Beyazperdem
Marnie Oradayken
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,5
İyi
Marnie Oradayken

Kalbe dokunan bir anime…

Ekin Limoncu

İngiliz yazar Joan G.Robinson’un 1967 yılında yayımlanan ünlü çocuk romanından uyarlanan duygusal anime film Marnie Oradayken efsane Studio Ghibli’nin kapanış filmi. Büyük usta Hayao Miyazaki’nin Rüzgar Yükseliyor ile birlikte emekliliğini ilan etmesinin ardından Studio Ghibli’den en son Isao Takahata’nın başarılı filmi Prenses Kaguya Masalı izleyici ile buluşmuştu.

Bilenler bilir IsaoTakahata ve Hayao Miyazaki’nin birlikte kurdukları Studio Ghibli, sinemaya birden fazla kült anime film kazandırdı. Geçen yıl açıklanan habere göre stüdyo artık film çekmeyecekti. Kalplerimizde kanayan bir yara olarak yer alan bu haberden sonra stüdyodan yayınlanacak tüm filmleri gözlerimiz yollarda bekler olduk. Marnie Oradayken de bu efsane stüdyonun yayınladığı son film olarak tarihe adını yazdırdı. Hayao Miyazaki’nin birçok filminde farklı kollarda çalışma fırsatı bulan Hiromasa Yonebayashi, Marnie Oradayken’in yönetmeni. Daha önce senaryosunu ustası Hayao Miyazaki’nin yazdığı, kendisinin de yönettiği Aşırıcılar ile tanıdığımız Yonebayashi bu sefer karşımıza çocukluğumuz kadar sıcak bir anime ile geldi. Çocukluk diyorum çünkü film çocuk kitabından uyarlanmanın hakkını tam olarak veriyor. Gerek hikaye, gerek karakterler, gerek sadelik hepsi adeta bir çocuk kitabından fırlamış gibi!

İçine kapanık, kendisinden bile hoşlanmayan bununla birlikte sık sık astımıyla boğuşmak zorunda kalan Anna üvey annesi tarafından temiz havası olan bir köye akrabalarının yanına gönderilir. İlk başlarda oraya gitmek istemeyen Anna, orada vakit geçirdikçe kendini daha iyi hissetmeye başlar. Sarı saçlı güzeller güzeli Marnie ile de burada tanışan küçük Anna bir kaybolup bir geri gelen bu gizemli kızdan çok şey öğrenecektir ve belki de kendini bulacaktır.

Filmde kullanılan canlı ve bir o kadar da gerçekçi doğa göz kamaştırıcı şekilde başarılı. Etraftaki her detay o kadar ince bir şekilde düşünülmüş ki kimi zaman gerçekten ayırt etmek zorlaşıyor. Çizimleri, sıcacık karakterleri ve özellikle müzikleri ile film sizi içine çekiyor ve kendinizi hiç düşünmeden filme bırakıyorsunuz.

Dürüst olmak gerekirse sıkı bir anime takipçisi iseniz bu filmden bu denli keyfi alamayabilirsiniz. Neden mi? Film, Ghibli Studio’nun daha önce çektiği animelerden farklı olarak gerçeküstü bir hikayeden, bambaşka bir konudan ya da karakterlerden, başka animelerin anlatmadığı şeylerden bahsetmiyor. Duygusal olarak kalplerde yer edinmek istiyor ve kendisini renklerin cümbüşüne bırakan izleyicisini arıyor, denebilir.

Filmin birkaç eksik noktasını da eklemek gerekirse; Anna ve Marnie arasındaki ilişki ile sağlam tutulmak istenen konu filmin sonlarına doğru çok hızlı bir şekilde sonuca bağlanmaya çalışılıyor. Aceleye getirilmiş hissi veren final izleyicinin duygusallığını aşağı çekiyor ama kesinlikle bitirmiyor. Bocalanan bir diğer nokta ise filmi canlı tutan gizem faktörünün filme iyi bir şekilde yedirilmemiş olması. Canlı tutan bu faktör filme eşit derecede dağıtılmış olsaydı daha farklı bir hisle, daha farklı bir son izleyebilirdik.

Herkese dokunacak bir yönü olan Marnie Oradayken kendini izlettiren ve bittikten sonra üzerinizdeki etkisini bir süre daha hissettiren bir film.

twitter.com/ekinlimonj

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top