Hesabım
    Çavdar Tarlasındaki Asi
    Ortalama puan
    3,3
    yayın
    • Arka Pencere
    • T24
    • Habertürk
    • Hurriyet
    • Sözcü

    Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.

    Basın Eleştirisi

    Arka Pencere

    Yazar: Feride Çetin

    Strong'a göre Salinger'ın satirik dili, savaşta yaşadığı travmalar sayesinde derinleşmiş. Sadece Yukarı Doğu Yakası'nı anlatsa da herkese hitap eden bir masumiyet kazanmış. Bu ayrım filmde açıkça sergileniyor. Daha ilk sahnede New York Central Park'taki Melek Heykeli önünde yüzü gözü dağılmış bir halde dikilen Salinger, ilk yarı sonunda yine aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Böylelikle Salinger'ın serüveninin Holden karakterinin doğuşu ile sonlandığını sanıyoruz.

    Eleştirinin tamamı için: Arka Pencere

    T24

    Yazar: Atilla Dorsay

    Film bence sinemaya aktarılmış yazar biyografilerinin en iyilerinden biri. İyi oynanmış, yazarla yazdıkları arasında en sağlam bir ilişkiyi ve de dönemiyle en iyi bağları kurmuş olanlarından... Yine de IMDB’de ciddi karşı eleştiriler var. Özellikle Amerikalı okurlardan gelmiş. Yazar üzerine yazılmış bir diğer özyaşam öyküsünden ve bir belgeselden söz ediyor ve bu filmi biraz ‘hafif’ buluyorlar. O görüşlere saygım var. Ne de olsa ayni kültürden geliyorlar. Ama ben filmi sevdim. Ve özellikle edebiyat tutkunlarına içtenlikle tavsiye ederim.

    Eleştirinin tamamı için: T24

    Habertürk

    Yazar: Mehmet Açar

    Finalde, Salinger’ın hayatı boyunca yazdığı ama bunları paylaşmadığı öne sürülüyor.Burnett’in “Burada dünyadan uzakta hiçbir şey yazamazsın. ‘Franny ve Zooey’ de zaten din kitabına benziyor” demesiyse bence durumu daha iyi açıklıyor. Salinger, karakterin iç sesini öne çıkaran yenilikçi üslubu ve gençliğin günlük dilini kullanmasıyla dönemin Amerikan edebiyatına bir alternatifti. Filmse demode müzik kullanımı başta olmak üzere alternatif olmaktan uzak bir anlatıma sahip. Salinger’dan alıntılanan cümleler, fikirler etkileyici ama eserlerinin ruhu filmde yok. Yazarlık tutkusunun inatçı bir gönülsüzlüğe dönüşmesi iyi anlatılamıyor, Salinger’in acılarını hissedemiyorsunuz. Yine de biyografik bir film olarak ilgiyle izleniyor... Kevin Spacey’nin katkısıyla Burnett-Salinger ilişkisinin filmi ayakta tuttuğunu da belirtelim.

    Eleştirinin tamamı için: Habertürk

    Hurriyet

    Yazar: Uğur Vardan

    ‘Çavdar Tarlasındaki Asi’, son derece etkili bir girişin ardından kendisini daha çok televizyon filmi sınırlarına çekiyor. Bu, belki de Strong’un yönetmenlik kariyerindeki tek işin bir TV dizisi olmasından kaynaklanıyor, bilemiyorum ama ben yine de bu filmin yazı-çizi işinde uğraşanlar için çok kıymetli malzeme sunduğu kanaatindeyim. ‘Çavdar Tarlasındaki Asi’ bence özellikle artık ‘editörlük’kurumundan nasibini almadan yollarını çizen, kendi yeteneklerine güvenmekten öte büyük bir kibirle fazlasıyla inanan, hayatı, izledikleri filmleri, okudukları kitapları (ki yazıp çizdiklerine bakılırsa okuduklarına dair pek bir emare de bulamıyoruz) “Sevdim, sevmedim, bayıldım, felaket, olmuş, olmamış” gibi yargılarla değerlendiren ve ifade hazineleri ‘140 karakter’ ve biraz üstüyle sınırlı herkesi, ayna önüne davet ediyor.

    Eleştirinin tamamı için: Hurriyet

    Sözcü

    Yazar: Burak Göral

    Kuşkusuz bir yazarı bu denli güçlü bir roman yazmaya iten motivasyonları ve deneyimleri konu almak, bundan bir film yaratmak kolay iş değil. Elbette Salinger, edebiyatın en sevilen roman kahramanlarından biri olan Holden Caulfield'i en çok da kendisinden yola çıkarak yaratmıştır. Ancak film, bu kitabı henüz okumayanlar için bunu yeterince belirginleştiremiyor. Elbette bunu verebilmek de hayli güç.

    Eleştirinin tamamı için: Sözcü
    Daha Fazlasını Göster
    Back to Top