Beyazperdem
    Arkadaşım Canavar
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,5
    Muhteşem
    Arkadaşım Canavar

    Arkadaşım Canavar

    Oktay Ege Kozak
    Hollywood stüdyolarının en renkli, en parıltılı, en çılgın olduğu kadar en yavan ve orjinallikten yoksun çocuk filmini pazarlamak için birbirleriyle yarıştığı şu günlerde Spike Jonze'un Where The Wild Things Are'ı yaşam ve yaratıcılık dolu modern bir çocuk klasiği.

    Maurice Sendak'ın on cümlelik resimli klasik çocuk kitabından uyarlanan film, çoğu çocuk macerasının yaptığı gibi fantastik dünyasını sadece yetişkin senaryo yazarlarının yaratabileceği kurallarla ve kısıtlamalarla sınırlamıyor, veya hikayeyi bir şekilde ilerletmek amacıyla ana karakterine fabrikasyon bir görev vermiyor.
    Bitmek bilmez enerji dolu çocuk Max'in sorunlu ev hayatı hakkında minimal diyaloglu, gerektiğinden bir gıdım daha fazla bilgi vermekten kaçınan açılıştan sonra filmin geri kalanı boyunca Max'in dev kuklalar ile CGI surat ifadelerinin muazzam karışımı "Vahşi Şeyler" ile olan ilişkisini inceliyoruz.




    Her biri kendine özel bir karakteristiğe sahip vahşi şeyler, James Gandolfini ve Forest Whitaker gibi isimler tarafından seslendirilmiş. Aktörlerin kaydedilen surat ifadeleri sonradan yaratıkların bilgisayarla yaratılmış yüz performansları ile birleştirilmiş. Bu sayede zaten Spike Jonze ve Dave Eggers'ın senaryosunda en derin detayına kadan incelenmiş karakterler, ekranda bir o kadar daha canlılık kazanıyor.

    Harry Potter tarzı bir fantastik maceradan çok bir çocuk psikoloji incelemesini andıran Where The Wild Things Are, sadece bu tanımlama ile bile gayet durgun ve sıkıcı bir izlenim verebilir. Açıkçası belirtmem gerekir ki, bazı seyirci için bu tür bir tepki ortaya çıkacaktır. Sonuçta film, bize sadece Max'in hayal dünyasını göstermekten ileriye giden bir hikayeye sahip olmadığı için, Where The Wild Things Are'a vereceğiniz tepki, kişiliğiniz ile birebir.

    Ya içten içe bir romantik olarak Max'in yaratıcılık dolu hayal dünyası aracılığıyla çocukluğunuza geri döneceksiniz, ya da sert bir rasyonalist olarak yaramaz Max'in çılgınlığından bayıcak, daha sorumluluk sahibi bir genç oğlana dönüşmesini dileyeceksiniz.

    Filmin hikaye eksikliği ilk bakışta Jonze'u tembellikle suçlamamıza yol açabilir. Fakat Jonze'un asıl amacı, Max Records isimli yetenekli bir çocuk oyuncu tarafından canlandırılan Max'in dünyasını olduğu gibi aktarmak.

    Eğer çocukluk günlerimizde yarattığımız fantastik dünyalara geri dönersek kafamızda yarattığımız hikayelerin ne kadar kısa ve kopuk olduğunu hatırlayabiliriz. Hiç bir çocuğun sokakta oynarken Yüzüklerin Efendisi uzunluğunda bir epiği bir anda kafasında canlandırabileceğini sanmıyorum.



    Ayrıca filmin parlak renklerle satüre edilmiş bir sürü diğer çocuk filminin aksine gri ve karanlık görsel yapısı, Jonze'un bir diğer amacına ipucu görevi yapmış oluyor, o da eski usül çocuk hikayelerine bir geri dönüş yapmak. Max'in dünyası neşe ve heyecan dolu olduğu kadar karanlık ve kasvetli.

    Eğer çocukluğumuzda büyüdüğümüz hikayeleri akılda tutarsak, o hikayelerin renkli ve neşeli oldukları kadar ne kadar şiddet ve tehlike dolu olduklarını hatırlayabiliriz. Yetişkin hayatta olduğu gibi, çocukların hayatı da tatlılık kadar sertlikler ile dolu, ve kanımca başarılı bir çocuk hikayesinin de seyircisini küçük görmeden bu gerçeğe ayna tutması lazım. Sonuçta en son ne zaman yaşamının her saniyesi sonsuz mutluluk ile dolu bir çocuk gördünüz?
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top