Beyazperdem
Çarpışma
Çarpışma
Vizyon tarihi 24 Haziran 2005 (1s 47dk)
Yönetmen
Oyuncular: Sandra Bullock, Don Cheadle, Matt Dillon devamı
Tür Dram, Gerilim
Ülke ABD
Fragmanı izle
Üyeler
4,31289 Puanlama ve 254 Eleştiri
Beyazperde
4,5
Puanım :
0.5
1
1.5
2
2.5
3
3.5
4
4.5
5
İzlemek İstiyorum

Özet ve Detaylar

Bir ev kadını ve uyuşturucu bağımlısı kocası? Birbirine aşık iki polis dedektifi? Afrika-Amerikalı bir yönetmen ve karısı? Meksikalı bir çilingir? İki araba hırsızı? Orta yaşlı Koreli bir çift ve çaylak bir polis?

Los Angeles'ın günlük monotonluğunda birbirinden habersiz yaşayan sıradan insanlar? 36 saat içinde birbirleriyle tanışırlar. Bu birbirinden farklı hayatları nasıl bir öykü bir araya getirir?

Irk farklılıklarının ne kadar önemsiz olduğunu, suçlu ve saldırganın, siyahla beyaz kadar yakın, bir o kadar da uzak, olduğunu savunan, doğruyla yanlışın görecesinde kaybolan bir film. Eleştirmenlerin büyük beğenisini toplayan filmde, insanlığın gölgesinde kalan gerçekler gün ışığına çıkıyor.
Orijinal adı

Crash

Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 2004
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar 1 başlık
Bütçe 6 500 000 $
adlı yapımdan esinlenilmiştir. Crash / Collision
Dil İngilizce, İspanyolca, Arapça, Farsça
Görüntü formatı 35 mm
Renk Renkli
Ses formatı Dolby Digital
Yapım formatı 2.35 : 1 Cinemascope
Viza numarası -

Beyazperde Eleştirisi

4,5
Muhteşem
Çarpışma

Bu Filme Dikkat!

Ali Ercivan
İlk hangi filmle başladı, şimdi adını koymak güç. 1999 yılında Manolya (Magnolia) ile, P.T. Anderson'ın gözünden bol karakterli bir Los Angeles öyküsü izledik. Hemen ertesi yıl, Meksika'dan Alejandro Gonzalez Inarritu, Paramparça Aşklar Köpekler(Amores Perros) ile çok sayıdaki karakterlerini bir trafik kazasının etrafında birbirlerine bağladığı bir kent draması sundu. Son dönemde, Gece 11:45 gibi filmlerle Türk sinemasında bile karşılığını bulmuş bir izleğe dönüştü bu yapı. Tabii aslında her şeyin temelinde, Robert Altman'ın 70'li yıllardan beri yaptığı sinema var.Çarpışma (Crash) ile sinemadaki ilk yönetmenlik denemesine imza atan Paul Haggis'i, Milyonluk Bebek'in (Million Dollar Baby) senaristi olarak tanıyoruz. Aslında senarist olarak Oscar ödülüne aday gösterildiği bu yapımdan daha önce çektiği ama gösterimi bu yıla ertelenmiş olan ilk filminde Haggis, Los Angeles'ta iki günlük bir z...
Eleştirinin tamamı

Fragmanlar

Çarpışma Orijinal Fragman 2:26
Çarpışma Orijinal Fragman
5 211 gösterim

Oyuncular

Sandra Bullock
Rolü : Jean Cabot
Don Cheadle
Rolü : Graham
Matt Dillon
Rolü : Officer Ryan
Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

KaliteTAKIP
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: KaliteTAKIP, Tarih: 03/11/2015

4,5Muhteşem

Olayların birbirini takip etmesi ve de kaderin cilvesi diye buna derim işte.. Muhteşem bir senaryo.. Değişik konular işlenip... Devamını oku

Ali Y.
Yapılan son negatif yorum

Yazar: Ali Y., Tarih: 07/12/2015

2,5Geçer

filimin tam duygusunu alamadım galiba bana iyi gelmedi ama bu yoruma aldanıp izlememezlik yapmayın derim

Tüm üye eleştirileri
22% (57 Eleştiri)
56% (141 Eleştiri)
8% (21 Eleştiri)
10% (26 Eleştiri)
2% (4 Eleştiri)
2% (5 Eleştiri)
Çarpışma hakkında görüşlerin ?
254 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

21 Fotoğraf

Bunları Biliyor musunuz?

Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film - 2000'ler

Yapım, "Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film" listesinin son versiyonunda yer alıyor.

Son Haberler

Stallone'ye Ulaşabilene Aşk Olsun!
HABERLER - Fotoğraf & Videolar
26 Eylül 2014 Cuma
Third Person Filminden Uluslararası Fragman!
HABERLER - Fotoğraf & Videolar
16 Nisan 2014 Çarşamba
Başrollerinde Liam Neeson, James Franco ve Mila Kunis'i izleyeceğimiz Third Person filminin uluslararası fragmanı yayınlandı!
Küçük Çarpışmalar!
HABERLER - Gündemdeki Filmler
29 Ocak 2008 Salı
2004 yapımı Oscar ödüllü Çarpışma filmi küçük ekrana uyarlanıyor...
5 Haber ve Özel Dosya

Yorumlar

  • UGUR-TAZEG?L
    TEK KELİME İLE BİR BAŞYAPIT 10 ÜZERİNDEN 10Olayların birbirini takip etmesi ve de kaderin cilvesi diye buna derim işte.. Muhteşem bir senaryo.. Değişik konular işlenip olayların bir bütünlüğü sağlansa da yine burada esas olan nokta insanın; düşünce yapısı ve hayatında bununla orantılı olarak yaptıkları.. Bu film de oynayan bütün oyuncular başrol neredeyse.. Hepsinden bir parça alıyorsun gibi.. Başta olaya ırkçılık üzerinden dalıyoruz.. Bize ilk sunulan siyah ile beyaz arasında aslında hiçbir zaman olmayan ayrımcılık üzerinden birşeyler anlatılmaya çalışılıyor.. Başarılı kesitler, başarılı oyunculuklar.. Ama film ilerliyor, ilerliyor ve şöyle birşey düşünüyorsun.. Tamam ırkçılık bu filmde temel gibi duruyor ama bu film de izlemiş olsanda, fazla düşünmeyeceğin çok çok önemli konuların üzerinden de geçiliyor.. Peki nedir bunlar.. Benim dikkatimi kesinlikle ırkçılıktan sonra en baba sahnede, hiç beklemediğim bir zaman da insan kaçakçılığı, insan ticareti çekti.. O an boğazım düğümlendi diyebilirim.. Bu tek değil başka seçenekleri de belirtmek lazım aslında bizim gözümüze sokulmaya çalışılanlardan; olaylara karşı düzen koruyucuların dışında bireysel silahlanma ve de bunlarla beraber yine belki de en önemli nokta ÖN YARGI ! Evet; izlediklerimle ve de biraz da hayatımız da öz eleştri yaptığımız da böyle düşüncelerin olduğunu inkar edeceğimizi zannetmiyorum.. Biz ya da çevremizde ki insanlar da ön yargılı davranma belki de toplumların, toplumumuzun en başlıca hastalıklarından biri.. "At gözlükleri" misali diyebirim bu acayip derecede sorun teşkil eden günümüz konuyu fazla uzatmadan bu platformda.. Her bir olay domino taşı gibi birbirini belki de çekiyor bu filmde ve de bağlamalar yani sahneler arası geçişler olabildiğince iyi olmakla beraber her bir oyuncunun birer başrol oyuncusu olduğunu düşünerek Matt Dillon için ayrı bir parantez açmam gerekiyor.. Çoğu izleyen tarafından belki de canlandırdığı karakter yönünden ilk başta nefret kazandı ama oyunculuk yönünden duruşu, diyalogları ve de kötünün, iyi olması durumunu o kadar iyi sergiledi ki hayran kaldım diyebirim.. Haa sahneleri de o kadar çok değilde ama olabildiğince yeterliydi.. Crash filminin Oscar'ı kazandığını biliyordum fakat Matt Dillon'un en iyi yardımcı erkek oyuncu adaylığını öğrenince şaşırmadığımı ancak ödülü alamadığını görünce ise şaşırdığımı da belirtmek isterim.. Final de, başla ve sonla beni etkilediğini söyleyebilirim.. Unutmayan belki de basit bir "pelerin" gibi bazı şeyler hayatınızı etkileyebilir ve değiştirebilir.Paul Haggis'in yonetmenligini yaptigi 2004 yapimi; icinde bircok duygusal doruk barindiran, bu duygusal anlari harika muziklerle bezemis, "gercek hayattan gercek bir kesit’’ sunan başrolündeki 11 oyuncunun da çok ekonomik kullanıldığı, hiçbiri birbirinin önüne geçmediği kesişen hayatlar temasının güzel bir örneğİ CRASH. Abd’ de cekilen bu tarz filmler Amerikan Beauty ile baslamisti. Amerika artik toplum olma ozelligini yitirmis, ortak hedef ortak tarihe sahip olamayan bir insan toplulugu haline gelmis bu filmle de bunu itiraf ediyor ve en iyi film OSCAR ödülünü kesinlikle hakediyor. Filmde aslinda sadece’’ hayattan bir kesit’’ anlatiliyor ama icerdigi muthis orguyle hayran birakıyor. Filmin akisi esnasinda; birbirlerine acilan karakterler ve sahneler o kadar iyi verilmis ki hic yadirgamiyorsunuz... aksine; ardi ardina bir puzzlein parcalari gibi yerlerini bulan bu sahneler; hem sizi filme baglamis oluyor hem de hayatin gercekten de surprizler ve tesaduflerle dolu oldugunu size bir kez daha hatirlatiyor.... "DOKUNMA DUYGUSU! şehirde yürürsün, insanlara değerek geçersin, onlarda sana çarpar. L.angeles'ta ise kimse sana dokunmaz. metal bir camın arkasındayız. o dokunma hissini özlüyorum. bir şeyler hissedebilmek için birbirimize çarpmalıyız." bu sözler filmin hemen başında bir çarpışma sonucunda arabasının içinde konuşan bir dedektifin ağzından dökülüyor ve tüm filmi özetliyor aslında..11 eylül günü ikiz kulelere çarpan uçakların sonucunda amerikan halkında oluşan korku hissi,yabancı düşmanlığı, tahammülsüzlük, ırkçılık gibi konuları irdeliyor bu film."biz"'in nasılda bir anda "öteki" oluverdiğini gözler önüne seriyor.bir kaza sonucu bir zamanlar "melekler şehri" olarak adlandırılan L. angeles’ta o meleklerin çoktan şehri terkettiğini anlamamıza yardımcı olan çarpışık hayatları seyretmeye başlıyoruz filmde.Bir insanın tamamiyle kötü, veya tamamiyle iyi olamayacağının vurgulandığını göüyoruz , bir nevi `yin yang` in alegorik anlatımı gibi .İnsanların tüm eylemlerinin bir neden üzerine kurgulandığını ve herkesin kendi kurgusal mahkemelerinde nasıl yargılandığını gösteriyor, nefretin veya sevginin anlık birikimini, ve tahminsizliğin sınırlarını zorlayacak bir yerden nasıl fışkırdığını gösteriyor yani film kendinden olmayanı tanımayan, yok sayan, ondan korkan ve onu yok etmeye çalışan ABD nin resmini çiziyor….salt eğlendirmek değil düşündürmek, sorgulatmak, değiştirmek gibi bir misyona da sahip film. her şeye rağmen, filmde önyargıların ne tür işler açabileceğini izlerken bile önyargılı biçimde bir amerika propagandası arayıp duruyorsunuz. ve nihayet filmin sonunda "evet! bütün bunlar böyle çünkü burası amerika. burada her şey olur, insanlar yaşar, ölür ama amerika böyle. yaşatır da öldürür de"yi, eğlenceli bir müzik eşliğinde algılayabiliyorsunuz..Sonuç itibariyle çarpışan tüm bu hayatların sonucunda yönetmen Paul Higgis bu çarpışmanın fotografını çekerken ; diğer yandan da bu fotografın derinliklerini gösteriyor ve filmini bitiriken üzerimizdeki zırhı çıkarıp filmin hemen başındaki dedektifin repliğini hatırlatıyor... "DOKUNMA DUYGUSU! insanları birbirine bağlayacak ve koparmayacak şeyin bu olduğunu hissettirerek…
Yorumları göster
Back to Top