Tu me Ressembles, Paris'in varoşlarında yaşayan iki kız kardeşin hikayesini konu ediyor. Kardeşlerin yollarının ayrılmasından sonra içlerinden büyük olanı Hasna kimliğini bulmakta zorlanır. Bu süreçte Hasna, hayatının tamamen değişmesine neden olacak bir seçimde bulunur.
Faraway Home, aileleri tarafından Nazi işgali altındaki Avusturya'dan Kindertransport ile Londra'ya gönderilen iki küçük Yahudi çocuğun hikayesini konu ediyor. Çocuklar sonunda Kuzey İrlanda'nın Millisle kentindeki bir Yahudi mülteci çiftliğinde savaştan ve ölümden kaçmaya çalışır.
Küba asıllı Amerikalı rumba şarkıcısı Nicholas Quevedo, müziğe olan sevgisi ve Big Apple'a girme konusundaki sarsılmaz hayaliyle Havana'dan New York'a taşınır. Ancak yolculuğunda, yalnızca aşk ve tutkuyla üstesinden geleceği düşünülemez zorluklarla karşı karşıya kalır.
Oyuncular:Vivian Kerr,
Anthony Rapp,
Lana Parrilla
Bekar bir anne olan Beth, kısa bir süre önce işten çıkarılır. Bir anda işsiz ve evsiz kalan Beth, bu durumu ayrı yaşadığı kardeşi Ben'den saklamak için mücadele eder. Yeni bir iş bulup, ağabeyi gerçekleri öğrenmeden durumunu değiştirmeyi uman Beth, ağabeyi ile bağlantı kurmadan ve kızı Birdy'yi yanına almadan önce gururuyla yüzleşmek zorunda kalır.
Travmatize olmuş polis memuru olan Kostja Ullmann, , bir suçluluk, yalan ve aldatma ağı tarafından gizlenen soğuk bir davayı araştırır. Bu süreçte, bir doktor olan Kristin Suckow, kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmesine yardımcı olur.
1900, Paris. Son derece şiddet yanlısı bir çete, Fransa'nın başkentinin çok yoğun nüfuslu bir bölgesi olan Montmartre'de uzun süredir hüküm sürer. Kendilerine “Apaçiler” lakabını takan gençler adeta tüm mahalleyi terörize etmektedir. Sevgili ağabeyinin çetenin kabul töreni sırasında ölmesinden birkaç yıl sonra genç ...
Birbirlerini seven Banel ve Adam, Kuzey Senegal’de ücra bir köyde yaşar. Sadece yaşadıkları yeri dünya olarak bilen Banel ve Adam’ın dışarısı hakkında hiçbir bilgileri yoktur. Ancak onları birleştiren mutlak aşk, toplumun geleneklerine aykırı olur. Çünkü yaşadıkları yerde tutkulara ve kaosa kesinlikle yer yoktur.
The Church of Living Dangerously, Amerika’nın en önemli papazlarından biriyken, Meksika karteli için uyuşturucu kuryeliği yapmaya başlayan John Lee Bishop‘un hayatına odaklanıyor.
İzole bir yaşam süren, sevimli bir adam olan Hudson, bir gün annesinin ölüm haberini alır. Annesine son görevini yerine getirmek isteyen Hudson, annesinin küllerini Hudson Vadisi'ne dağıtmak için zamanla uzaklaştığı kuzeniyle birlikte bir yolculuğa çıkar. Yolda sıra dışı bir otostopçuyla tanışmalarının ardından onların basit yolculuğu, kendini keşfetme macerasına dönüşür.
12 yaşıjndaki Niki, büyükanne ve büyükbabası ile birlikte yaşar. Cezaevinde olan babasının özgürlüğüne kavuştuğunu öğrenen Niki, büyükannesinin karşı çıkmalarına rağmen gizlice babasınla görüşür. Bir anda kızını karşısında gören Tibor, hayatında ilk defa babalık görevini yerine getirmek zorunda kalır.
Hafızasını kaybeden Anna, sadece yemek yapmayı unutmaz. Bu sayede, yalnız bir adama ait olan, işçi sınıfına ait bir sahil meyhanesinde iş bulur. Anna'nın basit ama lezzetli yemekleri özenle ve güzelce hazırlanır ve en temel yemeği bile bir deneyim haline gelir. Yemeğiyle müdavimlerinin anılarını canlandıran Anna, müşterileriyle arasında bir bağ oluşturur.
Genç bir çift, güneşli bir İtalyan adasında bir tatil evi kiralar. Ancak buldukları şey beklentilerini karşılamaz. Bahçe havuzunun bozuk olduğu ortaya çıkınca Anna ve Adam, adanın su sıkıntısı çekmesine rağmen, onlar için havuzu onarması için bir işçi tutar. İşçinin evdeki varlığı, güvenlik duygularını zedeler ve ...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.