Dexter benim için tam anlamıyla hayal kırıklığı ve oldukça sıkıcı bir yapım. Konu yoksunluğu bir yana, gereğinden fazla cinsellik barındırması hikayenin önüne geçiyor. Dizideki kadın karakterlerin yansıtılma biçimi de ne yazık ki oldukça zayıf; çoğu ya figüran derinliğinde kalmış ya da niteliksiz temsil edilmiş. Bölümlerin 50-60 dakikalık süreleri ise akıcılığı öldürüyor. Bir noktadan sonra olay örgüsü sürekli kendini tekrar etmeye başlıyor: Dexter hedefi bulur, delil toplar, ritüelini gerçekleştirir. Bu formül, birkaç bölümden sonra izleyiciyi hikayeden koparıyor.
Aslında katil temalı dizileri severim, örneğin Sweetpea bu türün çok daha kaliteli ve başarılı bir örneği. Dexter ile ilgili asıl problemim ise dizinin sunduğu dünya görüşünün bazı kitleler tarafından yanlış yorumlanması. Sosyopatlığı, iletişimsizliği veya kadınlara yönelik mesafeli tavrı 'cool' bir özellik sanan bir kesimin, karakterin ruhsal bozukluklarını kendilerine kalkan yapması diziden soğumamdaki en büyük etken. Bir karakterin hasta ruhlu olması onu örnek alınacak biri yapmaz ama maalesef bu durum bir kişilik özelliğiymiş gibi benimseniyor.
Tabii ki dizinin prodüksiyon kalitesi veya türü sevenler için çekici gelen yanları olabilir, yani 'tamamı kötü' diyemem. Ancak benim için bir yapımı değerlendirirken sadece teknik özellikler değil; sunduğu dünya görüşü, karakter derinliği ve toplumsal yansıması da önemlidir. Dexter bu konularda beklentilerimin çok altında kalarak sınıfta kalmış bir yapım.