Beyazperdem
Yepyeni Bir Hayat
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,5
İyi
Yepyeni Bir Hayat

Yepyeni Bir Hayat

Yıl 1975, mekan Güney Kore'de bir Katolik yetimhane. Senarist/yönetmen Ounie Lecomte, bu ilk uzun metraj denemesinde kendi çocukluk deneyimlerini biraz olsun değiştirerek beyazperdeye aktarıyor. 9 yaşında bir kız çocuğunun başından geçenleri bize sanki her karede kendimizi onun yerine koymamızı istermiş gibi gösteriyor.



Bir bisikletin arkasında, şarkılar söyleyerek babasının belinden sıkı sıkı tutmuş olan bu şirin Koreli kızın o çekik gözleri gülmektedir adeta, anlarız ki babasını çok sever ve onunla çok mutludur. Baba ise filmde hep arka plan çekimlerle, adeta bir gölge gibi gösterilir, babanın kıza olan sevgisiyle, ya da karakteriyle ilgili genel anlamda hiçbir bilgi alamayız. Gözleri gülen bu kızı babası bir gün şık şık giydirir, bayram gezisine çıktıklarını söyler ona. Bir pastaneye giderek en güzel pastayı seçtirir kızına, Jin-Hee isimli kız ise etrafa neşeli gülücükler atmaya devam etmektedir.

Yetimhaneye geldiklerinde, o gri, soğuk ortam daha kapının girişinde bile etkiler Jin-Hee'yi. (Bu gibi detayları, kelimelerle, cümlelerle değil sadece ifadelerle, renklerle, anlarla, müzikle, ortamın gerginliğiyle ustaca verebilmiş yönetmen.)

Jin-Hee birşeylerin ters gittiğinin farkındadır, 9 yaşında bir beyin olarak belki sadece ortamı ve insanları yabacılamış, neden oraya gittiklerini anlayamamıştır, zaten kısa bir süre sonra da babasının onu orada bıraktığını ve bir daha geri gelmeyeceğini öğrenir. Öğrenmesiyle birlikte küçük oyuncunun o gülen gözleri ve dudakları, bir daha filmde asla gülmemek üzere, adeta söner, kapanır, düşer, biter. Bu, başarılı küçük oyuncunun genel bir rol kabiliyeti midir, oynadığı role kendini kaptırışı ve adeta hissedişi midir, tip olarak mı hikayeye çok uygundur, yoksa bunların hepsi midir bilinmez ama, filmde beni en çok etkileyen, gerçekten de bu kızın babasıyla birlikteyken yer aldığı o ilk on dakikalık sahnelerdeki gülen göz ve dudaklarının, yetimhaneye ayak basmasıyla birlikte bir daha asla gülmemesi oldu. Bu küçük kız adeta tip değiştirdi, adeta yüzüne bir maske taktı, başka biri oldu, yaşananlar sanki gerçekten de bu kızı değiştirdi, depresyona soktu, büyüttü, olgunlaştırdı, hayattan bezdirdi. Takdire şayan bir oyuncu seçimi ve koçluğu, takdire şayan bir oyunculuk.

Film, Jin Hee'nin bu yetimhaneye alışamaması, babasının onu terkettiği gerçeğiyle yüzleşememesi, gerçek hayata dönemeyişi ve ciddi bir depresyon haliyle devam ediyor. Kendisinden birkaç yaş büyük arkadaşı ona umut veriyor, yüzü bir daha hiç gülmese de kalbi eriyor, babasından sonra ilk kez birine yakınlık hissediyor, rahatlıyor, ait hissediyor. Fakat hayat gene hiçbirşeyin kalıcı olmadığı, ilişkilerin hepsinin geçici olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor küçük kızı.



Filmin tüm ipuçlarını vermek gibi olmasın ama filmin ismi neden Yepyeni Bir Hayat diye soracak olursak, sonunda gerçeği kabul eden ve hayata ayak uydurmaya karar veren bir Jin Lee olması diyebiliriz. Yönetmenin de böyle bir çocukluk geçirdiği bilgisine sahip olduğumuzdan, kendisi için bir süre pause tuşuna basılmış gibi kalmış olan hayatının bir noktadan sonra, zamanla, deneyimle yoğrulup devam ettiğini görmüş, hayatın her türlü acıya, yalnızlığa, haksızlığa ve kabul etmemelere rağmen, bir şekilde devam ettiğini ve edeceğini bizlere de kendi deneyiminden yola çıkarak hatırlatmak istemiş diyebiliriz.

Sade müzikleri, temiz, net ve estetik planlarıyla görsel ve işitsel alanlara da hitap eden film, ağır temposuna rağmen kendine çeken, can acıtan ama etkileyen bir film. Umarız yönetmen, kendi çocukluğunu çektiği bu filmden sonra artık yapacağını yapmış gibi hissetmez ve değişik projelerle, iyi yaptığı yönetmenliğe ve senaristliğe devam eder.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top