Beyazperdem
Martıların Efendisi
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
2,5
Kötünün İyisi
Martıların Efendisi

Rüya kabusa dönerken..

Kaybedenler Kulübü’nde Rıza Kocaoğlu’nun oynadığı Murat karakterinin, aslında filmin hikayesini yazan ve ortak senaristlerden olan Mehmet Ada Öztekin’in kendisini resmettiğini öğrendiğimde hayli şaşırmıştım. O günden sonra Kuzey Güney, Saklı Kalan, Racon, Bodrum Masalı gibi dizilere yönetmen olarak imza atan Öztekin ilk sinema filmi yönetmenliğini de Mahmut ile Meryem filminde gerçekleştirdi. Şu sıralar çekimleri devam eden Kaybedenler Kulubü Yolda’nın da yönetmenliğini üstlenen Mehmet Ada Öztekin bu hafta ise Martıların Efendisi filmi ile sinemalarda.

Başrollerinde Mehmet Günsür ve Bige Önal’ın yer aldığı Martıların Efendisi, Tuzla’da deniz kenarında kendi küçük dünyasında yaşayan bir adamın, uzun zamandır hayallerinde beklediği misafirin gelmesi üzerine gelişen olayları anlatıyor diyerek filmin hikayesini, sürprizini bozmayarak anlatmaya çalışabiliriz. Ancak böyle yaparsak filme haksızlık etmiş oluruz, zira Martıların Efendisi’nin bu kısa özetinin arkasında enteresan ve sürprizli bir hikayesi var.

İstemediği bir evlilik yapmak üzereyken kendini denize atarak intihar etmeye çalışan Birgül (Bige Önal), Martıların Efendisi’nin (Mehmet Günsür) evinin önünde kıyıya vurur. Kendi hayal dünyasında yaşayan, filmin ilerleyen zamanlarında adının Şenol olduğunu öğrendiğimiz zihinsel problemleri olan Martıların Efendisi, gizli ülkeye gitmek için uzun zamandır beklediği yardımcısının Birgül olduğunu düşünüyordur. Onu gördüğü andan itibaren Birgül’e Rüya olarak hitap etmeye başlayan Martıların Efendisi, yeni yardımcısı ile yolculuk hazırlıklarına başlar. Zor durumda olan Birgül ise, bu yabancı ve tuhaf adamın evinde kalarak, esas sevdiği çocukla kaçmak için gün saymaktadır. Bu sürede Martıların Efendisi, Rüya ile bir hayali yaşamaya başlar, ancak gerçekler kapının hemen dışında beklemekte, rüya kabusa dönmek üzeredir..

Masalsı bir anlatıma sahip olmaya çalışan filmin, görüntüleriyle bunu desteklemesi gerekirken, filmin en zayıf yönü bu masalsılıktan uzak olup oldukça gerçekçi bir dünya yaratması. Atmosferin masalsılıktan uzak olması, görüntü yönetiminin de bunu pek desteklememesi sonucu izleyici olarak kendimizi, masalla gerçeğin arafında buluyoruz. Martıların Efendisi dışındaki karakterlerin oldukça yüzeysel yazılmış olması da, bizi filmin içine girmekte zorluyor.

Bunların yanı sıra, filmin en güçlü yanı olan oyunculuktan bahsetmek istiyorum. Mehmet Günsür Martıların Efendisi rolünde o kadar iyi bir performans sergiliyor ki, sadece bu oyunculuk için bile film izlenmeli diyebiliriz. Günsür’ün dışında kadroda yer alan hemen herkes deneyimli isimler, ancak filmin öne çıkan ve büyüyen performansını Mehmet Günsür sergiliyor. Nejat İşler ve Timuçin Esen’i yardımcı rollerde izliyoruz ancak, her ikisinin de oldukça küçük rolleri var ve senaryo sebebiyle karakterlerini parlatabilecekleri bir alanları yok maalesef. Başroldeki bir diğer isim olan Bige Önal ile Mehmet Günsür arasındaki kimya ise çok da tutmuş görünmüyor. Mahalle delikanlısı rolündeki Hakan Kurtaş ise gayet başarılı. Yönetmenin oyuncularına güvendiği ve onları serbest bıraktığı her halinden belli, özellikle de Günsür’ü. Mehmet Günsür karakteri adeta yaşamış ve şimdiye kadar görmediğimiz bir karakterle kamera karşısında oldukça rahat.

Filmin genel olarak iyi bir hikayesi var, yerli sinemanın ihtiyacı olan yenilik peşinde de koşuyor. Ancak daha önce de dediğim gibi bazı tercihler sebebiyle karşımızda biraz kararsız bir film var. 

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top