7 bölümlük Big Little Lies iyi senaryoların; iyi müzikler, iyi görüntü yönetimi ve iyi oyunculuklarla ne kadar güzel sonuçlar ortaya çıkarabileceğinin iyi bir örneği. Dizi bir kaç kadın karakter üzerinden çok iyi karakter analizleri ile birbirine çok güzel uyum sağlamış hikayeleri iç içe geçirerek bir cinayet olayını 7 bölüm boyunca merak duygumuzu tetikte tutarak anlatıyor. Ortada bir cinayet var evet, ama dizi ilerledikçe esas meselenin bu cinayet değil, kanlı ya da kansız türevleriyle bir çok cinayet olduğunu öğreniyoruz: birbirini çekemeyen kadınlar, kontrol arzusu ve hırsla başkalarını ezen kadınlar, sözel fiziksel şiddet türleriyle her bir yana yayılmış kadın erkek ilişkileri, aile hayatı, anne baba olmanın zorlukları, istismarlar, kadın ve erkek olmanın zor olması; itina gösterme, samimiyet ve iyiliğin bile zor bir hale gelmesi, bütün ilişkilerin temelde bir had bildirme şekline dönmesi ya da buna olan meyli, insanı afallatan bir çizgiyle sürüp giden didişmeler, kavgalar...7 bölümde karakterlerin iç dünyasına girerken çözülmesi dizinin süresine yetmeyecek bir yumağa gömüldüğümüzü de anlıyoruz: dedikodular bitmiyor, sırlar fazla, zaaflar çok, kötülük de var; ama bir yandan da dostluklar, dayanışma, yanında durup destek olma duygusu da var. Dizi kadınların var olma kavgaları içerisinde güç ve denge arayışlarını olumlu ve olumsuz birçok örnekle anlatırken erkeklerin hikayedeki rollerini de dengeli bir şekilde dağıtıyor. Finalde ise ilginç bir kadın dayanışması görüyoruz. Son sahneler de öldüren, yok eden, istismar eden erkeklere ve erkek dünyasına karşı ışıklı, ışıl ışıl ve umut dolu bir güç gösterisi gibi.
Diziyi herkese öneriyorum. 4. bölüm sonu izlediğim en iyi bölüm sonlarından biriydi. Müzik ve görüntü yönetmenliği de oldukça iyiydi. Reese Witherspoon ise oyuncular arasında açık ara önde