Beyazperdem
    Oyuncak Hikayesi 4
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,0
    Çok İyi
    Oyuncak Hikayesi 4

    Sevelim, sevilelim oyuncaklar kimseye kalmaz.

    Murat Tolga Şen

    Sorumluluk sahibi vahşi batı şerifi Woody ve çılgın uzay komandosu Buzz Lightyear’la karşılaşmamızdan bu yana tam 24 yıl geçmiş. O filmi çocukluğunda sinemada izleyenler şimdi iş-güç sahibi orta yaşlı insanlar oldular. Zaman ne tuhaf bir şey ama filmler sayesinde kurduğumuz dostluklar (ve aşklar) hiç eskimiyor. Woody, Buzz ve diğerleri hala bizi maceradan maceraya sürükleyen dostlarımız ve şimdi de çocuklarımıza eşlik ediyorlar. Bir veda macerası gibi görünen serinin 4. Filmi bu hafta vizyonda...

     

    1995 yılında izlediğimiz filmde yeni alınan Buzz Lightyear adlı havalı oyuncak yüzünden gözden düşen Woody’nin bir yanlış anlamalar silsilesi sonucu atıldığı macerayı izlemiştik. Buzz’ı yeniden eve getirmek ve alnına sürülen lekeyi temizlemek için uğraşan Woody oyuncaklar için oldukça tehlikeli bir yer olan dış dünyada (evin dışında) inanılmaz bir serüven yaşamıştı ve biz de buna şahit olmuştuk. 50’lerden 80’lere oradan da şimdilere ışınlanan çocuk ruhlu serüven sinemasının animasyona yansımış haliydi bu film ama bazı devrimci özellikler de taşıyordu. Pixar’ın ilk filmi ve çocuklar için hazırlanmış ilk uzun metrajlı CGI animasyon olan Toy Story, klasik Disney tarzı çizgi filmlerin sonunu getiren dönemi müjdeliyordu. Disney krizi fırsata çevirip 2006 yılında stüdyoyu satın aldı ama bu başka bir hikaye...

     

    Lafı uzattığımın farkındayım ama dedim ya, bu oyuncaklar eski dostlarımız. Franchise imkanları sayesinde gerçekten bir sürü çocuk bu oyuncaklarla büyüdü. Benim oğlumun da hala odasında tuttuğu bir Buzz’ı var mesela...

     

    Serinin son filminde oyuncaklarımız ilk filmdekine benzer bir şekilde yine dış dünyaya açılmak zorunda kalıyorlar. Pixar'ın başlangıçta dördüncü bir film yapma planı yoktu, Toy Story 3 (2010) perdeyi kapatma niyetindeydi ve o filmin sonunda Andy oyuncaklarına elveda dedi ama film çok başarılı olunca daha şık bir veda için fırsat doğdu. Artık Andy büyüdüğü için son film onun üzerinden devam etmiyor. Oyuncakların bu hikayedeki sahipleri küçük bir kız çocuğu olan Bonnie ve onun da ana okulundaki yemek öğünlerinden kalanları oyuncak yapmak gibi bir hobisi var. Hikayenin çatısı tıpkı ilk filmdeki gibi kurulmuş; bir zamanlar Buzz’ı kıskanan Woody bu kez plastik çataldan bozma bir oyuncak olan Forky’i kıskanıyor. Forky atık mı yoksa oyuncak mı olduğuna karar veremeyen, kişilik problemleri had safhada bir canlı, adeta bir Frankenstein Canavarı ama olabildiğince de komik. Bir karavan gezisine çıktıkları esnada kafayı kırıp kendini arabanın camından atıyor ve iş yine Woody’e düşüyor. Woody’nin temel motivasyonu bu kez farklı. Eskiden Andy’nin kendisiyle oynaması için uğraşırken şimdi Bonnie’nin sevdiği oyuncağı kaybetmemesini sağlamaya adıyor kendini. Buradaki mesaj net: birini sevmek için onun sizi sevmesini beklemeyin, sizden vazgeçip başkasını seçse bile mutlu olması için elinizden ne geliyorsa yapın. Sevmek böyle bir şey...

    Oyuncakların post apokaliptik sayılabilecek kadar yabancılaştırılmış düş dünya macerası yine eğlenceli. Seriye yeni katılan oyuncaklarla Toy Story evreni genişlemeye devam ediyor. Ana hikayenin destek kolonları olan yan hikayeler de güçlü. Woody’nin Bo Peep’le olan flörtü, Bo’nun güçlü ve kendine yeten kadın olma halleri, Gabby Gabby’nin bir ses ve onu sevecek sahip arayışı, meşhur motosiklet dublörü Evel Knievel’ı fena halde andıran Duke Caboom’un (orijinal seslendirmede bu karaktere Keanu Reeves hayat veriyor, bizdekinde ise sevgili dostum Fatih Özacun) özgüven problemleri... Bunların hepsi ayrı bir macera olabilecek kadar güçlü küçük hikayeler ve asıl hikayeye çok ölçülü bir şekilde yerleştirilmişler. Bu filmdeki favori karakterlerim ise lunaparktaki atış poligonunda sahiplerini bekleyen ve bu esnada da kafayı sıyırısan iki oyuncak olan Bunny ve Ducky, müthişler! Onların sekanslarını izlemek ayrı bir keyif oldu.

     

    Toy Story 4 aradan geçen 24 yılda bile eskimeyen fişek gibi ama duygu yüklü bir animasyon, her yaşa hitap edebilme becerisini de koruyor ki bu yolu da yine kendisi açtı. Serinin tema müziklerini besteleyen Randy Newman yine maceranın önüne geçmeyen müthiş eşlikçi score’lar bestelemiş. Animasyon kalitesi önceki filmlere göre fark edilir seviyede yükselmiş. Özellikle mekan tasarımları harika! Doğru tüketicilik adına, mağazadan oyuncak almak yerine kendiniz yapın ya da eskici dükkanlarında sahibini bekleyen eski oyuncakları bulun gibi mesajlar yüklenmiş olarak geliyor ve ebeveynlerin en merak ettiği (ben de ettim) soruya cevap arıyor; ¨biz bu çocuğa bu kadar pahalı oyuncaklar alırken o neden bisküvi kutusunu uzay gemisi yapıp oynuyor¨ sorusuna...

     

    Toy Story 4, çocuklar, çocuğu olanlar ve içindeki çocuğu öldürmeyenler için... Bu filmi yaratan ekip içindeki herkese saygılı ve dost. Eğer merak ediyorsanız; Mr. Potato Head’i seslendiren Don Rickles filmden önce hayatını kaybetti ama yapımcılar başka bir ses bulmak yerine onun geçmiş kayıtlarını derleyerek seslendirme yapmayı tercih etti. Seslendirme demişken, filmi basın gösteriminde Türkçe dublajlı haliyle izledik, açıkçası bunu sorun etmiyorum, animasyon dediğinin aslı da dublaj değil mi! Bizim dublajcılarımız da fevkalade olduğu için yaptıkları küçük yerelleştirmelere çok gülüyorum. Siz hangisini seçersiniz bilmiyorum ama iki hali de iyidir.

     

    Uzun lafın kısası, dostlarımız bize olabilecek en güzel şekilde veda ediyorlar ve hepsinden önemlisi Woody artık yolunu buluyor. Onun sorumluluk sahibi güzel kalbi olabilecek en iyi yerde. İyi seyirler.

     

    murattolga@gmail.com

    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top