Beyazperdem
  • Arkadaşlarım
  • Sinemalarım
  • Hızlı Puanlayıcı
  • Koleksiyonum
  • Hesabım
  • Yarışmalar
  • Çıkış
Replikalar
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
2,0
Yetersiz
Replikalar

Taklitler ‘aslını’ yaşatır mı?

Duygu Kocabaylıoğlu

Keanu Reeves, 1999 yılında Wachowski Kardeşler dehası Matrix’te canlandırdığı Neo karakteri ile bilimkurgu, fantastik ve gerilim türlerindeki eserlerin değerlendirildiği Saturn Ödülleri’ne aday gösterildiğinde 35 yaşında ve kariyerini daha da yukarı taşıyabileceği bir olgunluk seviyesindeydi. Onlarca alt metnin karması olan, modern klasik Matrix bu yıl 20. yaşını kutlarken, Reeves’ın tıpkı Nicolas Cage örneğinde olduğu gibi standardının altındaki yapımlarla kariyerini boşa alıp, yokuş aşağı salmasını anlamak mümkün değil. Hele ki filminin yapımcısı da kendisiyken!

 

Bu hafta ülkemizde de gösterime giren bilim-kurgu yapımı Replikalar (Replicas) filminin hikayesinin orjinalliğinin sorgulanması bir yana belki de en can alıcı handikapı bir yapımcısının başrolde, diğerinin de öykünün sahibi olması! Zira yaptıkların işin doğruluğuna, çok iyi olduğuna fazlasıyla inanıyorlar.  Yaklaşık 10 senelik bir geçmişi olan Company Films şirketinde Stephen Hamel yazıyor, Keanu Reeves oynuyor (ya da yönetiyor) ve ortaya Suçlu Kim? (2010),  Kayıp Yaşamlar (2012), Sibirya (2018) gibi ortalama ‘işler’ çıkıyor. Fakat bu ortaklığın şimdiye kadarki en verimsiz meyvesi Replikalar filmi desek, herhalde haksızlık etmiş olmayız.    

 



Hikayemizde hırslı, takıntılı bir bilim insanı merkezde; uzun vadeye yayılmış, milyonlarca dolar bütçe akıtılmış bir projenin başındaki nörobilim uzmanı William Foster (Reeves). Projede önemli bir pozisyonu olan iş arkadaşı Ed (Thomas Middleditch) ile 345 No’lu projede, insan zihnini robotik düzleme aktarırken yaşanan algı karmaşasını çözmeye çalışıyorlar. Şirketi Bionyne Industries’in baskısını üzerinde hisseden Foster, diğer yandan özel yaşamında mükemmel Amerikan rüyasına sahip. Kusursuz görünümlü bir eş olan Mona’ya (Alice Eve), ve yaşları 5-15 arasında değişen 3 sevimli çocuk sahibi Foster. Ve iyi bir aile babası şüphesiz! Hikayenin kırılma noktası da, bu mükemmel aileyi berbat bir trafik kazasında kaybetmeyi reddetmesiyle geliyor zaten.  Bionyne Industries şirketinde Dr. Frankeştayncılık oynayan Foster, söz konusu ailesi olunca etiği, hırsızlığı, federal kanunları vs. çöpe atıp “yapabiliyorken, yapabilecekken neden denemeyeyim ki?” diyerek aile üyelerini sadece zihinsel değil bedenen de geri getirmenin peşine düşüyor.

 

Gerçekten iyi işlense, senaryosu, diyalogları, karakter alt metinleri düzgün kaleme alınmış olsa iyi bir rejinin elinden çıktığında seyredilebilir potansiyeli olan bir hikaye aslında bu.  Zira kaybı kabullenmeme, yas tutmak yerine kayba isyan edip kontrolü kendi eline alma düzlemi üzerinden, psikolojik gerilim dahi çıkar bilim-kurgunun yanına. Fakat maalesef incelikli tasarlanmamış, henüz ilk 5 dakikasında çok basit sorulara dahi cevap veremeyen düz bir senaryo metni ile vasat oyunculuk performansları birleşince ortaya suyunun da suyu bir ‘taklitler’ filmi çıkmış.

Nörobilimin teknolojiye ve insani zayıflıklara hizmet edişini bir Keanu Reeves performansıyla izlemek isterseniz Replikalar vizyonda. Türün arşivlik önerileri ise Chappie, televizyon serileri Altered Carbon ve Westworld…

 

twitter.com/duygukocabayli

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top