Beyazperdem
Yol Ayrımı
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Yol Ayrımı

"İyi bir insan olmak, vicdan sahibi olmak demektir"

Şu çok açık; Türk sinemasının tartışmasız en iyi oyuncularından biri olan Şener Şen’i beyazperdede izlemek için Yavuz Turgul’un çektiği filmlere muhtacız. Aralarında nasıl bir anlaşma var bilemiyoruz, ortada kanla imzalanmış bir kontrat olduğunu düşünmüyorum. Naif bir gönül birliğinden söz etmek daha mümkün. Öyle olmasa, 80’lerde çok popüler olan ¨kimliğini ve cinselliğini keşfeden kadın¨ temasına uygun çektiği Fahriye Abla (1984) dışındaki tüm Yavuz Turgul filmlerinde Şener Şen’in başrolde karşımıza çıkması gibi Türk sinema tarihinde nadir görülen (aslında görülmeyen) bir durum yaşanmazdı. Peki, bu bizi üzüyor mu? Asla! Bir Yavuz Turgul filminde Şener Şen’i izlemek her seferinde iyice yıllanmış ve lezzet kazanmış nadide bir şarabı içmek gibi... Mutlak bir doyum anı.

Ancak, Yavuz Turgul da ustaların lanetinden mustarip. Muhsin Bey (1987), Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990), Gölge Oyunu (1992) gibi başyapıtlar çekmiş, Eşkıya (1996) ile Türk filmlerini yeniden gişe yapar hale getirmiş bir sinemacı olarak her filmi öncekilerle karşılaştırıldı. Bu baskı ile gelen eleştiri Yavuz Turgul’un son dönem filmlerini başarısız gibi algılamamıza bile yol açtı denebilir. Sıcağı sıcağına yazılan kritikler ve gişe istatistikleri sinemacıları kendileriyle dövüşmeye zorluyor. Tavsiyem; bu stresten arınmış bir sinemasever olarak koltuğunuza oturun. O zaman şunu göreceksiniz; bu iyi yazılmış, iyi çekilmiş ve iyi oynanmış bir film. Şimdi kıymetli, zaman geçtikçe daha da kıymetlenecek.

Şener Şen 7. kez bir Yavuz Turgul filminde başrol olarak karşımıza çıkıyor ancak oyunculuk kariyerinde buna benzer bir rolü daha önce canlandırmış değil. Köy ağası olarak karşımıza çıktığı filmlerden farklı olarak bu kez acımasız bir tekstil imparatoru, duyguları yok olmuş/edilmiş bir insan... Zor bir rol, inandırıcı olunamadığı takdirde kolayca karikatüre kaçabilecek tehlikeli bir performans. Üstelik bu kez Şener Şen’in yanına verilmiş güçlü bir kanat adamı yok. Yavuz Turgul bu kez, Muhsin Bey’in Ali Nazik’i, Gölge Oyunu’nun Mahmut’u, Eşkıya’nın Cumali’si ya da Av Mevsimi’nin İdris’i gibi bir yardımcı karakter yazmamış. Hatta geriye kalan tüm rolleri Şener Şen’in karakter yaratımını öne çıkaracak şekilde fona yerleştirmiş. Bu eleştiriden muaf olan tek karakter, Rutkay Aziz’in canlandırdığı şiirsever Altan oluyor ki o da aslında asıl karakter olan Mazhar’ın alter egosu görevini üstleniyor. Bu yorum abartılı geldiyse kendisini bir tür omuz meleğine de benzetebiliriz. Altan meleğinin sağda mı yoksa solda mı olduğu sorusu ise büyük bir kırılma anı yaşayan Mazhar’ın yeni hayatına baktığınız yerden belli olacak.

Yavuz Turgul, Yeşilçam zamanlarından gelen bir sinemacı... Bu gelenekten gelen tat-doku onun tüm filmlerine bir şekilde sirayet etmiştir ancak ben en yoğun halinin Yol Ayrımı’nda olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki; sıradan insanların sanatı/eğlencesi olan sinemada sınıf mücadelesini göstermek güçlü bir çatışma duygusu ve finalde katharsis yaratır. Yeşilçam sinemacılarının iyi bildiği bir şeydir bu. O yüzden uzun yıllar sonra bir gişe filminde işçi sınıfından insanlar görmek, hikayenin o hak mücadelesini desteklediğini hissetmek beni çok mutlu etti. Ertem Eğilmez’in 1973 yılında çektiği Oh Olsun’u hatırlayın. Babasının fabrikasında çalışan kıza aşık olan Tarık Akan’ı izlemek ve finalde patron babanın değil grevci işçilerin yanında durduğunu görmek seyirciyi mutlu etmişti. Burada da hemen hemen aynı fikir uygulanıyor ancak o zamanlardan gelen diğer sinemacıların aksine Yavuz Turgul bu fikri 2017 Türkiye’sine uydurmayı başarıyor. Mazhar ve Emine’nin arasında yaşanacak bir aşk fikrine ihtimal bırakıyor ancak bunu net bir kadraja oturtmuyor. Eğer bunu yapsaydı ortaya gerçekten eleştirilecek bir film çıkabilirdi ancak Yavuz Turgul’un kalemi ve kamerası bu tehlikeli virajı ustaca almış.

Gelelim, Mazhar’ın bisiklet tutkusuna... Filmi basın gösteriminde izleyen çoğu eleştirmen gibi ben de aynı şeyi düşünüyorum; buradaki esin Yurttaş Kane (Citizen Kane -1941) filminden geliyor ve Mazhar’ın bisikleti açıkça görülüyor ki Charles Foster Kane’nin kızağı yani Rosebud... Kane’in ölmeden önce mırıldandığı son kelime olan ve bir gazetecinin araştırmasıyla nihayetinde onun çocukken bindiği kar kızağının ismi olarak ortaya çıkan Rosebud bu filmde de Mazhar’ın bisikleti oluyor. Kane ve Mazhar’ın bir başka benzer noktası ise baba baskısı ile ¨güçlü adam¨ olmayı öğrenerek büyümüş olmaları. Yol Ayrımı’nın sinema tarihinin en önemli filmlerinden biriyle bu kadar yakın bir bağ kurması tesadüf değil, ortada bir fikir aşırma durumu olduğunu da düşünmüyorum. Bana kalırsa Yavuz Turgul, Yurttaş Kane’in bittiği yerden kendi filmini başlatmış. Kane, Rosebud’ına yani çocukluğuna, saf hayallerine, sevme kabiliyetine ve vicdanına hasret kalarak son nefesini verirken Yavuz Turgul’un senaryosu Mazhar’a ikinci bir şans veriyor ve ona ¨eğer iyi biri olursan o bisiklete yeniden binebilirsin¨ fikrini yüklüyor. Filmde ¨tanrının içimizdeki ışığı¨ olarak tanımlanan vicdan duygusuna yeniden kavuşan Mazhar’ın yürüdüğü yeni yolu da Robert Frost’un Gidilmeyen Yol adlı şiiriyle duygusallaştırıyor. ¨bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben – ben gittim daha az geçilmişinden, ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.¨

Uzun lafın kısası; Yol Ayrımı iki büyük ustanın yeniden karşımıza çıkarak bizi çok mutlu ettiği filmlerden biri daha... Yavuz Turgul’un hangi filmi daha iyiydi diye düşünmeden izlediğiniz takdirde çok keyif verecek. Şener Şen’in güçlü oyunculuğu, çok iyi bir senaryoda, Yavuz Turgul’un reklamcılıktan beslenen ve dönemdaşlarının aksine köhnemeyen rejisiyle nefis bir filme dönüşüyor. Filme yönelik ¨dizi estetiğine sahip¨ eleştirisine de kulak asmayın. Bu cümleyi, dizi işinin geldiği noktayı ve asıl onların film estetiğine kavuştuğunu görmezden gelen birileri kurabilir ancak. 150 dakikalık süresine rağmen perdeden gözünüzü ayırmanıza imkan bırakmayan şiir gibi bir film. Filmler bizi değiştirmez ancak değişmemize ve daha iyi biri olmamıza yardımcı olur. Bu da o filmlerden biri... Haftanın en iyi seçimi olarak Yol Ayrımı’nı şiddetle tavsiye ediyorum. Ha, bu arada; filmin kör kitapçısının Mazhar’a verdiği iki kitap bize de şiddetle tavsiye, not alın. İyi seyirler...

murattolga@otekisinema.com
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top