Beyazperdem
    Avengers: Endgame
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,5
    Muhteşem
    Avengers: Endgame

    Sonsuzluğun sonu

    Fatih Yürür

    Sinema tarihinin en uzun soluklu epik anlatılarından biri haline gelen Avengers, 11 yıla ve toplamda 22 filme yayılan zincirleme maceralar silsilesinin ardından, serinin meraklılarının salondan buruk bir sevinçle ayrılacakları haysiyetli bir finalle kolektif hafızalarımıza şahane bir çentik atıyor!

    2008 yılında görücüye çıkan ilk Iron Man filmiyle temelleri atılan ve aradan geçen süreç içerisinde son derece dengeli bir biçimde evrimini tamamlayan Marvel Sinematik Evreni (MCU); Marvel Comics’in kağıt üzerinde tutturmayı başardığı kimyayı, olduğu gibi beyaz perdeye taşımayı hedeflemişti. Tabi bu gücü uzun soluklu bir biçimde elinde tutabilmek, çoğu zaman kendi matematiği ile çelişmeyecek yapımların yinelenmesi anlamına da gelmekteydi. Tam da bu sebeple Marvel cenahının fikir emekçileri, risk almaktan korktuklarına dair sık sık eleştirilirken; aynı öykünün farklı dış cephe badanası ile vitrine yerleştirildiğine dair de aşağı yukarı aynı homurtular işitildi.

    Entegre maceralar söz konusu olduğunda da Marvel severler ikiye, üçe bölünmekten çekinmediler. Mesela, Civil War gibisinden bir serinin, Captain America hikayesinin özeline indirgenerek “mahalle kavgasına” dönüştürüldüğü yazılıp çizilirken; aslen sadece 17 film ile bu aşamaya gelmeyi başaran ve Fox sınırları içerisinde kalan X-Men tayfası ve Netflix dizilerine dağıtılan Daredevil, Luke Cage gibisinden kritik karakterlerin yoksunluğu sebebiyle de sıskalaşan bir serinin, fazla üzerine gidildiğini düşünenlerdenim. Nihayetinde sinema sanatı sonlanmadan, MCU birkaç kere daha baştan başlayarak, yeni suretlerle perdeye damlayacak. Nostaljiyi yüceltmeyi seven bir insan değilim ama ilerleyen yıllarda “rüya kadrosu” şeklinde anılacak olan bu ekibin arasındaki kimya, yeni MCU güzellemelerinden tutturulabilecek mi pek de emin değilim.


    Marvel’ın sinematik evren ile başarmış olduğu en önemli şeylerden biri, karakterler ile olan barışıklığıydı şüphesiz. DC’nin marjinal olmak adına aldığı ilginç kararlar (Esmer Atlantisli Aquaman ya da sarışınlığından utanılan Barry Allen, nam-ı diğer Flash gibi) Marvel tarafından hiçbir zaman önemli bulunmadı. Marvel cenahı çoğunlukla, fiziki anlamda kağıt üzerinde görünen karakterlerinin, paketine de özüne de sadık kalmayı tercih etti. Bu sayede, ilerleyen yaşıyla birlikte, izleyicinin daha da sahiplendiği derin ve eğlenceli karakterler oluşturmayı başardı. Dolayısıyla, “Önceki 21 filmin yapılış amacı, aslında 22. ve son halkayı, zincire entegre edebilmekmiş” klişesini zikretsek zehirlenme ihtimalimiz pek de yok gibi görünüyor!


    Aslında kulislerde dönen tonlarca çılgın teori, filmin sızdırıldığına dair dedikodular, spekülasyonlar çok sayıda sürpriz bozan unsuru kapının eşiğinden içeri çekmiş olsa da; Marvel’ın en sıkı kapalı kutularından biri duruyor karşımızda. Özellikle Infinity War gibisinden fazlasıyla cesur bir pre-final kısmının, izleyici üzerinde yarattığı beklenti hiç de anormal değil. Diğer taraftan, türler arası gezintinin en yoğun yaşandığı ve milenyum sonrasında Yüzüklerin Efendisi ya da Harry Potter gibisinden önemli fantastik serileri yakalayacak dramatik dozaja sahip bir multi estetik bir güce kavuşması da; MCU’nun önümüzdeki yıllarda sunacaklarının bir ön izlemesi olabilir. Nihayetinde, tam da tahmin edildiği gibi en az Infinity War kadar karanlık, dramatik ve diğer yandan da karakter yolculuğunun son aşamasına dair pek çok detaya dikkat eden ve hatta bazı açılardan, multiverse dramasının yeniden şekillendiren bir konsepte sahip Endgame.

    Spoiler batağına saplanmadan edilebilecek en önemli kelam; böylesine uzun soluklu bir maceranın, artık “kayıpsız” bir şekilde nihayete ermeyeceği tabi... Bu bakımdan, serinin dramatik anlamda en ağır yumruğu diyebiliriz Endgame için. Diğer yandan da sinematik evrene dair tüm yapımları hızlı bir şekilde yeniden izlemiş olan dikkatli hayranlar için de gerçek bir mükafat. Bu noktada Christopher Markus ve Stephen McFeely ikisiline ayrıca teşekkür etmek lazım, çünkü özellikle dikkatli izleyiciyi hedefleyen bir senaryoya mürekkep damlatmışlar. 

    Hani “Lost” dizisinin finali nasıl ki pek çok soru işaretiyle noktalanmış ve pek çok hayranın kalbi paramparça olmuştu ya… İşte Endgame söz konusu olduğunda bunun tam tersi bir durumdan bahsetmek mümkün. Çünkü 11 yıllık bu hareketli ve hararetli serüvenin ardından, izleyicilerin kafasında oluşan / oluşabilecek tüm sorular, olabilecek en makul biçimde, eksiksiz ve gediksizce cevaplanıyor.

    MCU için kalem oynatan ekiplerin, senaryo konusunda kasları çok da fazla çalıştırmadıkları –ya da çalıştırmaya gerek duymadıkları da Infinity War sürprizine kadar en çok eleştirilen noktalardan biriydi. MCU’nun final ikilemesinin, popüler sinema arenasında çok da sık karşılaşmayacağımız türden bir yöne evrileceğinin sinyalleri, geçtiğimiz yıllarda verilmiş olsa da; böylesine radikal bir darbeyi pek çoğumuz beklemiyorduk. İşte Endgame, sürpriz bozandan en uzak haliyle açıklamak gerekirse; bütün bu yolculuk sürecinde karşımıza çıkan tercihler içerisinde belki de en radikal olanı. Bu sebeple de “her bünye aynı şekilde kucaklayabilir mi?” sorusu da en çok merak edilen sorulardan biri.



    Serinin manevi yükünü, bunca yıldır beyaz perdede göre göre, ahbap haline geldiğimiz karakterlerden ayrı düşecek olmanın hüznünü bir tarafa bırakacak olursak eğer; Avengers: Endgame, kesinlikle son yıllarda karşımıza çıkan en dolu hibrit popüler sinema örneği. Öyle ki; epik fanteziye sayısız göz kırpışının arasında, artık serinin dokusuna da işlemiş olan uzay operası sosuna kadar her şeyin kararında olduğunu söylemek yerinde olur. Öte yandan yine MCU’nun en karizmatik “Reunion” vakası olduğunun altını yeniden çizmeye gerek var mı emin olamadım. Çünkü arada derede kalan karakterlerin hepsini, oyun alanına çok sağlıklı bir biçimde sürerek, her kahramana atfedilmiş olan biricikliği de muhafaza etmeyi başarıyor. Hatta 22 filmdir izleyicilere tanıtılan karakterlerin, oyun alanlarının fazlasıyla geniş olmasının keyfini sürüyor.

    Daha önce de belirttiğim gibi, hem tüm serinin nostaljisini yaşamak, hem de türlü teoriler ile kendi seyir zevkine balta vurmak pahasına da olsa, suçlu zevke başvurmak isteyen izleyicinin; salondan gayet mutlu ayrılmasını hedefleyen bir yapım var karşımızda. Avengers ekibinin belkemiği olan tüm o karakterlerin son defa kostümlerini kuşandığını bilmek, filmin yükünü daha da artırıyor. Tam da bu sebeple, öncüllerinden çok farklı bir ritme sahip Endgame. Sonuçta bu kadar sayıda karakterin, korteje çevireceği bir öykünün, serinin adına yaraşır bir vedaya dönüşeceği beklenen bir şey. Tabi geçtiğimiz yıl Oscar yarışında, bile isteye görmezden gelinen Infinity War’un tamamlanan halkası olarak Endgame’in akademi tarafından nasıl karşılanacağı da, şimdiden eğlenceli bahislerin konusu olmuş durumda.

    Nihayetinde tekil kahramanlar ile başlayan, cameolar ile süslenen, after scene detayları ile de kanlı canlı bir evren haline gelen MCU, Endgame ile birlikte misyonunu başarılı bir biçimde tamamlamış gibi görünüyor. Hatta her adımda izleyici o kadar ustalıklı bir biçimde bu finale hazırlandı ki; kayıtsız kaldığını hisseden pek çok sinemasever bile, serisinin bir sonraki halkasını merak ederken buldu kendisini. Özellikle kaçık titan Thanos’un değişen motivasyonu, ana karakterlerin adeta MCU’nun kalbine yaptıkları ziyaretler ile birlikte, kendi kendilerinin parodilerine imza atmaları, buruk melankolisi ve karmaşaya teslim olan aksiyon curcunasının keskin bir şekilde seyrelmesi sayesinde, kabuk değişimini tamamlamış bir öykü bekliyor bizleri. Bu tablodaki en önemli unsur ise, tüm karakterlerin, seyirci karşısında neredeyse eş zamanlı olarak selam durmasını isteyen yapımcıların, sahnelerinin o kadar da geniş bir platforma sahip olmaması. Üç saatlik süresiyle, bir final halkası için gerekli kabul edilebilecek bir uzunluğa sahip fakat yine de zemin, tüm karakterleri eşit bir biçimde taşıyacak kadar sağlam değil.

    Sözün özü, sinemadaki varlığı sonlandığı için samimi bir üzüntü duyabileceğimiz pek fazla seri göremedik son yıllarda. Popüler sinema arenasının en çok popcorn sattıran serisi olmakla birlikte, süper kahraman uyarlamalarının da deri değiştirmesini sağlayarak; endüstrinin en çok rağbet gören teşhir ürünleri haline gelmesini sağlayan MCU; adına yaraşır bir finalle perdeye veda ediyor. Sadece ahbaplık kontenjanı göz önüne getirildiğinde bile son yılların en hüzünlü vedasına şahit oluyoruz.


    Tarihleri bir kenara kazıyın! Gerçi… Her şekilde o çentik bir yerlere atıldı bile!

    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top