Beyazperdem
    Brokeback Dağı
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    5,0
    Kusursuz!
    Brokeback Dağı

    Bu Aşk Evrensel Mi, <br>Yoksa Planlı Mı?

    Bige Akdeniz
    Batı'da, uzun zamandır görülmemiş bir fırtına gibi estikten sonra, sahillerimize ulaştı Brokeback Dağı. Estiği yerler, farklılığa, özgün kişisel yaşantılara alışmış kültürler... Özellikle Amerika... Sistemin "normal" dediğinden ayrılmayı oldukça motive ettiği yerler, bunun için burslar, fonlar ve fırsatlar yaratılan bir ülke. Her ne kadar eşcinseller, evlilik haklarına kavuşamamışsa da, eşcinsel olma haklarına sahipler bu ülkede... Yasalarca korunuyor seçtikleri yaşam biçimi... Peki neden eşcinsel temalı bir film bu kadar ses getirdi? Tartışılan, filmin eşcinsel teması mı, yoksa başka bir bit yeniği mi var burada?

    Tüm bu soru işaretlerinin arkasında kurnaz bir yapımcı formülü yatıyor aslında; özellikle bu filme adımınızı atmadan önce üzerinde düşünmenizi tavsiye ettiğim bir formül. Bizim film endüstrimizde eksik, Amerikan film endüstrisinde fazlası ile kendisini gösteren birileri var ve esas farkı onlar yaratıyorlar her sene: neyin iş yapacağından anlayan yapımcılar... Kuşkusuz, Brokeback Dağı'nın senaristi ve şuh yapımcısı, ödülleri bir bir kabul ederken biz bu filmin bu noktaya geleceğini tahmin etmiyorduk sözleri ile -oldukça hesaplı kitaplı bir yapım formülünü uygulamış olmalarına rağmen- her zaman marjinal temalara, bağımsız yapımlara susamış bir izleyicinin saflığına sığınıyordu. Kullanılabilecek tüm popüler araçların (popüler yönetmen+popüler oyuncular+bestseller yazar+popüler film türleri) marjinal bir temayı işlemek için kullanılması ve bir de bağımsız sinema havasına bulanması ile ellerinde bir "hit" olduğunun oldukça farkındaydılar aslında.

    Farkındaymışlar, ama daha dün Variety'nin geçtiği bomba habere göre, bu farkındalık içinde davranmamışlar ve filmin yardımcı oyuncusu Randy Quaid'i, bu film düşük bütçeli diyerekten, az bir miktara rol almaya razı etmişler. Ve filmin tüm dünyada 160 milyon dolar civarında gişe yapmasına uyanan Quaid, filmin yapımcı ve dağıtımcı şirketine 10 milyon dolarlık bir tazminat davası açmış durumda. Gerekçesi ise filmin yapımcıları ve dağıtımcılarının, aslında stüdyo desteği olan ve geleneksel stüdyo pazarlama ve dağıtım teknikleri ile lanse edilecek bir film için düşük fiyata yetenek tavlamaları.



    Hit bir film yapmanın yollarını arayan bir yapımcıyı yadırgamamak gerekir, ama kullandıkları formül filmi izlerken gözünüze batıyorsa, ortaya ne kadar güzel bir film çıkmışsa çıksın, bir yemek yapımı sonrası mutfakta görünen malzemeler gibi, gözünüz filmin hassas romantizmine değil, işin mutfağına takılı kalıyor.

    Filmin kendisi de bu yaklaşımdan etkilenmiş gibi... Eşcinsel olun olmayın, ortada empati kurmakta oldukça zorlanacağınız bir film var. Tabi ki her filmin malzemesine bir empati kurmak zorunda değilsiniz, öyle filmler var ki tüm yabanilikleri içinde güzelleşirler. Ama, filmin yönetmeni Ang Lee bu filmin evrensel aşkı anlattığını ve dolaylı bir şekilde eşcinsel olun olmayın bu filmi izlemeye gidin türünden çağrısını yaptığında, ister istemez film ile bir bağlantı kurmanızın önemli olduğunu düşünüyorsunuz.

    Üstelik filmin konu aldığı aşk, her türlü toplumsal engele, uzun mesafelere, yaşanan farklı hayat gerçeklerine, zamanın akışına, bedenlerin yaşlanmasına rağmen durmayan, Brokeback Dağı'ndan geçen nehir gibi akıp giden bir aşk. Bu kadar büyük bir aşkı iliklerine kadar hissetmek istiyor insan, hatta duygulanmak, o zamanın toplumsal şartlarından dolayı, değil sadece kendilerinin çektiklerine, başkalarına da çektirdiklerine, o eşsiz dağ görüntülerinin eşliğinde filmin müziğine benzer bir ağıt yakmak istiyor insan. Ama olmuyor.

    Öncelikle biraz önce bahsettiğim formül duruyor bu aşk ile aramızda ve bir de Heath Ledger'ın canlandırdığı içine kapanık Ennis Del Mar karakteri... Hikayeyi okumadım, ama Oscar adaylıklarından da anlayacağınız gibi filmin ana kahramanı Ennis... Ennis ile onun yasak aşkı Jack ile gel gitler arasında ilerlese de film, daha çok Ennis cephesine odaklanıyor. Altyazı olmasa ne konuştuğunu hemen hemen anlayamayacağınız bu karakter, filmin, aşkı daha çok içindeki fırtınalar ile yaşayan kovboyu. Kendi içinde ya da doğanın huzurunda sakladığı ölçüde aşkını koruyacağının bilincinde, bizden de saklayıveriyor aşkını. Filmin tutkulu aşığını ise pek tanıma fırsatımız olmuyor, belki filmin finalinde, ailesi ve geçmişi ile tanışma fırsatını yakaladığımızda biraz yakınlaşıyoruz, ama yine de yetersiz kalıyor onunla aramızda oluşturduğumuz bağ. Üstelik Jake Gyleenhaal'ın oyunculuğu yapmacıklığın dışına çıkamıyor pek, sadece rolüne iyi çalışmış bir görüntüsü var. Bir oyuncu seçimi hatasına işaret ediyor filmdeki performansı...



    Bu aşkı tanımamızda aleyhimize işleyen diğer bir unsur ise filmin uzun bir zaman dilimine yayılması, ilk başta oldukça yakından gördüğümüz bir yakınlaşmayı, başka yaşantılar ve karakterler ile uzun bir süre paylaşmak zorunda kalıyoruz. Üstelik, iki kovboyun bir dağda başlayan heyecanlı hikayesi oldukça klişelikten uzak bir anlatımla ilerlerken, filmin geri kalanı çok boyutluluğunu yitirmekten kurtulamıyor. Ve bundan bu kovboyların hayatına giren diğer karakterlerde nasiplerini alıyorlar. Bu aşkın anlatımına hizmet eden ikonlar dışında bir fonksiyonları yok gibi. Kovboyların yaşadığı aşka en fazla yakın eşleri de zamanla yitip gidiyorlar hikayede. Brokeback Dağı'nda iki kovboy arasında geçen durgun ve uzun planlar, filmin geri kalanına uyarlanmış olsaydı, daha bir değişik olacakmış film. Her ne kadar Ang Lee filmin dağda geçen ilk kısmını, iki kovboyun yaşamlarındaki en özel deneyim gibi gösterme çabası ile incelikli bir anlatımı tercih etmiş olsa da, filmin geri kalanında bu türden bir anlatımı gözlerimiz arıyor.

    Yine de Ang Lee ne yaparsa yapsın gerçekten diğer Hollywood yönetmenlerinden ayrılan farklı bir duygusallık veriyor filmine, özellikle görsel anlatımı kullanmasındaki ustalığı ile. Uzakdoğu orijinli olmasının bunda büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. Ancak bu filmin bir popüler sinema klasiğine dönüştürmekte kendi duygusal vizyonu bile yeterli olamamış. Bir aşk filmini anlatırken bağımsız bir sinemanın minimalizmine sığınmak istemiş, ama bir yandan da klasik sinemanın her türlü aracından içinde ve dışında faydalanan bir filmin yönetmeni olduğunu göz ardı etmiş.

    Ne aşkın minimalist samimiyetine inanabiliyoruz o yüzden, ne de karla kaplı ulu dağlarda yaşanan efsanevi bir aşka kaptırabiliyoruz kendimizi. Açıkçası bu öyle bir film ki, yapımcısından yönetmenine ve oyuncusuna ortaya oldukça iyi bir iş çıkacağının bilincinde çekilmiş sanki, ama bu özgüven içinde bir aşk hikayesinin gücünün kendisini anlatabildikçe büyüdüğünü unutmuşlar. Anlatamamışlar, kendilerine anlatmaları yeterli olmuş. Olası evrensel bir aşk, Brokeback Dağı'ndan inememiş bizim buralara.
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top