Beyazperdem
Mezarına Tüküreceğim
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,0
Ortalama
Mezarına Tüküreceğim

Son romanı üzerinde çalışmak için kendine gözlerden uzak bir kulübe tutan Jennifer Hills'in kasabanın delikanlıları (!) tarafından tecavüze uğrayıp ölüme terkedilmesini, pes etmeyip gerçekleştirdiği muhteşem geri dönüş sayesinde aldığı 'haklı intikam'ı anlatan I Spit On Your Grave (Day of the Woman), gelmiş geçmiş en efsanevi tecavüz/intikam filmi olarak gösterilebilir. İstismar filmlerinin altın çağı olan 70'lerin sonlarında arz-ı endam eden, senaristliğini ve yönetmenliğini Meir Zarchi'nin yaptığı Day of the Woman, sonraki yıllarda adının 'I Spit On Your Grave' olarak değiştirilmesi ve yapılan reklam kampanyasının da etkisiyle muazzam bir grindhouse başarısı haline dönüştü. Almanya, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde yasaklanan, İngiltere'de de 'video nasty' sınıfına sokulan film, bazı kitlelerce 'bir feminist manifestosu' olarak baş tacı edilirken diğer bir kesim ise filmi 'kadına karşı şiddetin abartılı bir şekilde resmedildiği, hastalıklı bir çöp' şeklinde tanımladı.

Yeni Mezarına Tüküreceğim (I Spit on Your Grave)'in bu tartışmalara farklı boyutlar katma gibi bir derdi yok. Bir iki yeni karakter ve daha kabul edilebilir bir olay örgüsü dışında tamamen aynı doğrultuda ilerleyen filmin asıl amacı kendini korku/gerilim türüne daha yakın bir yere konumlandırmak. Bu karara saygı duymamız gerekiyor, zira gitgide muhafazakarlaşan 'Yeni Amerikan Sineması'nda anlatmak istediği hikayenin hakkını verecek bir tecavüz/intikam filmi çekilmesi neredeyse imkansız. Tecavüzü nasıl gösterdiğinizden, kurbanın sonraki motivasyonuna anlam katmaya kadar, 1978'de o kadar da önemli olmayan ama günümüzde filmin eleştiri ve gişe nedzinde geleceği noktayı belirleyecek o kadar çok unsur var ki...İşte bu noktada her yeniden çevrimden biraz daha fazla gerekliliğini tartışabileceğimiz yeni Mezarına Tüküreceğim filminin işi çok zor. Bunu ispatlamak için filmin ABD'de 12 salonda vizyona girdiğini ve 900.000$ civarında bir hasılat yaptığını belirtmemiz yeterli olacaktır.

Gelelim bu zorlu işin altından nasıl başarıyla kalkıldığına...Daha önce birkaç niteliksiz SyFy canavar filmi çeken yönetmen Steven R. Monroe ve ilk senaristlik deneyimini yaşan Stuart Morse, hayran oldukları filmi tekrar ele alırken orijinalinin en önemli özelliği olan rahatsız edicilikte hiçbir azaltmaya gitmemiş hatta işi daha farklı boyutlara taşımışlar. Tecavüzün gerçekleşeceği ana kadar tansiyonu kademe kademe yükselten ikili, yaklaşık yarım saat süren, basit tacizlerle başlayıp kaçınılmaz sona doğru sürüklenen bu anları, birinci sınıf bir gerilim işçiliğiyle donatmışlar. Her biri birbirinden iğrenç heriflerden oluşan kasaba gençlerinin kendilerini aşağıladığını düşündükleri 'şehir kızı'na yaptıkları zulmü izlerken koltuklarınızda rahat bir şekilde oturamayacağınızın garantisini verebilirim. Daha önce belirttiğim gibi dikkat edilmesi gereken bazı hususların fazlalığı sebebiyle bu sahneleri tecavüzcülerin elindeki kameradan yansıyan görüntüler ve karakterlerin tepkilerine odaklanan bolca yakın çekimle, en az hasarla atlatan yönetmen Monroe, filmin intikam safhasında ise elinden geleni ardına koymamış.

Orijinal hikayenin katıksız bir istismar filmi olmasının en büyük kanıtlarından ' intikam için geri geldiğinde cinselliğini kullanarak ceza kesme' olgusunun yerine 'bolca tuzak, akla hayale gelmeyecek işkence aletleri, Testere (Saw)'ye nazire yapan fazlasıyla fantezi öldürme şekilleri'ni koyan Mezarına Tüküreceğim, her karaktere özel hazırlanmış tahtalı köyü boylama mizansenleriyle bize tatmin edici bir ikinci yarı izlettiriyor.

Tüm bu tatmin hissine rağmen filmin Jennifer karakterini ele alışında ciddi problemler var. Özellikle tecavüzden sonra yaşadığı travma ve intikam almaya karar verme sürecinde yaşadıkları konusunda en ufak bir bilgiye sahip olamadığımız Jennifer, filmin başlangıcında da sanki karşı tarafı 'tahrik eden' bir karaktermiş gibi çiziliyor. 'Kendisini etrafta dar kıyafetlerle dolaşırken görmek, içki içip marijuana çektiğine tanıklık etmek karşı taraf için bir motivasyon sebebi mi, eğer böyleyse bu ne tip bir hastalıklı senaryo hamlesidir?' soruları beynimizi bulandıradursun, bunu sadece bir korku filmi klişesi olarak düşünüp işin içinden çıkmak da mümkün.

Yeniden çevrimin en büyük farklılılarından biri olan tecavüzcülerin başındaki şerif karakteri ve onun son derece nezih aile yaşantısı hikayenin en derin katmanlarından biri. Dini vecibelerini her daim yerine getiren ancak bu cinsel suça da en tepeden iştirak eden bu karakter ile birlikte suça iştirak etmek istemese de aslında suçu başlatan zeka özürlü Matthew, filmin 'empati kurun ve daha çok rahatsız olun' şeklinde bir amacının olduğunu da gösteriyor. Size tavsiyem bütün bu ahlaki ikilemleri bir tarafa bırakıp, canavarca suça karşı alınan canavarca intikamın tadını çıkarmanız.

Bazı kafa karışıklıklarını görmezden geldiğiniz ve orjinalinin de pek matah olmadığını kabullendiğiniz takdirde ortaya çıkan sonuç Mezarına Tüküreceğim'in iyi bir yeniden çevrim olduğu... Daha fazla şiddete rağmen daha şok edici olduğunu söylemek ise fazlaca iyi niyetli bir yaklaşım olur. Siz siz olun filmin afiş cümlesinde yazan 'It's Date Night/' ibaresine kanıp bunu bir buluşma filmi olarak algılamayın...

firat_atac@hotmail.com

firatatac.tumblr.com

twitter: firatatac

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top