Beyazperdem
Elysium : Yeni Cennet
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,5
İyi
Elysium : Yeni Cennet

Günümüz rezidanslarının geleceğini merak eden her sınıftan seyirci için...

Eğlence sektörünün hangi kademesinde çalışırlarsa çalışsınlar, sanatçılar; içinden çıktıkları toplumların acıları, sıkıntıları ve sorunlarına dair izleri imza attıkları eserlere nüfuz ettirirler. Nitekim 1979 Güney Afrika doğumlu Neill Blomkamp, 18 yaşında Kanada'ya göç edip "görüntü etkileri" alanında eğitim aldı... Yönettiği ilk uzun metrajlı film, bilim kurgu türündeki "Yasak Bölge 9" (District 9)'un öyküsünde, doğduğu ülkenin beyaz yönetiminin 46 yıl uyguladığı , 'apartheid' olarak tanımlanan ırkçı ayrımcılığa göndermelerde bulundu. Hem SONY'nin, hem de Peter Jackson'ın desteğini alarak çektiği, otuz milyon dolarlık "Yasak Bölge 9", yarı-belgesel tadındaki stiliyle kendi türünün kültlerinden biri oldu.

Film, Johannesburg üzerinde sabitlenen arızalı uzay gemisinin içinde bulunan perişan durumdaki uzay varlıkları için oluşturulan kamp içinde ve çevresinde geçiyor... Giderek yükselen anarşizm yüzünden, sayıları milyonu aşan uzay göçmenlerini (dünya kamuoyunda 'karides' olarak biliniyorlardı) kent dışında yeni bir bölgeye nakletme çabalarında, onlardan bir tür virüs kapıp değişinime uğramaya başlayan görevli insan Wikus Van De Merwe’nin öyküsünü anlatıyordu. Kampın, silah endüstrisinde de faaliyet gösteren bir şirketin yönetiminde olması ve sadece 'karides' temasıyla çalışan uzaylı silâhlarının Wikus’un mutasyonu sayesinde aktif hale getirilebileceğini tespit eden şirketin onu bir denek haline getirme çabaları, kıyasıya eleştirilmekteydi...

Blomkamp, dört yıl sonra, bu kez yüz milyon dolarlık bütçeyle, yine olası karamsar gelecekte geçen ve bu kez büyük bir stüdyo filminin tüm koşullarını uyguladığı "Elysium: Yeni Cennet"i çekmiş bulunuyor. Yani esas olan, yıldız oyunculara sahip bir aksiyon seyredeceğinizi bilmeniz.

Senaryoyu da yazan Blomkamp, bugünden, bu en acımasız dönemini yaşayan kapitalist çağdan bakıldığında tahminde bulunulması zor olmayan bir dünya portresi hazırlamış. 2154 yılında dünya cehenneme dönmüş! Hikâye ise, Los Angeles'ta geçiyor: Nüfus Hispanik yoğunluğu yansıtmakta. Sert koşullarda sömürülerek çalıştırılan ve "Star Wars"tan ödünç alınmış gibi duran, iri 'droid'lerin polisliğinde hareket eden yoksul halkın içinde biri var ki, yetimhane düşlerini hala canlı tutuyor. Adı Max (Matt Damon)!

Max'in düşleri ne olabilir ki? Blomkamp, bugün sinyallerini özellikle üçüncü dünya ülkelerinde vermekte olan keskin sınıfsal ayrımı somutlaştırmış. Aşağıdaki cehennemin tam tersi olan cennet yukarıda, Elysium'da. Bu yaklaşık yarım milyon zengin seçkine ev sahipliği yapan bir uzay istasyonu! Yönetimindeki kaskatı bir savunma bakanı olan Delacourt'un (Jodie Foster) dünyadan hiç bir sızmaya izin vermediği bir yapay cennet! Aşağıdakilerin, özellikle tüm hastalıkların hızla tedavi edilebilmesini sağlayan teknoloji için Elysium'a kaçmaya çalıştıkları ortamda, Max, koşulların da zorlamasıyla yukarıya kaçma düşünü gerçekleştirmeye adım atar.

Blomkamp'in, yaratımcı destekte WETA ile çalışması, yine "Yasak Bölge 9"dan görüntü yönetmeni Trent Opaloch'la iki dünya arasındaki zıtlığın keskinliğini sorunsuz vurgulaması ve oradaki başkarakter Wikus'u oynayan Sharlto Copley'e de "Elysium"da, Kruger adlı tuhaf bir kötü adamı deri gibi giydirmesi, başlıca artıları.

Kruger, Delacourt'un yasadışı işlerde kullandığı dünyadaki bir tetikçi ve yönetimler için çalışan her katil gibi bir süre sonra geri tepiyor ki, bu bizlere hiç yabancı değil. Copley, belki sıkça seyretmediğimiz bir aktör olduğundan, bu kendine özgü ahlaka sahip adama yüklediği bir tür kaliteyle dikkatimizi Max'ten daha çok ona yöneltmemizi sağlıyor.

Max'i oynayan Matt Damon'ın bir aksiyon oyuncusu olarak karmaşık sahneler için doğru bir seçim olduğu aşikâr. Ancak daha önemlisi, yönetmenin, sosyal - siyasal temalar zemininde ilerleyen öyküsünün eksenine abartmadan yerleştirdiği duygusal hikâyeye uygun bir aktör olması. Max'in yetimhane arkadaşı olan Frey ("Tanrı Kent"ten Alice Braga) ile yıllar sonra karşılaşması ve onun küçük kızı için yaptığı fedakarlık, berbat bir geleceğe karşın insanlığın yüreğindeki iyiliği ışıtıyor. Damon, bu dramatik yapıda ağırlığını hissettiriyor. Ancak, oldukça sıkıştırılmış, köşeli bir karakter olan ve hiç de esnetilmeyen Delacourt rolü, Jodie Foster gibi geniş spektrumlu bir oyuncu için basit, hatta gereksiz.

Blomkamp, "Yasak Bölge 9"da, gezegene dair kaygılarını daha dolaysız bir şekilde aktardı, kendine özgü buluşlarıyla daha 'yırtıcı' bir iş ortaya koydu; bu, her daim masa üstümüzde duran, sık sık dönüp baktığımız bir film yani. "Elysium: Yeni Cennet"se, bir süre sonra, belleğimizin, büyük bütçeli benzer bilim kurgular rafındaki yerini alacak gibi duruyor. Biliyoruz ki, bütçeler ağırlaştıkça hafiflemeyen çok az yönetmen var bu dünyada ve Blomkamp şimdilik onların uzağında.

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

  • Emin Karda?
    klasık amerikan sineması bir kaç cılız mesaj özgünden uzak teknoloji efektleri salatasından bol bol kullanılan özensiz görsellik yonetmenın bir oncekı fılmı 9.bolge daha ıyıydi bence .belli bir rutinde giden vasat sebeb sonuç vs. senarjo tekdüzeliği amerikan sineması senaryo yazarları hala fikir kabızlığı içinde
Yorumları göster
Back to Top