Filmleri oyla!
Beyazperdem
    Akıl Defteri
    Ortalama puan
    4,4
    2018 Puanlama ve 295 Eleştiri
    dağılımı 295 Eleştiri notla
    84 Eleştiri
    146 Eleştiri
    22 Eleştiri
    24 Eleştiri
    12 Eleştiri
    7 Eleştiri
    Akıl Defteri hakkında görüşlerin ?

    295 kullanıcı eleştirisi

    KaliteTAKİP
    KaliteTAKİP

    Takip Et! 327 Takipçi 873 Eleştirisini Oku

    4,0
    15 Şubat 2014 tarihinde eklendi
    İZLEYEN DE İZLEMEYEN DE OKUSUN | Size hafıza kaybıyla ilgili bir olay anlatacağım. Howard Engel adında bir yazar bir sabah uyandığında gazetesinin baş sayfasına baktığında başka bir dilde yazıldığını görü bu bir şaka mı diye düşünürken emin olmak için önceden okuduğu bir kitabı eline alıyor ve farklı bir dil de ( Çince , İspanyolca ) yazıldığını görüyor. Hemen oğlunu uyandırıyor ve birlikye hastaneye gidiyorlar ve tabelaları vb. okuyamıyor. Oğlunu tanımakta da güçlük çekiyor. Meyveleri koklayarak anlayabiliyor. Doktorlar bir dizi testlerden sonra beyninin sol tarafının kısmi felç geçirdiğini söylüyor BURAYA KADAR HERŞEY NORMAL TUHAF OLAN hemşire Howard Engel'e adını yazmasını söylüyor ve kendi adını akıcı bir şekilde yazıyor ve sonra başka şeyler de yazabiliyor. ASIL SORUN İŞTE BU KENDİ ADINI OKUYAMASA DA YAZABİLİYOR FİLME GELİRSEK... Çoğu insan bu filmi anlamıyor,yapılış amacını veya filmden çıkarmamız gereken duyguyu 15 dakika öncesinde nereye gittiğini veya nerede olduğunu unutabilen sürekli hafıza kaybı yaşayan bir insanın işlediği cinayet anlatılı filmdeki asıl amaç şu; Nolan bu filmi hafıza kaybı yaşayan bir insanın yaşadıklarını hissetmemiz için yapmıştııl oluyor derseniz; Filmin akışına bakın sondan başa doğ sayede bir önceki sahneyi hatırlamaya çalışıyor ve kendinizi filmin içinde kaybolmuş olarak gelindiğinide birçok insan filmin başını hatırlayamıyor veya filmdeki sahneleri seçmekte zorluklar yaşıyor.İşte bu duygu gerçek bir hafıza kaybıdıo yu izleyenlerin çoğu saçma bulur bu yüzden en az 2-3 kez bu filmi izleyip yorum yapmak daha doğrudur.
    tamerercig
    tamerercig

    Takip Et! 2 Takipçi 61 Eleştirisini Oku

    5,0
    27 Haziran 2002 tarihinde eklendi
    son zamanlarda seyretmiş olduğum hatta hayatımda seyrettiğim en iyi filmlerden biri olan MEMENTO ' yu artık ezberlemiş biri olarak bir yazı yazma gereksinimi duydum :)) OLAĞAN ŞÜPHELİLER,PARAMPARÇA AŞKLAR VE KÖPEKLER ve FIGHT CLUB' tan bu yana her seyredişimde yeni birşeyler öğrendiğim ve herdefasında seyretmekten büyük mutluluk duyduğum filmlerden biri MEMENTO... insanın ilk seyrettiğinde gözünden kaçırdığı şeyleri ikinci seyredişinde hatta benim gibi üçüncü seyredişinde bile bir çok bilinmeyen ortaya çıkıyor... şimdi fazla uzatmadan filmden anladıklarımı anlatmaya başlıyayım... 1-Benim anladığım öncelikle filmde bilinenin aksine iki tane kurgu var...birincisi ve filmin çoğunluğunu anlatan sondan başa doğru giden bir anlatım... ikincisi filmde arara ara görülen telefon konuşmaları ...(bu sahnelerde renkler daha solgun) bu solgun renkteki sahneler ise baştan sona doğru anlatılarak gidiyor...yani filmin en sonundaki final sahnesinden öncesini anlatıyor ve iki öykü o harabe evde kesişiyor... filmdeki bütün düğümde buralarda çözülüyor...aslında filmdeki bütün ipuçları ikinci kurguda saklı...yani o telefon konuşmalarını dikkatle dinlediğinizde kafanızda belirli şeyler oluşmaya başlıyor... 2-NATALIE'nin tek bir amacı var...öldürülen sevgilisinin intikamını almak... TEDDY'i çok yakından tanıyor.. çünkü kendiside uyuşturucu dağıtımının içinde olduğu için onu TEDDY 'nin öldürttüğünü biliyor.. bir konuşmada sevgilisinin TEDDY adında biriyle görüşmeye gittiğini ama bir daha geri gelmediğini söylüyor..(bir sahnede LEONARD'a ''bizim gibi değersiz insanların konuşacak bir şeyleri yoktur'' gibi bir söz ediyor..bu sözde neden polise gidemediğini açıklıyor'' 3-LEONARD film boyunca öldürülen karısının katilini aradığını sanıyor.. ama finalde TEDDY LEONARD'a gerçekleri anlatıyor..karısının o olayda ölmediğini söylüyor.. o olayda başına aldığı darbe sonucunda bu rahatsızlığa yakalanıyor.. ve ondan sonrasını hiç hatırlamıyor..LEONARD'ın anlattığı öykülerde SAMMY JANKINS karakteri var.... LEONARD'ın sigortacılık yaptığı zamanlardan tanıdığı ve anlattığı gibi hastalığa sahip biri..ama anlattığı öyküler tamamen kendi hayal ürünü...bunu TEDDY ona açıklıyor...SAMMY'nin hiç karısı olmadığını ve bu olayları tamamen kendisinin yaşadığını söylüyor.. (bizde o anda anlatılan hikayelerdeki kişinin aslında LEONARD olduğunu görüyoruz) ama LEONARD buna inanmıyor.. o sırada gözünün önüne bir kaç sahne geliyor.. karısına iğne yaptığını falan görüyor... çok sevdiği karısını kendisi öldürdüğü gerçeğini kabullenmek istemiyor ve TEDDY'ye çok kızıyor... 4-TEDDY ona olanları anlatıyor...polisin LEONARD'ın karısına tecavüz edenlerin iki kişi değilde bir kişi olduğuna inandığını söylüyor..(bu LEONARD'IN polis kayıtlarından tuttuğu dosyadada öyle yazıyor) ama kendisinin LEONARD'a inandığını ve onun ikinci kişiyi bulması için yardım ettiğini söylüyor...aslında ikinci kişiyi önceden bulup öldürmüşler..ve bu anın fotoğrafını çekmişler...ama bu fotoğraf TEDDY' de duruyordu .. bu yüzden LEONARD aslında aradığı kişiyi öldürdüğünü bilmiyor.. 5-Aslında polisin iki tecavüzcü olduğuna inanmaması gibi bir durum yok.. bu TEDDY'nin LEONARD'a oynadığı bir oyun.. amacı onu kontrol altına alarak istediklerini yaptırabilmek..LEONARD bir sahnede şöyle diyor:''SAMMY olayları hatırlıya bilmek için küçük not kağıtlarına yazılar yazıyordu..ama kağıtları yazdığını unuttuğundan hiç bir işe yaramıyordu..ben çok daha güzel bir yöntem buldum...'' bulduğu yöntem vucuduna dövmeler yaptırmaktı..(buraya tekrar döneceğim!!) 6-Filmde bir konuşmada LEONARD kendisine yetecek kadar çok parası olduğunu çünkü karısının ölümünden sonra sigortadan para aldığını anlatıyor... bence polisler LEONARD'a burada inanmıyorlardı..yani amacının para olduğunu karısını bu yüzden öldürdüğünü düşünüyorlardı... TEDDY 'de LEONARD'a bu olaydan sonra inanmaya başladı.. yani onun gerçekten hasta olduğuna inandı..ve onu kullanmaya başladı..onun aklına ikinci kişiye polislerin inanmadığı düşüncesini soktu.. böylece onu gerçeklerden uzaklaştırdı.. 7-TEDDY, LEONARD'a yardım ederek ikinci kişiyi buldular ve öldürdüler..bu anın fotoğrafını LEONARD'a hiç göstermedi..böylece onu kullanmaya devam edicekti..amacı LEONARD'ın hala bir katili aradığına inandırmaktı.. böylece ona yem olarak bir isim ortaya attı... JAMES G. ...bu kişide NATALIE'nın sevgilisiydi.. JAMES G. ile bağlantıya geçerek uyuşturucu için pazarlık yaptı. LEONARD'ı sürekli telefonlarıyla yönlendiren TEDDY katilin uyuşturucu kuryeliği yaptığından falan bahsederek sürekli onun aklına girdi.. sonunda katilin bir uyuşturucu alışverişi için o kulübeye gideceğinden bahsetti... JAMES G. yanındaki 200 bin dolarla uyuşturucu almak amacıyla o yıkık kulübeye geldi.. TEDDY de LEONARD'ı o kulübeye katili bulduğunu söyliyerek yolladı..amacı JAMES'ı öldürtmek ve paraları almaktı.. 8-TEDDY zor durumda kalınca bütün gerçekleri anlattı.. onu kullandığını ve bu işi para için yaptığını paranın yarısınında LEONARD'ın olduğunu söyledi...sonra onu teselli etmek için bunun çok önemli olmadığını nasılsa bunları unutacağından falan bahsetti.. onun bir katil aradığını kendisininde ona bir katil bulduğunu söyledi.. şuan hatırlıyamadığım bir konuşmadan sonrada ona kendi adının JOHN G. olduğunu söyledi..karısını kendisi öldürdüğü gerçeğini kabullenmeyen LEONARD bunu kendisine unutturabileceğini ve yeni bir katil bulması gerektiğini söyliyerek TEDDY'nin arabasının plakasını ve JOHN G. ismini birinci dereceden gerçekler olarak yazıyor... sonra TEDDY'nin fotoğrafının altına YALANLARINA İNANMA diye bir yazı yazıyor... ikinci adamı öldürdüğü ve JAMES'ı öldürdüğü resimleri yakıyor.. böylece yeni bir katilin peşine düşüyor.. o ana kadar olan bütün gerçekleri tekrar kendisi için çeviriyor... 9-LEONARD'ı sürekli telefonlarla yönlendiren TEDDY ona sürekli uyuşturucu işinden bahsetmişti.. sonunda LEONARD'ı katili çağırdığı yere götürmek için gelip aldı.. otel odasını terk eden LEONARD TEDDY le birlikte çıktı..TEDY JAMES'ı öldürdükten sonra LEONARD'ın izini kaybetmek istemiyordu..bu yüzden ona yine aynı otelin adresini verdi.. LEONARD bu sefer otelde üst kattaki odada kalmaya başladı (bu sahne biraz dikkat gerektiriyor.. çünkü TEDDY LEONARD'ı otelde aşağıya çağırdıktan sonra çantasını alıp dışarı çıkarken LEONARD'ın odası otel görevlisinin yanlışlıkla aşağı kattaki odasına getirip gösterdiği şekliyle aynı duruyordu..çöp kovası yatağın üstünde,kese kağıdı yatağın kenarında vs. ) buda TEDDY'nin herşeyi çok iyi hesapladığını gösteriyor.. büyük ihtimalle otel görevlisinide bu konuda uyarmıştı.. 10-NATALIE sevgilisinin öldürüldüğünü anladıktan sonra intikamını almak için çok zekice bir yola başvuruyor.. TEDDY'i kendi silahıyla vurmayı planlıyor.. aslında NATALIE ile LEONARD'ın karşılaşmaları tamamen şansa bağlı.. LEONARD JAMES'ı öldürüp elbiselerini aldıktan sonra cebinde NATALIE 'yi görmesi gereken bir not buluyor.. bu JAMES için yazılmış bir nottu.. ama bu notu kendisine yazılmış sanan LEONARD bara NATALIE 'i görmeye gidiyor.. ilk karşılaştıkları sahnede NATALIE arabasından dolayı LEONARD'ı JAMES sanıyor zaten... 11-Bütün olayları anlayan NATALIE sinsi planını devreye sokuyor... JAMES'sın ortağı DODD (yanlış yazmış olabilirim) paraları alıp kaçtığını düşündüğü ortağını bulmak için NATALIE 'yi sıkıştırıyor.. NATALIE 'da ondan kurtulmak için LEONARD'a adresini vererek onu öldürmesini istiyor..ama şans eseri zaten DODD arabayı yolda görüyor.. ve LEONARD'ı kovalıyor.. (buralardaki sahneler bana göre filmin en komik yerleri.. koşarken olayları hatırlamaya çalışması, sonra klozetin üstünde elinde şampanya şişesiyle oturup beklemesi beni gülmekten kırdı geçirdi) 12-NATALIE LEONARD'ı en son gördüğü sahnede ona plaka numarasının sahibini yani TEDDY'nin kimlik fotokopisini veriyor.. ve ondan sonrada artık görülmüyor.. çünkü NATALIE LEONARD'ın TEDDY'i öldüreceğini bildiği için görevini başarıyla yerine getirmiş oluyor.. 13-Zaten NATALIE bu planı yapmasa bile LEONARD'ın ulaşacağı kişi TEDDY olucaktı.. çünkü kendisine herşeyi unutturmak amacıyla TEDDY'i hedef olarak seçmişti... evet arkadaşlar...benim yürüttüğüm varsayımlar bunlar.. daha doğrusu filmden anladıklarım bunlar.. bazılarına göre filmin finali çok kötü olmuş şeklinde..bana göreyse filmin en mükemmel yeri finali oluyor..filmi insan çok iyi anlayınca (yada anladığını sanınca benim gibi :P) finalinde ne kadar mükemmel olduğunu anlıyor.. bence bu sezon seyrettiğim en iyi film MEMENTO... ve benim ilk beş filmim arasına rahatca gire bilecek bir film..bu filmi mutlaka tekrar tekrar seyredin..inanın bana bir önceki seyrettiğinizden daha çok şaşıracaksınız... bu arada tabiki yazım daha bitmedi :))) şimdi gelelim bir kaç ilginç noktaya ... filmde tam anlamıyla FIGHT CLUB'a bir gönderme var .. akıl hastanesinde SAMMY'i gösterirken bir anda saliselik bir olayla LEONARD'ın yüzünü görüyoruz.. bu bence olsa olsa FIGHT CLUB'a göndermedir... hatırlıyacağınız gibi o filmdede TYLER D. birkaç defa saliselik olarak ekrana gelip gidiyordu.. herhalde oradaki anlatılmak istenenle buradaki anlatılmak istenen aynı şey olsa gerek diye düşünüyorum... sonra filmin finalini seyrettikten sonra bir kaç varsayım daha yürütmek olabilir... örneğin LEONARD TEDDY'nin başına silah dayayınca TEDDY SAMMY ile ilgili gerçekleri anlatmıştı.. ama bu tamamen düzmece olabilir..yani TEDDY LEONARD'ın aklını karıştırmak için böyle bir hikaye anlatmış olabilir.. çünkü LEONARD karısıyla ilgili gördüğü hayallerde yine dövmeli olarak gözüküyordu..(5. bölümde anlatıcağım dediğim olay) yani gerçekten öyle birşey varsa neden dövmeli olarak karısıyla ilgili anılarını hatırlıyordu!?! bu birinci soru...ikinci soruysa olayda karısı ölmediyse neden onunla ilgili hiç fotoğraf yok !?! (bunun cevabı şu olabilir..çünkü karısı ile ilgili herşeyi yakıyor... karısının eşyalarını yakarken şöyle diyordu.. ''kimbilir kaçıncı defa senin eşyalarını yakıyorum?? ) neyse..görülen şuki bu film tamamen insanı düşünmeye iten bir film... ilk seyredişte eminimki herkezin filmle ilgili finali ayrı ayrı düşüncelerden oluşuyordu..benim üçüncü kez seyretmeme rağmen hala birşeyleri düşünüyor olmam çok garip??ve hala ısrarla bu filme sıkılmadan gitmeyi düşünmem ise şaşırtıcı..film anlatılanlarından çok seyircinin kafasında kurduklarıyla filmi anlamasını istiyor...KAYIP OTOBAN filmi için kitaplar çıktı..filmi anlatan bir çok görüş ortaya atıldı..doğrusu benim hayatımda hiç anlamadığım iki film KAYIP OTOBAN ve PERSONA filmleri bile beni bukadar kafa yormaya itmemişti.. bu senenin en iyi film ve senaryo oscarı benim için belirlenmiş oldu...ayrıca SİYAD'ın bu yılki listesinde zirvelerde olucağıda kesin...ve yazın yapılan film şenliklerindede en az PULP FICTION gibi beş sene boyunca gösterileceğine kesin gözüyle bakıyorum...içinizde hala bu filmi seyretmemiş olanlar varsa hiç vakit kaybetmeden gidip bu filmi görsünler... sakın bunca ayrıntılı yazmış!!! okuduktan sonra ne gideceğim demeyin!!! birkez gidince yine gitmek istiyeceksiniz nasıl olsa :))) (zaten yazı filmden daha karışık oldu..çöze bilene bravo doğrusu :P ) son olarak CHRISTOPHER NOLAN'a dikkat...ben birdahaki filmini heyecanla bekliyeceğim..ve birde günah çıkartmak istiyorum...GUY PEARCE ve CARRIE-ANN MOSS sizler için şimdiye kadar söylediğim herşey için binlerce defa özür... gerçekten inanılmaz iyi oynamışsınız...ben sizi böyle bilmiyordum doğrusu!!! JOE PANTOLIANO ise her zamanki gibi yardımcı rollerdeki büyük başarısını devam ettiriyor... RİSKLİ İŞ filminden sonra adını afişte görmesem tanıyamacağım bir şekle daha bürünmüş !!!
    lelaina
    lelaina

    Takip Et! 8 Takipçi 116 Eleştirisini Oku

    4,0
    2 Şubat 2007 tarihinde eklendi
    diğer filmlerde ne olacağını merak ederken bu filmde ne olduğunu merak ediyorsunuz, ve her anını deli gibi dikkatle izliyorsunuz. her anı aşmış ayrıntı, ipucu içermekte olduğu için buna da ihtiyacınız var zaten.filmin sonunda oturduğunuz yerde öylece kalıveriyorsunuz. son sahneleri, hazmetmeye ve son sahnelerden itibaren tekrar düşünüp neler olup bittiğini toparlamaya, sıralamaya çalışıyorsunuz. dumur üstüne dumur oluyorsunuz bu esnada... sonra bilmeniz gereken herşeyi bilmenize rağmen gözünüz dönüveriyor. 'daha çok ayrıntı daha daha neler kaçırdım kimbilir!! ' diyerek tekrar izliyor,tekrar zevk alıyor, tekrar dumur oluyor ve 'elleriniz dert görmesin' demekten kendinizi alamıyorsunuz.
    Hasan Burak T.
    Hasan Burak T.

    Takip Et! 6 Takipçi 36 Eleştirisini Oku

    4,0
    27 Ocak 2014 tarihinde eklendi
    Gerilim çok yoğun nerdeyse her dakikasında hissediliyor. Nolan'ın çok zeki bir yönetmen olduğunu bir kez daha kanıtladığı bir film. Kurgusu harika. İzlerken kendini başrol oyuncusu sanıyorsun, senin hafızanı da 5 dk'lık yapıyor bu filmde. Kesinlikle izle diğer tüm filmlerden farklı. Fakat Ghajini'ye benzetenler var bence hiç alakası yok ve Ghajini'nin daha altında bir film.
    Ali Y.
    Ali Y.

    Takip Et! 11 Takipçi 345 Eleştirisini Oku

    5,0
    22 Ocak 2015 tarihinde eklendi
    filmi 2.kez izledim kaçırdığım çok şey vardı onları tamamladım ve filmin ne kadar güzel olduğunu tekrar anladım tek kelimeyle şahaneee 10 üz 9
    Bekir ö.
    Bekir ö.

    Takip Et! Eleştirisini Oku

    1,0
    15 Ağustos 2015 tarihinde eklendi
    Filmin çok övülecek bir yanı olmadıgını düşünüyorum, anlaşılması zor bir film oldugundan bazı abiler ablalar artistlik yaparak yorum yazmış, filmin baştan sona gitmesi durumunda zaten her şey tahmin ettiğiniz gibi çıkacaktı çok basit bir seneryoyu ters yazdıgınızda herşey zaten zor oluyor, gravity ,başlangıç ,evrim gibi filmleri izledikten sonra trı vırı bir film oldugu düşüncesine kapıldım, bazı arkadaslar , izleyenede hafıza kaybı yaşamış duygusu verıyor yazmış. alakası yok ucuz yapılmış sıradan bir film oldugunu düşünüyorum
    karakulah
    karakulah

    Takip Et! 46 Eleştirisini Oku

    1,0
    28 Haziran 2009 tarihinde eklendi
    çook fazla ayrıntı ve parça var..birleştirdiğinizde de resim birşeye benzemiyor..farklı bir anlatım tarzı var ama ben beğenmedim...
    gfb-eren89
    gfb-eren89

    Takip Et! 22 Eleştirisini Oku

    0,5
    10 Şubat 2009 tarihinde eklendi
    herkes filmi anladım çok güzel film ayaklarına yatıyor.. herkes çok övdü aldım izledim ama bişi anlamadım.. acaba bnde mi bi tuhaflık var diye bidaha izledim ve yine bişey anlamadım.. kelimenin tam anlamıyla berbat bir film
    Lykan
    Lykan

    Takip Et! 21 Eleştirisini Oku

    0,5
    8 Ocak 2009 tarihinde eklendi
    Yaaaa bu filme nasıl 8.7 verdiler anlmadım yahu bence -1 zaten eksi olmadığı için 1 verdim çok kötü bir filmi herkes anladık ayağına yatıyor ama en iyi anladım diyen bile bence birşey anlamamıştır. Hayatımda seyrettiğim en iyi film The Shawshank Redemptiondır gerisi hikaye işte film bu gibi olur.
    Ugur T
    Ugur T

    Takip Et! 139 Takipçi 666 Eleştirisini Oku

    5,0
    18 Nisan 2017 tarihinde eklendi
    SİNEMA TARİHİNE ALTIN HARFLERLE ADINI YAZDIRMIŞ BİR KİLOMETRE TAŞI Memento filmini, Jonathan Nolan yazıp Christopher Nolan yönetmiş. Nolan kardeşler ile chris'in karısı uzun yıllardır beraber projeler geliştiriyorlar. İlk çalışmaları bir kısa film olan doodlebug. Chris'in Kubrick gibi detay takıntısı olması ve gençliğinden itibaren filmlere ilgi duyması tesadüf değil. Henüz yedi yaşındayken tarantella isimli kısa filmi çeker. Yedi yaş nedir yahu. Sonrasında bu işin peşini bırakmaz ve geldiği nokta ortada. Ufak kardeşi ise neredeyse ondan daha zalım. Sürekli hikayeler yazıyor ve ufku çok geniş. Memento'nun orijinali ise "memento mori" isimli kısa hikaye. "Memento Mori" latince bir deyim ve "fani olduğunu hatırla" anlamında neyse. Başrollerde ise Guy Pearce, Carrie–Anne Moss ve Joe Pantoliano yer alıyor. Favorilerimden olan bu film arkadaşlarınızdan duyduğunuz üzere tersine işliyor ama bu kadar basit değil tabii ki de. Filmde bi siyah beyaz sahneleri bi de renkli sahneleri görüyoruz. Sırayla beliriyorlar. 22 tane siyah beyaz sahneye 22 tane renkli görüntü eşlik ediyor. Bu 44 tane sahne aslında bir olay örgüsünün kronolojik olarak bölünmüş halleridir. Bu arada filme geçmeden önce yönetmene ve kardeşine de değinmek lazım. Bence gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerden biri Christopher Nolan'dır. Bunu memento'yu çektiğinde söylemek pek doğru değil ama 2011 yılı itibariyle söyleyebilirim. O kadar da değil diyenle de tartışmaya hazırım. Prestige, Following, İnception, Memento ve son dönem Batman serileri. Bunlar kolay filmler değil. Senarist olan kardeşin nerelerden ilham aldığı ayrı bir tartışma konusu neyse filme dönelim; Güzel bir hayatın nasıl mahvolduğunu ve mahveden kişinin peşinden giderken neleri feda edebileceğimizi göz önüne seren Akıl Defteri filmi, 2000 yılında yapılmış senaryosu ile beyinleri zorlayan bir filmdir. Leonard Shelby adındaki ana karakterimiz tuhaf ve nadir bir hastalığa yakalanmıştır. Yaşadığı son 15 dakikayı hatırlayamayan bu yüzdende herşeyi unutan Leonard sürekli kendine notlar yazmaktadır. Karısının tecavüze uğradığını ve öldürüldüğünü hatırlayan bunun dışında geçmişindeki bazı anıları hatırlayabilien Leonard, katili yakalamak için ucuz otel odalarında kalıyor dedektif gibi araştırmalar yapıyordur. Önemli notları vücuduna dövme olarak yapıyor onlara bakması için kendisine notlar bırakıyordur. Bıraktığı notlar ileride kafasını karıştırmaya başlasa da gerçeği gördüğünde büyük bir şaşkınlığa uğrayacaksınız. Eski tarz filmlerden çok fazla zevk almasam da bu tarz senaryosu sağlam ve kafa karıştıran şeyleri çok seviyorum. Akıl Defteri filmi izlediğim en karışık filmlerden bir tanesiydi diyebilirim. Kendisine bıraktığı notları zamanla kendince yorumlayan Leonard pek çok hataya düşmeye başlıyor ve insanlar tarafından kullanılmaya çalışılıyor. Bu yüzden bazı önlemler alması gerekiyor. Bu kısımı spoiler sanabilirsiniz fakat değil. Filmi izlediğiniz o kadar büyük olaylar dönüyorki bu ufak bilgi çok ufacık bir detaydan ibaret sadece. Sonu sürprizli biten filmlerden hoşlanan arkadaşlarımızın tereddüt dahi etmeden izlemesini tavsiye ediyorum. Film kategorisi ne kadar gerilim olarak görünse de filmde gerilmekten ziyade büyük bir aksiyonun içerisinde kalıyorsunuz. Cevaplanmamış binlerce soru ve hedefe ulaşabileceğimiz konusunda pek çok buğulu ip uçları var. Fakat kahramanımızın hafıza sorunu bunları karma karışık bir hale getirip bizi senaryonun içerisindeki bir labirente çekiyor. Doğru yolu bulabilir miyiz derken aslında aradığımız yol acaba doğru yol muydu ? gibi karışık sorulara dönüşmesini sağlıyor. Sağlam senaryo, sağlam oyunculuk sonucu film on numara beş yıldız bir hale dönüşmüş. Gerilim, karmaşa, bilmece ve bulmaca sevenlerin bayılacağı benimde şiddetle tavsiye ettiğimi güzel bir film. İyi Seyirler Dilerim
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! 450 Takipçi 1 659 Eleştirisini Oku

    4,5
    5 Mart 2011 tarihinde eklendi
    memento sinema tarihinde izlerken en fazla düşündüren,zihni sonuna kadar zorlayan filmlerden biridir,başlarında gelir.nolan günümüzde adını tüm dünyaya duyurduysa eğer,bunun başlıca sebebi memento gibi cesur ve yankı uyandırabilecek işlerle kariyerine başlamasıdır.filmi izlemek lazım,buraya yorum yazarken çok iyiydi falan deriz ama filmin kendisi,üst düzey senaryosu,kaliteli oyunculukları başlı başına görümeyi hak ediyor.film boyunca yapılan sürprizlerin bir sınır yok.
    l-i-l-a-H
    l-i-l-a-H

    Takip Et! 516 Takipçi 2 129 Eleştirisini Oku

    5,0
    13 Kasım 2010 tarihinde eklendi
    Ters/yüz bir kurgu...
    MojoRising
    MojoRising

    Takip Et! 45 Takipçi 380 Eleştirisini Oku

    4,0
    1 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
    Son 10-15 yılın en iyi 5-6 filminden birisidir büyük ihtimalle. Nolan bu filmin üzerine çıkan bir film yapamadı şu ana kadar (diğer filmleri de çok iyi olsa da Memento'nun senaryosunu, kurgusunu aşmak kolay değildir artık, kendisi için bile) İlk izleyenler için izlemesi zor bir film olsa da, birçok kişinin en sevdiği filmler arasına rahatlıkla girecek bir filmdir. Sinema tarihinde ters kurgu olayını ''Memento'' dan önce kullanan bir filme şu ana kadar denk gelmedim, eğer yoksa ''Memento'' yu otomatik olarak başyapıt seviyesine çıkarabiliriz zaten. Fikrin mükemmel olması bir yana, fikrin uygun bir senaryoda işlenmesi de mükemmel bir seçimdir. Başka bir filmde olsa herhalde ''fikir güzel, ama işlenişi sıradan veya öykü sıradan'' tarzında yorum yapardık herhalde. Ama bu filmde fikirde, senaryoda, perdeye yansıyanda 4/4 lüktür. Her sinemaseverin izlemesi gereken modern klasiklerden.
    Ilknur K
    Ilknur K

    Takip Et! 201 Takipçi 1 112 Eleştirisini Oku

    4,5
    1 Eylül 2015 tarihinde eklendi
    Film kesinlikle kült kategorisine girer. Ancak filmi bu kadar muhteşem yapan şey filmin sondan başa akması değil. Zekice kurgulanması. Gel gitleri ile izleyicinin aklı ile oynanıyor. Bir nevi yönetmek akıl oyunları oynamış bu film ile izleyici arasında. Mükemmel!
    ozzy-badd
    ozzy-badd

    Takip Et! 118 Takipçi 831 Eleştirisini Oku

    4,0
    2 Ağustos 2011 tarihinde eklendi
    Kurgu ve senaryo usta isi ... Nolan sever biri degilim ama bu filmde zekasini takdir etmemek yanlis olur ... Zeka kokan , çok iyi bir film Memento ... 5/4 ...
    Engin Yüksel
    Engin Yüksel

    Takip Et! 367 Takipçi 1 350 Eleştirisini Oku

    4,0
    18 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
    Nolan hep aynısını yapıyor kurgusuyla senaryosuyla bilinmeyenleriyle ve şaşırtıcı finaliyle yine farklı bir film 8/10
    semahos
    semahos

    Takip Et! 27 Takipçi 193 Eleştirisini Oku

    4,0
    24 Kasım 2008 tarihinde eklendi
    Hayatımda izlediğim en iyi filmler arasında.Günümüzde yapılan sıkıcı klişe holywood filmleri dışında izleyebileceğiniz en iyi film.
    Ismail S
    Ismail S

    Takip Et! 24 Takipçi 132 Eleştirisini Oku

    5,0
    30 Ekim 2009 tarihinde eklendi
    oldukça ilginç bir senaryo...hafıza sıkıntısı çeken,eskiyi birkaç dk. öncesini hatırlayamayan bir adam...filmin gidişatı sürekli geçmiş zamana,olayların başlangıcına doğru...zaten en çok merak ettiğimiz kısım da kim kimdir,ne yapmıştır,kahramanımızın başına gelen olayların sorumlusu kimdir,gerçekte ne olmuştur...vs...yine birkaç ayrıntıya yeniden bakmak lazım,bir kez daha izlemeyi düşünüyorum... :))
    bluevelve
    bluevelve

    Takip Et! 23 Takipçi 115 Eleştirisini Oku

    4,5
    31 Ağustos 2005 tarihinde eklendi
    film öncelikle yeni olmasına rağmen şimdiden 'kült' bir film mertebesine yükselmeyi hakketmiş bir yapım. ve bu her filme nasip olmayan bir başarı.ilk açılış sahnesinde garip bir hava seziyor insan. 'guy pearce' elinde bir resmi sallayarak sinyal veriyor sanki izleyiciye. ' kemerlerinizi takın, tatoo önünde ani firen hafıza kaybı yaratır beyinlerde' uyarısı niteliğinde bir açılış sahnesi, şaşırtıyor izleyiciği kanlı bir bedenle yığılıp yerde yatan adam fotoğrafı.ve fotoğraf sallandıkça hafıza yitimi gibi siliniyor yavaşça gözlerden, tıpkı kayboluyor ışıkta gölgeler gibi, derken sarmaya başlıyor film sondan başa.kurgu görülmemiş bir şaşırtıcılıkta insanın başını döndürüyor her defasında. arada bir soluklanmasına izin veriyor siyah-beyaz geçişler izleyicinin. aslında filmin pusulası niteliğinde bu geçişler. ipuçlarıyla dolu, kahramanımızın zihninde yarattığı, aslında bizzat kendisini anlattığı bir yanılgı histerisi yaşatıyor izleyiciye. çünkü o geçişlerde anlattığı hafıza kaybına uğramış adam bizzat kendisi. ve iğnelerle ölen kadın kendi karısı. karışık ve bir o kadar da zeka pırıltıları saçan bir film. izleyici bir girdaba düşüyor filmin karşısında, etkisi çok geç siliniyor hafızalardan. İnsanoğlunun savunmasızlığını ve çaresizliğini başarılı bir şekilde sunuyor, kalıplaşmış kurguyu yıkarak. Yeni bir soluk katıyor sinemaya .
    Esra D.
    Esra D.

    Takip Et! 21 Takipçi 32 Eleştirisini Oku

    4,5
    20 Haziran 2007 tarihinde eklendi
    karısık ama guzel bır fılmdı.ınsanın hafızası megersem ne kadar da onelıymıs o olmadan ınsan bı hıç....
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    Back to Top