlayan ve/veya onlardan doğan durumları, duyguları perdeye aktarmaya çalışıyor; yine kendi alıştığımız ritmiyle.

Filmin öyküsü, para karşılığı bir başkasının suçunu üstlenip onun yerine hapis yatma gerçekliğinden yola çıkıyor. Milletvekilliğine adaylığını koymuş bir iş adamı, arabasıyla bir kişinin ölümüne sebep oluyor. Ancak siyasi kariyerini bahane göstererek, özel şoföründen bu suçu üstlenmesini istiyor. Maaşını ailesine vermeye devam edeceğini ve çıktığında toplu bir meblağ daha ödeyeceğini vaat ediyor. Yavuz Bingöl tarafından canlandırılan şoför hapse girdikten sonraysa, karısı ve üniversiteyi kazanamayan oğlu, hiçbirinin öngörmediği yollara sapıyorlar.



Öncelikle, Mayıs Sıkıntısı'nı Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden biri olarak gördüğümü söylemeliyim. Üç Maymun'la ilgili görüşlerimin özünde yatan şey, Ceylan'ın teknik açıdan giderek daha yetkin ve daha grafik hale gelen görsel becerisinin, filmlerinden duygusal olarak etkilenmeyi de zorlaştırıyor olması. Seyircisiyle arasına ciddi mesafe koyan bir estetik bu.

Üç Maymun'un dört karakteri var. Şoför Eyüp, karısı Hacer, oğulları İsmail ve Eyüp'ün patronu Servet. Ceylan bu dört insanın herhangi biriyle gerçekten bir bağ oluşturmamızla ilgilenmiyor belli ki. Özdeşlik kurabileceğimiz karakterler değil zaten hiçbiri. Bize çok uzaklar ve film boyunca çok yanlış adımlar atıyorlar.

Kendi aralarındaki iletişimleri kadar, karakterleri de zayıf. Ailenin geçmişinde, kaybedilmiş bir evladın acısı var. Küçük yaşta yitirilen bu çocuğun anısı, hiçbirini rahat bırakmıyor. Belli ki bu ölümün ardından kendilerini toparlayamamışlar. Ama ne bu konuda konuşuyorlar ne de şimdiki zamanda yaşananlarla ilgili. Bir tepkisizlik içinde hepsi. Sosyal sınıflarının da beraberinde getirdiği bir kadercilik içinde.

Cannes Film Festivali sırasında, öyküdeki ezen/ezilen ilişkisi sebebiyle Üç Maymun'u dolaylı yoldan politik olarak tanımlayanlar ve jürinin bakış açısına uzak kalmadığını söyleyenler çıkmıştı. Karşımızdaki filmi politik olarak tanımlamak bana fazla geliyor ama Ceylan'ın toplumsal karşılığı olan bir film yaptığı muhakkak. Filmin sonundaki döngü, sinemasal olduğu kadar sosyal de bir anlam içeriyor. Özünde güç ve paranın hükmettiği bir döngü bu.

Ancak Ceylan'ın sinemasıyla ilgili sevdiğim şeylerden biri de şu: Büyük toplumsal, sosyolojik vs. laflar etmekle ilgilenmiyor. Kasaba'nın ikinci yarısı ve Uzak'taki siyasi atışma sahnesini saymazsak, herhalde büyük laflar ettiğine hiç rastlamadık Ceylan'ın. Üç Maymun'la artık iyiden iyiye hikaye anlatıcılığına odaklandığını görüyoruz. Kendi üslubunu giderek daha da inceltiyor; son derece ekonomik ve görsel açıdan çarpıcı bir şekilde öyküsünü anlatıyor. Mesaj kaygısı olmayan, aslında sinemanın özüne odaklanmış bir yaklaşımı var. Ben bu öyküyü en etkili nasıl anlatırım? Bu senaryoyu en güçlü nasıl resmederim? Önceliği olarak sinemayı belirlemiş olmasından dolayı takdir ediyorum Nuri Bilge Ceylan'ı.

Ve bu arada, kendine özgü bir mizah anlayışının oluştuğunu görüyorum özellikle son iki filminde. Bu da beni bayağı eğlendiriyor. Bu filmde, özellikle Hacer'in cep telefonu melodisi olan Yıldız Tilbe şarkısı Emi'nin bir gag şeklinde kullanımı yeri geldiğinde komik yeri geldiğinde cidden üzücü bir etki yaratıyor. Ve Hacer'in nasıl bir kadın olduğunu da saniyeler içinde mükemmel bir şekilde anlatıyor.

Bütün bu yazdıklarımdan çıkacak sonuç, Üç Maymun'u dört dörtlük bir film olarak gördüğüm değil yine de. Karakterlerin geçirdikleri kimi dönüm noktaları kafama takılıyor doğrusu. Hacer'in kocasıyla problemlerine dair önceden bir ipucu görebilmiş olmayı isterdim mesela. Servet ile ilişkisini anlamamıza yardımcı olurdu. Çünkü yönetmen bize bu ilişkinin nasıl başladığını zaten göstermiyor.

İsmail'in, annesinin başka bir adamla ilişkiye girdiğini anladığı ilk anda niye tepkisiz kaldığını da tam olarak kafamda oturtamıyorum. Yeri geldiğinde sokak kavgalarına da karışan İsmail'in o anda eline bıçağı kaptığı gibi adamı öldürmeye kalkması daha gerçekçi olurdu sanki. Öyle bir anda maddi bağımlılıklarını düşünecek biri mi İsmail?

Bütün bunlar belki de Ceylan'ın öyküdeki birçok aşamayı göstermemeyi tercih etmesi, sık sık kestirmelere başvurmasından kaynaklanıyor. Seyircisinden çok fazla çaba isteyen, kafasını sürekli çalıştırmasını ve boşlukları kendince doldurmasını talep eden bir film Üç Maymun. Bu tür filmler genel seyirciyi çoğu zaman sıkar veya kendinden uzaklaştırır. Ama aslında işte tam da böyle filmler değerlidir, önemlidir.



Kısaca oyunculuklara değinmem gerekirse, herkesin üstüne düşeni başarıyla yerine getirdiğini ama kadrodan sadece genç İsmail'i canlandıran Ahmet Rıfat Şungar'ın hiç aksamayan, inandırıcılığını bir an bile yitirmeyen bir performans verdiğini düşünüyorum. Filmin ağırlıklı olarak kendi etrafında dönen ilk yarısını müthiş bir doğallıkla taşıyor. Hatice Aslan'ın karakterini ise yukarda bahsettiğim Yıldız Tilbe şarkısı tamamlıyor sanki. O ana kadar tam olarak nasıl bir kadını izlediğimizi çözemiyoruz Aslan'ın oyunculuğundan.

Bu filme tam puan vermemi engelleyen başlıca şey, bende pek duygusal tepki oluşturmaması. Ceylan tarafından göze alınmış bir handikap olmalı bu. Bu öyküyle duygusal bir bağ kurmamızı istemiyor belki. Ancak insan yine de kendisinde duygu uyandıran filmleri, biçim denemelerine veya teknik ustalık gösteren filmlere kıyasla daha çok seviyor.

Ceylan'ın yoğun grafik anlatımı, teknik yetkinliğiyle gerçekten hayranlık uyandırıcı. Metin Erksan'ın galada dediği gibi, olağanüstü. Ancak ailenin ölmüş oğlunun farklı karakterlerin gündüz düşlerinde gözüktüğü sahnelerden de anlaşıldığı gibi, Ceylan da bir hüzün yaratmanın peşinde. Ama biçimci yaklaşımı, seyirci ile arasına öyle bir mesafe koyuyor ki, hislenmeniz çok zor. Elden sadece takdir etmek gelir. Neyse ki Üç Maymun, takdir edilmeyecek gibi değil.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top