Beyazperdem
Kaptan Fantastik
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Kaptan Fantastik

“Başka bir hayat mümkün mü?”

Murat Tolga Şen
Büyük ve giderek büyüyen binalardan mütevellit gri şehirlerde yaşarken hepimiz imkansız kaçış planları yapmıyor muyuz? Bütün yıl çalıştıktan sonra çıktığımız 1 haftalık Kaş tatilinde oraya bir kitapçı açıp sakin bir hayat yaşamayı arzu etmiyor muyuz ya da bir köy evi… Kendi domatesini, patatesini yetiştirmek, markette satılan zehirli gıdalardan uzak durmak isteyen bir sürü insan var artık ama bu, çoğu zaman sıkışmış bir hayalden ibaret. Laminant parkeli, alçı duvarlı, plastik pencereli kanserojen evlerde oturmaya devam edip en fazla organik domatesin peşine düşeceğiz, onu da plastik kaplarda yemeye devam edeceğiz!

Ülkemizde gösterilmeyen 28 Hotel Rooms (2012) ile uzun metraj serüvenine başlayan, oyunculuğunu daha çok bildiğimiz Matt Ross bu kaçış fikrini çoktan gerçekleştirmiş bir aileyi göstererek ütopyanın gerçek olabileceği ihtimalini kafamıza yerleştiriyor. Adamın biri, 6 çocuğuyla birlikte ormanın içinde yaşıyor, modern toplumdan alabildiğine uzak, kendileri yetiştiriyor, avlıyor. Çocuklarının eğitimini de üstlenmiş, Hippi ruhlu biri olmasına rağmen onları neredeyse bir deniz piyadesi gibi tehlikelere hazır büyütüyor. Ortada Into the Wild filminin başkarakteri Chris McCandless’ın (Emile Hirsch) yaşadığı türden bir çaresizlik yok, çocukların her biri kendi başına vahşi bir yaşama devam edebilir. Öte yandan okullarda veril/e/meyen türden bir eğitim alarak hepsi birer üstün insana dönüşüyorlar. Bunu yapabilmek için klasik bir ebeveyn modelinin ötesine geçmek gerekiyor. Bazen bir Jedi üstadı bazen bir bar arkadaşı…

Film giriş bölümünde “oh ne güzel, dağlar-taşlar-ormanlar” dedirtiyor ama beklenenin aksine seyirciye bu ütopyanın çöküşünü gösteren bir tuzak kurmuyor. Leonardo DiCaprio’lu The Beach (2000) önce ütopyayı gösterir, oradaki egzotik komün hayatı ile aklımızı çeler ama sonra bunun bir kâbusa dönüştürerek halimize şükretmemizi sağlar. Kaptan Fantastik’in böyle bir derdi yok. Annenin kaybı ile başlayan kırılma karakterlerin hepsinin eski bir okul otobüsüne doluşup annelerinin cenazesine gitmesine, (tam da burada Little Miss Sunshine geliyor akıllara) modern toplumun sömürüsü ve imkânlarıyla yüzleşmelerine yol açıyor ancak bu ailenin pes etmeye niyeti yok.

Viggo Mortensen’in sürüklediği, çocuk oyuncuların da ondan geri kalmadığı bu bağımsız yapım yılın sinema ödüllerinden biri yine de kusurları yok değil. Filmin içinde bolca yer tutan Noam Chomsky güzellemesi, okunmadık felsefe kitabı bırakmayan bu ailenin neden sadece klasik Amerikalı bakış açısı ile bağımsızlaşmaya çalıştığını merak ediyor insan. Hamburger-sosisli yemiyorlar, kola içmiyorlar ama Noam Chomsky’den başka da kutsalları yok yani negatiften bakınca onlar da tipik Amerikalı! Oradaki sinemacıların dilini evrenselleştirmek konusunda pek becerikli olmadığını gösteren filmlerden biri daha… Filmin ortalarında annenin Budist olduğu, öldükten sonra yakılmak istediğiyle ilgili dertler başlıyor bu anlamda biraz toparlıyor film ancak o da bir 70’ler hippi komün fantezisi olarak Amerikan kültürüne çoktan sinmiş bir şey zaten.

Eleştiri buraya kadar, Kaptan Fantastik’in her zaman karşımıza çıkmayan özel bir film olduğunu düşünüyorum, kendisinden önce çekilmiş Amerikan bağımsızlarına özendiği ortada ancak yine de orijinal olmayı başarıyor. Viggo Mortensen’in oynadığı baba karakterine ayrılan özel alanda onun çocuklarıyla, karısının ailesi ile ve modern toplumla yüzleşmesini görmek hoşuma gitti. Aslında bu da bir tür “Muhteşem Yedili” hikâyesi, buradan bakarsanız çok keyifli bir fikri var filmin.

Kaptan Fantastik, eğer şehrinizdeki sinemaya uğruyor ise mutlaka gidip görmeniz gereken bir film, modern toplumdan ne kadar uzaklaşıp ne zaman uzlaşmanız gerektiği konusunda gerçekçi bir fikri var ancak alternatif bir aile dramasından fazlası olmaya çalışmıyor. Bu böbürlenmeme hali de filmi mesafeli duygusallığına rağmen daha sıcak bir seyirliğe çeviriyor. Dünyayı kurtarmak isterken her yeri havaya uçuran süper kahramanlardan sıkılan bünyelere ilaç gibi gelecek. İyi seyirler…

murattolga@gmail.com

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

  • pirateboy
    Ben Cash, 6 çocuğu ile beraber modern hayattan tamamen izole edilmiş bir ormanda komün hayatı sürmektedir. Cash çocuklarına doğa ile uyumlarını sağlayacak şekilde spor yaptırmakta, ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini öğretmekte ve aynı zamanda entelektüel gelişimlerini sağlayacak şekilde eğitim vermektedir.Aile bireyleri içerisinde var olan uyum ve denge Cash'in eşi, çocukların annesi Leslie'nin ölümüyle farklı bir boyut kazanır. Cash ve çocuklar Leslie'nin cenazesi için bir yolculuğa çıkmak zorundadır. Bu dakikadan sonra film bir yol hikayesine ve çocukların şehir hayatıyla tanışmalarına evrilir.Filmin ikinci yarısına geçtiğimizde; baba iktidarının sarsıntıya uğramasına ve ardından yeniden bir araya gelişe tanıklık ediyoruz.Lessie'nin ölümü, Bo'nun üniversiteyi kazanması, Lessie'nin babasının Cash'e karşı tavrı, Rellian'ın ölümden babayı sorumlu tutması, Lessie'nin vasiyetnamesi ve Vespyr'ın yaşadığı kaza film içinde denge unsurunu bozacak ve ilerleyen sahnelerde dengeleyecek çok katmanlı bir işleve sahip. Doğa ve şehir hayatı üzerinden yansıtılan Sosyalizm ve Kapitalizm mücadelesi filmin sonunda bir uzlaşıyla çözüme kavuşturuluyor.Big Love, American Horror Story, Silicon Valley gibi dizilerde oyunculuk deneyimi olan Matt Ross; 28 Hotel Rooms filminden sonra yönetmenliğini yaptığı ikinci film Kaptan Fantastik ile karşımıza çıkıyor. Senaryosunu da kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda Şiddetin Tarihçesi, Hidalgo, Yüzüklerin Efendisi, Şark Vaatleri gibi ses getiren filmlerde rol alan Viggo Mortensen bulunuyor. Mortensen’e; Steve Zahn, Missi Pyle, Kathryn Hahn, Frank Langella gibi genç oyuncular eşlik ediyor.Soğuk açılışla izleyicisini karşılayan film, olağanüstü güzellikte ki doğa görüntüleriyle bir belgesel izlenimi sunuyor. Tepkisel (sinirlenme,üzülme,gülme,ağlama) durumlar dışında genel plan ölçeklerine sadık kalmaya özen gösteren Ross’un kamera hareketleriyle de sahne bütünlüğünü korumaya özen gösterdiği söylenebilir.Biz ve ötekiler üzerinden yaratılan ikililik modern ve geleneksel yaşamın farklılıkları üzerinden üretilirken, farklılıklarına rağmen karakterlerin iyi veya kötü olarak nitelendirilmesinde bu yola başvurulmaz. Her ne kadar film de ilk olarak Lessie’nin babası kötü karakter olarak düşünülse de ilerleyen sahnelerde bu fikrin boşa çıktığını göreceğiz.Kullanılan müziklerin filmin duygusal atmosferine çok güçlü bir etki yaptığını söyleyemesek de, ortama uygun soft tercihlerin yapıldığını rahatlıkla ifade edebiliriz.Kaptan Fantastik; doğanın eşsiz güzelliklerinden ve şehrin boğuculuğundan öte bir hesaplaşma filmi olarak değerlendirilebilir.
Yorumları göster
Back to Top