Beyazperdem
Uğur Böceği
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Uğur Böceği

Büyük değil ama gerçek bir hikaye

Burçin Aygün

Yeni bir yüzyıl, değişen bir çağ, bambaşka anlayışlara sahip yepyeni bir nesil. 11 Eylül felaketinin ardından, 2000’lerin başında gençliğine merhaba demiş insanların hayata hazırlandığı günler. Amerika, Sacramento. Tren raylarının bir kenarında ferah bir yaşam süren, ekonomik durumu genele oranla çok daha iyi olan aileler, diğer tarafında ise maddi zorluklar içinde çırpınan insanlar. Bunların tam ortasında ise özel bir lise.

Daha önce France Ha gibi önemli filmlerde yer almış, adını aklımıza çoktan kazımış olan genç oyuncu Greta Gerwig, ilk kez yönetmen koltuğuna oturuyor ve Lady Bird, bizdeki adı ile Uğur Böceği filmini çekiyor. Sacramento’dan New York City’e gelen ve burada kariyer yapan başarılı oyuncu, aynen kendi gençliğinde olduğu gibi bir hikayeyi paylaşıyor taze bir yönetmen olarak. Kendisi bu filmin bir otobiyografi olmadığını söylüyor ve kendi hayatına ait ufak tefek öğeler haricinde Uğur Böceği’nin bağımsız bir hikayeden ibaret olduğunu ekliyor. Bu arada senaryoya imza atan da yine kendisi. Kısacası Gerwig’in geçmişini anlatıyor olsun ya da olmasın, o yıllara ait samimi bir yaşanmışlığı izliyoruz.

İrlandalı genç aktris Saoirse Ronan’ın başrolünde olduğu yapım, içten yaklaşımı bir yana, oyuncularıyla da yükselen bir proje olmuş. Hem güldüren, hem de gözleri yaşartan sıcak, ciddi ve yer yer moral bozabilen bir serüven.

Ekonomik durgunluk yüzünden iyice zor duruma düşen Marion (Laurie Metcalf), kocası Larry (Tracy Letts), lise çağındaki kızları Christine (Ronan), üvey oğulları Miguel (Jordan Rodrigues) ve onun kız arkadaşı Shelly (Marielle Scott) ‘nin hayatından küçük bir kesit. Ömrü hastanede mesai üstüne mesai ile geçen anne Marion ve işsiz kalan baba Larry, genç kızlarını güçlerinin yettiği tek okula gönderiyor. Özel bir Katolik okulunda eğitime devam eden Christine ise bu zor günlerin ‘biraz farkında, biraz değil’ büyümeye gayret ediyor. Üvey abisi sağlam bir eğitim, iyi bir diplomaya rağmen sevgilisi ile markette çalışırken, kendisine Lady Bird (Uğur Böceği) olarak seslenilmesini isteyen genç kız çok daha fazlasını arzuluyor. New York City’e taşınmak, çok büyük üniversitelerde okuyabilmek, farklı mesleklerin en iyisi olabilmek.

Uğur Böceği, en yakın arkadaşı Julie (Beanie Feldstein) ve ilk aşkı Danny (Lucas Hedges) ile mutlu mesut yaşamına devam eder, okuldaki notları bir yukarı bir aşağı iner çıkar, Kyle (Timothée Chalamet) ve Jenna (Odeya Rush) gibi ‘rayların güzel yanında yaşayan’ arkadaşlar edinir. Güler, ağlar, şımarır, burnu sürter, büyür, küçülür ve yaşadığı ülkenin o dönemdeki halinin bir yansıması haline gelir. Onu çok seven ancak öyle yetiştirildiği için kızına da baskı kuran annesiyle çatışır, Rahibe Sarah (Lois Smith) ve Peder Leviatch (Stephen Henderson)’ın büyük destekleriyle kendi olur. Bitmeyecek bir büyüme ve kendi olma macerasının ilk adımlarını atar.

Yönetmen Gerwig, ilk filminde hiç beklenmedik bir başarıya imzasını atmış. Aslında sıradan birer yan karakter olarak etrafta dolaşabilecek olan Julie, Danny, Rahibe Sarah, Peder Leviatch ve Kyle’ı gerçek birer insan suretine büründürmüş. Kendi yazdığı senaryonun yetkinliğinden beslenen bu başarı sayesinde hem oyuncular gerçek birer parlayan yıldız haline gelmiş, hem de oldukça akıcı bir film ortaya çıkmış. Aslında zorlu bir hayatı, bu gerçekliğin farkında olmayan bir gencin gözünden, çevresindeki arkadaşlarını da kullanarak anlatmış, hem de o yılların ABD’ni sergilemiş. Sevecen ve değişen çağın ortasında kala kalmış bir baba, ailenin direği olayım derken bir yandan yıkabilen de anne, yeni milenyumun paranoyalarını hemen kabullenmiş arkadaşlar, ileriye daha ümitle bakabilen yaşlı ve dindar insanlar. Nezih bir yemek masasında toplanmış karakterlerin en iyi şekilde yansıtıldığı, şık bir tablo.

Anne ve kız rollerindeki Saoirse Ronan ile Laurie Metcalf, filmin önde gelen iki büyük ismi. Karşılıklı olarak muazzam bir performans sergilerlerken, karakter çatışmasını da olabildiğine doğal şekilde sahnelemişler. Hatta aynı konumdaki çoğu çocuk ve annesi (keza Tracy Letts sağolsun babası da) filmi izlerken kendilerini görecek. Unutmadan, Julie rolündeki tatlı mı tatlı performansıyla Beanie Feldstein ve izlerken sarılmak isteyeceğiniz pederimiz Stephen Henderson ayrı ayrı alkışı hak ediyorlar.

Uğur Böceği filmi belki çok büyük bir hikaye anlatmıyor, şaşırtıcı söylemleri yok ve muhtemelen sinema tarihine bir klasik olarak geçemeyecek ancak minimal tavrı, samimiyeti ve üç aşağı beş yukarı herkese anlatacak bir şeyleri olan bir yapım olarak ilgiyi hak ediyor.

Projenin En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Orijinal Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu (Ronan) ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Metcalf) dallarında Oscar adayı olduğunu not düşelim.

burcinaygun@gmail.com

Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri

Yorumlar

Yorumları göster
Back to Top