Beyazperdem
Star Wars: Son Jedi
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Star Wars: Son Jedi

Heyecanlı, duygusal, şaşırtan ve karmaşık.

Burçin Aygün

George Lucas’ın o zamana kadar görülmemiş bir proje ile insanların karşısına çıkışıyla başladı Star Wars efsanesi. Türe bambaşka bir açıdan yaklaşan Space Opera örneği, 1977 tarihli serinin ilk filmi, politik gündem ve ekonomik çalkantı ile boğuşan insanlık için muazzam bir kaçış noktası oldu ki, beraberinde de inanılmaz bir başarı yakaladı. Harikulade bir kast uyumu, kusursuz müzikler, sinema dünyasının o ana kadar pek tanık olmadığı orijinallikte bir evren ile başlayan ve halen devam eden bir yolculuk. Toplamda 8 sinema filmine, özellikle küçükleri hedef alan tv yapımlarına, çok başarılı animasyon serilerine, romanlara, oyunlara ve tabii oyuncak sektörüne kadar yayılan, hatta inancını Jedi dini olarak kabul eden bir kesime bile hayat veren, uçsuz bucaksız bir marka oldu Star Wars.

The Empire Strikes Back ve Return of the Jedi adlı devam filmleriyle de birlikte dünyanın en büyük popüler kültür öğelerinden biri haline gelen Star Wars, uzun yıllar sonra beyazperdeye dönüş yaptı. Yaratıcı Lucas’ın her şeyin öncesini anlatıyoruz dediği yeni üçleme, son bölüm Revenge of the Sith’i saymazsak sağlam eleştiri yağmuruna maruz kaldı. Hele ki ilk kısım olan Phantom Menace’ın neredeyse baştan sona “ticaretten başka kaygımız yok” diye bağıran halinun bundaki katkısı büyüktü. Bazıları, sinemanın en büyük kötülerinden biridir dediği Darth Vader’ın geçmişini ‘aşk acısı’na bağladığı için kin kustu, bazıları ise mitolojinin köklerini sağlamlaştırdığı ve harika bir politik altyapı kurduğu için pek sevdi. Nitekim neticede bu üçleme bekleneni veremedi.

Tartışmalı sinemacı J.J. Abrams’ın yönetmenliğini yaptığı, aradan ‘tekrar’ geçen uzun yılların verdiği özlemle tozu dumana katan 2015 tarihli Star Wars: Güç Uyanıyor ise çoğunluk için hayalkırıklığı oldu. Efsaneyi başlatan ilk filmin olabildiğine güvenli sularda yüzen yeni kopyası halinde vizyona giren Güç Uyanıyor’un ardından gelen ve orijinal üçlemenin içindeki bir yan hikayeyi anlatan Rogue One ise tam bir sürprizdi. Oyuncuları, John Williams yerine gelen Michael Giacchino’nun inanılmaz besteleri, tam tadında, anlatacak doğru düzgün bir hikayesi ile büyük bir çoğunluğu mest etti. Mevcut yeni üçlemenin ortancası ise gün itibariyle vizyonda ve serinin hayranlarının aklındaki sorular da yanıtlarını buldu.

Asi Gençlik filmi ile adını duyuran, Tetikçiler ile kendini hatırlatan ve Breaking Bad’in en sevilen bölümlerinden birine imzasını atan Rian Johnson’ın yönettiği Star Wars: Son Jedi, önceki bölümün önüne geçebildi mi? Şahsi fikrim, kesinlikle evet!

Her şeyden önce J.J. Abrams’ın içinden çıkmaya korktuğu güvenli suları ardında bırakan yönetmen, Güç Uyanıyor’da sert eleştiriler alan sayısız öğeyi bir güzel traşlamış. Hatta yazdığı senaryoda, önemli karakterlerin ağzından bu öğelerle kafa bulmuş. Öfkeli ergen ve miğferi için de yüz güldüren bir çözüm eklemiş.

Hikaye tam kaldığı yerden devam ediyor. İmparatorluk’un ardından kurulan İlk Düzen, Cumhuriyet’i yeniden ayaklandırmak isteyen Direnişçiler’i yok etmek üzeredir. Prenses Leia, kardeşi Luke Skywalker’ı araması için Rey’i yollamış ancak halen kendisinden haber alamamıştır. Gerçek ailesine ait soruları aklından çıkartmayan Rey ise, Luke’u bulsa da, Jedi düzeninin kendisi ile bitmesi gerektiğine inanan adamı ikna edememiştir. Bu arada Leia’nın karanlık tarafa geçmiş olan oğlu Ben ise Kylo Ren adıyla yoluna devam ediyordur. İlk Düzen’in başındaki Yüce Lider Snoke’un tekrar saygısını kazanmak isteyen adam, hem içindeki çekişmeyi sonlandırmak hem de gerçek amacına ulaşmayı hedeflemektedir. Direnişçilerin filosu, düşman ateşi altında hayatta kalmaya çalışırken, Rey de aynen Kylo Ren gibi ‘kendini bulmak’ istiyordur.

Evet, konu ve hikayeyi götüren dinamikler beklendik, orijinallikten uzak ve bekleneni veremiyor gibi. Üstelik çok sayıda karakter, bitmeyen bir karmaşa ve amaca hizmet etmeyen alt hikayeler. Star Wars: Son Jedi ne yazık ki bu açıdan umulduğu kadar sağlam değil. Ancak Güç Uyanıyor düşünülecek olursa, beklenmedik karakter tercihleri, ön görülemeyen dönüşler ve ortaya çıkışıyla epeyce şaşırtan ‘yüzler’ bu aksaklığı bir noktada örtmeyi sağlıyor. Pek hazzedilmeyen yeni karakterlerin çizdiği taze portreler, bolca nostalji, çok sağlam performanslar, Görüntü Yönetmeni Steve Yedlin’in ödüllük işçiliği, açılıştaki heyecan ve duygu fırtınası yaşatan kapışma ve tam tadında, tam yerinde duran espiriler.

Star Wars: Son Jedi aslında üzerinde uzun uzun konuşulabilinecek bir yapım olmuş. Bu kötü ya da çok iyi bir film olduğundan değil, daha çok hikayenin getirdiği şeyler ile alakalı. Akıllardaki büyük soruların bazılarını yanıtlamak bir yana, üstünü tamamen çizmesi, diğer yandan üstü kapandı derken sonraki filmde önünü açtığı olasılıklar, “bu karakter gereksiz dedirtirken ama yokluğu da olmazdı ki” diye ikileme düşürmesi, neredeyse baştan sona bir heyecan fırtınası yaşatması, sürükleyiciliği, oyuncuların mest etmesi. Yani her açıdan ilginç bir yapım.

Misal ilk filmde seveni az olan, yeni nesil Luke işaretleri veren Rey. Daisy Ridley’nin performansı bu sefer karakter için çizilen yolla birleşince geçmişi unutturabiliyor. Luke’un geri dönüşü, Mark Hamill’in belki de en iyi oyunculuk örneklerinden birini sergilemesi, Kylo Ren’imiz Adam Driver’ın beklentileri aşması, Harry Potter’ın Bill Weasly’si Domhnall Gleeson’ın biraz karikatürize olsa da nefret ile sempati arasında git geller yaşatan General Hux’ı, Oscar Isaac’in Han Solo’nun yerine göz diken Poe’su, keşke çok daha fazla görseydik dedirten Benicio Del Toro, şimdiden insanları ikiye bölen Rose karakterindeki Kelly Marie Tran’in samimiyeti. Gel de çık işin içinden.

Hakkında uzunca tartışılabilecek bir film olduğu kadar, eleştirmesi de zor bir yapım kısacası. Hikayesi gereği hiçbir sürprizi bozmadan önemli noktalara değinilmesi pek mümkün değil zira. Ancak toplama bakacak olursak, üzerinde çok iyi çalışılmış, oyunculuklardan, görselliğe, Taht Odası ya da Kumarhane gibi hayran olunası setlerinden, meşhur uzay savaşlarındaki epik havadan tutun da, dramatik çatısına kadar eli yüzü düzgün bir proje. Üstelik az ya da çok, cesur kararlara da imza atmasını bilmiş.

İzleyicilerin seveceği, bazı kararlar yüzünden yüzü ekşise bile devamını iple çekebileceği bir serüven Star Wars: Son Jedi.

Not: Çekimlerden kısa bir süre sonra hayatını kaybeden, koca bir neslin Prensesi, galaksinin en özel insanlarından Carrie Fisher’ın önünde saygıyla eğiliyoruz. Porg’lar ile dolu, kendin gibi neşeli ve çılgın bir yerdesindir umarım.

burcinaygun@gmail.com

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

  • umut T.

    Bu filme beş üzerinden dört vermeyi uygun gören bir eleştiriyi alıp, yazanın suratına çarpmak lazım.

Yorumları göster
Back to Top