Beyazperdem
İz Peşinde
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
İz Peşinde

İz Peşinde

Oktay Ege Kozak
Coen kardeşlerin hayranlarının İz Peşinde gibi klasik bir western ile karşılaşması bence şaşırtıcı olduğu kadar hoş bir sürpriz olacak. SonuçtaFargo ile suç filmi türünü alaşağı etmiş, İhtiyarlara Yer Yok ile ise modern western mitolojisini yeniden yaratmış olan Coen'lerden bahsediyoruz.

Charles Portis'in ünlü kitabının 1969 yapımı John Wayne filminden sonra ikinci uyarlaması olan İz Peşinde, kardeşlerin tipik sinik, egzantrik ve alışılagelmişlik karşıtı yaklaşımlarının tersine, şaşırtıcı derecede şefkat dolu, yer yer nostaljik, geleneksel bir klasik western.



Film, Clint Eastwood'un Affedilmeyen ile yaptığı gibi klasik western türünü yeniden yazmıyor belki ama amacı da bu değil zaten. İz Peşinde'nin amacı basit olduğu kadar çekici hikayesini olabilecek en başarılı ve etkileyici biçimde aktarmak. Belki de Ciddi Bir Adam ile kara komedi limitlerini dolduran kardeşler bu sefer hoş bir seyirlik sunmak istemişler.

Hoş seyirlik demişken İz Peşinde, usta görüntü yönetmeni Roger Deakins'in desteğiyle yılın en güzel görünüşlü filmlerinden birini yaratıyor. Deakins'in kamerası çoğunlukla dış mekanlarda ve ormanda geçen sahnelerini hikayenin gerekçelerine dolaylı olarak ya geniş doğal manzaralar sunuyor ya da tansiyon arttıkça dar ve sisli bir atmosfer yaratmakta ustalığını sergiliyor.

İz Peşinde'nin senaryosu orijinal kitabın ve filmin hikayesine çoğu zaman sadık kalıyor. Filmi John Wayne versiyonundan kat kat başarılı kılan, yukarıda bahsettiğim gibi görüntü yönetmenliği ve yönetim gibi öğelerin yanında oyuncu kadrosu öne çıkıyor.

Vahşi katil Tom Chaney'nin (Josh Brolin) öldürdüğü babasının intikamını almaya ant içmiş 14 yaşında deneyimsiz ama akıllı Mattie Ross rolünde, filmi çektiği dönemde canlandırdığı karakter ile aynı yaşta olan Hailee Steinfield, yaşına göre şaşırtıcı derecede kontrollü bir performans sergiliyor. Mattie'nin filmin başlarında babasının avukatı ile mirasını en ince detayına kadar tartıştığı sahne, genç yaşta Oscar adaylığını hak eden Steinfield'i izlemenin zevki için bile tekrar tekrar izlenmeye değer.

Mattie'nin Tom Chaney'nin peşinden gitmesi için kiraladığı, tutarsız ve geveze olduğu kadar sakin ve işinin üstadı tek gözlü mareşal Rooster Cogburn rolü ile Jeff Bridges, kariyerinin en akılda kalır karakterlerinden birini yaratıyor. Evet, bu listenin tepesinde kesinlikle Bridges'in bir diğer Coen kardeşler yaratımı Jeff "Ahbap" Lebowski var.

Coen kardeşler ve Bridges, gayet akıllı bir seçim yapıyorlar ve bu ikonik karakteri John Wayne'in sert karizmasından olabildiğince uzaklaştırarak tipik bir sessiz, cool kovboy arketipinin tersine gidiyorlar. Cogburn'ün pis, bakımsız, sürekli içtiği için sarhoş ağızla ne dediğinin çoğunlukla anlaşılmamasına rağmen her fırsatta anlamsız, mantıksız hikayeler anlatan karakterizasyonu, ilk bakışta sırf orijinallik olsun diye yaratılmış izlenimi verebilir. Fakat sorun kendinize, işi ormanda insan avlamak olan biri sizce John Wayne'e mi, yoksa Jeff Bridges'a mı benzer?



Bridges, geçen senenin orta karar sahte müzik biyografisi Çılgın Kalp ile en iyi erkek Oscar'ını kaptı, yani bu sefer büyük ihtimalle heykeli eve götüremeyecek. Fakat bence bu efsanevi aktörün İz Peşinde ile Oscar alması lazımdı.

Matt Damon, Josh Brolin ve Barry Pepper da yan rollerde gayet etkileyici karakterler ortaya koyuyorlar. İz Peşinde, Coen kardeşlerin müthiş filmografisinde ilk üçe giremiyor belki ama kesinlikle dahi kardeşlerin hem en mütevazi, hem de en başarılı filmlerinden birini yaratıyor.

San Francisco'dan eleştiriler, haberler ve yorumlar okumak için bloguma üye olun:

oktayegekozak.blogspot.com

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top