Üçüncü Adam
    • Seanslar
    • Fragman ve Videolar
    • Oyuncular
    • Eleştiriler
      • Beyazperde eleştirileri
      • Basın eleştirileri
      • Kullanıcı yorumları
    • Resimler
    • Biliyor muydunuz?
    Ortalama puan:   3,9 805 notu için, 13 kritik,  | 
    •     0% - 0 kritik
    •     77% - 10 kritik
    •     0% - 0 kritik
    •     23% - 3 kritik
    •     0% - 0 kritik
    •     0% - 0 kritik

    13 Kullanıcı yorumları

    Sırala 
    En yeniler
    • En çok eleştiri yazmış üyeler
    • En çok takip edilen üyeler
    nskmourinho
    nskmourinho

    3 takipçi | Onun 1003 yorumunu gör |

      2.5 - Eh işte

    Film bir eleştiri,kara mizah filmi.Yer yer alfred ustanın filmlerinede benzettim.Konusu,kurgusu itibariyle kült olmuş bu filmi izlemeyen tüm arkadaşlara öneririm.

    Eklenme Tarihi 13 Kas 2010, saat 14.05
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    khaleesi
    khaleesi

    3 takipçi | Onun 137 yorumunu gör |

      2.5 - Eh işte

    fimin başında kendi kafamda dha farklı senaryo hayal etmiştim ya da dha farklı bi son belki de.film bni şaşırtmadı ve etkilemedi açıkçası.evet fena değildi ama 'en iyi ingiliz filmi' fikirlerine katılmıyorum. 6/10

    Eklenme Tarihi 18 Haz 2010, saat 19.01
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    Üçüncü Adam i gördünüz mü?
    kadir503
    kadir503

    21 takipçi | Onun 330 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    - Kim Bu Üçüncü Adam? -Özellikle 40'lı, 50'li yıllarda Hollywood'da altın dönemini yaşamış ?film-noir? türünün başyapıtlarından biri olarak görülen İngiliz yönetmen Carol Reed'in elinden çıkmış ?The Third Man?; üç Akademi adaylığı ve Cannes'da aldığı büyük ödül ile çekildiğindeki gibi hala ilgiye karşılanan gerçek bir klasik. Kara film dediğimizde aklımıza gelen unutulmaz diyaloglar, dar sokak arası kovalamacaları, entrikalar ve aşk hepsi ?The Third Man'de mevcut. Tabii kullanılan mekan olarak türdeşleriyle oldukça ayrı bir yerde duruyor. Aşina olduğumuz ABD yerine Avrupa'nın ve Avrupa sinemasının da kokusunu film boyunca ciğerlerimize kadar çektiğimiz; buruk, hüzünlü, üzerinden büyük bir savaş geçmiş, salaş bir Viyana var karşımızda. Savaşın yıkıcı etkisi sonucu mafyanın, karaborsanın hakim olduğu solgun kent hemen film başlar başlamaz tasvir ediliyor. Sözcüklerle önbilgi sahibi olduğumuz kentin melankonisi ileriki dakikalarda olağan üstü bir sinematografiyle gözlerimizle görerek daha bir içimize işliyor.Tür için mükemmel mekan seçiminin yanında yine türe tamamıyla uygun bir hikaye ve muazzam yazılmış bir senaryo filmin neden başyapıt olduğunu kanıtlıyor gibi. Graham Greene'nin yazdığı öyküden uyarlanan senaryo ki (Filmden sonra öykü kitap haline de getirilmiş) senaryo ekibinde Greene'nin yanında Orson Welles ile Carol Reed de yer alarak filmin parıldayan her isminin dokunuşu filmi mükemmeliyete taşıyan sebeplerden biri. Filmden sonra bir efsane olan Welles'in bizzat yazıp filme koyduğu lunaparklı sahnede Henry Lime tarafından söylenen ünlü replik de şöyledir: ?İtalya'da otuz yıl boyunca Borjiyalar vardı. Yani savaş, kıyım, cinayet vardı; ama Michalengelo, Leonardo ve Rönesans da aynı dönemde var oldular. Oysa İsviçre'de kardeşlik, beş yüz yıllık köklü demokrasi ve barış vardı; ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat.?Pek de popüler olamamış, ucuz western çizgi romanları yazan Amerikalı Holly Martins arkadaşı Henry Lime'i görmek üzere Viyana gelir; ancak arkadaşının bir trafik kazası sonucu arkadaşının öldüğünü öğrenir. Sorduğu hemen her kimseden kaçamak ve çelişen cevaplar alan Martins arkadaşının cinayete kurban gittiğinden ve tüm kentin bunu ört bas etmeye çalıştığını düşünmeye başlar ki izleyicinin aklındaki de Martins bu düşüncesiyle aynıdır doğrultudadır. Ta ki Orson Welles ?gözükene? kadar. Hollywood kara filmlerinden aşina olduğumuz entrika kokan bu hikaye müthiş bir senarist dokunuşuyla filmi bambaşka bir noktaya götürüyor. Henry Lime'in nemli Viyana sokaklarının birinde ayağına dolanan bir kedinin hışırtısıyla yüzüne vuran ışıkla ortaya çıkışı kanımca sinema tarihinin en unutulmaz ve en güzel anlarından biridir. Filmin başından beri benimsediğimiz, bir hüzünle yaklaştığımız Henry Lime'i ile karşı karşıya kalırken yaşayan bir ölü görmüşcesine hem büyük bir şaşkınlık yaşar hem de karakterin ?kötücül'lüğüyle tanışır izleyici ve Martins. Başından beri arkadaşının ölümünü araştırmasıyla vefakar arkadaş portresindeki Martins ile zaten bir gönül bağı kurmuş olan izleyici Henry Lime gerçeği sonrası Lime'in sevgililerinden biri olan ve hikayenin başından beri Martins'e yardım etmeye çalışan, ne olursa olsun Lime'e tutkulu bir aşkla sarılan Anna Schmidt ile Martins arasında olan duygusal bağ ile olaylar ve karakterlerle film daha içsel ve hüzün dolu bir hal alır. Böylece yaşan(a)mayan, karşılıksız aşk gibi bir kara film miti de filmde cereyan ederken türün olmazsa olmaz unsurlarından olan heyecan dolu bir çatışma sahnesi de finalde yer bulurken, çok anlamlı ve etkili bir şekilde kendisini gösterir. Filmin son görüntüsü olan odamızın en güzel yerinde durmasını isteyeceğimiz bir tabloyu andıran ağaçlar altında, buruk Viyana görünümü de izleyenin ve karakterlerin film boyunca çektiği o melankoninin perdeye yansıması gibidir. Holly Martins rolünde vefakar arkadaş olarak izlediğimiz Joseph Cotten ile Lime'in aşığı rolündeki İtalyan oyuncu Alida Vali başta olmak üzere tüm oyuncular göz doldururken; kısa süreli performansıyla Orson Welles de unutulmayacak bir kompozisyon çizer. İzlerken beyin jimnastiği yaptıran senaryosu, Akademinin ödüllendirdiği muhteşem sinematografisi ve Carol Reed filmin müziklerini yapması için keşfedene kadar barlarda sıradan bir müzisyen olarak çalışan Anton Karas'ın unutulmaz tınılarıyla, Alman dışavurumculuğunun film-noir türüne yansıması olarak gözüken ?The Third Man?; hiçbir kara filmin olmadığı kadar hüzünlü ve anlamlı bir baş eser? - ?The Third Man? {Üçüncü Adam, 1949} / Carol Reed -

    Eklenme Tarihi 09 Ara 2009, saat 12.20
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    erdemmarasli
    erdemmarasli

    1 takipçi | Onun 130 yorumunu gör |

      2.5 - Eh işte

    Kült filmlerin birçoğunu izledim ve eski filmlerin büyük bir hayranıyım. Lakin bu filmin fazlasıyla abartıldığını düşünüyorum. Jenerik birkaç sahnesi ve birkaç diyalogdan başka izlenmeye değer birşey olduğunu düşünmüyorum. Sırf Orson Welles var diye olumlu konuşmayı etik bulmuyorum...

    Eklenme Tarihi 27 Mar 2009, saat 20.29
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    hookers
    hookers

    2 takipçi | Onun 275 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    Filmde en çok dikkatimi çeken Viyana'nın kullanılış şekliydi. Sanki filmdeki bir diğer başrol de bu yorgun ve yenik kente aitti...

    Eklenme Tarihi 27 Nis 2008, saat 19.39
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    emre-psycho
    emre-psycho

    4 takipçi | Onun 72 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    çok güzel bi filmdi.yan dairenin penceresinden yansıyan ışığın karanlık içindeki orson welles in yüzünü ortaya çıkardığı sahne süperdi.bide sonu da çok güzeldi..

    Eklenme Tarihi 29 Tem 2007, saat 14.51
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    basakbilgi
    basakbilgi

    9 takipçi | Onun 354 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    Kara filmlerin en babalarından biri kabul edilen enfes bir filmdir. Final sahnesi ile tam bir wallpaper olacak güzelliktedir...

    Eklenme Tarihi 21 Nis 2007, saat 17.59
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    mawi-777
    mawi-777

    4 takipçi | Onun 145 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    Muhteşem kurgulanmış ve Trt'nin herkes görsün ve ders alsın diye imidr bilmeme devamlı gösterdiği ve sinemaseverlerin başucunda bulunması gereken harika bir kara film. Orson'un oyunculuguna oldugu gibi Carol Reed'in bakış acısına da diyecek birşey yok. Muhteşemler.

    Eklenme Tarihi 19 Şub 2007, saat 23.07
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    alisan-sahin
    alisan-sahin

    1 takipçi | Onun 84 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    'İtalya'da 30 yıl boyunca Borjiyalar vardı. Yani savaş kıyım, cinayet... Ama Michelangelo, Leonardo ve Rönesans aynı dönemde var oldular. Oysa İsviçre'de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı. Ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat! ...

    Eklenme Tarihi 25 Ağu 2006, saat 14.48
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    lukasm
    lukasm

    1 takipçi | Onun 101 yorumunu gör |

      4 - Çok iyi

    Üçünçü adam kara filmleri tarihininin önemli duruşlarından.G.Greene romanından beyaz perdeye yansıtılan bu filmde nakış gibi işleyen olayalar örgüsü,oyunculuktan öte performanslar,müthiş görüntü çalışması ve müzikleriyle bir başyapıt.Film bize 2 dünya savaşının ardında Amerikan,Fransa ve Rus himayesinde bulunan Viyanadan seslenerek o basit polisiye birhikayelerin bildik klişelerin hiç birini kullanmayarak dostlugu,ahlakı ve ihaneti yani insani degerleri sorguluyor.Viyananın savaş sonrası yıkılmışlıgını bize siyah beyaz renkler ardında sıkı bir görüntü çalışmasıyla sunuyor.O ünlü kovalamaca sahnesi ve Wellesin bölümleri sinema tarihine geçen sahneler olarak hafızamıza kazılacak. Kesintisiz tek plandan oluşan final sahnesi ise tek kelimeyle olaganüstü.

    Eklenme Tarihi 07 Tem 2006, saat 10.29
    Kurallara uymuyor ise tıklayın
    Önceki Sonraki

    Filmle ilgili fikirlerin

    İzlemek istiyor musun?

    Evet Hayır

    İzledin mi? Puan ver

    0 : Berbat
    0.5 : Boş
    1.0 : Çok kötü
    1.5 : Kötü
    2.0 : İyi değil
    2.5 : Fena değil
    3.0 : Kötü değil
    3.5 : İyi
    4.0 : Çok iyi
    4.5 : Müthiş
    5.0 : Başyapıt
    Kaydediyor…
    Kaydedildi
    Eleştiri
    Daha fazla yorum görmek istiyor musun?
     Facebook'ta Beyazperde'nin hayranı olun.