'Lost'...'Lost' bir diziden fazlasıdır. Bunu kusursuz bir hikaye, senaryo, karakterler veya gizem barındırdığı için söylemiyorum. Nitekim bu açılardan da çok iyiydi, özellikle belli dönemlerinde. Fakat bir diziden fazlası olmasının asıl sebebi, günümüzde Netflix vb. platformların çıkmasında, televizyonun sinemayla yarışır duruma gelmesinde, en kariyerli oyunculardan bazılarının gözü kapalı televizyon yapımlarını tercih etmesinde azımsanmayacak bir rolünün olmasıdır. Bu saydıklarım belki de çağın gerekleri olarak yine yaşanacaktı, ancak 'Lost' tüm bu gelişmeleri belki de tek başına 5-10 yıl kadar erkene almış oldu.
Bana kalırsa bir 'fenomen' denebilecek ilk dizidir. 'Lost'a kadar kimsenin birbirinden çıldırmışcasına CD/DVD halinde birbirinden bölümleri aldığı, özellikle 18-30 yaş arası gençliğin toplanarak 'Lost geceleri' düzenlediği, öğrencilerin ertesi gün önemli bir sınavları olmasına rağmen eline geçen 3-4 bölümü üst üste gecenin ilerleyen saatlerine kadar izlediği bir dizi hatırlamıyorum. J.J. Abrams ve Damon Lindelof önderliğinde, ABD'deki yazarlar grevine kadar kusursuza yakın şekilde ilerleyen, bu dönemin sonrasında diğer pek çok yapımda olduğu üzere bir şekilde tempo kaybına uğrayan, büyük oranda da ilk sezonlarda inanılmaz boyutlara ulaştırılan gizem örgüsünün milyonlarca seyirciyi tatmin edecek şekilde çözümlenememesi nedeniyle, olduğundan da büyük bir efsane olma fırsatını kaçırmıştır. Enteresan olan ise, döneminde çok ama çok fazla popüler olan oyuncu kadrosunun neredeyse tamamının klişe tabirle sönüp gitmesidir. Evangeline Lilly bazı popüler işlerde hep arka planda yer almışken, geri kalan kadro bu seviyede bile değildir.
Dizinin bitmesinin ardından bir nesil atlamıştır ve yeni nesil, tüm bu kaliteli televizyon yapımlarının arasında 2004 tarihli bu fenomene bir şans vermelidir.