Mizah dergisi National Lampoon'un yükselişi ve bitişinin anlatıldığı filmde, derginin kurucu ortağı olan zeki ve sorunlu Doug Kenney'in yarattığı medya imparatorluğu işleniyor.
Steven Patrick Morrissey, işsizlik, ayaklanmalar ve çalkantılı bir toplumsal değişimin ortasında müzisyen olmanın hayalini kurmaktadır. Zamanını şarkı yazıp, müzik dinleyerek geçiren Morrissey, izlediği konserler, okuduğu kitaplar hakkında dergilere eleştiriler göndermektedir. O ne kadar hayalini gerçekleştirmek istese de ...
Goya, artık seksenli yaşlarının başındadır. Ülkesi olan İspanya ise türlü iç karışıklıkların ve dış problemlerin sorunlarını yaşamaktadır. Goya, sevgilisi olan Leocadia de Weiss ile bu karışık günleri kendi halinde geçirmeye çalışmaktadır. Yaşlı adamın aklında ise sadece gençliği vardır. Kırk altı yaşında ...
Andreas Baader, Almanya'nın en meşhur yeraltı kuruluşlarından birinin lideridir. Bu örgütün adı Baader-Meinhof'dur. Bir süre sonra ise bu isim RAF'a dönüşecektir. Oldukça sıradan kabul edilebilecek suçlarla hayatını sürdüren Andreas, mevcut sisteme ve statükoya karşı olan öfkesini oldukça sıradışı eylemlerle birlikte su ...
Pennsylvanialı polka dansçısı Jan, 1972'de Kanada'ya göç etmiştir. Amacı polka ile tanınmak ve zengin olmaktır. Hayallerinin peşinden giden Jan, 10 yıldan kısa bir süre içinde milyonlarca dolarlık uluslararası bir polka müziği imparatorluğu kurar. Ünü sayesinde 2 Amerikan başkanının önünde performans sergilemiş, Grammy ...
Gazeteci Robert Torres 1982’de Katolik Opus Dei grubuna ait bir kitap üzerine araştırma yapmak için İngiltere’den İspanya’ya gider. Manolo Torres ile araştırması hakkında konuşurken, dokunaklı bir hikayeyle daha karşı karşıya gelir. Manolo’yu Opus Dei’ye bağlayan grubun kurucusu Josemaría Escriva’dır. Fakat ...
2010 Akademi Ödülleri'nde En İyi Yabancı Film dalında İspanya'nın adayı olan Yağmuru Bile filminin yönetmeni Iciar Bollain, bu filmiyle Ken Loach'un senaristi Paul Laverty ile işbirliğine gidip Nepal'e uzanıyor. Yaşanmış olaylardan esinlenmiş bir film ortaya çıkartan yönetmen, Katalan öğretmen Laia'yı anlatıyor. Katmandu'da ...
1930'ların Paris'inde geçen hikayede, bir tiyatro oyununa izleyici olarak eşlik ediyor ve Grand Guignol Tiyatrosu'ndaki kanlı ölüm sahneleri ünlenen bir aktristin geçmiş yaşamından başından geçen tatsız olaylara ve peşindeki hayranının takibine tanık oluyoruz.
Yetenekli bir DJ ile iki kardeşi, 1980’lerde Napoli’de kendi çektikleri karışık kasetleri kaçak yollarla satmaya başlar. Onlar kanun kaçağı olarak başladıkları bu yolculukta, zamanla güçlü albümlere imza atan yapımcılara dönüşürler.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.