KİMLER ONLINE?
 
 
ŞEHRİMDEKİ FİLMLER
 
 
FAVORİ SİNEMALARIM
 
 
   
   
 
Ana Sayfa  |  Pek Yakında  |  Haberler  |  SineMasal  |  SineKritik  |  SinemAnket  |  SineMaç  |  Forum
Ev Sineması  |  Kitap  |   Müzik  |   Box Office  |  SinePuan  |  Künye  |  WAP  |  BEYAZPERDEM


 
 
  Film  
XXX 2 XXX 2 (2005)
XXX 2: The Next Level
6,2

Y: Lee Tamahori  O: Ice Cube, Samuel L. Jackson

  SineKritik
Amerika'nın Hali Ne Olacak?
Ertan Tunç
James Bond gibi, Flint gibi eski nesil ajanların hayranları olanlar için Vin Diesel’in Yeni Nesil Ajan’ı en azından farklı bir deneyim olmayı başaran, olağandışı bir anti-kahramandı. Yöntemlerin dozu çok fazla abartılmış olmasına rağmen hem Diesel hem de müzikler izleyiciyi tatmin etmeyi başarmıştı. Tabii Hollywood sinema endüstrisi –biraz da haklı olarak- devam filmi çekti. Diesel projeden çekilip yerine Ice Cube gelince yeni senaryoda Diesel’i öldürüvermişler hatta onun yetenekleriyle de bolca alay etmişler.



XXX 2’nin en önemli özelliği, Lucas’ın Industrial Light and Magic’inin üzerine düşeni yapmış olması. Saldırı sahneleri, patlamalar ve tanklı sahneler gibi daha bir sürü yerinde özel efektleri sayesinde bir “aksiyon” filminin asıl amacına ulaşmasını sağlıyor. Dur durak bilmeyen hareketliliği ve “zaman kısıtı” kullanımıyla heyecanın ve gerilimin azalmasını engelleyen bir kurguya sahip XXX 2.

Fakat senaryo, inandırıcılıktan yoksun, yapay -hatta günümüz Washington’unu hesaba kattığımızda- tamamen saçmalıklar üzerine kurulu. Mantık hatalarıyla adeta iğne oyası gibi işlenmiş bir senaryoya sahip film. “Nasıl oluyor da”, “Peki o zaman neden” gibi kelimelerle başlayan sorular sormadığınız sürece ise sorun yok. Bitmek tükenmek bilmeyen bir aksiyona sahip olduğu açık. Araba hırsızlığı ile geçinen bir gurup siyahın tank kaçırıp, Beyaz Saray’a Başkan’ı kurtarma operasyonu düzenlemesi fikrini duymak dahi komik hatta endişe verici…



Amerikan filimlerinde siyahlarla alay etmek gelenek halini almışa benziyor. Asıl üzücü olan ise siyahların buna nasıl alet olduğu. Ice Cube gibi Los Angeles olaylarının müsebbiplerinden bir olan bir rap'çi, üzerinde çelik yelek olmasına rağmen delik deşik edilen Tupac ve MTV’deki Pimp My Ride’dan tanıdığımız Xzibit bir şekilde bu senaryoda yer alıyorsa durup düşünmek gerekir. Bu, yani sinema, geriye doğru kertme yaratmayı hedefleyen bir değişim sürecine mi, yoksa Doğu-Batı ayrımının bir çatışma alanı yaratma sürecine işaret edecek bekleyip göreceğiz.

Filmin oyunculuklar açısından değerlendirilmesine gelince, -yine Birleşik Devletler’e düzenlenen askeri bir operasyon üzerine kurulu- Norris’in Amerikan İstilâsı’nda en azından Richard Lynch’in o muhteşem Rostov kompozisyonu vardı diye isyan etmek mümkün. Peki ya XXX 2’de? Samuel Jackson ve Willem Dafoe sadece para için oynadıkları filmlerde bile bir “karakter” yaratmayı başaran aktörler olmasına rağmen XXX 2’de, kariyerleri düşünüldüğünde, utanılacak iki rol kaptıkları dahi söylenebilir. Ice Cube ve Xzibit’in oyunculukları üzerine ise konuşmaya bile değmez.



Aksiyon filmi de olsa oyunculuklar önemlidir. Oyuncular iyi değilse ya fiziksel olarak ya da rol gereği gerçekleştirdiği davranışlar açısından çok karizmatik hale getirilir. Kural budur. Obez komando olur mu? Belki de bu Amerika’nın toplumsal bir gerçeğini yeni bir anti-kahraman yaratma sürecine dahil etme girişimidir. Milkshake ve patates kızartmasını sekse tercih eden, araba hırsızları arasında büyümüş siyah bir komando…

Aşağı yukarı 110 trilyona mal olmuş bir filimden beklenen hemen hiçbir şeyi veremeyen bir film XXX 2. Efektleri haricinde neresini tutsanız elinizde kalan zayıf bir yapım. Türk sinema tarihindeki tüm filimlerin dahi toplamda bu kadar paraya çekilmediğini düşünmek, Hollywood için konulması gereken çıtanın çok yukarılarda olmasını gerektiriyor. O yüzden basın gösteriminde kulak misafiri olduğum “peki biz böyle bir tane film çekebildik mi?” gibi soruları ciddiye bile almak söz konusu değil. Ne olursa olsun sinema bir bütündür ve -XXX 2 gibi- bu bütünü oluşturan parçaların bir tanesi hariç geri kalan tümünü yok sayan bir sinemayı övmek, sanatsal açıdan suç olmasa bile en azından kabahattir.



Genelde, bir takım pazarlama hinlikleri sayesinde yatırımlarını kurtaran büyük prodüksiyonlar, kaliteli ürünler vermediği sürece eleştirilmeyi sonuna kadar hak ediyor. Bu açıdan bakıldığında, XXX 2’nin kötü bir film olduğunu ve zaman geçirtmekten başka bir işlevi olmayacağını söylemek gerekir. Woody Allen her zaman “iyi senaryodan kötü film çıkmaz” der. Engels’in Hegel için söylediğine benzer bir mantıkla, Woody Allen’ın “ağacı başaşağı tuttuğunu” söyleyip, Hollywood’a bir mesaj da biz yazalım: “Kötü senaryodan iyi film çıkmaz”
Ertan Tunç
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. - Kısıtlamalar için tıklayın.

beyazperde.com'dan
SineKritik