Beyazperdem
Babil
Babil
Vizyon tarihi 10 Kasım 2006 (2s 15dk)
Oyuncular: Brad Pitt, Cate Blanchett, Gael García Bernal devamı
Tür Dram, Gerilim
Ülke Fransa, ABD, Meksika
FRAGMANI İZLE
Üyeler
3,71857 Puanlama ve 396 Eleştiri
Beyazperde
5,0
Puanım :
0.5
1
1.5
2
2.5
3
3.5
4
4.5
5
İzlemek İstiyorum

Özet ve Detaylar

Yollara düşmüş bir karı-koca; kulakları duymayan, konuşamayan bir Japon genç kız ve ailesi; Meksika'da hayatta kalmaya çalışan bir çocuk bakıcısı ve Fas'ta yaşayan çocuklar... Babaların tüfekleriyle oynarken bütün bu birbirinden uzak insanların hayatını birbirine bağlayan çocuklar, 'insan'a dair yaşanagelen bir felaketi ivmelendireceklerdir. Farklı kıtaların insanları, bir silah ateşiyle beraber umarsızca birbirlerine bağlanacaklardır. Alejandro Gonzales Inarritu'nun Guillermo Arriaga ile beraber çıktıkları yoldaki üçüncü filmi olan Babil'in oyuncu kadrosunda Brad Pitt, Cate Blanchett ve Gael Garcia Bernal gibi oyuncular paylaşıyorlar.
Orijinal adı

Babel

Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 2006
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar 1 başlık
Bütçe 25 000 000 $
Dil İngilizce, İspanyolca, Arapça, Diğer, Japonca
Görüntü formatı -
Renk Renkli
Ses formatı -
Yapım formatı -
Viza numarası -

Beyazperde Eleştirisi

5,0
Kusursuz!
Babil

Tüketilebilir ve Arabesk Medeniyet Manzaraları

Bige Akdeniz
Acı gerçeklerden birazcık uzaklaşmak ve şöyle tadına doyum olmaz kültür çatışmaları izlemek için Borat’ı bekleye duralım, dünyanın arabesk tonuna görüntü çalan, heyecanla beklenen bir film olan Babil vizyonda... A-listesi Hollywood oyuncuları ve de birkaç ülkede birden geçen senaryosu ile oldukça iddialı bir film; tabi bir de birden fazla öykünün kolaj ustası Alejandro González Iñárritu işin başında olunca nefeslerimizi tutuyoruz. Her haliyle bir mega proje olduğunu gösteren film, tüm dünyayı kapsamak, Babil kulesinin ayırdığı ırkları, dilleri bir çatı altında toplamak, yani aslında hepimiz aynı geminin yolcularıyız gibi bir mesaja ulaşmaya çalışıyor. Ve aslında bu ayrılığı yaratanın bizim ötekiye, bizden olanlara, hatta kendimize olan bakış açımız olduğu da filmden kolaylıkla anlaşılıyor. Ancak hiç beklemeden hemen söylemeliyim, Iñárritu, M.Night Shyamalan’ı gittikçe daha çok andırmaya...
Eleştirinin tamamı

Fragmanlar

Babil Orijinal Fragman (2) 2:29
Babil Orijinal Fragman (2)
3 331 gösterim
Öneriler

Oyuncular

Brad Pitt
Rolü : Richard
Cate Blanchett
Rolü : Susan
Gael García Bernal
Rolü : Santiago
Koji Yakusho
Rolü : Yasujiro
Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

Ugur T
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: Ugur T, Tarih: 03/01/2017

5,0Kusursuz!

KESİNLİKLE İZLENİLMESİ GEREKEN BİR BAŞYAPIT Babel filmi uzun zamandır izlemeyi ertelediğim bir filmdi. Ancak filmin dokunduğu... Devamını oku

Furkan Y.
Yapılan son negatif yorum

Yazar: Furkan Y., Tarih: 16/02/2015

0,5Berbat

Eğer bu film güzelse benim şimdiye kadar izlediğim filmlere hakarettir. Neymiş farklı kültürlermiş. Bir oradan bir buraya... Devamını oku

Tüm üye eleştirileri
10% (41 Eleştiri)
47% (186 Eleştiri)
11% (45 Eleştiri)
13% (51 Eleştiri)
12% (48 Eleştiri)
6% (25 Eleştiri)
Babil hakkında görüşlerin ?
396 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

30 Fotoğraf

Bunları Biliyor musunuz?

Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film - 2000'ler

Yapım, "Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film" listesinin son versiyonunda yer alıyor.

Son Haberler

Yakın Plan: Cate Blanchett
HABERLER - Sanatçılar
14 Mayıs 2018 Pazartesi
Venedik Film Festivali Birdman İle Açılacak!
HABERLER - Festival ve Ödüller
11 Temmuz 2014 Cuma
71. Venedik film Festivali'nin açılış filmi Birdman olacak!
Birdman Kanatlanıyor!
HABERLER - İnternetten Seçtiklerimiz
13 Nisan 2014 Pazar
Alejandro González Iñárritu'nun son filmi Birdman, gösterim için gün saymaya başladı!
6 Haber ve Özel Dosya

Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

Tüm benzer filmler

Yorumlar

  • Engin Y?ksel
    puanının hakkını vermeyen basit bir film finali tam bir fiyasko 2,5/5
  • UGUR-TAZEG?L
    KESİNLİKLE İZLENİLMESİ GEREKEN BİR BAŞYAPITBabel filmi uzun zamandır izlemeyi ertelediğim bir filmdi. Ancak filmin dokunduğu noktalar ve verdiği mesaj oldukça başarılı, bu nedenle neden daha önce izlemedim diye kendime kızdım. Filme geçmeden önce filmin adının neden Babel olduğunu açıklamak doğru olacaktır. Babil hikayesine göre cennete ve de Tanrıya ulaşmak isteyen insanlar zamanımızdan 5000 yıl önce bir kule inşa etmeye başlarlar. Buna çok sinirlenen Tanrı da bu insanları cezalandırarak o zamana kadar aynı dilde konuşan insanlığı farklı dillerle konuşmaya mahkum eder. Dillerin doğuşu olarak adlandırılan bu olay kutsal kitaplarda farklı şekillerde yorumlanmakla birlikte, filme kaynaklık eden hikaye bu şekildedir. Yani efsane insanların arasında iletişimin zorlaştığı bir anlamda öteki kavramının doğduğuna işaret etmektedir. Bir anlamda birbirimizi nasıl anlayamamaya başladığımıza. Film de farklı diller üzerinden bir olaya odaklanarak bu iletişimsizliğin, ötekileştirmenin bir değerlendirmesini bize sunmaktadır.(Devamını okumadan önce filmi izleyiniz.)Filmde beş farklı dil karşımıza çıkmakta. İngilizce, İspanyolca, Japonca, Arapça ve işaret dili...Film bu şekilde karışık bir yapı sunsa ve de bu farklılıkları nasıl biraraya getireceği konusunda başlarda bir kafa karışıklığı yaratsa da, aslında bu karışıklık bize içinde yaşadığımız dünya düzeninin ve de küreselleşme dediğimiz şeyin karmaşıklığını gözler önüne sermiş oluyor. Bir tüfek etrafında birleşen kıtalararası hayatlar ve bu hayatların değiştirilmesi zor kaderleri. Evet, film aslında bu karışıklık üzerinden önyargılar, değiştirilmesi zor kanaatler ve de dolayısıyla öteki olarak kabul edilenlerin kaderleri üzerinden bir sistem eleştirisi yapıyor. Kısaca diyor ki; hangi milletten geldiğin, hangi kültürde yaşadığın insanların sana ve senin insanlara bakış açını ve önyargılarını belirler. Amerikalıysan kazanırsın, değilsen başın zaten beladadır.Film adeta bir hiçliğin ortasında yaşayan ve de hayvancılıkla geçimini sağlamaya çalışan bir ailenin hayatına bir tüfeğin girmesiyle başlıyor. Burada amaç sadece keçilere dadanan çakallardan kurtulmak. Ancak bu tüfekle iki çocuk buluşuyor ve de hırsları, kıskançlıkları, içlerinde tuttukları tüm öfkeleri bu tüfekle gün yüzüne çıkıyor ve de bela kaçınılmaz oluyor. Issızlığın ortasındaki bu aile aslında başlı başına bir değerlendirmeyi hak ediyor. Bizlerin hayal dahi edemeyeceği bir yaşam şekli, farklı çocukluklar, farklı ergenlik bunalımları...Hatta öylesine bir yokluk ki bu çocukların cinsel keşifleri bile ensest bir şekil alıyor. Tüfeğin bir ABD vatandaşını yaralamasıyla bu çocuklar ve de aile tabiki de direkt olarak terörist sıfatıyla nitelendiriliyor ve de aslında onlar için kaçınılmaz olacağını bildiğimiz sonu izlemeye başlıyoruz.ABD'li çiftimiz aslında klişe bir hikayeye sahip. Kaybedilen bir evlat, birbirini suçlayan bir anne-baba, ve de tüm bunlardan uzaklaşmak için seçilen bir egzotik Fas tatili. Tüfekten çıkan kurşunun kadını vurmasının ardında onların da mücadelesi başlıyor. Ama aslında sonu kestirilebilecek bir mücadele. Çünkü biliriz ki ABD'liler hayatta kalır. Bir köye götürülen yaralı, imkansızlıklar, bu durumu akılları almayan ve de tüm önyargılarıyla köyde tehlikede olduklarını düşünen Amerikalılar. Kısaca böyle bir olayın sonucunda egzotikliğini yitiren ve de bir terör yuvası gibi gözükmeye başlayan bir ülke ve insanlar. Karısına gelecek yardım için çırpınan adam ne yapacağını bilmez bir şekilde zor bir bekleyişe girer, köy halkı da bekler. Ancak bürokrasi insan hayatı bile söz konusu olduğunda devreye girer ve de bir ambulansın gönderilmesi bile siz-biz engeline takılır. Sonuç olarak çiftimiz bir şekilde kurtulur ve de artık spikerin dediği gibi "Amerikalılar mutludur."Biz neler olduğunu anlamaya çalışırken hikaye bizi uzak doğuya götürüyor. Tüfeğin kaynağı olduğunu öğrendiğimiz bir adam ve de kızı. Adam av tutkunu, Fas ziyaretinde kendisine rehberlik eden adama tüfeği hediye etmiş. Onun bir hobisi ve de hediyesi olan o tüfek o adam için bir kazanç kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Bir anlamda tüfeğin var oluş amacı değişerek bir hayatta kalma nesnesine dönüşüyor. Yani kısaca farklı kültürlerde farklı kullanışların öne serilmesi söz konusu. Adamın kızı sağır ve dilsiz...Bundan ötürü yeni bir dil çıkıyor karşımıza. Aslında bu kızın bunalımı bize biraz filmle alakasız gelse de kurduğu tek bir cümle ve de finaldeki çıplaklığı bize filmin kısa bir özetini yapıyor. Kullandığım afişte de yazıldığı üzere "Bize canavarmışız gibi bakıyorlar." Evet gerçekten de birileri birilerine canavar gibi bakıyor, bu bazen aynı toplum içinde bazen de toplumlararasında. Halbuki hepimiz aynı geldik, aynı gideceğiz. Çıplak ve de aciz.Tüm bunlar olurken, zaman dilimi olarak sonradan olduğunu anladığımız bir olaya tanık oluyoruz. Amerikan çiftin çocuklarına bakan Meksikalı kadın, sevgiyle baktığı bu çocuklarla ilgili yanlış bir karar alıyor ve de başedilmesi zor bir durumun içinde buluyor kendisini. Aslında isteği çok doğal, oğlunun düğününde bulunmak ve de çocukları da güvende tutmak. Ancak böylesine basit bir istek bile iletişimsizlik, önyargılar ve de komplekslerin sonucunda bir felakete dönüşüyor. Daha doğrusu kadının felaketine.Santiago karakteri bunların hayat bulduğu bir karakter. "Meksika tehlikeli, çünkü meksikalılarla dolu." sözü aslında içinde biriktirdiği ve de Batı dışı çoğu topluma has olan kompleksin bir sonucu. Sert tavırları, düğünde silahla havaya ateş açması, sınırdaki polislere karşı sabırsızlığı ve de kaçarak tepki vermesi bunların sonucu. Polislerin zaten insan dışı davrandıkları karakter adeta bir patlama yaşıyor ve de aslında kendisinden bekleneni yapıyor.Filmin sonunda şanslı olanlar kurtulurken, o kabul edilebilir standartların dışında olanlar yani ötekilerin hepsi kendi kaderlerine ve de imkansızlıklarına mahkum oluyor. Çocuklara ya da meksikalılara polisin davranışındaki kötülük, direkt olarak yapılan suçlamaların yanında, Amerikan çifte yapılan yardım, Amerikalı adamın karşısındaki Faslı polise bağırabilme lüksü göze çarpan eleştiriler. Kısaca Babel ötekilerin hikayesini anlatan ve bunu yaparken de dünya sistemini eleştiren bir film. Küreselleşmeden, aynılaşmadan, tek kültürden bahsedilmeye başlanılan bir dünyada aslında hiçbir şeyin değişmediğini, önyargıların ve de iletişimsizliğin inşa edilmeye devam ettiğini gösteren bir film. Fas'ta bir köyde doktor bulunamazken hemen her yerde Coca Cola'nın bulunması da bu eleştiri açısından iyi bir ayrıntı olmuş. 21 Gram ve Amores Perros'tan sonra Alejandro González Iñárrituçok güzel bir iş çıkarmış.
Yorumları göster
Back to Top