Filmleri oyla!
Beyazperdem
    Monos
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,0
    Çok İyi
    Monos

    İnsan doğasının vahşi yanı

    Ali Ercivan

    Güney Amerika’da, And Dağları’nın bir tepesinde bir grup çocuk ve genç. Elleri silahlı. Onlar yedi cücelerse, içlerinde bir de Pamuk Prenses var. Doktor diye hitap ettikleri Amerikalı bir kadın. Gerçekten de bir masal prensesi aurasına sahip. Fakat bir Kolombiya çetesinin mensubu olan bu silahlı çocukların elinde rehine.

     

    Dünyadan izole bu mekanda, çeteyle Amerikalı kadının ilişkileri Monos’un hikayesini oluşturuyor. Küçük yaşlardan itibaren eğitilen bu çocuklar, Kolombiya’nın on yıllardır süregelen gerçeği. Fakat film ne gençlerin bağlı olduğu paramiliter grup hakkında fazla bir bilgi veriyor seyircisine ne de Amerikalı kadını ne amaçla rehin tuttuklarını izah etmekle ilgileniyor. Bu bağlamın eksikliğini hisseden seyirciler olacaktır. Ancak Monos bir masalın ters yüz edilişinin filmi daha çok. Ya da dilerseniz bir nevi Sineklerin Tanrısı tahayyülü de diyebilirsiniz.

     

    Film, her biri takma isim kullanan ekibin gençlerinden Lady ile Wolf’un bir ilişkiye başlamak için üstlerinden izin almalarıyla açılıyor. Örgüt içinde dengeleri bozabilecek izinsiz romantik ilişkilere müsamaha yok. Fakat izin verilse de dengeler gerçekten altüst oluyor. Gençlerin ilk cinsel deneyimleri sonrası düzenlenen eğlencede ipin ucu kaçınca, kendilerine emanet süt ineği Shakira kazara ölüyor ve grup içindeki iktidar savaşı bu olaydan sonra ayyuka çıkıyor. Ölen ineğin hesabını üstlerine vermekten korkup kendilerini daha beter bir bataklığa sürüklüyor gençler. Dağın tepesinden aşağılara, ormanın içine çekilme zorunluluğu, rehine için de kaçıp kurtulma fırsatları doğuruyor. Fakat bu vahşi zeminde hayatta kalmak için, acımasız olmaktan başka yol yok.

     



    Gazetecilik ve belgesel sinemadan gelen yönetmen Alejandro Landes, ikinci uzun metraj kurmaca filminde, yetmişler ve seksenlerde Werner Herzog’un, aynı dönemde Kıyamet (Apocalypse Now!) ile Coppola’nın ya da Sorcerer’da William Friedkin’in kalkıştığı ölçekte bir deli işine girişiyor. Gerçekten de o dönemlerden beri sinemacıların pek yeltenmediği ölçekte zor ve iddialı bir yapım Monos. Dört kilometre rakımlı tepelerde, Güney Amerika’nın vahşi ormanlarında, akıntısı şiddetli nehirlerde, kısacası son derece tehlikeli koşullarda çekilmiş filmiyle insan doğasının vahşi yanını keşfe çıkıyor. Gerçek anlamda tehlikelerden bahsediyoruz çünkü daha setin ilk gününde kamera ekibinden biri dağ zirvesinde sara nöbeti geçirince binbir güçlükle medeniyete ulaştırılmak zorunda kalmış. Bir noktada yönetmenin kendisi, sancılar üzerine apandisiti patlıyor zannedilip madencilerin omuzlarında dağdan indirilmiş. Bütün bu şartların ortasında sekiz genç ve çocuk oyuncuyla çalışmış Landes. Tekrarlamak istiyorum, mazur görün: Tam deli işi!

     

    Bu sene yeni adıyla “En İyi Uluslararası Film” Oscar ödülü için Kolombiya’yı temsil eden Monos, bana sorarsanız müthiş görüntü yönetimi ve birkaç sene önce Jackie’yle de aday gösterilmiş Mica Levi’nin dağların ve ormanın seslerinden ayırt etmesi zor özgün müzikleriyle de pekala Oscar radarında.

     

    Savaşın masumiyeti öldürüşü ama aynı zamanda doğamızın bir parçası oluşuna dair Monos. Senenin kesinlikle en iyilerinden, düşük bütçeli dev bir film.

    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top