Let Me Count the Ways, şair Elizabeth Barrett ile oyun yazarı Robert Browning arasındaki ilişkiye odaklanıyor. 19. Yüzyılda şair Elizabeth Barrett, kardeşleriyle birlikte çocuklarına bekarlığı empoze eden babasının kontrolünde yaşar.
Irena Sendler, 2. Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altındaki Varşova'daki 2.500'den fazla Yahudi çocuğun kurtulamasını sağlayan, Polonyalı hemşire ve sosyal hizmet görevlisi Irena Sendler'ın hikayesini konu ediyor.
Bir CIA görevlisi, yakın zamanda kaçan bir IŞİD seks kölesiyle arkadaş olur. Birlikte harap olmuş Suriye'yi geçerken ajan, 15 yaşındaki Yezidi kızın hilafetin merkezinin neresi olduğunu bildiğini keşfeder.
Dedektif Reese Rezerk, Virginia banliyösünde yaşayan ve görünüşte sırada bir hayata sahip olan Nancy ve Derek Haysom’ın cinayetini araştırmakla görevlendirilir. Çiftin cinayeti ile ilgili araştırmasını ilerlettikçe Reese, iki şüpheliye ulaşır. Şüpheliler, çiftin kızları Lizzy ve onun erkek arkadaşı Jens’dir. Genç çift, Avrupa’ya kaçarak Reese'i uluslararası bir insan avına sürükler.
Pagten, "Out of Africa" ile tanınan Danimarkalı yazar Karen Blixen ile genç ve gelecek vaat eden bir şair olan Thorkild Bjornvig arasındaki ilişkiye odaklanıyor.
Dünyanın en etkili göz cerrahı Doktor Ming Wang'ın hayatına odaklanıyor. Filmde, Dr. Ming Wang'ın ırk ayrımcılığına karşı verdiği mücadele ve milyonlarca insanın görüşünü geri kazanmak için yeni teknolojiler geliştirecek birinci sınıf bir cerrah olma yolundaki yükselişi konu ediliyor.
1970 yılında neredeyse tüm kanserli çocuklar öldüğünde, sıra dışı ve parlak bir onkolog olan Dr. Audrey Evans, zor durumdaki hastalar üzerinde yeni tedavileri denemek ve bakım arayan şehir dışında yaşayan ailelere barınma sağlamak amacıyla kuralları çiğner ve çocuklarını kurtarmak için her yolu dener.
Alman Rob Pilatus ve Fransız Fab Morvan'dan oluşan Milli Vanilli, 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında müzik fenomeni haline geldi. Onlar, “Girl You Know It's True" ve "I'm Gonna Miss You" gibi şarkılarla dünya çapındaki listelerde fırtınalar estirdiler. Fab ve Rob'un önünde harika bir kariyer var gibi görünüyordu ta ki sonunda ...
1950’lerin büyüklüğü en çok tartışılan ve en sert müzisyenlerinden biri olan Jerry Lee Lewis, hayat öyküsüyle 80’lerin sonunda beyazperdede. Kibirli tavırları, olağanüstü yeteneği ve alışılmadık hayat tarzıyla hem kendi sektöründe hem de kamuoyunda hep tartışmalı bir hayat süren Lewis, Dennis Quaid tarafından canlandırılıyor.Z.S.
Besteci, şarkıcı ve dansçı George M. Cohan'ın müzisyenlik kariyerini ele alan film, 2. Dünya Savaşı'nın ilk günlerinde, Cohan'ın emekli olmaya karar vermesiyle başlıyor. Başkan Roosevelt'in davetiyle bir akşam Beyaz Saray'a konuk olacak ve Altın Madalya nişanına layık görülecektir. Cohan, bu gece sahnedeki ilk günlerini ...
ABD'li saygın ressam Mark Rothko'nun kızı Kate Rothko, mirasını onurlandırma mücadelesinde kendisini babasının emlak vasileri ve galeri müdürleriyle uzun süreli bir hukuk savaşının içinde bulur.
Ünlü sanatçı ve mimar Isamu Noguchi'nin annesi olan eğitimci, editör ve gazeteci Leonie Gilmour'un hayat hikayesini beyazperdeye taşıyan film Fransa, İngiltere, Avusturalya, Almanya, Belçika, ABD ve Japonya ortak yapımı dramatik bir biyografi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.