 |
Farklı olduğu her halinden belli olan Dönüş filmi; orijinalliğinden kaynaklanan gücü sayesinde katıldığı hemen her festivalde ve yarışmada ödüllendirilmiş olmasına rağmen, izleyicisini düşünsel anlamda bir hayli yoran ve ne yazık ki tam bir çözümlemeye ulaşmalarını engelleyen bir sanat filmi olarak kalacak gibi gözüküyor.
Dönüş, geçtiği mekanların ve de arabadaki insanların ilişkileri sayesinde enteresan bir yol hikayesi kıvamına ulaşmış olmasına rağmen, karakter analizi açısından son derece büyük eksiklikler içeriyor. Babanın ne neden gittiği, ne nereye gittiği, ne de hangi amaçla geldiği aktarılmadığı gibi annenin tepkisi, büyükannenin tepkisi de yeterince iyi yansıtılamayınca ortaya çıkan sorular, finalde “kutuda ne vardı, çocuklara ne oldu” gibi sorularla birleşip izleyicinin filmden alacağı zevki baltalıyor. Zihinlerinde cevapsız kalmış bir sürü soruyla sinemadan ayrılan insanların filmin gişesini etkileyeceğine kesin gözüyle bakıyorum.
12 yıldır ortalarda görünmeyen ve sonra aniden ortaya çıkıveren baba figürünün karşısına biri babaya hayran, öbürü kuşkucu ve biraz da düşman, iki erkek kardeşi koyma fikrini çok beğendim. Öte yandan yolculuğa annenin dahil edilmemesini ve babanın geçmişinin sona doğru netleşmemesini ise yanlış bir seçim. Böylece filmin bir yerden gelmediği yetmezmiş gibi, üstüne üstlük herhangi bir yere varamamak gibi bir kabahat işlemiş olduğu ortaya çıkıyor. En azından filmin sonundaki siyah-beyaz fotograflarda gizli kalan bazı noktalar aydınlatılabilirdi ve izleyicinin merakı giderilmeye çalışılabilirdi. Dikkatin ve davranış merkezlemesinin, anneden açlık çekilen baba kavramına kayması gibi ahlakçı bir tutum bu filme uygun kaçmamış.
Uzun yıllar ciddi bir otorite noksanlığında yaşayan kardeşlerin, -açılış sahnesi hariç- kişiliklerine dair ön bilgiler verilmemesini ve filmin kalkış noktası olan dönüşün ardından çocukların davranışlarındaki değişimin netliğinin yeterince ortaya koyulmamasını da ayrıca eleştirmek gerekir. Zaten amaç, babadan önce ve babadan sonra diye ayrılabilecek iki devir arasındaki farkların altını çizmekse, çocukların dönüş öncesi dönemine dair derinlemesine bir anlatım bir çeşit zorunluluktur. O yüzden çocukların neler çektiğini göstermeyip, tahmin ettirmek, yani bu algılama yükünü seyirciye atmak bence yanlış. Çünkü hal böyle olunca; ufak kardeş Ivan’ın öfkesini anlamak ya da onun babasına “Ne diye çıkıp geldin, ne güzel yaşıyorduk”, yahut da “Senden önce mutluyduk” demesine bir mana vermek güç oluyor. Ya da benzer sebeplerle Ivan’ın abisi Andrey açısından baktığımızda, onun babasına neden hemen ısındığını tam olarak anlayamamış oluyoruz.
Filmin sevdiğim yanlarına gelince: özellikle soluk renklerin hakim olduğu görüntü çalışmasını ve filmin müziklerini sevdiğimi söyleyebilirim. Ayrıca, ilk önce yakalanan canlı balıkların, daha sonra can çekişen balıkların ve sona doğru da ölü bir kuşun gösterilmesi ilginç bir metafor. Bir sevincin büyük bir hayal kırıklığına, o hayal kırıklığının da şiddete ve ölüme doğru sürüklenişine dair yapılan bu eğretileme, en az yatakta ve sandalda aynı şekilde yatan baba kadrajı kadar etkileyici... Yine de bunların boşluklarla dolu senaryoyu kurtaramadığı görülüyor.
Bu film hakkında çok farklı birşeye daha değinmek istiyorum. Filmin afişine! Türkiye’de yakın plan çekilmiş bir düzine insan kafasıyla yapılan yani bizim bir türlü beceremediğimiz film afişi meselesine yönetmen Zvyagintsev -ya da her kim karar verdiyse- müthiş bir çözüm bulmuş. Filmi seyreden biri için, Dönüş filminin afişinin neredeyse kusursuz olduğunu söylenebilir. Ayrılığın öfkeye, kavuşmanın hüzne ve düş kırıklıklarının ölüme yani sonsuz ayrılığa dönüştüğü bir film için, denize yani önce kazanıp sonra da kaybettikleri birşeylere bakan iki kardeşin fotografının yer aldığı afiş neredeyse filmin tüm içeriğini ve tüm mesajını özetliyor.
Afişin alt kısmında ve üstünde, filmde bir anlamda anahtar işlevi üstlenen iki siyah beyaz fotoğrafın silüeti -dolaylı olarak da olsa- belki de hayatında ilk kez içinden gelerek “baba” diyen bir çocuğun sahile koştuğu o çarpıcı sahneyi anımsatıyor. Trajik bir hikayeye sahip Dönüş’ü övüldüğü kadar iyi bulmadığımı, minimalist bir başyapıt olarak nitelendirmenin biraz abartılı olduğunu söyleyebilirim ama filmin müthiş bir afişe ve görüntü çalışmasına sahip olduğunu vurgulamadan da geçemeyeceğim.
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
|
beyazperde.com'dan
SineKritik |
|
|
|