Beyazperdem
    Dora ve Kayıp Altın Şehri
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    3,0
    Ortalama
    Dora ve Kayıp Altın Şehri

    Meraklı ve ergen Dora ile ormanın derinliklerine doğru…

    Duygu Kocabaylıoğlu

    Yaz tatili vizyonunda adettendir, her haftaya ortalama en az 1 çocuk-gençlik filmi düşer. Bu haftanın kontanjanından bize düşen ise ‘Dora ve Kayıp Altın Şehri’ filmi oldu. Ülkemizde Türkçe dublajlı olarak ‘Kaşif Dora’ ismiyle yayınlanan ve küçük yaştaki seyirci kitlesine hitap eden çizgi film serisinin geçmişi 2000’li yıllara kadar dayanıyor; özel kanallarda küçük seyirciyle buluşan bu seri baş kahramanı Dora’nın dilinden hikayelerle, şarkılarla hem eğlendirmeyi hem de beyinleri eğitmeyi amaçlayan yapımlardan. Bu niyet az-çok filme de aktarılmaya çalışılmış.

     

    Çizgi serisinin bir nev-i spin-off’u olarak beyazperdeye uyarlanan filmde, baş kahramanımız Dora’yı kısa bir süre 6 yaşında küçük bir kız olarak izledikten sonra hikaye 10 yıl ileri atlıyor ve Kaşif Dora’yı ormanı birbirine katan meraklı bir ergen olarak görüyoruz. Dora ormanda hayatta kalmanın neredeyse her yolunu biliyor; vahşi doğanın incelikleri hedef seyirci kitlesine uygun biçimde kısa anekdotlarla anlatıyor. Bu yaşına kadar profesör annesi ve babası tarafından evde eğitim alan ve yaşıtlarına göre oldukça donanımlı olan Dora, ebeveynlerinin son görevinden ötürü, biraz gönülsüz olsa da mecburen şehrin yolunu tutuyor. Şehirde teyzesinin yanına yerleşince de, onun için yepyeni bir dünya olan okul hayatı başlıyor.

     

    Filmin senaryosunda giriş ve gelişme bölümlerini bir arada tutmak adına alçı niyetine kullanılan bu ara geçişte, lise hayatının genel acımasızlığını ve popüler çocuk değilseniz ergenliğin güçlüğünü vurgulayan şablon sahnelerle görüyoruz; öte yandan hedef kitledeki seyirci açısından bunlar samimi sekanslar olabilir pekala... Ne yaşarsa yaşasın yüzünden gülümsemesi eksik olmayan Dora’nın orman sarmaşıklarıyla örülü kaderi çok geçmeden onu bir okul gezisinde buluyor ve genç kaşif kızımız anne ve babasını bulabilmek amacıyla Altın Şehri Patapara yollarına düşüyor… Yaklaşık bir 1 saate yayılan maceranın devamı ise zor koşullar altında kurulan sıkı dostluklar ve her hikayede olduğu gibi iyilerin peşini bırakmayan kötü adamlarla örülü.

     



    ‘Live-action’ tekniği ile beyazperdeye aktarılan filmin yönetmen koltuğunda aynı yöntemle Muppets (2011) ve Muppets Aranıyor (2014) filmlerine imza atan James Bobin oturuyor. Senaryonun boşluklarına, hatta kurgudan  kaynaklı ve de göze batan devamlılık hatalarına rağmen, kullanılan teknik açısından yapımın hakkını vermek gerekiyor. Live-action ile filme yedirilen hiçbir öğe teknik anlamda sırıtmıyor, göze batmıyor.. Özellikle kısa bir sahnede orijinal çizgi filme yapılan geçiş, tatlı bir selam olarak filmi renklendiriyor. Filmin müziklerinin de hikaye akışına göre uygun seçildiğini, Türkçe dublajın da yerelleştirme açısından pürüzsüz olduğunu ekleyelim.    

     

    Oyunculuklarda ise başrol Dora’ya hayat veren Isabela Moner tüm filmi sırtlıyor desek yanlış olmaz. Henüz 18 yaşında olmasına rağmen şimdiye dek pek çok filmde rol almış alan Moner, ergen Dora’yı karton bir karakterden sıyırarak seyirciye tüm sevimliliğe ile geçirmek için çabalıyor. Öte yandan Dora’nın annesi ve babasını canlandıran Eva Longoria ve Michael Peña için aynı çabadan söz etmek biraz zor; belki de senaryonun getirisi olarak, tüm oyunculuk deneyimlerine rağmen maalesef yapmacık karakterler olarak kalıyorlar.

     

    Yaz tatilinde tam da bayram tatili haftasında vizyona giren Dora ve Kayıp Altın Şehri (Dora and the Lost City of Gold), sıcak yaz günlerinde eğlencelik bir macera alternatifi olarak seçenekler arasında. Özellikle doğaya, tarihe meraklı minik kaşiflere tavsiye olunur…



    twitter.com/duygukocabayli

    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top