Beyazperdem
    Okja
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    3,5
    İyi
    Okja

    En iyi arkadaşım bir domuz..

    Hande Kara
    Bong Joon Ho'nun yeni türler ötesi filmi Okja, şaşırtıcı bir soğukluğa sahip. Ancak bu soğukluk, Bong'un önceki filmi gibi, görüp görebileceğiniz en dondurucu filmlerden olan Snowpiercer'ın taşıdığı gibi bir soğukluk değil. Bu soğukluk şık bir kurumsal soğukluk gibi. Bir sigorta şirketi ile görüşürken ya da iyi bir hastanede bir yakınımızı ziyaret ederken hissettiğimiz gibi bir soğukluk. Snowpiercer'da küresel ısınmayı durdurmak üzere yapılan bir deneyin ters gitmesi sonucu buzul çağını yaşayan bir dünya izlemiştik, Okja'nın ise çıkış noktası küresel gıda krizi.

    Az önce bahsettiğim o soğukluk aslında tam olarak Mirando Corporation ismini taşıyan kimyasal tarım maddesi üreten çok uluslu bir şirketten ve bu şirketin geçmişteki kötü intibasını silmek isteyen, Tilda Swinton tarafından canlandırılan CEO Lucy Mirando'dan gelmekte. Mirando'nun domuz pembesi kıyafetleri ve sarı peruğu ile oluşan dış görünümü ilk etapta Ivanka Trump ile karşılaştırılmıştı. Okja'nın giriş hikayesi de işte bu şirketin imajını düzeltmek için giriştiği, süper domuz projesinden yola çıkıyor. Mirando Corporation, 26 yerel çiftçiye genleri ile oynadıkları mutant domuzları yetiştirmeleri üzerine veriyor ve yarışma başlıyor. Yarışmanın kazananı ise en besili süper domuz olacak. Ve süper etler, sosisler olarak satışa sunularak, bir nevi şirketin tanıtım yüzü olacak.

    Hikayenin zaman atlamasında ise yolumuz Güney Kore'ye, küçük bir kız olan Mija'ya ve onun süper domuzlardan biri olan Okja'yı büyüten dedesine uzanıyor. Mija'nın en yakın arkadaşı olan Okja, süper domuz projesinin baş kahramanı ve hipopotam görünümünde olan dev bir yaratık. Okja o kadar yardım sever ve duyarlı bir hayvan ki, onun bir CGI görüntüsünden ibaret olduğunu zaman zaman unutabilirsiniz.

    Elbette bu güllük gülistanlık hikayenin bir çatışma noktası var ki, o da şirketin Okja'yı geri almaya gelmesi ile ateşleniyor. Süper domuz projesinin birincisi seçilen Okja'nın kaderi, tabaklarda ziyafet olmaya hazırlanırken, onun biricik dostu Mija'nın ise Okja'yı kimseye yedirmeye niyeti yok. Küçücük boyuyla dedesine baş kaldırıp Okja'nın peşinden yollara düşen Mija'nın yolu hayvan hakları adına savaşan bir grupla kesişiyor. İşler de Hayvan Hakları grubunun ortaya çıkışıyla giderek garipleşmeye başlıyor. Filmin, aksiyon sahneleri kakofonik bir eğlenceye zemin hazırlarken, maceranın devamının anlatımı aynı tahmin edilebilirlikte olmuyor maalesef. 

    Swinton burada da oyunculuğunu konuşturarak, oldukça antipatik bir karakter yaratmayı başarıyor. Jake Gylenhall ise şimdiye kadarki en çılgın karakterlerinden birini oynuyor. Yönetmenin bir önceki İngilizce olarak çektiği film Snowpiercer, yine Tilda Swinton'ın yer aldığı bir filmdi. Her iki film de distopik ve sosyopolitik tonlara sahip olan, yaratıcı hikayelere sahip, ancak Okja daha parlak bir film. Hayvan zulmü sahneleri biraz rahatsız edici, ancak bir amacı var. Film gibi kapitalizm de soğuktur, öldürücüdür ve kurbanlar her zaman Okja kadar sevimli değildir. Nihayetinde Okja'nın kahramanı, en yakın arkadaşı dev bir domuz olan küçük bir kız.

    Bong filminde birden fazla meseleyi ele alarak, konuyu hem evrensel bir zemine taşıyor, hem de bu evrene küçük bir kız çocuğu yerleştirerek kalpleri yumuşatıyor. Bir Netflix yapımı olan film, prömiyerini geçtiğimiz aylarda Cannes'da yapmış ve karışık eleştiriler almıştı. Okja'yı izledikten sonra, bu filmin perdeye de gayet yakışacağını düşüneceğinize şüphem yok. Çünkü hak ediyor..
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top