Beyazperdem
Baba
facebookTweet
Baba
Oyuncular: Marlon Brando, Al Pacino, James Caan devamı
Tür Polisiye, Dram
Ülke ABD
Fragmanı izle
Üyeler
4,72624 Puanlama ve 336 Eleştiri
Puanım :
0.5
1
1.5
2
2.5
3
3.5
4
4.5
5
Arkadaşlarının puanları gör  ?

Özet ve Detaylar

Mario Puzo’nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40’lar ve 50’lerin Amerika’sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Don Corleone’nin kızı Connie’nin düğününde, ailenin en küçük oğlu ve bir savaş gazisi olan Michael babasıyla barışır. Bir suikast girişimi, Don’u artık işleri yönetemeyecek duruma düşürünce, ailenin başına Michael ve ağabeyi Sonny geçer. Danışmanları Tom Hagen’in de yardımlarıyla diğer ailelere savaş açan Corleone ailesi, eski moda yöntemleri de değiştirmeye başlar.
Film o yıl En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında Oscar kazanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu Türkiye'de en fazla izlenen ve satılan film olma özelliği de taşır.
Orijinal adı

The Godfather

Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 1972
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar -
Bütçe 6 000 000 $
Dil İngilizce, İtalyanca, Latince
Görüntü formatı -
Renk Renkli
Ses formatı -
Yapım formatı -
Viza numarası -

Fragmanlar

Baba Orijinal Fragman 1:54
Baba Orijinal Fragman
9 485 gösterim

Ekstra Videolar

Interview 1 - English 2:34
Interview 1 - English
1 924 gösterim
Babalar Günü Özel Video 4:23
Babalar Günü Özel Video
418 gösterim

Oyuncular

Marlon Brando
Marlon Brando
Rolü : Don Vito Corleone
Al Pacino
Al Pacino
Rolü : Michael Corleone
James Caan
James Caan
Rolü : Santino 'Sonny' Corleone
Robert Duvall
Robert Duvall
Rolü : Tom Hagen
Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

KaliteTAKİP
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: KaliteTAKİP, Tarih: 06/09/2014

5,0Kusursuz!

dünyada bu kadar ilgi gören başyapıt diye lanse edilen bir filmi izlememek olmaz diye yaklaşık 10 defa başlayıp 10. dakikasında... Devamını oku

mali
Yapılan son negatif yorum

Yazar: mali, Tarih: 28/02/2015

2,0Yetersiz

Herkes tarafından ''başyapıt'' olarak lanse edilen filmi, beğenememek şahsım adına hayal kırıklığı... Müzikler harika, oyunculuklara... Devamını oku

Tüm üye eleştirileri
57% (193 Eleştiri)
31% (103 Eleştiri)
3% (9 Eleştiri)
6% (20 Eleştiri)
2% (6 Eleştiri)
1% (5 Eleştiri)
Baba hakkında görüşlerin ?
336 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

43 Fotoğraf

Son Haberler

Beyaz Perdenin En İyi 10 Üçlemesi!
HABERLER - Özel Dosyalar
11 Eylül 2017 Pazartesi

Beyaz Perdenin En İyi 10 Üçlemesi!

Beyaz Perdenin İkonik Beyaz Elbiseleri!
HABERLER - Fotoğraf & Videolar
5 Eylül 2017 Salı

Beyaz Perdenin İkonik Beyaz Elbiseleri!

Perdenin unutulmaz kıyafetleri burada!
En İyi Baba-Oğul Filmleri!
HABERLER - Fotoğraf & Videolar
15 Haziran 2017 Perşembe

En İyi Baba-Oğul Filmleri!

Babalara saygı duruşu!
17 Haber ve Özel Dosya

Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

Tüm benzer filmler

Yorumlar

  • RedDett

    Bu filimi herkese şiddetle tavsiye ederim süper bir bilim

    ölmeden izle :d

  • Ugur Sener

    Arkadaşlar film tamamen bir başyapıt

  • UGUR-TAZEG?L

    SİNEMA TARİHİNİN GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK FİLMİ BU BAŞYAPITI YAZMAYA KALKSAK 1000 SAYFALIK KİTAP ÇIKAR BU FİLME DÜNYA ÜZERİNDE VERİLEBİLECEK BİR PUAN YOK

    Dizimsi bir havada devam eden filmde dogallık sizi filme tamamen kaptıracak. Kuşkusuz başyapıtlardan birisidir, baba filmi başyapıt yapan olay ise herkesin içerisinde ki mafya olan merakı ve konuların filmden sizi hiç koparmıyacak şekilde devam ediyor olmasıdır. Baba 1 ve baba 1’den sonra gelen baba 2 filminde baba’nın mafya babası olmadan önce ki halini anlatıyor. 3’de ise kendinden sonra ki gelen baba’nın yaşamını anlatıyor. Alpacino’yu Alpacino yapan filmde Baba filmdir. Baba filminden sonra zaten yaralı yüz filmini çekmiştir. Fakat baba filmini bilen bir çok kişi yaralı yüz filmini bilmezler. Yaralı yüz filmide mafya filmleri arasında bir başyapıt denebilecek filmlerden birisidir. Filmde temel alınan nokta aileye olan önem noktası olmuş. İnsan ne kadar mafya babası olsada sonucunda onunda bakması gereken bir aileside var. Bir çok mafya liderinin önderi olan The Godfather mafya arasında yeni bir tarz da açmıştır. Hiç yıkılmıyacak bir imaj belirleyen caralin ailesi baba filmiyle efsane filmler arasına girmeyi başarmışlar.

    Baba (The Godfather), Mario Puzo’nun aynı adlı kitabından uyarlama. Filmde, Amerika’da yaşayan bir İtalyan mafya ailesinin çevresinde gelişen olayları izleyecek, onları yakından tanıyacağız. Babasına karşı gelen, onun işinden, onun yanından uzaklaşmak için orduya katılan, ailenin en küçük oğlu Michael Corleone, ailesinin düştüğü zor durumdan onları kurtarmak için sevmediği işin başına geçer. Sadece işin başına geçmekle de kalmaz üzerindeki bütün sorumlulukların altından kalkmayı başarır. Al Pacino da kendisine güvenmeyen insanlara rağmen bu rolün altından kalkmayı başarır. Üstelik oyunculuk başarısının yanı sıra o artık bir fenomendir. Michael Corleone ismi sinema dünyasının unutulmaz karakterleri arasına büyük hatta çok büyük harflerle yazılmıştır.

    On milyonun üzerinde baskısı olan Mario Puzo`nun “The Godfather” kitabı 1972’de sinemaya uyarlandı ve ortaya bir başyapıt çıktı. The Bellboy and the Playgirls ile ilk olgun sinema yönetmenliğine adım atan Francis Ford Coppola, 1972’ye kadar yönettiği 7 film de ortalamanın üzerine çıkmayı baramamıştır. Cappola The Gadfather’in oyuncu kadrosunu Paramount Pictures’a kabul ettirmek için bin dereden su getirecektir. Paramount Pictures oyuncuları beğenmez. Oyuncuların bu karakterlerin üstesinden geleceğine inanmaz. Coppola ısrar edince Paramount Pictures kabul etmek zorunda kalır. Ne gariptir ki dünyanın en tanındık yüzleri bu üçlemeden çıkmıştır. Hadi Marlon Brando zaten On the Waterfront (1954) “Yalnızlar Rıhtımı” ile ön plana çıkmıştı. Al Pacino, Robert Duvall, Diane Keaton ve Robert de Niro’ya ne demeli? Hollywood dünyasının “seçim oyunları” entrikaları bir kez daha su yüzüne çıkmıştır ki filmde de buna gönderme yapılmıyor değil. Johnny Fontane’in aktör olarak seçilme süreci buna bir örnektir. Paramount vs Coppola çekişmesi seri boyunca hiç bitmez. İkinci serinin Vito sahnelerini stüdyoda çekmek isteyen Paramount bir kez daha Cappola’ya yenilri ve çekimler Newyork’un bir caddesinde çekilir. Filmin yapım tasarımcısı Dean Tavoularıs yaptığı bir röportajda şöyle demiştir; "Film konusundaki geleneksel bir uygulama, bazı şeylerin stüdyoda inşa edilip, bazı şeylerin dış mekanda bulunmasıdır. Benim kişisel tercihim, dış mekanda stüdyo inşa etmektir. Bulduğunuz herhangi bir mekan sete dönüştürülebilir, çünkü zaten orayla işiniz bittiğinde mekanda olasılıkla yüzde elli değişiklik yapmış olursunuz. The Godfather için çalışmaya başladığımızda, Paramount bizden bütün çekimleri hali hazırdaki yapılmış olan New york setlerinde yapmamızı istedi, fakat bu setlerin New york'la uzaktan yakından alakası yoktu. Francis ve ben, filmi New york'ta çekebilmek için savaş vermek zorunda kaldık.” Artık yorulan ve eskisi kadar güçlü olmayan Cappola serinin üçüncü ayağında yenilir. Cappola üçüncü filmin ismini "Death of Michael Corleone - Michael Corleone’nin Ölümü" koymak ister fakat Paramount Pictüre Part III de işarar edince Cappola kabul etmek zorunda kalır ve maç 3-1 Cappola galibiyeti ile biter. Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden biri olan The Godfather, kendisinden sonra çekilen mafyavari filmlerin hemen hemen hepsine ilham kaynağı olmuştur. Stanley Kubrick bile filme olan hayranlığını defalarca dile getirmiştir. Don Vito Corleone karakteri Al Capone esinlenerek ortaya çıkarıldı. Al Capone’nin 1929-1947 yılları arasında yaşadığı olaylar etkili olmuştur. Çaopne’nin İtalya’dan Amerika’ya göç etmesi, oğlunun adının Sonny olması ve 5 Nokta Çetesi gibi Corleone’ye benzerlikleri dikkat çekmektedir. Filmin tamamı mafya içerikli olmasına rağmen, filmde mafya kelimesi kullanılmamıştır. (Part II ve III de kullanılmıştır) The Godfather daha çok erkeklerin hayal dünyası, istekleri ve ihtiraslarına hitap eden bir filmdir. Kadınlar geri plandadır ve erkeklerin egemenliği altındadır. The Godfather’da erkeğin şerefi, hırsı, gücü, saygınlığı gibi genel olarak erkek üzerinde dönen bir çember vardır. Michael’ın kız kardeşi Connie’nin durumu, eşi Kay ile olan ilişkisi ve Connie’nin eşi ile olan kavgaları gibi bir çok örnek verebiliriz fakat bir noktayı unutmamak lazım. Henüz kadın haklarının bile doğru düzgün uygulanmadığı bir dönemde çekilen ve tamamen erkek egemenliğinin olduğu yeraltı dünyasının anlatıldığı filmden feminist bir karakter beklemek haksızlık olurdu. Film sadece erkek egemenliğini mi anlatıyor? Elbette hayır. Derin bir analiz yaptığımızda aslında hayatın acı ama gerçek olan yönlerine değinmiyor mu? Sadakat, mevki sahibi olmak, güç, hırs, evlilik hayatı, politika, şiddet ve daha bir çok insana acı gelebilecek konuları insanın yüzüne tokat gibi çarpması açısından evet biraz erkeksi ama aynı zamanda gerçekçi bir yapısı var. Daha açılış repliği ile (I believe in America - Amerika’ya inanıyorum) izleyiciyi sarsan The Godfather gerçekçiliği ve doğallığı ile bizi kendisine çekiyor ve tarih sahnesinden kopmuş bir olayı anlatıyormuş hissi uyandırıyor. The Godfather’in başyapıt olmasının en büyük özelliği “gerçekçi” olmasıdır. Film o kadar gerçekçidir ki; eğer filmi hiç izlememiş birisine “bunlar yaşanmış olaylardan alıntıdır” diyerek filmi izletseniz, size inanmaması mümkün değildir. Filmde geçen olayların mafya dünyasının “şehir efsaneleri” diye adlandıracağımız olayların bir araya getirilmesi ile oluşmuş diyebiliriz. İtalya ve mafya kelimeleri o yıllarda belki hala birbiri ile bağdaştığını göstermektedir. Öyle ki; mafya içerisinde soyu tam olarak İtalyan olmayan insanlar bir üst kademeye yükseltilmiyor. The Godfather’a Sadece mafya filmi deyip geçmek, sinemaya hakaret etmekle kalmayıp üstüne kendinizi de küçük düşürmenize sebebiyet verebilir. The Godfather belki de yaşanmış ya da yaşanma ihtimali çok yüksek olan yeraltı dünyasının gerçek yüzünü anlatırken, sessiz gerilimi yüksek, arka planını politik bir atmosfere yaslayarak devam etmektedir. Dürüst bir Amerika’lı olarak polise gittiğini fakat sorununa çözüm yolu bulamadığını söyleyen adamın Baba ile diyaloğunu hatırlayalım. Kendisine dert yanmak ve sorununa çözüm bulunması için gelen adama Baba şöyle der; “Neden önce polise gittin? Neden önce bana gelmedin?” bu aynı zamanda Marlon Brando’nun ilk repliğidir. Daha ilk repliği ile filmin ne kadar politik içerikli olduğunu açıkça dile getirmiştir. Bu aynı zamanda tüm zamanların sorunudur. İşlenen bir suç sistem yetkilileri tarafından adalete teslim ediliyor mu? Teslim edildiğinde yeterli ceza veriliyor mu? Belki de en önemlisi “Suç” kime göre suç? Filmin müziği kulaklarımızda çınlıyor ve her duyduğumuzda filmi tekrar izleme isteği oluşturuyor. İtalyan ve eski Amerikan toplumsal yapısı, aile geleneği ve kültürel mirası görücüye çıkıyor. “Devlet içinde devlet olmaz” sözüne karşılık “Bal gibi de olur” dedirten ve bizlere siyasi entrikaların acı gerçeğini en çarpıcı şekilde anlatan The Godfather, unutulmaz filmler arasında yeri en sağlam olanlardandır. Kitabın yanlış okunmasından dolayı çekilen “kesik at başı” sahnesi hala konuşuluyor, karakterlerin, yönetmenin aile bireylerinden alıntı yaptığı hala tartışılıyor ve filmi aslında mafyanın çektirdiği dedikoduları dolanırken ortaya destansı bir başyapıt çıkıyor. Filmin unutulmaz repliği “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım” sinema tarihi boyunca en çok akılda kalan repliklerden birisi oluyor ve ne ironikdir ki, Marlon Brando bir Oscar ödülünü reddediliyor.

Yorumları göster
Back to Top