34 Bölüm
orijinal kanal: Trt 1
330 Fotoğraf
| 35 Video
1:05
0:49
0:34
3. sezonun videoları
3. Sezonun tüm fotoğrafları
Fatih Sultan Mehmed, Yermük Savaşı’ndan aldığı ilhamla “Üç Roma” vizyonunu ortaya koyar ve gözünü Karadeniz’in kıyılarında hâlâ ayakta duran Pontus İmparatorluğu’na çevirir. Bu sırada Pontus İmparatoru David Komnenos, yaklaşan tehlikeyi sezinleyerek Papa II. Pius’un desteğini kazanmak için hamle yapar.
Sultan Mehmed, evladı Beyazıd’ın davranışlarıyla büyük bir sınav verir. Karamanoğlu Sultanı İbrahim’in elçisi Ayvaz Bey, Julia’nın ölümü üzerinden Beyazıd’ın teslimini ister. Aksi halde savaş tehdidiyle Osmanlı’yı sıkıştırır. Buna rağmen Beyazıd, babasının emirlerini dinlemeyerek sancaktan ayrılır.
Pontus ve Karaman, Osmanlı’ya karşı güç birliği arayışına girerken, gölgelerde daha büyük bir savaş hazırlığı başlar. Vlad ile Karatuğlar, kadim sırların anahtarı sayılan kutsal emanetlerin peşine düşer. Ancak aynı emanetler uğruna Komnenos hanedanı ve Vatikan temsilcileri de kanlı entrikalar kurmaktadır. İhanetlerle, pusularla ve gizemli işaretlerle dolu bu yolda Vlad ve Karatuğlar, kaderlerini belirleyecek zorlu bir yolculuğa adım atar.
Sultan Mehmed, hem kişisel hem de siyasi meydan okumalarla dolu kritik bir döneme adım atar. Ağır yaralı yatan Şehzade Beyazıd’ın durumu sarayda derin bir sarsıntı yaratırken, Mehmed bir yandan divandaki çekişmelerle, diğer yandan Karaman, Pontus ve Vatikan’ın oluşturduğu ittifaklarla mücadele etmek zorunda kalır.
Sadrazam Mahmud Paşa, Zağanos Paşa’yı yeniden divana aldırarak güç terazisini kendi lehine çevirmeye çalışır. Şehabeddin Paşa’nın üzerindeki baskı artarken, Mehmed’in iki eski lalası arasındaki sarsılmaz bağ yeniden sınanır.
Karadeniz’de Osmanlı donanması büyük bir çarpışmaya girer. Savaşın sonucu, seferin kaderini etkileyecek dengeleri değiştirecektir.
Molla Lütfi’nin dikkatle takip ettiği izler, Vlad’a uzanan şüpheleri kuvvetlendirirken; sorgu odasında atılan her söz, kılıçtan keskindir. Vlad’ın karanlık geçmişi, onu yalnızca suçlu değil; büyük bir oyunun da anahtarı hâline getirir. Mehmed’in adaleti, ihaneti saklandığı yerden söküp çıkaracak kudrettedir.
Orta Ağası Zeynel’in cezalandırılmasına karar verildiğinde, Yeniçeri Ağası Kurtçu Doğan kendi canını ortaya koyar. Bu fedakârlık Mehmed’in yüreğinde yankı bulur, Zeynel affedilir.
Sultan Mehmed, İsfendiyaroğlu seferinden zaferle döner. Yeni fethedilen topraklarda adaletin ve düzenin sağlanması için harekete geçer. Artık sıradaki hedef bellidir: Pontus İmparatorluğu. Trabzon ve çevresi, Osmanlı’nın Karadeniz’deki hâkimiyetini tamamlamak açısından büyük önem taşımaktadır.
Zeynel’in kaybıyla sarsılan Osmanlı ocağı, Sultan Mehmed’in “Kanımızı yerde koymayacağız!” diyerek ilan ettiği intikam yemini etrafında yeniden birleşir. Kurtçu ve Bali Bey arasında süregelen gerginlik, Pontus tehlikesine karşı ortak bir hedefte buluşarak yerini zorunlu bir dayanışmaya bırakır.
Sultan Mehmed, Pontus kuşatması tüm şiddetiyle sürerken hem surların ardındaki düşmanla hem de ordunun içindeki hain ihtimalinin üzerine kararlılıkla gider.
Pontus surlarının çöktüğü noktadan içeri sızan Akıncılar, Draven’ın kurduğu kanlı tuzağa karşı kahramanca direnmeye çalışır. Bu haber Mehmed’e ulaştığında, yaşananların askerî bir hatadan değil, içlerindeki hainin hamlesinden kaynaklandığını anlar.
Şehzadeler, paşalar ve akıncılar, dar sokaklarda beklenmedik direnişlerle karşılaşırken; kişisel hesaplar, intikam duyguları ve geçmişten gelen düşmanlıklar savaşın seyrini değiştirmeye başlar.
Şehzade Beyazıd ve Mustafa, Şehzade Süleyman’ın hain planlarıyla kurduğu tuzağın içinde şehadeti göze alır, cesurca savaşmaya hazırlanır. Ancak beklenmedik bir müdahale, yalnızca bir kurtuluş değil, Anadolu’daki güç dengelerini de yeniden şekillendirecek bir hamle olur. Bu çatışmadan kim galip çıkacaktır?
Bosna’da kurulan kanlı planlar Balkanlar’ı yeni bir fırtınanın eşiğine getirir. Suç, masumların üzerine yıkılırken, kralların ve papalığın hesapları uğruna büyük bedeller ödenecek gibidir. Vlad ise bu karanlık oyunda kendi payını almak için beklenmedik bir hamle yapar.
Payitahtta yaşanan bir mali düzensizlik, Harem-i Hümayun’da uzun süredir korunan dengeleri sarsar. Gülşah Hatun’un aldığı inisiyatif, niyet ile yöntem arasındaki farkı gündeme getirirken Sultan Mehmed için mesele şahsi değil, devlet nizamıdır.
Radu, abisi Vlad’ın yönlendirmesiyle af dilemek üzere Sultan Mehmed’in huzuruna çıkar. Sultan Mehmed, bu ziyaretin ardındaki niyeti sorgularken kardeşler arasındaki bağ da ciddi bir sınavdan geçer. Radu hangi gerçekle yüzleşmek zorunda kalacak?
Bosna’da Stefan ve Vlad’ın aldığı karar bölgeyi ateşe sürükler. Bahadır Bey ve Bali Bey’in müdahalesi ise yalnızca bir kurtuluş değil, saraya uzanacak yeni bir hikâyenin başlangıcı olur. Prenses Rose Edirne’ye gelmiştir.
Şehzade Mustafa adaleti sağlamak için harekete geçerken öte yandan Ragusa’ya gönderilen Şehzade Beyazıd, düşmanın finans damarını kesmek için tehlikeli bir göreve çıkar. Ancak Vlad Tepeş’in kurduğu ölümcül pusu, genç şehzadeyi kılıç kılıca bir hesaplaşmanın içine sürükler.
Sultan Mehmed, sınırları aşacak büyük bir seferin hazırlığına girişirken payitahtta dengeler yeniden kurulur. Mahmud Paşa’nın divana dönüşü bazılarını rahatlatırken, bazıları için fırtınanın habercisi olur.
Mehmed bilir ki Bosna’ya yürümek demek, yalnızca bir toprak parçasını hedef almak değildir. Asıl mesele, “kurt gibi zeki” dediği bu kralın hamlelerini boşa çıkarmaktır. Ve bu kez çözüm kılıçta değil, kelimelerdedir.
Şehzade Beyazıd, düşman sarayında yürüttüğü zorlu görevle yalnızca diplomatik bir mesaj taşımakla kalmaz; ortaya koyduğu kanıtlar karşı cephede beklenmedik bir çözülmeye yol açar.
Drina Kalesi’nde büyük bir keder yaşanır. Kurtçu Doğan, Yeniçeri Ağası Hüseyin Ağa’yı odasında şehit edilmiş halde bulur. Suikastın faili, kale içinde gizli bir dehlizi kullanır.
Kendi askerlerini ve Vlad’ı feda etmeyi göze alarak topçulara ateş emri verir. Meydanı sarsan büyük patlama bir anda can pazarına dönüşür. Ortalığı kaplayan toz ve dumanın içinde Vlad, Pedri’nin yardımıyla izini kaybettirerek kaçmayı başarır.
Ölümden dönen Vlad, oyunun dışında kalamaz; oyunu yeniden kurmak ister. Ancak Macar sarayında beklediği desteği bulamaz. Fakat Vlad için esaret, bir son değil bir fırsattır. Sessizliğinin ardında yeni bir plan, yeni bir intikam büyümektedir. Vlad’ın yeni hamlesi ne olacaktır?
Sefer öncesi sancak beyleri ve tekke şeyhleri bir araya gelir. Molla Gürani’nin sözleriyle birlikte güçlü bir birlik havası oluşur. Yaklaşan sefer öncesi ortaya çıkan bu dayanışma, sarayda da etkisini hissettirmeye başlar.
Fatih Sultan Mehmed, Tuna kıyısında ilerlerken Niğbolu’dan gelen korkunç haberle sarsılır. Şehrin uğradığı yıkımın ardından en büyük endişesi, akıncı beyi Evrenesoğlu Ali Bey’in akıbetidir. Mehmed, vakit kaybetmeden Bali Bey ve Şamil Bey’i yardıma gönderirken, bu saldırının artık kişisel bir hesaplaşmaya dönüştüğünü açıkça hisseder.
Osmanlı karargâhının ormanlık bölgesinde kurulan pusu, şehzadeleri ve sipahileri ölümle burun buruna getirir. Ok yağmuru altında kalan ordu zor anlar yaşarken, Şehzade Mustafa’nın cesareti sahadaki dengeleri değiştirir.
Fatih Sultan Mehmed Han, Targovişte yolunda aldığı ağır kayıpların yükünü taşırken, ordusunu yeniden toparlamaya çalışır. Evrenosoğlu Ali Bey’in şehadeti yalnız akıncıların değil, tüm ordunun bağrında kapanmaz bir yara açmıştır.
Zafer üstüne zafer kazanan Sultan Mehmed, artık Targovişte’nin kapısına dayanmıştır. Ancak Mehmed’in karşısındaki Vlad, kaybettikleriyle birlikte daha da korkunç bir hâle gelir.
Vlad’ın Osmanlı ordugâhına düzenlediği baskın kanlı bir şekilde bastırılır. Mehmed, Mahmud Paşa, Kurtçu Doğan ve yeniçeriler Eflaklıları kılıçtan geçirirken Vlad son anda Mehmed’in elinden kurtulur. Bir kez daha ölümden kaçan Vlad, geride harap olmuş bir ordu bırakır.
Fatih Sultan Mehmed, Targovişte surları önünde zaferin eşiğine gelir. Ancak Vlad’ın kurduğu şeytani tuzak ortaya çıkınca, Mehmed kendisini tarihinin en ağır imtihanlarından birinin içinde bulur.