Filmleri oyla!
Beyazperdem
    Orada Olmayan Adam
    Ortalama puan
    4,0
    205 Puanlama ve 48 Eleştiri
    dağılımı 48 Eleştiri notla
    10 Eleştiri
    25 Eleştiri
    7 Eleştiri
    4 Eleştiri
    1 Eleştiri
    1 Eleştiri
    Orada Olmayan Adam hakkında görüşlerin ?

    48 kullanıcı eleştirisi

    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! 100 Takipçi 1 651 Eleştirisini Oku

    4,0
    2 Temmuz 2008 tarihinde eklendi
    başarılı bir film olduğu kesin.renklerin olmayışı da filme harika bir hava katıyor,zaten renkli olsaydı bu kadar beğenmezdim sanırım.tam da olayların gelişimini ve etkilerini güçlendirmek açısından kullanılmış bu teknik ve amacına ulaşmış.özellikle billy bob thornton harika.iç karartıcı ilerleyen film sizi pişman etmeyecek bence.
    l-i-l-a-H
    l-i-l-a-H

    Takip Et! 112 Takipçi 2 129 Eleştirisini Oku

    3,5
    12 Aralık 2010 tarihinde eklendi
    Bob Thornton, döktürmüş oyunuyla...
    JeanClaudeVanDamme
    JeanClaudeVanDamme

    Takip Et! 46 Takipçi 1 209 Eleştirisini Oku

    4,5
    10 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
    Coen'ler filmi başkarakterleri Ed'in gözünden çekmiş gibidir burada.Filmdeki o durgunluk,soğukkanlılık,gereğinden fazla sakinlik adeta Ed Crane'in duygudan yoksun karakterinin,ruh halinin bir yansımasıdır,kelimelerle anlatılamayacak bir sinematografiyle çekilmiştir.İzledikten sonra 'Coen Kardeşler'in en iyi filmi' demiştim ama bunu hemen her filmlerinden sonra söyletiyorlar bana.
    kemerlee
    kemerlee

    Takip Et! 32 Takipçi 693 Eleştirisini Oku

    2,5
    13 Eylül 2011 tarihinde eklendi
    İsmindende anlaşılabileceği gibi bedenen orda olan ama ruhu ölmüş hiçbirşeye karar vermeyen, hissetmeyen sadece toplumun ona diktirdikleri gibi yaşayan bir insanın hikayesini anlatıyor coenler.
    bluevelve
    bluevelve

    Takip Et! 22 Takipçi 115 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Ağustos 2006 tarihinde eklendi
    Siyah beyaz, renkli bir filmBazen boğulur gibi olur insan; hayattan, çevresindeki insanlardan, işinden, yaşadığı şehirden, her gün aynı yolda yürümekten, aynı sözleri sarf edip dinlemekten. Zamanla ruhunu çekip alır yaşamın donukluğu, kanıksar boğulmayı ve çırpınmaya son verir, kadere sığınır yada sessizliğe sade bir bakış atar, puslu gözlerin ardından. Hani bazen de bir düş görür, avutur belki de onu, yarınsız sabahın koynunda. Bir adım atmak ister lakin, kesilir katının en sert sureti ansızın. Uyanı verir, gerçek miydi yoksa düş müydü bilemez ama bakışlarının dinginliğinde seyre dalan, yitik ülkenin son varisidir. Yalnızlığa dalar kimi zaman, tek bir yaprak kımıldamaz esen yelin ardından. Anlar çıkarır karşısına türlü yolları, ya kaybolur arkasında iz bırakmadan yada değişmez hiçbir şey, görülen yüzler ve duyulan sözler saklı kalır, uzayıp giden gecelerin ardından. Sadece yaşamda karşılaşılmaz elbet, hiç olmadık bir anda beliriveren karelere de siner, ağırlığınca çaresizliğin gölgesi. Resmedilir kimi vakit, kıvrımlarından süzülen düşüncelerin yere düşüp dağılmasına meyleden, suretler. Hiç kuşkusuz bu suretlere iyi bir örnek Joen ve Ethan Coen kardeşlerin 2001 tarihli filmleri ?The Man Who Wasn't There( Orada Olamayan Adam )?dada yer etmektedir kendine, hem olabildiğince yalın ve bir o kadarda iç parçalanarak, derinden.Kaybedenlerin dünyasında, ikinci koltuğa mahkum olmuş bir adam karşılar bizi. Yüzünün katı şekli, belki de hayatın manasızlığının bir yansımasıdır. Sıkışıp kalmanın derin çatlakları kazınmıştır, kaderin çilekeş dumanına. Suretinin hissizlik ile kapladığı alan, yaşamının başından sonuna kadar eşlik etmiştir, kimi zaman savrulup kurtulmayı denemiş bağlarından ama çakılı kalan, inançsız gözlerin ardı sıra sıralanan boş hayaller olmuştur. Coen kardeşler, bizlerin karşısına Ed Crane karakterini çıkarmış ve bu çakılı kalan surete yakından bakmamızın kapısını aralamıştır. Tek düze bir hayat yaşamaktadır karamanımız ve öyle sıradan bir yaşamdır ki onunki si, için için yanmaktadır adeta, saplanıp kalmışlığının görünür kılınmasından dolayı. Beklentinin olmadığı, bir amacın olmadığı, gölgeye hapis olup güneş yüzü görmeyen bir ağaç gibidir, içi yavaş yavaş kurumaktadır, yüzeyi kaplayan düşler ise ardı sıra son bulmakta ve kaybolup gitmektedir. Beraberinde akıp giden koca bir hayattır da, arkaya dönüp bakıldığında hiçbir şey görülmez, çünkü yoktur orada. Ne bir izi kalmıştır farkındalığına dair ne de çekip almıştır benliğine yaşamın ışığını. Olmayan belki de yalnızca ruhudur, çokça sorulmuş bir sorudur, kendi kendine de bunu sormuştur, kimdir ? neden bu bedene hapis olmuştur ? bir amacı var mıdır ? havayı solumak, imkansız mıdır ? Aklını kurcalayan yalnız bu sorular değildir elbet ?Ed Crane'nin, kaçıp kurtulmak için sahip olduğu manilerden, çıkış yolları aramaktadır, bu günü için yada geleceğe dönük. Kimi zaman insan bir bilinmezliğe hapis olur. Türlü çıkmazlar ile karşılaşır ve adımlarının aralığı gittikçe kısalır. Bir süre sonra adım atamaz hale gelir. Ya gücü kalmamıştır kalbindeki inanca dair, ya da kabul etmiştir, ağır ilerleyen anların sarmalayan tutsaklığını. Orada olmayan bir adam gölgesi belirir, kimi vakitlerde, ne gören olur onu ne de o, görülmek ister. Belki de uzaklaşmak, tüm dertlerinden böyle mümkün olmaktadır. Hiç olmamış gibi davranmak ve hiç yaşamıyormuş gibi donuk bir maskeyi kuşanmak, seçilen bir yoldur. Kahramanımız Ed Crane bu yolu bir hayli geniş tutmaktadır. Hayatı boyunca varlık gösterememiş ve hep arkada kalmıştır. Bu sadece işinde böyle değildir, evliliğinde de yada sosyal hayatında da değişmez olmuştur. Sessizliğinin korunaklı sığınağına hapis etmiştir kendini adeta. Susmak, sadece bakmak ve sinmek, belki seçimidir, belki de kaderin ona bahşettiği bir farklılıktır. İçinde bir yerlerde diri kalan umut parçacıkları günün birinde karşısına çıkan bir girişimci ile yeşermeye yüz tutmuştur. Oysa o, hayatında hiçbir adım ileri gidememiştir. Cesaret içinde yer etmemiş ve hep ertelediği düşlerinin gölgesinde kalmıştır. Ama çıkar yolun bu olmadığını ve yeni bir başlangıç için riskleri göze alması gerektiğine artık karar vermiş ve belki de, sonun başlangıcına giden yola, savrularak girmiştir.Filmin olay örgüsünde yer alan altsal unsurlardan biri ise hiç kuşkusuz ?dürüstlük ve vicdan? a dönük yaklaşımlardır. Çelişkili bakışların ardına sığınan baş karakterimiz, amacına giden yola hiçte mazur görülebilecek bir yöntemle sapmamıştır. Kendini şimdiye kadar duymadığı fikirler ile avutup uyuşturan, belki bir dolandırıcı belki de dürüst bir yatırımcı olan kişi ile karşılaşması neticesinde, ahlaki ikilemlerin kıskacına itilerek, en büyük hatayı yapmış ve bu her şeyin bir anda raydan çıkarak devrilmesinin önünü açmıştır. Bir başka yaşanılan ikilem ise; Doris'in karşılaştığı durum karşısında baş karakterimizin takındığı tavırdır. Birinin masum olduğunu bilmek ama kendi suçluluğunun gölgesinde, ışığı kapatarak karanlığı teneffüs etmek, hiç kuşkusuz ironik bir tutarsızlıktır, lakin iki karakterin arasındaki boşluk bir bakıma suçsuz birinin, suçlu gösterilmesine, gerçeği bilen kişi tarafından sessiz kalınarak ifade bulmuştur. İçsel sorgulamalar devreye girmiş ve sonunda kendisine inanılmasa bile itirafta bulunularak, vicdanen kanamaya mani olunmaya çalışılmıştır, her ne kadar geri dönüş olmayacak olsa da. Bu aşamadan itibaren film, Coen kardeşlerin ?suç? örgüsüne dönük ortaya koydukları çizgiye çekilerek, tonu sert olmayan ama Film Noir kalıplarını başarı ile kullanan görünüme bürünmüştür. Kasvetli hayatlar, mutsuz insanlar, iletişimden yoksun bireyler, çaresizliğin verdiği yanlış kararlar, görünür gerçekliğin ardında kalan yaşamlar, pişmanlıklar, özlemler ve şiddet. Ed Crane, bütün bunları yaşamış, halükarda kaybedecek bir şeyi olmadığı için de, hiç yapmadığı bir şeyi yapmış ve delice bir düşe adım atarak şansını bir kerede olsa denemek istemiştir. Denemiştir de ama sadece kendi hayatını değil çevresindekilerin hayatlarını da alt üst etmiş ve çok geçmeden, gerçekler ile yüzleşmiştir.Kaybedenler üstüne yazılmış etkin bir hikaye şekillendirmiştir, Coen kardeşler. Kimi zaman siyaha kayan yaşamların bitişi resmedilmiştir, kimi zamansa beyazın huzur veren saflığına sığınılmıştır. Bir hayli yıkıcı bir hikayedir, adeta savunmasız kılıp tutarsız sözcüklerin dillendirilmesi gibi, açığa benzersiz iç sıkan anlamlar salını verilmiştir. Duruşu kimi yerde ahlaki sorular ile kendini göstermiş ve kimi yerde günah adledilen eylemlerin yapılmasına bakış atılarak, insan biçimlerinin içsel bilinmezliğine derin bir yolculuğa çıkılmıştır. Senaryonun tek düzelikten sıyrılan yapısı özellikle, filmin rengi için seçilen tercihle ve zamanın o evresinde geçen hayatlar ile mekanların başarılı tasviri ile birleştiğinde, durgunluktan uzak ve kapsayıcı etkisi ile izleyiciye anları yaşatır yapıya bürünmüştür. Olay örgüsünün bilinen tarzda gelişmesine paralel, yan unsurların varlığı; ailenin kutsiyetinin içinin boşaltılmasına yapılan dokundurma, kadın-erkek arasındaki ilişkinin körlük derecesine yahut kayıtsızlığa varan ilgisizliğin varlığının resmedilmesi, içte yer eden keşkeleri biçimlendiren uktelerin, sürekli yüzeye vurulmaması için hayatın belli evrelerinde ele geçen ilk fırsatta yapılmış olunmasının gerekliliği, toplum katmanlarını oluşturan sınıflar arasında ki yahut insanların bir birleri ile ilişkilerini düzenleyen hiyerarşik sıranın açmazlarına işaret edilerek, alt birey ve üst birey ayrımının adil olmayan sonuçlar içerdiğinin gösterilmesi gibi unsurlar, filmi farklı bir kulvarda seyreder bir konuma taşımıştır. Oyunculuğun yadsınamaz etkisi de unutulmamalıdır, özellikle Ed Crane karakterine hayat veren ?Billy Bob Thornton?, filmin üstüne kurulu temel yapı taşı olmuş ve bu ağırlığı başarılı, etkin ve yetkin bir şekilde taşımasını bilmiştir. İşleyişi bazen, amaçsızlığın koynuna savrulan baş karakterinde etkisi ile yavaştan ilerlemektedir. Ağır bir anlatım vardır, haliyle bireyin içine düştüğü çıkmazlar yahut altında kaldığı hayatın olanca yükü, filmin her karesinde kendini göstermiş ve karamsar bir iç çekişe izleyiciyi meyleder yapıya evrilmiştir. Rafine bir anlatı ile mutsuzluğun resmi çizilmiştir. Siyah beyaz bir filmdir ama başarılı işleyişi ile içinde saklı renkleri muhafaza etmiştir.Bu renkleri görmeniz, filmi izlemenizi gerektirmektedir.----- The Man Who Wasn't There( Orada Olamayan Adam ) -----
    sari_23
    sari_23

    Takip Et! 11 Takipçi 174 Eleştirisini Oku

    5,0
    26 Aralık 2004 tarihinde eklendi
    bence mükemmel bir film gerçekten kendisi gibi kapkara bir film ana karakterin iç dünyasını çok iyi yansıyıyor filmin siyah beyaz çakimi de coenlerin ne kadar özel olduklarını tekrar gösteriyo...
    beck31
    beck31

    Takip Et! 25 Takipçi 1 383 Eleştirisini Oku

    4,0
    6 Aralık 2009 tarihinde eklendi
    Coen lerin son dönem güzelliklerinden bir başkası.Türünün söz edilmezse olmazlarından.Frances Mcdormand ın, bu adamların filmlerine çok yakıştığı detayını söylememe bile gerek yok.8/10
    basakbilgi
    basakbilgi

    Takip Et! 8 Takipçi 354 Eleştirisini Oku

    4,0
    22 Mart 2008 tarihinde eklendi
    Kara mizah deyince aklıma ilk gelen yapıt Coen biraderlerin "Orada Olmayan Adamı"ıdır. Bence alanında bir baş yapıt, bu yönüyle de defalarca izlenesi ve arşivlenesi...
    widmark-2
    widmark-2

    Takip Et! 9 Takipçi 457 Eleştirisini Oku

    3,0
    7 Ocak 2007 tarihinde eklendi
    harika harika harika coen kardeşleri şu an mumla arıyoruz işte yaptıkları saçma komediler öncesi coenlerin tadına bakmak istiyorsanız bu filmi kaçırmayın.
    wolkiwolki
    wolkiwolki

    Takip Et! 6 Takipçi 454 Eleştirisini Oku

    4,0
    14 Mayıs 2007 tarihinde eklendi
    Thornton’un devleştiği, hatta tek başına işi kotardığı bir film.Yukarıda filmin tarzına komedi denmiş olsa da pek alakası olduğunu sanmıyorum komediyle.Ve hatta bana kalırsa polisiye de değil...Ed Crane adındaki bir berberin yaşadığı bazı olaylardan yola çıkmış film.Ed Crane’den sıradan insanlara.Hep 2 numara olmuş insanlara.Ed Crane de zaten kendisi anlatıyor film boyunca.İzlenmesi tavsiye edilecek türden bir film.Siyah-beyaz ve Görüntü Yönetmenine ödül getirmiş bir film.
    kruvasan
    kruvasan

    Takip Et! 4 Takipçi 134 Eleştirisini Oku

    4,5
    14 Temmuz 2002 tarihinde eklendi
    ORADA OLMAYAN ADAM Coen Kardeşlerin yeni başyapıtı Bağımsız filmler arasından gidemesem de vizyona sokulmasıyla bu şölene ben de tanıklık ettim.Coen Kardeşler filmlerinde sıradanlıktan oldukça uzak portreler çizerler.Karakterler eski usül simsiyah bembeyaz değildir,yeni usül capcanlı dipdiri de değildir.Kendi içlerinde yaşadıkları dünyayla tam olarak hayat nereye sürüklerse oraya giden ciddi çelişkilerin ani değişmelerin bile onları kolay kolay çeviremediği marjinal karakterlerdir Coen’lerin kahramanları.Evet saygıdeğer kahramanımız Ed Crane de bunlardan biri.Nadiren konuşması,eşsiz sigara içimi yıllar sonra uzayan saçları sorgulamasıyla yepyeni bir karakter.Filme gelelim cinefanatiğin Sinema dergisinden kopyaladığı gibi renkli çekilip özel bir siyah beyaz kurguyla yenilenen ve karşımıza o dönemleri yansıtmak için renkten yoksun çıkan film renksiz olmasının amacını yani 1950lerin havasını yansıtmayı o dönemlerde çekilmiş karakomedilerin tarzını kendilerince uyarlayarak başarabilmiş.Oldukça realist filmdeki sürreal öğeler filmin temposu içinde biraz duraklatıyor ve filmin türünün drama ağırlığını komediye başarıyla çeviriyor.Görüntü yönetimi klasiklere yakışır bir biçimde 'güzellenmiş'.Filmle birlikte yaşadığınız Ed Crane’in 2 saatlik hikayesindense etkilenmemek mümkün değil.Film değersiz filmler gibi çabuk unutulacak filmlerden değil haftalarca tadı damağınızda kalacak bundan emin olabilirsiniz.Başroldeki Thornton’un yanında James Gandolphini ve Coenlerin vazgeçemedikleri sempatik oyunculardan Francis Mc Dormand da başarıyla filmi sürüklüyorlar.Genel olarak baktığımızda herşeyiyle içi dolu çok güzel bir sinema şöleni.Gerçekliğin 'kara' çöllerinde uçandairelerle :) hoş bir yolculuk yapmak için bu filmi kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.Bol sinemalı günleeeer
    emreavcar
    emreavcar

    Takip Et! 5 Takipçi 672 Eleştirisini Oku

    5,0
    10 Kasım 2003 tarihinde eklendi
    Herşeyiyle kusursuz bir Coen başyapıtı... (10/10)
    bruceconrad
    bruceconrad

    Takip Et! 2 Takipçi 349 Eleştirisini Oku

    4,0
    15 Ağustos 2002 tarihinde eklendi
    En iyi yönetmen ödülünü almışmışşşşşş........ Görüntüler süperdi ama senaryoda kopmuş bu coenler.....
    hookers
    hookers

    Takip Et! 2 Takipçi 274 Eleştirisini Oku

    3,5
    28 Ağustos 2005 tarihinde eklendi
    çok ağır temposuna, sessizliğine ve ağır kanlı oyunculuğuna dayanabilirseniz ortalamanın üstü bir kara film denemesi sizleri bekliyor.ben çok fazla hazzetmedim, finalinde film biraz doruğa çıktı ama izlenebilir, ilginç bir film...
    MeLaNCH0L1c
    MeLaNCH0L1c

    Takip Et! 2 Takipçi 51 Eleştirisini Oku

    4,0
    28 Ekim 2009 tarihinde eklendi
    Tür : Polisiye / Komedi / DramKomedi mi? :) Hey Allahım... Trajikomik olsa daha çok yakışır. Coen Kardeşler sinemada farklı bir boyut açan iki usta... Yani senaryo ve kurgularındaki orjinalliği bir yana koyarsak bazı istisnalar hariç oldukça doğru oyuncu tercihleri yapıyorlar. Bu istisnalara bir örnek olarak bu filmde Scarlett Johansson bence çok sırıtmış. Yani o yaştan belli bir yeteneği olmadığı. Tıpkı piyanistin Johanssonın canlandırdığı Birdy karakteri için ruhsuz piyano çaldığını söylemesi gibi oyunculuğu da ruhsuz. Ama Billy Bob Thornton harika oturmuş Ed karakterine. Gerçek müthiş bir oyunculuk. A Simple Plan ve bu filmdeki performansı gerçekten çok iyi...Coen Kardeşleri seven biriyseniz hayal kırıklığına uğruycağınızı sanmam filmde... 10/8.5
    -Lord-
    -Lord-

    Takip Et! 1 Takipçi 394 Eleştirisini Oku

    4,0
    1 Nisan 2004 tarihinde eklendi
    film oyunculuk ve yönetmenlik açısından iyi...sinema unsurları yerinde kullanılmış...filmde sözsüz iletişimle anlatılan çok şey var.....
    er-u-han
    er-u-han

    Takip Et! 1 Takipçi 112 Eleştirisini Oku

    5,0
    18 Ocak 2010 tarihinde eklendi
    Hayranı olduğum Coen Kardeşlerin izlemediğim filmlerinden biriydi ve izledim sonuç;yine olağanüstü...Bu adamlar müthiş,sinema sanatını inanılmaz bir ustalıkla ve layığıyla yapıyorlar...İnanılmaz!!!
    acungio
    acungio

    Takip Et! 1 Takipçi 108 Eleştirisini Oku

    3,5
    22 Aralık 2006 tarihinde eklendi
    Fazla Sessiz bir adam..görüyor ama ifade etmiyorr..Filmin başından sonuna kadar ifade güçlüğü çektii..Sanırım filmdeki kaderr adamımızın yanlış meslek seçmesiymiş diye düşünüyorum :)))Aslında şaka bir yana Film modern dünya felsefesi üzerine kurulu..İnsanların yığınlaşmaya başladığı bir sosyal yaşam ve insanların bu yaşamdan aldıkları paylarr..Bu film beni bu bakış açısından düşündürdü..Ama bu filmi aldığımda çok başka etkileyici bir yapıt bekliyordum..Ayrıca filmin türü hakkında komedi denilmesi yanlış olabilir..Olsa olsa Durum komedisi olurr.Yazılan diğer türler için birşey diyemem..insanların yığınlaşmaya başladığı , belki de 1 gün içersinde yüzlerce kez karşılaşıp birbirlerinin farkına varmadıkları bir dünyada ,orada olmayan adamın da sonradan orada olduğu anlaşılır ;ama belki de artık geç olmuştur ,o adam gerçekten orada yokturr..Bu açıdan izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum..7/10
    cream-2
    cream-2

    Takip Et! 1 Takipçi 105 Eleştirisini Oku

    4,0
    10 Şubat 2005 tarihinde eklendi
    Beyaz bile siyahın içinde kendini belli eder ama Ed 'orada olmayan adamdı' Coen kardeşlerin şu ana kadar izlediğim en iyi filmi. Ve şu ana kadar izlediğim en kara film. Film hakkında söylenebilecek şeyler insanın dilinin ucuna kadar geliyor ama oradan çıkmak istemiyor ki sırf büyüsü bozulmasın diye. Bence yorumları okumadan filmi izleyin kesinlikle çok daha fazla zevk alacaksınız. Billy Bob Thornton’un olağanüstü performansı ve arada size gülümseyen 'inci üpeli kız' Scarlett Johansson filmin belirsizliği içinde kaybolmanızı sağlıyor. Kesinlikle izlenmeli 8/10
    emrahsahin98
    emrahsahin98

    Takip Et! 1 Takipçi 104 Eleştirisini Oku

    5,0
    12 Temmuz 2005 tarihinde eklendi
    Kara filme yeni ufuklar kazandıran sağlam bir başyapıt.Roger Deakins'ın payı da büyük
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    Back to Top