Filmleri oyla!
Beyazperdem
    Sil Baştan
    Ortalama puan
    4,4
    3927 Puanlama ve 553 Eleştiri
    dağılımı 553 Eleştiri notla
    191 Eleştiri
    220 Eleştiri
    38 Eleştiri
    61 Eleştiri
    24 Eleştiri
    19 Eleştiri
    Sil Baştan hakkında görüşlerin ?

    553 kullanıcı eleştirisi

    gordeslideniro
    gordeslideniro

    Takip Et! 6 Takipçi 130 Eleştirisini Oku

    4,5
    24 Ağustos 2011 tarihinde eklendi
    10 numara senaryo mükemmel. ‘Sil Baştan’ konusunu anlatarak ifade edilemeyecek kadar derin anlamlar içeren bir film. Clementine’in Joel’i zihninden sildirmesiyle Joel de aynı uygulamayı yaptırmaya karar verir ve silme sırasında yaşanılan ilişkiye, daha da önemlisi anılardan kopmanın zorluğuna şahit oluruz. Bu sürecin bu kadar acı verici olması insanın kendi anılarına kıyamaması mı yoksa sevgilisini hala seviyor olması mıdır? Anıları silerken tam da aşık olunan şeylerin ilişki içinde nefret edilen şeyler haline dönüşmüş olduğunu fark edip pişman olmak mıdır yoksa? Aynı ilişki sil baştan başladığında yine aynı noktada nihayete ereceğini bile bile sıfırdan başlanır mı? Aşk ilişkisinin doğası üzerine düşündüren filmde, sözcüklere boğulmuş bir iletişimsizlik kendine has bir incelikte yansıtılmış. İlişki anında insanların nasıl da iletişimsiz kalabileceğini, aslında sadece dile getirerek bir çok sorunun çözülebileceğini de öğütlüyor alttan alta. Karşımızdakine zaten öyle bir insan olduğu için aşık olduğumuzu unutarak ilişkileri bir iktidar çatışmasına dönüştürüp hayatlarımızı yok yere zehir ettiğimizi anlatıyor film.
    Furkan Y.
    Furkan Y.

    Takip Et! 3 Takipçi 214 Eleştirisini Oku

    4,5
    7 Kasım 2014 tarihinde eklendi
    Bir aşk yaşıyorsunuz fakat bir süre sonra aşk yerini tartışmalara kavgalara bırakıyor. Ondan ve anılarından kurtulmak istiyorsunuz. Peki yaşadığınız onca güzel anı ne olacak. Hani birini çok seversiniz fakat ayrıldıktan sonra keşke onu unutsam dersiniz ya. Unutmak istediğinize emin misiniz diyor film. Kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
    Bahadır Ö.
    Bahadır Ö.

    Takip Et! Eleştirisini Oku

    5,0
    2 Ocak 2018 tarihinde eklendi
    clem,joel'a hatıraları silinirken "gelmesini istediği yeri" söylemişti. Peki clem nasıl olup da o gün o sahile gitmişti ? Orası tanıştıkları yerdi. Joel da ,clem hatıralarını silerken ona söylemiş olabilir miydi :) Hafızası silinirken Çaresizlik içinde çırpınışları çok duygusaldı. Harika bir film. Bazen filmdeki karakter olasın geliyor mu :)
    Ali Y.
    Ali Y.

    Takip Et! 12 Takipçi 345 Eleştirisini Oku

    2,5
    22 Ağustos 2016 tarihinde eklendi
    bence bu puanı haketmiyor filim hoşuma gitmedi açıkçası jim carrey olmasına rağmen çok beğenmedim açıkçası
    Seda K.
    Seda K.

    Takip Et! 3 Takipçi 69 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Mayıs 2019 tarihinde eklendi
    Unutkanlar şanslıdır belki bazen evet.Hepimiz isteriz kötü anılarımızı beynimizden sildirmeyi...İlginç bir senaryosu var filmin, sıradan değil yani.Bilinçaltına girip anıları görmeyi Inception filmine benzettim biraz.İzlerken herkes ilişkilerini sorgulamıştır bence.O kişiye ait tüm anılarımız silinse tekrar ona aşık olur muyduk?Tüm iyi ya da kötü huylarıyla kabul edip aşık olduktan sonra neden kendi kalıplarımızda istediğimiz kişi olmasını isteriz karşı taraftan?Halbuki ona, o olduğu için aşık olmamış mıydık?
    Emre E.
    Emre E.

    Takip Et! 1 Takipçi Eleştirisini Oku

    1,0
    13 Şubat 2014 tarihinde eklendi
    Allah sizi kahretmesin gecenin 4 ü ile 6 sı arasında izledim bu nalet filmi sakın sizde öyle bir hata yapmayın boşuna zaman kaybı, yorumlara aldanmayın beni dinleyin hayatımda izlediğim en saçma filmdi, bu arada bu filmi size çok güzel diyen bir arkadaşınız olursa ona da sakın inanmayın :))
    Ugur T
    Ugur T

    Takip Et! 195 Takipçi 666 Eleştirisini Oku

    4,5
    21 Ekim 2010 tarihinde eklendi
    uğur tazegül.................tolga_taze24@hotmail.comfilm hakkındaki yorumumO meşum elmayı yediğimiz günden beri kurtuluşumuzu bekliyoruz. Gerçeğin dayanılmaz ağırlığının yarattığı acılardan özgürleşmemiz için dili, dini, sanatı yarattık. Acıya dayanamayan aciz yaratıklar olarak yapamayacağımız ya da dönüştüremeyeceğimiz şey yok. Yasak elmanın tadı dahil her şeyi 'sil baştan' kurgulamak istemez miyiz? Ya da tüm evrenin bir 'beyaz tahta' olmasını düşlemeyenimiz var mı? Katlanılmaz gerçek bizi hep zorluyor, öyle ki elimizdeki tek silahı ona karşı çeviriyoruz: Unutmak adını verdiğimiz o tatlı düş içimizi gıdıklıyor her defasında. Oysa 'gerçek' dev bir sarkaç gibi hep başımızın üstünde ve hep öyle olacak.O zaman nereden başlamalı? 2004 Şubatının soğuk geçen Sevgililer Gününden mi, Mantouk treninin gizeminden mi; Abelard ile Heloisein aşklarının kuantumundan mı yoksa unutmanın metafiziğinden mi? Bu soru Eternal Sunshine of the Spotless Mind için geçerliyse, tüm başlangıç noktaları filmin döngüsel kurgusu içinde aynı yere isabet ediyor: Bir başlangıç noktası. Ama her başlangıç acaba sandığımız kadar yeni mi?'Neden bana ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum' diye kendisine bu soruyu yüzlerce kez sorduğu belli olan kahramanımız Joel ile ilk kez soğuk ve keyifsiz bir sevgililer günü sabahında tanışıyoruz. İçe kapanık ve karamsar bir sabah bu. Hayatını yalnız geçiren insanlara acı vermekten başka bir şey yapmayan o günün sabahı onun için kötü başlıyor. Nedense bir tuhaf hissediyor kendisini. Yalan söyleyip işe gitmiyor ve Mantouka giden trene atlıyor. Deniz kenarına vardığında artık biraz daha rahat. Kendisi gibi bugünü yalnız geçiren bir kadın olan Clementine ile de ilk tanışmamız burada gerçekleşiyor. Ayazın insanın iliklerine işlediği bu deniz kenarı ile yeniden karşılaşacağız. Ama henüz değil. Joel ve Clementine gibi biz de yeni başladık öyle değil mi?Şimdi bir trenin içindeyiz. Clementine açıkça Joele yaklaşıyor. Joel utangaç ve gözleri yerde, elinde hiç bırakmadığı günlüğü. Her sayfasında hayatının izlerini görebileceğimiz bu günlük Joel için bomboş. Tıpkı hayatı gibi. Ne bir renk, ne bir heyecan ne de bir sürpriz. Clementine ise canlı, saçları gibi rengarenk. Sinemada nadir görebileceğimiz özgüven sahibi kadınlardan sanki. Ama tatlı değil, bu kelime nedense sinirini bozuyor. Tıpkı Joelin kibarlığının eş zamanlı olarak sinirini bozduğu ve çok hoşlandığı gibi. İnsanoğlu sevdiği şeylerden aynı zamanda nefret eden nadir bir tür. İsminin anlamı gibi şefkat dolu mu bilinmez ama içi dışı bir, ne aklına gelirse onu yapıyor. Joelin güvenlik arayıcı tarafını yada tutukluğunu ilk başta göremiyoruz Clementinede. Joel ise daha sakınıyor kendisini. Buzların üstünde yürürken daha fazla ileriye gidemiyor, korkuyor, güvenlik arıyor. Oto-kontrolü her zaman devrede. Kendisini zamanla Clementinee bırakacak ama daha zamanı var.İki farklı karakterin bir elektrik akımına tutulmuşçasına birbirlerini çektikleri sıradan bir öykü işte diyoruz. Dememize kalmıyor, bir anda sinema tarihinin en duygusal ve en gerçekçi filmlerinden biriyle baş başa kalıyoruz. Türler arasında dans eden bu film aşkın bilimkurgu hali sanki: Metafizik olduğu kadar gerçekçi.Unutkanlar şanslıdır,çünkü hatalarını kendileri çekmezlerMilan Kundera Gülüşün ve Unutuşun Kitabında Stalin dönemine ait bir anekdot sunar: Stalin yoldaşı saydığı bir yazarı, sistemin eleştirisini yapmaya başladığı vakit gözden çıkarır. Bunu da tarihi yeniden kurgulayarak yapar. Pasternakın aleyhine tüm delilleri bir araya getirir, onu hafızalardan silmeye çalışır, beraber yan yana göründükleri fotoğraflardan onu çıkarır. Onun için kaliteli bir silgi, büyük yazarı toplumsal hafızadan silmek için yeterlidir. Stalinin trajediden komediye dönüşmüş bu gerçek bilimkurgusu (!), Eternal Sunshine of the Spotless Mindda 'kişisel tarihe' uygulanır.Oysa insan unutamaz: Çünkü sever, terk edilir, boşlukta kalır, acı çeker. Gelip geçici, havada asılı kalan ilişkiler es geçilebilir; ancak unutamamak gerçek aşka içkindir. Joel gibi aşkı yaşayanların ise unutma şansı yoktur; bir sabah uyandığında hiçbir şey hatırlamamayı, 'sil baştan' hayatı yeniden hissetmeyi dilese de. Yalnız bir 'deux machine' sağlayabilir bunu. Bir umut hediye alıp Clementinein yanına gittiğinde ve eski sevgilisinin bomboş gözleriyle karşılaştığında yapay bir 'Tanrının eli'yle yüzyüze kaldığını ne Joel anlar, ne de biz. Ne zamanki Rob ona Clementinein sırrını açıklar, o zaman Joel unutmanın cazibesine kapılır. Clementinein o yokmuş ve onu hiç tanımıyormuş gibi davranmasının ardındaki Tanrısal mucize, Latincede 'kayıp' anlamına gelen Lucana şirketidir. Stalinin hayalini bir tüketim toplumunda gerçekleştiren ve insanların hafızlarından silmek istediği ne varsa silen bu şirket Clementinein Joele dair anılarını bir kalemde silmiş ve ona 'yeni bir hayat' sunmuştur. Duyduğu öfke ile soluğu Lucanada alan Joel tüm prosedürleri kabul eder, bir çırpıda Clementinee ait olan eşyaları toplar, gece yatağında silinmeyi bekler.Ve her şey böyle başlar. Şirketten Frank, Patrick ve Mary bir mutfak robotunu çalıştırıyorlarmışçasına Joelin beyninin içine girerler. En başta silinen anılar onu en çok rahatsız edenlerdir. İlişkisinin tükenmeye başladığı, bir zamanlar aşık olduğunu 'unuttuğu' zamanlara ait olan son anılar kolaylıkla silinir gider. Bir hınçla kavgalardan, şüphelerden, şeytanın ayrıntılarda gizli olduğu çelişkilerden ve ağır gelen sorumluluklardan kurtulur. Nietzchenin unutuşa dair sözlerini Marynin ağzından duyacağımız gibi hatalarını çekmemek adına unutarak şanslılar arasına katılmayı arzular.21. Yüzyılda Bir Abelard ve HeloiseAncak sevdiği kadının gerçeğine döndüğü vakit Joel de, biz de diğerlerinin farkında olmadığı bir yere yolculuk yaparız: Kalbine. Yemek yiyen ölü çiftler haline nasıl geldiklerini ve aslında Clementinein hayatının nasıl eksilmeyen bir parçası olduğunu anlayan Joel hayati bir karar alır. Clemetinei unutmak istemez. Onu unutmaktan vazgeçer ve Clementine için beyninin bir köşesinde diğerlerinin dokunamayacağı ya da erişemeyeceği bir yer arar. Clementinee daha önce açılamadığı kadar açıktır artık; en kirli, en çocuksu ve en utanç verici anılarının arasında birlikte koşarlar, kimlikleriyle dans ederler ve en mahrem yanlarıyla baş başa kalırlar. Beyninin ve kalbinin labirentlerinde dolaşırken sevgilisi için yapamayacağı şey yoktur. İşte o anda 21. yüzyılın sınırlarını aşarlar ve 12. yüzyılın en unutulmaz hikayelerinden birine dönüşürler. Bu yüzyılın ilk çeyreğinde gezindiğimiz iç kulvarlarda entelektüel ve içe kapanık Joel bir Abelard, içinde fırtınalar kopan kafası karışık Clementine artık bir Heoloisedir. Joelin Clementinei koruma ve başkalarının gözlerinin tecavüzünden onu kaçırma arzusu Abelard ve Heloisein sonsuz aşkının destansı öyküsüne öykünür. Joel beyninin içinde her yakalandığında Clementine için başka bir alan bulur; gerçek hayatlarında yapamadıkları şekilde tüm kimliklerinden ve cinsiyetlerinden soyunurlar. Şimdi gerçek anlamda konuşmaya ve birbirlerini tanımaya başlamışlardır; birbirlerinin sınırlarını, zaaflarını tanıyarak ve unutmamanın en 'ahlaki' seçim olduğunu kanıtlayarak. O zaman Marynin bir zamanlar aşık olduğu, sildirmesine rağmen unutamadığı Dr. Mierzwiaka dizelediği, Popeun Abelard ve Heloise şiirinin mısraları anlam kazanır:'Ne mutludur suçsuz bakirenin dostlarıUnutulan dünyadan, dünya unuturkenLekesiz zihnin sonsuz gün ışığınıHer dua kabul olunmuş ve her istek bırakılmış'Beni Mantoukta BekleBeyninin içinde ilişkisinin en başına döndüğünde artık Joel Clementinei unutacağını bilmektedir. Zihninde Clementinee ait olan ne varsa, Mantouktaki deniz kenarında sığındıkları evin üstlerine çökmesi gibi son bulmaktadır. Ama ya aşk? Clementinein son cümlesine karşılık Joel sabah uyandığında hafızası tertemiz olmasına rağmen sebepsiz sandığı bir şekilde Mantouka giden trene biner. Başlangıca döndüğümüz o an, en başta gördüğümüz ve kabul ettiğimiz gerçeklik biz izleyiciler için yeniden kurgulanır. Olayları aynı dizi içinde izleriz ama artık anlamları farklıdır. Tıpkı kahramanlarımızın Marynin dağıttığı müşteri dosyalarındaki gerçeğin farkına varmaları ve gerçekliğe yeni bir bakış açısıyla bakmaları gibi. Kendi konuşmalarını dışarıdan bir yabancı gibi dinledikleri o dakikalar, aslında hiç olmadıkları ya da olmak istemedikleri bir insana nasıl dönüştüklerini anladıkları bir 'aydınlanma' anıdır. Farklılıklarına ve zaaflarına karşı geliştirdikleri önyargılı tutumları aşarlar, çünkü her ne kadar ne olduğunu hatırlamasalar da, içlerinden bir ses hatalı olabileceklerini fısıldamaktadır.Aşkın en dokunaklı, en gerçekçi ve en gerçeküstü hallerini yaşamış bu ikili yoluna devam edecektir. Birbirlerini çekmişler, itmişler ve tekrar birleşmişlerdir. Tıpkı atom altı dünyadaki iki farklı fotonun hızlı bir baş dönmesini andırır şekilde birbirini çekmesi, itmesi ve yeniden çekmesi gibi. Ancak tek bir farkla. Daha sakin, daha hoşgörülü, farklılıkları gözeterek ve onları koruyarak. Ve artık 'unutmanın en iyi intikam' olduğunu bilerek...Yapım Üzerine Notlar Film John Malkovich Olmak ve Adaptation filmlerinin dahi senaristi Charlie Kaufmann tarafından yazıldı ve çocuksu dünyasını izleyicilerle paylaşan Michel Gondry tarafından yönetildi. 2004 yapımı film En iyi Özgün Senaryo Oscarına sahip.Filmin yapım öyküsü ise hayli ilginç. Gondry, Charlie Kaufmannı arkadaşlarıyla çıktığı bir yemekte yakalıyor ve ona bir zarf sunuyor. Kaufmann açtığı zarfta aynen şu ifadeyle karşılaşıyor: 'Bir gün bir mektup alsanız ve içinden tanıdığınız birinin hafızasından silindiğinizi belirten ve onunla bir daha temas kurmamanız gerektiğini yazsa ne yapardınız ? Fikri çok seven Kaufmann üç yıl boyunca bu film için çalışıyor ve çıkan sonuç bir dehanın eseri olarak kimseyi şaşırtmıyor.
    Ceren S.
    Ceren S.

    Takip Et! 83 Takipçi 443 Eleştirisini Oku

    4,0
    6 Aralık 2012 tarihinde eklendi
    Çok başarılı kesinlikle.. Senaryosuyla, içtenliğiyle klişelikten çok uzak hatta ve hatta çok orjinal bir film olmayı başarabilmiş bana kalırsa.. Hiçbir anından sıkılmadan, keyifle izleyebileceğiniz bir yapım.Oyuncu seçimleri ve oyuncuların performansları da enfes olmuş bana kalırsa
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! 953 Takipçi 1 668 Eleştirisini Oku

    4,0
    25 Haziran 2009 tarihinde eklendi
    güzel film.başyapıt mı'değil.dokuz puanlık mı'değil.başlarda farklı gibi duran konusu bir düşününce son on yılda benzerlerine oldukça rastladığımız bir altyapı üzerine kurulmuş.jim carrey ve kate winsleta laf yok,kariyerlerindeki en aykırı rollerden birine soyunmuş ikisi de,özellikle jim carrey.çekimler,mekanlar,o kötümser hava iyi yansıtılmış,karakterler iyi oturtulmuş diyebiliriz.dediğim gibi herkesi peşinden sürükleyecek ve çok beğenilmesi gereken bir film kesinlikle değil bence,geri dönüşlü kurgulara dayanamadığımızdan böyle oluyor.
    l-i-l-a-H
    l-i-l-a-H

    Takip Et! 1131 Takipçi 2 129 Eleştirisini Oku

    5,0
    5 Temmuz 2006 tarihinde eklendi
    2 yıl bekledikten sonra nihayet bugün seyredebildim filmi.tüm anlatılan 'şehir efsaneleri' doğru çıktı.evde seyretmekten kurtulduğum için çok mutluyum :)) zaten carrey 'aydaki adam' , 'truman show' ve 'majestic' ile beni ciddi rollerde de görmeye alışın diyordu...
    MojoRising
    MojoRising

    Takip Et! 58 Takipçi 380 Eleştirisini Oku

    4,5
    1 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
    Sil Baştan 2000 li yılların en iyi filmlerinden birisi kuşkusuz.Bu kadar kaliteli, aşkı bu kadar güzel anlatan film ender bulunur.Sıradan romantik-komedi filmlerinden hoşlananlar filmi aykırı-karışık bulacaklardır. Benim fikrim filmin en ufak karışık bir yeri olmadığı yönünde.Ayrıca -bu film için söylemiyorum ama- herşeyin size sunulmasını beklemeyin.Bazı filmler bulmaca çözmek gibidir, seyircilerden çözülmeyi bekler,birazda siz uğraşmalısınız. Bu son 10 yılın en güzel filmlerinden birisini izleyin ve büyülenin Everbody Gotta Learn Sometimes (Herkes Zamanı Gelince Anlar) :)
    JeanClaudeVanDamme
    JeanClaudeVanDamme

    Takip Et! 344 Takipçi 1 209 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Ekim 2012 tarihinde eklendi
    Aslında izlediğimiz filmler arasında duygusal yoğunluğa sahip olanları birebir seyircinin yaşanmışlıklarına borçlu oluyor aldığı tepkileri.İşte ''Eternal Sunshine of the Spotless Mind'' da o filmlerden bence.Özel hayatımda bu filmi görüp etkilenecek bir şey yaşamamış olmam,ya da filmle gerçek hayatı (her ne kadar birbirlerinden beslenseler de) birbirinden ayırmış olmamdan dolayı duygularıma hitap ettiğini söyleyemem.Nasıl ki ''Twilight'' ergen gençlik için bir başyapıt değerinde ve hakettiği sinemasal değerin çok üstünde bir algılanışa ve imaja sahipse bu film de daha çok kadın seyircinin gönlünü çalmakta çok başarılı olduğundan içinde abartının da bolca bulunduğu övgüler almakta yıllardır.Jim Carrey ve Kate Winslet'ın harika uyumu,ilginç ve başarılı kurgusu ve Charlie Kaufman'ın gerçekten çok iyi senaryosuyla sadece iyi bir aşk filmi bence.Daha fazlası değil.
    Ilknur K
    Ilknur K

    Takip Et! 440 Takipçi 1 112 Eleştirisini Oku

    4,0
    28 Şubat 2009 tarihinde eklendi
    Film kendine özgün senaryosu ile oldukça başarılı. çok kareler karışık gelebilir ama hepsinin bir anlamı var.
    ozzy-badd
    ozzy-badd

    Takip Et! 177 Takipçi 831 Eleştirisini Oku

    3,0
    3 Ocak 2010 tarihinde eklendi
    orjinallik var ama orjinal olacak diye saçmalamişlar olmamış.winslet da olmasa hiç izlenecek gibi deil bence. :S.
    Engin Yüksel
    Engin Yüksel

    Takip Et! 742 Takipçi 1 350 Eleştirisini Oku

    2,5
    3 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
    bu filmin bu kadar yüksek puanlarda seyretmesine çok şaşırdım. Jim carreyin olağanüstü oyunculuğu dışında asla bu puanı haketmeyen bir yapım. Filmin doğru düzgün sonucu bile yok 5/10
    betyl
    betyl

    Takip Et! 22 Takipçi 87 Eleştirisini Oku

    5,0
    20 Eylül 2008 tarihinde eklendi
    bu inanılmaz bir yapım! bu vakte kadar izlememiş olmama hayret ediyorum ve üzülüyorum. çok etkileyiciydi, büyüleyiciydi... mutlak doğru varsa; bu filmin hayatta en az 1 kez izlenmesi gerektiği...
    merve357
    merve357

    Takip Et! 20 Takipçi 165 Eleştirisini Oku

    5,0
    30 Aralık 2005 tarihinde eklendi
    kesinlikle çok güzel mutlaka izlenmeli ve bu kadar ii değişik bi filmin ve bu kadar ünlü oyuncuların bir arada bulunduğu bi filmin türkiyede hiç bilinmemesi beni çok şaşırtıyor ve üzüyor
    jamesbond-2
    jamesbond-2

    Takip Et! 518 Takipçi 1 684 Eleştirisini Oku

    3,5
    22 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
    Konusu ve senaryosuyla klasik filmlerden ayrılıyor başından zaten.Gerçekten ilginç bir senaryosu var,ben çok fazla etkilenmedim bir türlü içine giremedim filmin ama kötü,berbat diye de eleştirmicem kesinlikle çünkü gerçekten değişik bir film ve bazı şarkılar nasıldır hani ilk dinlediğinizde kötü gelir sonradan alışır ve bayılırsınız bu da öyle bişiy ama ilkinde bana etkisiz geldi biraz sıkıldım doğrusu..7/10
    ecem-
    ecem-

    Takip Et! 14 Takipçi 8 Eleştirisini Oku

    4,0
    4 Mart 2007 tarihinde eklendi
    değişik hoş bir filmdi, benim filmden kendim için çıkardığım pay şu oldu hayatından bir insanı çıkarmak demek kendi puzzle ından bir parçayı atmak demek oluyor hiç bir zaman eskisi gibi olamıyorsun hiç bir zaman tamamlanamıyorsun... bence mutlaka izleyinn
    kuzularynsessizli-i
    kuzularynsessizli-i

    Takip Et! 82 Takipçi 804 Eleştirisini Oku

    4,5
    27 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
    Ben böyle filmler izlemek istiyorum. Zekice, dahice, benzersiz bir şekilde kurgulanmış filmler. İçinde barındırdığı güzelliklerden dolayı 10 geriye kalnı için 9 veriyorum. Yani eğer verdiğim iki puanı ikiye bölerseniz 9.5 puan vermiş oluyorum ama 9.5 olmadığı için ben de 9 veriyorum.
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    Back to Top